-“Benim sevgili kızım! Karakaşlı-karagözlü, özü güzel maralım, özünde melek kızım! Seni seviyorum!” Annem konuşuyor, eşime söylüyor bu lafları…
Nutkum tutuldu o an; duyduklarıma, gördüklerime inanasım gelmiyor. “Hay Allah!” dedim içimden, bu konuşan annem, sahi bu benim annem mi?”

Sponsor Bağlantılar

2008 Haziran ayı bir akşam vakti yemek sonrası… MSN den görüntülü konuşma yapıyor ev halkı… Annem bülbül olmuş da şakıyor… Eşimin mutluluktan yanakları al al olmuş, soluğu kesilmiş adeta. şaşkın bir hali var… Nasıl olmasın ki, ilk defa annemden böyle güzel sözlere ve olağanüstü incelikte iltifatlara nail oluyor…

Ya ben! O anki hissiyatımı sözle anlatabilmem çok zor. Mutluyum, mesudum; ayaklarım yerden kesilmiş de uçuyorum… “Eh be anneciğim!” dedim içimden, “Mademki siz böyle bir sevgi ve şefkat içindeydiniz; neden yıllarca bu güzel sözlerden bizi mahrum ettiniz?”

2008 Temmuz ayı ortaları, bir öğle sonrası… Kız kardeşim göğsüne vura vura, saçını-başını yolarak, toz toprak içinde yuvarlanıp ağlıyor. Onu sözle vazgeçirememiş, kucaklayarak araç içine taşımak zorunda kalmıştım. “Sus!” deyip uyardım, “Bir daha böyle saçmalamayacaksın! Sesin bile çıkmayacak tamam mı?”

Babamın omuzları çökmüş, donup kalmıştı. Fakat Gözleri ağlamıyor, belki ağlayamıyor… Doğrusu bu ya, ta yüreğinin içi alev almış yanıyor, içten içe tutuşmuş kan ağlıyor… Hiç kolay değil onun için, o, can yoldaşı, hayat arkadaşını uğurluyor…

-“Sevgili kızım, canım yavrum; benim öz balam (öz evladım), oğlum nerede? Yoksa o hasta mı? Rüyamda onu siyah çorap giyerken görmüştüm… Sesi titreyivermiş, ağlamaklı olmuştu, “Allah aşkına bana doğruyu söyle; iyi mi, Nerede o?”

İçim burkuldu. Onu, ben bilgisayar ekranında görüyordum. Fakat görüş açısında olmadığım için o beni göremiyordu… Eşim, “Yok yok, boşuna endişeleniyorsun. O burada; çok iyi, sağlıklı” dedi ve bana çıkışarak, “Bak annen seni görmek istiyor, maşallah çakılıp kaldın oraya!” Ya ben bekler miymişim, bekleyebilir miymişim hiç? O annem! Beni göremeyince nasıl da üzülüveriyormış benim anneciğim…

-“Anne!” dedim, “Anne bak buradayım! Görüyor musun şimdi beni?”

Dikkatlice bakıyordu, sanırım görüntü donmuştu kısa bir an; endişeli bir gülümseme yayıldı yüzüne, feryat eder gibi konuştu:

-“Oğluum!” dedi, “İyisin değil mi?”

-“Evet! Ben iyiyim anne!” dedim gülerek,

-“Rüyalar her zaman doğru çıkmaz anne, ben çok çok iyiyim hemde….”

-“Ellerini göster bana, ellerini göreyim!”

Hay Allah! Anne yüreği bir başka, bak neler de geçirmiş içinden… El kontrolünden sonra ayaklara da sıra gelmesin sakın? Tek tek göstermiştim ellerimi, “Anne bak, kayıp yok!” demiştim.

Nihayet inanmış, huzura kavuşmuştu… Bu hali bakışlarından belli oluyordu. Ben, onun hallerinden ne düşündüğünü bilirim, bundan eminim; çünkü annem o, annem benim…

Son olarak el salladı, “Oğlum seni çok özledim…” diye söyledi. Çocuksu bir edayla da “Oğlum gel gel!” dedi.

Son görevimizi yapmıştık ve ayrılıyorduk artık… Aile üyelerinin araca binmesini bekliyordum. Sonra vedalaşmak üzere annemin başucuna çöküverdim;

-“Anne! ‘Oğlum gel, gel’ dediğinde keşke gelseydim…”
-“Keşke bir ay beklemeseydim…”

-“Anne! Şu an içim parçalanıyor; anne, annem benim! Meğer ben de seni çok özlemişim!”
-“Anne! Ben zaten hep siyah çorap giyerim!”
-“Ben de seni çok seviyorum anne! Hem de kocaman, çok!”

Bu yazımı, canım anneme, onun aziz hatırasına; her anne gibi onun da yüce olan ruhuna ve tüm annelere ithaf ediyorum gözyaşlarımla…

GezGin