Archaeopteryx, evrimci bilim adamlarının kuşların sözde evrimine delil olarak gösterdikleri bir canlıdır. Bir çok evrimci, Archaeopteryx’in sürüngenden kuşa geçişi gösteren bir ara fosil olduğunu iddia eder. Ancak Alan Feduccia gibi önde gelen evrimci otoriteler dahi bu iddiaların geçersiz olduğunu kabul etmektedirler.

Sponsor Bağlantılar


Yaklaşık olarak günümüzden 150 milyon yıl önce yaşamış olan Archaeopteryx fosilleri üzerinde yapılan araştırmalar göstermiştir ki, Archaeopteryx bir ara fosil değil, yalnızca günümüz kuşlarından farklı özelliklere sahip soyu tükenmiş bir kuş türüdür.

Evrimcilerin Archaeopteryx konusundaki iddialarına ve bu iddialara verilen cevaplara değinelim biraz da…

1- Göğüs Kemiği : Yakın bir zamana kadar, Archaeopteryx’in göğüs kemiğinin olmayışı, bu canlının uçamayacağının en önemli kanıtı olarak görülüyordu. (Göğüs kemiği, uçmak için gerekli olan kasların tutunduğu göğüs kafesinin altında bulunan bir kemiktir. Günümüzde uçabilen veya uçamayan tüm kuşlarda, hatta kuşlardan çok ayrı bir familyaya ait olan uçabilen memeli yarasalarda bile bu göğüs kemiği vardır.)

Ne var ki 1992 yılında bulunan 7. Archaeopteryx fosili, bu bilginin yanlış olduğunu ortaya çıkarmıştır. Çünkü son Archaeopteryx fosilinde evrimcilerin yok saydığı göğüs kemiği vardır. Dolayısıyla bu bulgu, Archaeopteryx’in tam uçamayan bir yarı kuş olduğu iddialarını geçersiz kılmıştır.

2 – Tüylerin Yapısı : Archaeopteryx’in gerçek bir kuş olduğuna en önemli delillerden biri de, asimetrik tüy yapısı ile günümüz kuşlarından farksız olan tüy yapıları olmuştur.

Paleontolog Robert Carroll, konu hakkında şu açıklamayı yapar: Archaepoteryx’in uçuş tüylerinin geometrisi modern uçucu kuşlarınki ile tamamen aynıdır, uçucu olmayan kuşların ise tüyleri simetriktir. Tüylerin kanat üzerindeki düzeni de modern kuşlarınkiyle benzerdir… Uçuş tüyleri en az 150 milyon yıldan beri durağandır (değişmemiştir).

3 – Ağzındaki Dişler ve Kanatlarındaki Pençeler : Evrimciler, Archaeopteryx’in pençe ve dişlere sahip olmasını ara geçiş formu özelliği olarak göstermişlerdir. Oysa günümüzde yaşayan Touraco corythaix ve Opisthocomus hoazin’de de dallara tutunmalarını sağlayan pençeler bulunmaktadır. Ve bu canlılar, hiç bir şekilde sürüngen özelliklerine sahip olmayan tam birer kuştur. Dolayısıyla Archaeopteryx’in pençeleri, onun sürüngenlerden evrimleştiğine delil değildir.

Archaeopteryx’in ağzındaki dişlere gelince; evrimciler bu dişlerin sürüngenlere ait bir özellik olduğunu savunarak büyük bir yanlış yapmışlardır. Çünkü dişler, sürüngenlerin karakteristik bir özelliği değildir. Bazı sürüngenlerin dişi varken bazılarının ise dişi yoktur. Bir diğer konu ise dişli kuşların Archaeopteryx ile sınırlı olmamasıdır. Günümüzde dişli kuşların nesli tükenmiş de olsa Archaeopteryx ile aynı dönemde yaşamış ve hatta yakın zamana kadar yaşadığı fosil kayıtlarından ortaya çıkan dişli kuş türleri mevcuttur.

