-“Artık Yaşlanıyor muyum ne?”
Orta yaştaki erkeklerin, gençlik yıllarına olan özlemlerini giderme arzusu…
Andropoz!
Yani Azgın Teke Sendromu…
Ve devamı halinde olacak olan en son şey ve söylenecek en son söz:
-“Çok hoş bir şey oldu; andropoza girdim; kadınlarla ilişkim kalmadı!” (1)
Psikolojik zihinsel yorgunluk, huzursuzluk, sinirlilik, dikkat toplamada güçlük, genel iyilik halindeki bozulma, karamsar/depresif ruh hali, fiziksel güçsüzlük, adale hacminde ve gücünde azalma, memelerde büyüme, kıllanmada azalma ve dökülme, karın bölgesinde yağlanma artışı…

Sponsor Bağlantılar

Yaşlanan erkeklerdeki cinsel fonksiyonlarda meydana gelen kalite kaybı… Ancak, andropoz, kadınların menopoz sonrası yaşadıklarıyla aynı şey değildir…

Cinsel fonksiyonlardaki azalma, erkeklerde kademeli ve yavaş ilerleyerek oluşmakta ve bu hal, kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Kadınların aksine erkeklerde iktidar yeteneği azalmış olsa da devam emektedir.

Genellikle 40′lı yaşlardan sonra erkeklik hormonunda kısmi azalma dönemine girilmekte, azalma derecesi şikâyetin oluşmasında belirleyici rol oynamaktadır. Ancak, 40’lı yaşlardaki erkeklerin hepsi de andropoz olacaktır diye bir kural yoktur.

Andropoz’da yalnızca hormonal durum değil, sosyal ve psikolojik durum da önemli bir yer tutmaktadır…

-“Yıllarımı kaybediyorum, tren kaçıyor mu?”

İşte bu his, azgın tekeyi harekete geçiren sihirli cümledir…

Erkeklerde andropoz durumunun hangi yaşlarda ortaya çıkacağı her kişi için farklılık arz etmektedir. Bazı erkeklerde 50′li yaşlardan sonra, bazılarında ise 80′li yaşlardan sonra andropoz belirtileri görülmektedir…

Andropozun, erkeğin kaçınılmaz kaderi ve hazin bir sonu olmadığı belirtilmektedir.

Her erkekte ortaya çıkan bir durum da değil…
Her erkekte andropoz belirtisi görülecektir diye bir kural yok…
Hep beraber “Çok şükür!” diyebiliriz şimdi…

Diyelim ki, vahim sonuç gerçekleşti ve siz andropoz oldunuz?

Vah vah! 🙂

Fakat üzülmeye gerek yok, bunun bir çaresi varmış… Yapılan araştırmalar, sağlıklı beslenme ve sporla andropozu yenmenin mümkün olabileceğini göstermiş.

Neyse, tekrar “Çok şükür!” deyip, derin bir nefes alabiliriz. 🙂

Yüksek yaşam kalitesi (sağlıklı ve dengeli beslenme), spor yapma, alkol ve stresten uzak bir yaşam andropoz ve etkilerinden koruyormuş.

Bunun için kilo almamak, kas yoğunluğunu kaybetmemek gerekiyor, kalbe dost gıdaları tercih etmek, alkolden, stres ve yaşam kalitesini düşürecek şeylerden kaçınmak gerekiyormuş.

Sebze ve meyve ağırlıklı beslenme, ihtiyacımız olan vitamin ve antioksidan desteğini sağlıyor. Balık, yeşil, biber, havuç, ıspanak, tahıllar. Omega 3 ve B vitamini bu dönemde önemli vitaminler arasında yer alıyor.

Kolesterolü kontrol altında tutacak beslenme alışkanlığı edinme, PSA ölçümü yaptırma, prostatları kontrol ettirme, E vitamini kullanma (Doktor belirlemeli), hipertansiyon olup olmadığımızın kontrolü ile eşler arası destek ve mutlu aile ortamının korunması için psikolojik destek alma, yanı sıra yürüyüş yapmanın önemli olduğu söyleniyor.

Parola şudur: “Sağlığa dikkat ediyoruz…“ Olması gerektiği gibi besleniyoruz ve mutlaka spor yapıyoruz; ne ki, erkekliğe halel getirmiyoruz. 🙂

GezGin

(1)Prof. Afşar Timuçin; gazetecilere verdiği röportajdaki sözleriyle ciddi “bir ilk”e imza atmıştı, Prof Afşar Timuçin ayrıca: “Salt cinsellik, bana iğrenç geliyor” diye de çarpıcı sözler söylemişti.