|
Mainz, 10.03.2010
Kabul etmeliyiz ki, millet olarak „uzlaşma“ kültürünü yeterince özümseyebilmiş değiliz. Bin küsur yıllık otoriter bir gelenekten süzülüp gelen bir toplum için bu çok da yadırganacak bir durum olmasa gerek. Cumhuriyet ile beraber gelenekten kaynaklanan ne kadar değerimiz varsa hemen hepsini hoyratça hayattan dışlamış olmamıza rağmen „otoriter gen“ lerimize hiç dokunmamışız. Dahası otoriter düşüncenin içselleştirilmesi için cebri tedbirlere bile tevessül etmişiz.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Unuttum seni!! Bu cümle tanıdık geliyor değil mi? Belki de farkına varmaksızın yalan söylüyorsun durduğun yerde. Belirtili nesnesi her ne olursa olsun, unuttum kavramı aslında o şeyi yeniden hatırlamaktır VE SEN BUNU BİLDİĞİN HALDE HALA UNUTTUM DERSİN!
|
|
Devamını oku...
|
Hepimizin ruhuna naksolmus Saman Sarısı adlı şiirinde şöyle seslenir Nazım Hikmet Sen mutluluğun resmini yapabilirmisin Abidin?. Abidin Dino ciddiye alıp acaba denemiş midir? Denediysede gerçekten çizebilmiş midir? Bu konuya kendimi direk müdahil sayarak bende bir mutluluk resmi çizmeye karar verdim. Tuval olarak hayatımı, boya olarak arzularımı, model olarak gerçeği, fırça olarak da hayallerimi kullanıyorum.
|
|
Devamını oku...
|
|
Bir kadın düşünün, evladının parmağına rüzgar değse kendi içinde fırtınalar koparan bir kadın. Sevdigi için ölmeyi göze alacak kadar kör aşık, hassas, içten ve sevgi dolu bir kadın. Aynı kadını bir kürk manto üzerinde, arzi endam ederken görünce düşünürmüsünüz sizde bu kadın o kadın mı? Kendi evladı için canı yanan o sevgi yumağı, canlı canlı derisi soyulan bir hayvancık için neden duyarsızlaşır.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
Sayfa 1 / 332 |