Yazar: GezGin

Bizans'ın Çocukları ve Terör

Damlıyoruz damlıyoruz ve ırmaklar olup akıyoruz, Deniz oluyoruz, Taşkın oluyoruz, Ki bentler yarılsın; ki zulmün duvarları yıkılsın…Memleketime baktım ıstıraplar gördüm, talanı gördüm, acımasızlık ve adaletsizlik gördüm; memleketime baktım yitip giden insanları gördüm, mutlulukları yıkan, kalpleri yakan, yakılanların üzerinde tepinen vicdansızlar gördüm; şehirlerimde kan gördüm, kavga gördüm, açlık ve sefalet gördüm, sevgisizlik ve öfke gördüm, Daha da önemlisi yaşamadığımızı gördüm; yoksa zulüm kanıksandı mı? Her kara gecenin sonunda başlayan güne, güneş ışığı gibi dost gülüşlere hasretiz… Karanlıkları silmenin sabahındayız… Yüreklerimiz çağlayan olsun, olsun ki günlerimiz aydınlık olsun…. Kararlılık ve zafer yürekten bir çığlıktır… Çığlıklarımızı katalım güne… Gözlerimizdeki kararlı bakışların içinden...

Devamını Oku

Fakirlik Yemini; “İsa’nın Fakir Askerleri”

“Bilinen Şeytan bilinmeyen Şeytandan iyidir…” Hasan Sabbah ve Bâtınilerin etkisinin bitmek üzere olduğu bir dönemdi… Haçlı seferleri sırasında 8 Şövalyenin katılımı ve “Hugues de Payen” adında soylu bir şövalyenin önderliğinde “Tapınak Şövalyeleri” adlı örgüt kuruldu...Yıl 1119 Kudüs, Haçlıların eline geçmişti. Tapınak Şövalyeleri kutsal topraklara giden hacıları ve Avrupalıları koruyordu. Troya konsülü tarafından resmi olarak “İsa’nın Fakir Şövalyeleri” ve “Süleyman Tapınağı Tarikatı” olarak kurulan Tapınak Şövalyelerinin sayısı daha sonraki yıllar hızla artacaktı… Yıl 1129 1130’larda Kudüs civarında 300 Tapınak Şövalyesi vardı. Kiliseye itaat, bekâret ve “fakirlik yemini” etmek Tapınak Şövalyesi olmanın başta gelen şartlarındandı. Tapınakçılar, Anadolu’da ve Kudüs civarında kaleler...

Devamını Oku

Seçkinler Ağının Dünyası; “Kaostan Düzen”

“Özgürlüğün en büyük düşmanı halinden memnun kölelerdir” “Deccal” diye adlandırılıp hakkında rivayetler uydurulan şey, aslında Illuminati denen örgütlü seçkinler topluluğudur. Illuminati, 1776’da gizli bir örgüt kurdu; beyin takımı olan seçkinlerin dışındaki üyelerine de “Mason” dendi…Yeryüzünün tek hâkimi olacağı hayal edilen Anglo Sakson-Yahudi medeniyeti 200 yıl kadar önce planlanmıştı. Ve planlandığı günden beri tek bir ideolojiyi benimsedi; “Küreselleşme!” ve “Yeni Dünya Düzeni!” … Belirli bir seçkin zümrenin kontrolündeki Birleşik Devletler medyası, sürekli olarak dünyanın diğer yayın ağlarına gerçek dışı haberler servis eder. Başta Amerikan halkı olmak üzere bütün Dünya, -11 Eylül olayında olduğu gibi- bu yayın ağları tarafından yönlendirilip aldatılır....

Devamını Oku

Mantar Kafalı Küçük Çocuk “Little Boy”

“Dünya’nın güçlü varlıkları mücadeleler ve muharebelerle yıkıldı. Kim direnip koruduysa en güzel ödül onun oldu…” (1) Olayların farklı bir boyutu olabileceğini düşünmek bir abartı (paranoya) mı? Gerçeğe ulaşmak için yaygınlaştırılmış bilgilerin dışına çıkarak olayları nesnel (objektif) bir bakış açısıyla değerlendirmek yanlış bir yöntem mi?Toplum tarafından belli bir biçimde algılanan olayların, kamuoyundan saklanan bir yanı ve perde arkası ilişkilere dayanan bir yönü olabilir mi? Toplumların başına hangi felaketler geldiyse insanın bencilliği ve tutkuları yüzünden gelmiştir… Yalnızca birkaç saniye! Korkunç bir şok dalgası ve basınç Ve bir anda 100 binlerce insan yerde! Küçücük bir maddede saklı muazzam güç… Atom! Patlama anı:...

Devamını Oku

“Büyük Birader”in Meraklı Gözleri

Bilgisayarlar, Telefonlar, Elektronik cihazlar, Bizi gizlice izliyor…Amerika, İngiltere ve İsrail üsleri birer veri aktarım merkezi olarak kullanılıyor; İzleniyor, dinleniyor ve gözetleniyoruz… … ABD’nin Utah eyaletindeki bir çölün derinliklerinde yoğun bir inşa faaliyeti sürüyor… Binlerce işçi ve yüzlerce teknisyeni bu ıssız çöle getiren şey, yeni bir proje; Dünya iletişimine tümüyle egemen olma isteği… Nihai hedef: tüm dünya iletişimi! … Daha önce Mormonlar, dünyanın geri kalanından kaçmak için sığınmışlardı bu ıssız çöle… Fakat artık tüm dünyanın izleneceği, dünyadaki tüm elektronik iletişimin takip ve deşifre edileceği bir yer haline geliyor… Karmaşık ve gelişmiş bir teknolojiyle donanacak olan çöl, küresel gücün yeni ve...