Daha da önemlisi, Archaeopteryx ve diğer dişli kuşların diş yapısı ile, bu türün atası kabul edilen Theropod dinozorlarının diş yapısı birbirinden çok farklıdır. Theropod dinozorlarının dişlerinin üstü testere gibi çıkıntılıdır ve kökleri de dardır. Bilim adamları Theropod ve Archaeopteryx’in bilek kemiklerini de karşılaştırmışlar ve aralarında hiç bir benzerlik olmadığını belirtmişlerdir.

Archaeopteryx’in dinozorlardan evrimleştiğini iddia eden en önde gelen otoritelerinden biri olan John Ostrom’un, bu canlı ile dinozorlar arasında öne sürdüğü bazı “benzerlik”lerin ise gerçekte birer yanlış yorum olduğu S. Tarsitano, M. K. Hecht ve A. D. Walker gibi anatomistlerin çalışmalarıyla ortaya çıkmıştır.

4 – Archaeopteryx’in Kulak Yapısı : A.D. Walker, Archaeopteryx’in kulak bölgesini incelemiş ve günümüz kuşlarından hiç bir farkı olmadığını belirtmiştir.

5 – Archaeopteryx’in Kanatları : Wales Üniversitesi, Biyoloji Bilimleri Enstitüsü’nden J. Richard Hinchliffe embriyolar üzerinde modern izotopik teknik kullanarak, kuşların kanatlarının II, III ve IV. parmaklardan oluşurken, Theropod dinozorlarının ellerinin I, II ve III. parmaklardan oluştuğunu saptamıştır. Elbette bu durum, Archaeopteryx – Dinozor bağlantısını savunanlar için oldukça sıkıntı verici olmuştur. Hinchliffe’nin araştırma ve gözlemleri, ünlü bilim dergisi Science’ın 1997 yılındaki bir sayısında yayınlanmıştır.

6 – Zamanlama Konusundaki Uyumsuzluk : Amerikalı biyolog Jonathan Wells, 2000 senesinde yayınlanan Icons of Evolution (Evrimin İkonaları) adlı kitabında, Archæopteryx’in evrim adına adeta kutsal bir sembol haline dönüştürüldüğünü ancak delillerin, bu canlının kuşların ilkel atası olmadığını gösterdiğini belirtmiştir. Wells’e göre bunun en önemli göstergesi, Archaeopteryx’in atası kabul edilen Theropod dinozorlarının, Archaeopteryx’ten daha genç olmalarıdır.

İki ayaklı yerde koşan dinozorlar, Archaeopteryx’in sözde atalarından beklenebilecek bazı özelliklere sahiptirler ancak fosil kayıtlarında Archaeopteryx’ten daha sonra ortaya çıkmışlardır.

1995 senesinde  Çin’de Omurgalılar Paleontolojisi Enstitüsü’nde araştırmalar yapan Lianhai Hou ve Zhonghe Archaeopteryx’le ilgili evrimci iddiaları çürüten bir başka fosil ise, Eoalulavis oldu. Archaeopteryx’ten 25-30 milyon yıl daha genç, yani 120 milyon yaşında olduğu söylenen Eoalulavis’in kanat yapısının aynısı, günümüzdeki bazı uçan kuşlarda görülüyordu. Bu da 120 milyon yıl önce, günümüzdeki kuşlardan birçok yönden farksız canlıların göklerde uçmakta olduklarını ispatlıyordu.

Sonuç olarak Archaeopteryx ve diğer arkaik kuşların birer ara geçiş formu olmadığı ispatlanmış oldu. Elde edilen fosil kayıtları, farklı kuş türlerinin birbirlerinden evrimleştiklerini kanıtlamıyordu. Tam tersi Archaeopteryx ve benzeri kuş türleri ile günümüz benzeri kuş türlerinin aynı anda yaşamış olduklarını gösteriyordu.

İbrahim Akın