Devamını Oku

Doğal Silahlar; “Barutun Bittiği An Geldiğinde”

“Zengin ülkeler öylesine zengin, yoksul ülkeler öylesine yoksul ki…” Sessiz…Gürültüsüz…“Tak!”Hepsi bu,Yalnızca bu kadar ses…Patlama yok ama etkili…Mermi kadar çevik ve hızlı…Hedefi tahrip edici…Kaynaklar bolca; hemen hemen sınırsız…Mesela kış; zemin karla kaplı, elle sıkıştırılmış bir kartopu,Yahut küçük bir buz parçası cephaneniz… Mesela dağlık bir arazi; bitki örtüsü çok az, yerdeki küçük bir taş, Yahut irice bir kaya parçası, düşmana fırlatabilirsiniz… Saldırganın mühimmatı bitti bitecek, ama ya sizin? Kolay kolay tükenmeyecek gibi… Barutun bittiği an geldiğinde, Silah fabrikalarının dumanı tütmediğinde, Mermilerin ıslıkları ve bombaların havayı yırtan haykırışları sona erdiğinde… Göğe yükselen toz yere inip de sessiz bekleyişin akrep ve yelkovanı dönmeye başladığında...

Devamını Oku

Sayntoloci Tarikatı “Her şey değişebilir!“

75 milyon yıl önceydi…Xenu öfkeliydi…Galaktik bir konfederasyonun lideriydi Xenu; çünkü anlaşmazlık yaşadığı varlıklar onu çileden çıkarmışlardı…Ve kararını açıkladı:“Onları sürgüne yollayacağım!”“Ve onlara, Dünya’yı sürgün yeri olarak seçtim!”“Atın bu kötü varlıkları oraya; artık burada görmek istemiyorum!”Böylece konfederasyondan kovulan varlıklar, Havai yakınlarındaki bir yanardağa atıldılar… İnsanlar, Xenu tarafından atılan ruhların kötülükleri yüzünden acılar ve sıkıntılar yaşayacaklardı… Bu kötü ruhların adı “Thetan”dı… … Her şey ‘Dianetics’ adlı kitapla başlamıştı… 1950’de L. Ron Hubbard, “Dianetics: The Modern Science of Mental Health” yani “Dianetics: Akıl Sağlığının Modern Bilimi” adlı kitabını yayımladı. Bu kitabın hızlı başarısından sonra Hubbard, düşüncelerini “Sayntoloci” adlı bir felsefe haline getirdi. 1954’de...

Devamını Oku

Ay’ı Kıskandıran Güzel; Tac Mahal

“Sen, bir kez seslen bana yeter ki aşkım; ben, sesini yedi kere duyarım!” Tac Mahal!Aşk için dikilmiş en anlamlıVe en güzel anıt…Dünya’nın 7. harikası!Mehtaplı gecelerde Ay’ı kıskandıran bir güzellik ve parlaklığın adı Tac Mahal… “Şah Cihan”, büyük bir aşkla sevdiği eşi “Ercümend Banu Begüm”ü doğum sırasında kaybetmişti ve büyük aşkının anısını yaşatmak üzere yaptırmıştı bu büyüleyici eseri…Çocuk doğururken ölen kadınlar kutsal sayılırdı Hindistan kültüründe… Tac Mahal, Hindistan’ın “Agra” şehrinde, “Jumna (Yamuna) Nehri” kıyısındadır… Mimar Sinan’ın talebelerinden Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi tarafından inşa edilmiş, Hattat Serdar Efendi tarafından da yazılarla süslenmiştir… Mimarlar ve hattat, Şah Cihan tarafından...

Devamını Oku

Dedem Uzaya Açılan ilk Türk'tü "Aşure Günü Anlatıları"

Aşure Günü Arapça: AşuraFarsça: Aşureİbranice: Yom Kippur “Aşure günü”, Muharrem ayının “Onuncu gün”ü manasınadır. Muharrem ayı, Hicri takvimin ilk ayıdır. “Aşure” ya da “Aşura” Arapça’da 10 manasına gelen “aşara” kelimesinden türemiştir.Sözcük, muhtemelen Samî dil ailesinde ortak anlam özelliklerine sahipti… Musevilik’te “ve yevm” yani “Büyük Kefaret Günü” diye de adlandırılır. Dedemin hikayesini sonra anlatacağım…. Muharrem ayının 10. günü demek olan Aşure günü için tarihte birçok önemli olayın meydana geldiği söylenmektedir. Ve bu anlatılar, dayanaktan yoksun olsalar da İslam kültürüne girmiş ve kökleşmişlerdir. Fakat “Aşure Günü” deyince akla, Hüseyin bin Ali ve beraberindeki 72 kişinin Hicri 61 Muharrem’inin onuncu gününde (Miladi:...

Devamını Oku

Bir Canımız Var, O Kaldı!

“Bu topraklarda neyiniz var?” diye sorsalar ne diyeceğiz? Yıl 1854, Osmanlı İmparatorluğu dış borçlanmalara başlamış ve 1874’e kadar 15 ayrı dış borçlanma yapmıştı… Aynı dönem içinde 239 milyon lira borçlanıldığı halde, Osmanlı Hükümetinin eline 127 milyon lira geçmişti. İlk dış borçlanma, Kırım Savaşı’nda, savaşın maliyetini karşılamak için yapılmıştı.Ama mali durumunu düzeltemeyen imparatorluk, savaş sonrasında da borçlanmayı sürdürmüştü… Daha sonra da borçlanmayı bir alışkanlık haline getiren Osmanlı İmparatorluğu, karşılaştığı her ekonomik sıkıntıda dış borç almayı bir çare olarak gördü. Kısa süre sonra, değil borçları, faizlerini bile ödeyemez hale geldi. 1874’te imparatorluk mali iflasın eşiğine gelmiş ve bir kararname çıkarmak zorunda...

Devamını Oku

Zamanın İzi (43) “Nil’in Çocuğu”

“İşte benim için de senin için de bir göz aydınlığı!” …Ve bebek bir sandık içine konmuş, Nil’e bırakılmıştı… Canının parçası yavrusundan ayrı düşmenin dayanılmaz acısıyla yüreği sızlayan annenin elleri titredi. Sandık, kendisinden ağır ağır uzaklaşırken, hasretin yakıcılığının tüm bedenini sardığını hissetti…Sandık, nehirde yol alıyordu… Bebeğin kız kardeşi ise onun nereye gideceğini takip ediyordu. Bir süre sonra sandık, garip bir kavis yaparak kıyıya yaklaşmaya başladı ve orada bulunan bir kadın sandığı fark edip sudan çıkardı. Meraklı gözlerle sandığın kapağını açtığında gördüğüne inanası gelmedi. “Çok sevimli, gürbüz bir bebek!” ve o nasıl da güzel bakıyor, nasıl da tatlı tatlı tebessüm ediyor...

Devamını Oku

Ateş Irmağı

Aşk, öyle bir “Ateş Irmağı”dır ki, onun suyu el yakar; “O Şey”in maddesi uzaktan dahi göz yakar. İçmek ister isen sakın içme; iç yakar! Cennet temaşa ettiğin sanır göz, oysa hayran olan göz hazza gark olmuştur. Görmez ki bulanık göz, kor Cehennem adın aşk koymuşlar; sakın girme, can yakar!Sorar isen eğer sevgi ne, aşk ne; nicedir? Hâkimiyet kuvvetince ölçülür bu; eğer İnsan hal-i gönlü üzre hâkim ise sevgi, ama hal-i gönlü üzre fermanı yok ise bu aşk olur… İrade-i cüzinin, sevgide misali demir iken, aşkta ise ayağın ezdiği toprak olur. Hüzün; kelime-i hazin, ayrılık, hicran gibi… Lakin mutluluk gibi...

Devamını Oku

Zamanın İzi (42) “Piramit Hiyerarşisi”

“Onların oğullarını öldürüp kadınlarını sağ bırakacağız!” Mısır ülkesinin kralı, astığı astık, kestiği kestik zorba bir düzen kurmuş, toplum ise sınıflara ayrılmıştı… Kastın en alt tabakasını köleler oluşturuyordu; İbrani asıllı köleler… Mısır Kralı ve toplumun önde gelenleri, itaatten çıkacağı endişesiyle kölelere boyun eğdirmek için akıl almaz yöntemler uyguluyorlardı; düzenlerinin devamlılığı ve selameti için onların oğullarını öldürüyor, kadınlarını ise sağ bırakıyorlardı…Firavunun piramit hiyerarşisi esasına göre tasarlanmış sisteminin mahzeni, yeni doğmuş bebekler, işkence altında ya da sefaletten ölmüş erişkinlerin kafataslarıyla doluydu… Sistemin özü ve felsefesi şuydu: Piramidin tabanında ne kadar kelle birikirse, Firavun’da o oranda yükselecek ve otoritesi artacaktı… Böylece, gençliğin enerji...

Devamını Oku

Gül Oya “Muhteşem Ortak!”

”Ey yayını çekip ok atan! Av yakında sen ise uzağa bakmaktasın!”“Gün gelecek Kürt milleti birleşerek kendi kaderini tayin edecek. Bu müjde gerçekleşecek ve engellenemeyecek!” demiş Pülüklü(1) Molla! Merkezi, Bağdat’ta bulunan El-Şarkiye televizyonuna konuşmuş, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Başkanı… Yıllardır Kürtlerin zalimce uygulamalara maruz kaldığından dem vurmuş Barzani, günü geldiğinde Kürtlerin birleşeceğinden ve bu yapılanlara karşılık vereceğinden bahsetmiş… “Kürtlerin zulme uğradığı gerçeği göz ardı edilemez!” diye de eklemiş…“Yeni Dünya Düzeni” kod adlı “Küresel Siyaset”, etnik ve dinsel ayrıştırma ve boyun eğdirme planlarına hız kesmeksizin devam etmektedir. Mossad ve Cia ajanları cirit atıyor Türkiye ve Ortadoğu coğrafyasında… Çemberimize “gül oya” dokumuşlar,...

Devamını Oku

Şaşmaz Yargıç

“Karga, kekliği taklit edeyim demiş, kendi yürüyüşünü şaşırmış…”200 yıllık uzun bir geçmişe sahiptir Türk-Amerikan ilişkileri… Yıllardır en büyük müttefikimiz olarak yutturulmaya çalışılan bu Amerika, gerçekte hiçbir zaman ne müttefikimiz ne de dostumuz olmuştur…Tarihsel seyri içinde, Türk-Amerikan ilişkileri değerlendirildiğinde; İngilizlerin ve Amerikalıların yalnız kendi çıkarlarını düşündükleri, ülkemizde kargaşa ve kışkırtma ortamları hazırladıkları ve çeşitli operasyonlarda bulundukları görülecektir.Osmanlı’da “Sadık Teba” diye tanımlanan Ermenileri, 1830’lu yıllarda Amerikalı misyonerlerin kışkırtılmasıyla başlayan yıkıcı-bölücü hareketler, günümüzde uluslar arası bir sorun haline gelmiş/getirilmiştir. 1950’li yıllarda başlayan NATO süreciyle birlikte, ülkenin en mahrem yerlerine kadar sızan ABD, ideolojik çatışmalardan, etnik bölücülüğe, irticai faaliyetlerden, azınlık sorunlarına kadar birçok...

Devamını Oku

Kara Yağan Kan Damlası

-“İsterler ki susalım; isterler ki yazdıklarımızın hiçbiri, hele bu dönemde yazılmasın!” -“Kürtler, sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD’ın Kürtler arasında?” -“Yoksa CIA ve MOSSAD, anti-emperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?” Acı, öfke ve isyan… Devlet Erkânı, bürokratlar, siyasiler hepsi oradaydı… “Karlı Sokak”ta karların üzerinde paramparça olmuş bir mütevazı otomobil, kırık bir gözlük ve kan damlaları…   “Bir Pazar sabahıydı, Ankara kar altında… Zemheri ayazıydı; Yaz güneşi koynunda… Uğur’lar olsun, Uğur’lar olsun; hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun… Bir keskin kalem, bir kırık gözlük, yürekli yiğitlere hatıran olsun…” Yetkililer hep bir ağızdan söz...

Devamını Oku

Yeni Vali Kim Olacak? “Anadolu Birleşik Devletleri” (3)

Müttefikler arası çekişme; paylaşım ve güç savaşları…“Okul, ibadethane değildir!.”İşte o sıralar, Zaman Gazetesi 05.03. 2012 tarihli, “Pazartesi Konuşmaları” köşesinde Neşe Düzel’in, İbrahim Betil’le yaptığı röportaja geniş yer ayırmıştı. Neşe Düzel, 4+4+4 eğitim modelini soruyor ve bir uzman olarak İbrahim Betil’de, konu hakkında özetle şunları söylüyordu: -“Başını örtsün; başı örtülü olarak ilkokula gelsin. Mesele başı örtüp örtmemekse, ilkokulda başörtüsü serbest olsun. Yeter ki kız çocukları okusun! Hiçbir mesele kızların eğitiminden daha önemli değildir.”-“Okulda ancak din bilgisi verilebilir. Din nedir, hangi inanç sistemleri var? Okulda öğretilebilir. Ama ibadet eğitimi okulda olmaz. Okul ibadet yeri değildir! İsteyen aile çocuğunu okul dışındaki din...

Devamını Oku

Yeni Vali Kim Olacak? “Gül ve Bahar” (2)

ABD ve Türkiye 5-12 Mart tarihlerinde “Anadolu Kartalı Tatbikatı” yapmışlardı. “Bir ülkeye karşı yapılan hava operasyonunda stratejik hedefler nasıl vurulur” eğitimiydi bu, tıpkı Irak’ta yapılan harp oyunu gibi…O sıralar BM Temsilcisi Volery Amos, “Suriye’ye insani yardım koridoru” meselesi için Türkiye’ye gelmiş,Suriye ise, “Aktivistlerde ele geçirilen kaçak silahların İsrail malı olduğunu ve Türkiye üzerinden geçtiğini” iddia etmişti…İngiltere’nin, Suriye’yle ilgili uydurduğu yalan çatışma haberinin foyası meydana çıkınca da, medya ağlarıyla tüm dünyanın bu rezillikten haberi olmuştu… İngiltere, “Ordunun yapısını bozmayın, operasyon gücüne halel gelmesin” tarzında bir şeyler söylemişti… Acaba İngiltere gidişatı nasıl görmüştü de niye böyle bir mesaj vermek istemişti? Evet,...

Devamını Oku

Yeni Vali Kim Olacak? “Bıyık Meselesi” (1)

“Dolap gibi kuruldum, ben bu işten yoruldum!”Bir şehir varmış, şehri yönetmek için de 4 yılda bir  yeni vali seçilirmiş… Bu şehrin adetlerine göre yeni vali ataması şöyle yapılırmış; süresi dolan eski vali halkın önüne çıkarılır, bıyığının yarısı kesilir, ceket ve pantolonu şurasından burasından yırtıldıktan sonra,-“Ey Halk! Bu eski valimiz!” denirmiş.Sonra da, kılık-kıyafeti düzgün, sinekkaydı traş olmuş, saçları zeytinyağıyla parlatılmış yeni vali huzura çıkarılır, -“Ey Halk! İşte bu da yeni valimiz!” diye ilan edilirmiş. Vali olmak için adaylık başvurusunda bulunanlara, 4 yıllık görev süresi dolduğunda, üstünün başının yırtılacağı, bıyığının yarısının kesileceği “Seçici Komisyon” tarafından söylenir, aşvuruda bulunan kimse de bu...

Devamını Oku

Derin Pişmanlıklar ve Yalnızlıklar Ülkesi “Şeytan’ın Dini”

Şeytan, dumansız ve harareti yüksek bir ateşten/ateş enerjisinden yaratıldı… (1) Asıl adı “Azazil”di. Tanrı’nın, “Âdem için saygıyla eğilin!” buyruğuna uymadığından ve kibirlenip isyan ettiğinden ona, “İblis” ya da “Şeytan” dendi… Şeytan, insanları yanlışa, adaletsizliğe ve her çeşit kötülüğe yöneltmek isteyen bir ateş varlıktır. İblis, genellikle Şeytan ile aynı anlamda kullanılır.Mitolojide ve dinlerde Şeytan, doğaüstü güçlere sahip, insanları ayartan ve yaratıcısından uzaklaştıran fizik ya da metafizik bir mahlûk olarak tanımlanır. Ezelde, dünya hayatının sonuna kadar insanlığı sapkınlığa sürükleyeceğine yemin eden İblis, insan türünü boş şeylerle oyalamayı, kötüyü iyi göstermeyi gaye edinmiş, sinsi yöntemlerle de her din için paralel bir din...

Devamını Oku

Çantasında Tek Çekiç Olan Usta, Her Güçlüğü Çivi Görür

Çünkü o, bir düşündü, ölçtü biçti. Kahrolası nasıl ölçtü,sonra kahrolası nasıl biçti! Sonra baktı, sonra kaşlarını çattı ve ekşiyerek surat astı; sonra ardına döndü ve büyüklük tasladı da, -“Bu” dedi,-“Başka değil, bir sihri müser…”-“Başka değil kavl-i beşer.”Yaslayacağım onu Sekare! Bilir misin hem ne sekar?Ne bakıyye kor ne bırakır. Beşere susamış bir susuz,Üzerinde on dokuz/19 (1)Kim, ne istiyor bu memleketten, derdi/dertleri ne? Neden her şey karmakarışık, kötüye gidiş daha bir hızlanıyor? Kim, neyin hesabını soruyor ve neyin öcü alınmak isteniyor? Niye hala gerilim gittikçe tırmandırılıyor? Galiba Atlantik ötesinden eline tutuşturulan haritayla hareket eden, başka bir yol ve iz bilmeyen ve...

Devamını Oku

Zamanın İzi (41) “Uyarı 712, Kalplerin Kıyameti”

Yahudileşmek, “Son Kitab”ın muhataplarının kişiliklerinin iflası ve kalplerinin kıyametidir… Yahudilik, etnik ve teolojik yönleri de olan bir kavramdır. Köken olarak hem etnik manada Beni İsrail kavminin bir üyesi olmayı, hem de dinsel aidiyet bakımından Museviliğe tabi olmayı ifade eder… “Son Vahy”in ayetlerinde, “Beni İsrail”/İsrailoğulları kelimesi 43 yerde, “Yahudi” anlamına gelen “Yahud” kelimesi 11 yerde ve “Yahudi olmak” fiili “Hada” ise 10 yerde geçer…Olumsuz bölümlerde “Yahud”, olumlu bölümlerde de “Beni İsrail” tanımının kullanılması Kur’an’ın dikkat çeken bir anlatım özelliğidir. Başlangıçta İsrailoğulları itikatta düzgün ve hak ölçüleri içinde hareket ediyorlardı; fakat bir zaman geldi ki yozlaştılar. Kalpleri katılaştı, bilinçleri ters döndü...

Devamını Oku

Zamanın İzi (40) “İnsan Şeytanları; Yeryüzünde İki Defa Bozgunculuk Çıkaracaklar”

İsrailoğulları, M.Ö. 587’de Babil Kralı Buhtunnasr, M.Ö. 487’de Asur Kralı, M.S. 70’de Roma İmparatoru Titus ve Mısır Kralı tarafından katliama uğratılmışlardı…Ve Tanrı, İsrailoğulları hakkında geleceğe dair hükmünü bildirdi: “Yeryüzünde iki defa bozgunculuk/fesad çıkaracaksınız!”Bunlardan ilkinin –bozgun ve kibirli yükselişlerinin– ardından, Tanrı, İsrailoğulları’nın üzerine cengâver kullarını gönderdi…Çünkü İsrailoğulları artık haddini aşmış ve kontrolden çıkmıştı; Tanrı Elçilerinden Yahya’yı öldürmüş ve İsa’yı da öldürmek için de tuzaklar kurmuşlardı… Tarih Milattan Sonra 70; Yahudiler, Romalılar tarafından mağlup edildi; Kudüs’ten çıkarılıp, yeryüzünün dört bir bucağına dağıtıldı… Son Elçi (sav)’nin vahiy aldığı süreçte Yahudiler, hala çeşitli ülkelerde dağınık ve vatansız bir halde yaşıyorlardı. Öyleyken Tanrı, İsrailoğulları’nın...

Devamını Oku

Ay, Ölü Bir Yıldızdı Sonra Dünya’nın Ardına Takıldı

Ülkemizin genel manzarası çok açıktır. Çevremizde Türkiye’ye dost bir ülke kalmamıştır, komşularla sorunluyuz; İran’la, Irak’la, Rusya’yla… Suriye krizine dibine kadar bulaşmışız… Bu arada insanlık ve Halk düşmanı Terör örgütü PKK, ağırlıklı olarak Hakkari kırsalında olmak üzere yurdun çeşitli yerlerinde kanlı eylemler yapmakta; bombalar patlatmakta, mayınlar döşemekte, yol kesmekte ve alçakça tuzaklarla asker veya sivil kayıplar verdirmektedir… Ekonomiye gelince, vahşi liberal-kapitalist bir sistem uygulanmaktadır. Hayvancılık ve Tarım çökmüş, GDO’lu ürünler yüzünden damak tadımız kaçmış; karpuzlar karpuz, yumurtalar yumurta olmaktan çıkmış ve artık memleketin tavukları tavuk, etleri et tatmıyor. Sığırları süt, çiçekleri koku ve arıları bal vermiyor… Adalet mi?Gözlerine mil çekilmiş,...

Devamını Oku

Zamanın İzi (39) “Ziyaretçiler”

İki genç erkek, İbrahim’i ziyarete gelmişlerdi…-“Selam sana!”-“Selam!”İbrahim, daha önce hiçbir yerde görmediği ziyaretçilerine, çok geçmeden buzağı etinden yapılmış kebap getirip ikram etti; fakat ziyaretçiler yemeğe el uzatmadılar. Kebabın çekici görünüşü ve dayanılmaz güzellikteki kokusu onları hiç etkilememişti…İbrahim bu durumu yadırgamış, içini bir korku ve endişe kaplamıştı. Gençler, onun korktuğunu anlamışlardı: -“Endişeye mahal yok, çünkü biz, Lut kavmi için gönderildik!” dediler… Sara, onlara yakın bir yerde ayakta durmaktaydı. İbrahim’in henüz şaşkınlığı geçmemişti ki gençler; “İshak adında bir oğlunun dünyaya geleceğini ve dahası torununun adının da Yakup olacağını” İbrahim’e müjdelediler… Sara konuşulanları duyunca ileri atıldı ve yüzüne vurup feryadı bastı: -“Ne!”...

Devamını Oku

Yaymaca!

Yaymaca/Propaganda, insanların düşünce ve davranışlarını etkilemek gayesiyle önceden planlanmış, biçimlendirilmiş bir mesajlar bütünüdür…Ülkemiz, çok yönlü ve çok kapsamlı bir yaymaca/propaganda çamuruna batmış durumdadır… Uzun süredir iç ve dış bazı merkezler tarafından Türkiye Halkı üzerinde her tür ve her çeşidiyle sistemli bir propaganda faaliyeti yürütülmektedir… Adına “delil” denen şeyler, belge, bilgi ve dokümanlar, yürürlükteki yasalar hiçe sayılarak kamuoyuna sunulmakta, kitlelerin kanaat ve bilinci yönetilmekte ve Medya aracılığıyla da insanların düşünceleri biçimlendirilmek istenmektedir…Hedeflenen şey her neyse, nereye varılmak isteniyorsa, toplumun ona odaklanmasını sağlayacak yöntemler uygulanmaktadır… Propaganda/Yaymaca; bir topluluğun düşüncelerini, duygularını, davranışlarını, tavır ve hareketlerini etki altına almak ve onları manipüle/değiştirmek etmek amacıyla söylenen söz,...

Devamını Oku

İsrail'in Casus Kuşları

09 Mayıs 2012 Çarşamba, Yer: Gaziantep: İsrail’in casus olarak kullandığından şüphe edilen bir “Arıkuşu”nun ele geçirildiği haberi medyada yer almış, ancak kamuoyunun dikkatini fazlaca çekmemişti… Gaziantep’te arıcılık yapan vatandaşların bulduğu ve ayağına takılı metal halkanın üzerinde seri numarası ile “Israel-Tel Aviv” yazısı bulunan kuş, önce, İl Tarım Müdürlüğü’ne götürülmüş, sonra da “casus” olabileceği düşüncesiyle Emniyet’e bildirilmişti…Gaziantep’in Şehitkâmil İlçesi’nde arıcılık yapan vatandaşların bulduğu Arıkuşunun sağ ayağında, “C43917” seri numarası ve İngilizce “Israel Tel Aviv” yazısının olduğu görülünce, casusluk amaçlı kullanılmış olabileceği şüphesi uyandıran kuşun, ayrıca gagasının sol yanında da büyük bir delik olduğu tespit edilmiş. Gaziantep Tarım ve Hayvancılık İl...

Devamını Oku

Türk Kavminin Anadoluya Gelişi ve Dünya'nın Sancıları

İnsanlık tarihi, aynı zamanda beslenme, barınma, güvenlik mücadeleleri ve savaşlar tarihidir…Tarihte hiçbir kavim, yerleşmek istediği topraklar uğruna mücadeleler vermeden; toprağı yurt edinmek için savaşlar göze almadan o yere kurulup oturamamıştır…Oturtmazlar!Keşke, hayat denen şey, düşlerdeki kadar güzel/hoş, saadetler ve sevinçler dolu bir oluş olsaydı… Keşke, insanlar bencil olmasa, harp denen canavarın kollarına koşa koşa atılmasaydı… Ve keşke, güçlüler, güçsüzlerin zenginliklerine göz dikmese, gözyaşı ve kan akıtmasaydı… Fakat Dünya, böyle bir yer değil! Dönüşü hep sızılı olmuştur; şimdi de korkunç sancıları var… Türk Kavmi, Orta Asya’dan kalkıp da “Anadolu”ya geldiğinde, yerleşik diğer kavimler, başlarına güller yağdırıp, “Ah ne iyi ettiniz de...

Devamını Oku

Terörist Şiddet ve Siber Savaş Dehşeti

Terörizm; amaçlanan siyasi hedefe ulaşmak için kurumlara ve halka yönelik yapılan baskı, sindirme ve şiddet uygulama yöntemidir. Terör üreten siyasi ve ideolojik organizasyonlara terör örgütü, militanlarına ise terörist denir. Türkçeye, Fransızca “Terreur” sözcüğünden geçen terör kavramının aslı Latince, manası, “Korkudan titreme” dir.Fransızca sözlükte, “Bir toplum içindeki bir grubun, halkın direncini kırmak için yarattığı korku” demektir. İngilizce Sözlükte, “Genellikle siyasal nedenlerle, halkın gözünü korkutmak ve halkı yıldırmak için dehşet öğesini kullanmak” diye tanımlanır. Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde, “Yıldırma, cana kıyma ve malı yakıp yıkma, korkutma, tedhiş” anlamında kullanılır. Literatürde terör, şiddet ya da siyasal şiddet kavramlarıyla eş anlamlıdır. Türkiye’de yıllarca...

Devamını Oku

Zamanın İzi (38) “Bekke Vadisi”

“Allah, İbrahim’den hoşnut ve razı olmuş, onu dost edinmişti.” İbrahim çocukları çok seviyor ve çocuk hasretiyle de yanıp tutuşuyordu. Sara ve İbrahim birbirine aşk ve şefkat hisleriyle bağlıydı. Sara, eşine çocuk veremediğine üzülüyor, onun başkalarının çocuklarını kucağına alıp, saatlerce oyunlar oynayarak teselli bulmaya çalışmasına kahroluyordu.Çok arzuladığı bir şeyi veremediğinden dolayı İbrahim, ona hiçbir zaman saygısız davranmamıştı. Sara iç dünyasına dalarak şöyle dedi: “İbrahim, iyi bir insan, sevgi dolu bir eş… O, mutlu bir baba olmayı da hak ediyor. Bu duyguyu ona tattırmalıyım, ama nasıl?” Sonra da yanlarında hizmet veren Hacer’in çare olabileceğini düşündü. Hacer, sağlıklı genç bir kızdı ve...

Devamını Oku

Kırmızı Elma “Üç, İki, Bir, Sıfır… Nişaaan Al!”

“Olur olmazın sözüne yiğit baş koşmamak gerek İşin baş etmeyen yiğit, kaynayıp coşmamak gerek…” (1) Yıl 2012, AğustosTürkiye ve çevresindeki genel manzara şöyledir:.Kürecik “Füze Kalkanı Projesi” ile Türkiye kendi eliyle başına kırmızı elmayı koymuş, duruyor….Küresel siyaset, Türkiye ve Ortadoğu coğrafyasını demokrasi, insan hakları, özgürlükler yalanıyla binlerce insanın kanı pahasına iç karışıklar çıkartıp, tasarımlıyor… .“Yeni Dünya Düzeni” için 3. Dünya Savaşının temelleri oluşturulmuş ve artık geri sayım sürecine girilmiş, –durdurulması için bir mucize gerekiyor– Türkiye, Suriye ve İran coğrafyası merkezi harp alanı haline getirilmiş ve İran, Malatya-Kürecik’e nişan almış bekliyor… .Karadeniz sahillerine konuşlandırılması planlanan “NATO Radar Sistemleri Projesi”nin uygulamaya geçmesine...

Devamını Oku

Zamanın İzi (37) “Dabbetü’l Arz-Zamanın Sonu”

“Büyük Patlama Deneyi!”“CERN!”Fizik alanında en önemli bilimsel organizasyon olarak kabul edilen CERN, dünyanın en gelişmiş ve en pahalı bilimsel altyapısına sahip “Parçacık Fiziği Laboratuarı”dır.  İsviçre’deki CERN araştırma merkezinde yapılan “Büyük Patlama Deneyi” hala en çok merak edilen konuların başında gelmektedir. Bugüne kadar hakkında pek çok söylenti ve komplo teorisi üretilmiştir….”CERN, gizli deneylerin yapıldığı yalıtılmış bir üs mü?”.”CERN’de yapılan deneyler, dünyaya zarar verir mi?”.”Patlama sonrası bir “Kara Delik” oluşup da dünyanın sonunu getirir mi?”.”Maya takviminin işaret ettiği şey bu deneyi mi?” Derken, ilk patlamalar Kasım ayında gerçekleştirilip de hiçbir şey olmadığı görülünce, komplo teorileri temelsiz kalmış ve bu söylentiler bir...

Devamını Oku

Düdüklü Şeker Melodisi

Eskiden çocukların rağbet ettiği tatlardandı düdüklü şekerler… Hala satılıyor mu bilmiyorum. Üstten üfleyince düdük gibi çalardı. Bu şekerlerin saplarının altında bir çubuk vardı, çubuk aşağı yukarı kaydırıldığında nota değiştirirdi. Bazısı güzel öterdi, bazısından ses dahi çıkmazdı; şansa kalmıştı artık, hangisi denk gelirse… Her üfleyen kendince bir melodi uydurmaya çalışırdı; fakat ben, pek başarılı olanını göremedim doğrusu… 🙂Günümüzde ise düdüklü şeker yerine başka türlü şeker üretenler var; ya da horoz şekerleri… Üstelik bunlar hem  tatsız, hem de ecnebi menşeyli… -“Ben, yıllardır kurduğum Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ağı vasıtasıyla Amerika’nın kendisi ile dost Demokratik rejimler (!) kurma misyonunu üstlenmişken ve Amerikan projelerini usul usul...

Devamını Oku

A! Ben Bir Teke miyim?

-“Artık Yaşlanıyor muyum ne?”Orta yaştaki erkeklerin, gençlik yıllarına olan özlemlerini giderme arzusu…Andropoz!Yani Azgın Teke Sendromu…Ve devamı halinde olacak olan en son şey ve söylenecek en son söz:-“Çok hoş bir şey oldu; andropoza girdim; kadınlarla ilişkim kalmadı!” (1)Psikolojik zihinsel yorgunluk, huzursuzluk, sinirlilik, dikkat toplamada güçlük, genel iyilik halindeki bozulma, karamsar/depresif ruh hali, fiziksel güçsüzlük, adale hacminde ve gücünde azalma, memelerde büyüme, kıllanmada azalma ve dökülme, karın bölgesinde yağlanma artışı… Yaşlanan erkeklerdeki cinsel fonksiyonlarda meydana gelen kalite kaybı… Ancak, andropoz, kadınların menopoz sonrası yaşadıklarıyla aynı şey değildir… Cinsel fonksiyonlardaki azalma, erkeklerde kademeli ve yavaş ilerleyerek oluşmakta ve bu hal, kişiden kişiye...

Devamını Oku

Zamanın İzi (36) “Onu Yakın!”

“Babamı da Bağışla!”Uydurulmuş dinlerde aklın yeri yoktur; çünkü temelsizdir, dayanaktan yoksundur. Sorgulamadan, körü körüne peşinden gidilen itikadi sistemler olsun ya da ideolojik akımlar olsun aklı dışlarlar. İbrahim, aklını kullanmayan, düşünsel zavallılık ve sapkın din anlayışındaki muhataplarına, doğru din ve Tanrı tasavvurunu açıklamak için uğraşmıştı. O, aklıyla Tanrı’yı bulan adamdı…-“İşte, artık, benim için onlar birer düşmandır!” dedi,-“Başka değil, sadece âlemlerin Rabbi vardır!”-“Ki, O’ dur beni yaratan; bana doğru yolu gösterecek olan O’dur. O, açlık ve susuzluğumu giderecek olandır ve hasta olduğumda şifa verecek de O’dur. Beni öldürecek, sonra diriltecek O’dur. Hesap Gününde beni, hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O’ dur!” -“Rabbim!”...

Devamını Oku

Zamanın İzi (35) “Genlerle Taşınan Bilinç; Kayıp Hafıza”

“Babamı da bağışla; çünkü o, oldum olası yolunu şaşıranlardan biri olmuştur.”Buzul çağı/Tufan sonrası yeryüzü, bir tek kara parçasından/süper kıtadan kıtalara, insan soyu da bir tek topluluktan başka başka kavimlere ayrıldı… Dağların seviyesini aşan sular, yüksek bir uygarlığı tarihten sildi… 1000 yıla varan uzun hayatını ve şimdikinden daha güçlü fizik yapısını da tedricen/yavaş yavaş kaybeden insanlık, asıl büyük yitiğini bilgiden kopmasıyla verdi…Nuh’tan sonra gelen nesiller, bilimde ve teknolojide yeni gelişmeler sağladıkça, yeni şeyler buldukça, öncelerde hiç olmayan bir keşifte bulunduğunu sanmaktadır. Oysaki bu böyle değil; insan, tufanla birlikte kaybettiği hafızaya/genlerle taşınan bilinç, çabaları sonucu, verdiği onca uğraş ve emekle erişim...

Devamını Oku

Zamanın İzi (34) “İlim Sahibi Kimse”

Davut’un efsanevi krallığının sonra Süleyman, yeryüzü sultanı olmuştu… Süleyman, şiddetle esen rüzgârlarla taşınıyor, bir aylık mesafelere bir günde varıyordu. Gemi filolarıyla da dünyanın zenginliklerini ülkesine taşıyordu. Ayrıca, uçucuların/Tayr dilinden anlıyor, ateş varlık “Cinler”e dalgıçlığın yanı sıra çeşitli hizmetler yaptırıyordu…Süleyman, dünyayı idaresi altına alma amacıyla çeşitli yerlere seferler düzenliyordu… Ordusu; İnsanlar, Cinler ve “Uçucular”dan oluşmaktaydı. Yine bir seferi sırasında, karınca vadisinden geçerken, dişi kraliçe karınca, emri altındaki karıncalara: –“Ey karıncalar!” demişti,–“Hemen yuvalarınıza girin! Süleyman’ın ordusu farkına varmadan sizi ezip geçmesin!” diye de uyarmıştı. Süleyman da, dişi karıncanın konuşmasını anlamış ve gülercesine tebessüm etmiş ve –“Rabbim!” demişti,-“İçime öyle bir ilham ver...

Devamını Oku

İbret Taşları ve Kara Dut

Üç kişi aynı daldasınız, aman dikkat düşmeyin!“Duttan düşen iflah olmaz” derler;  çünkü dibi sert olur. Silkeleyin!Ha gayret, Hasavanı (1) da gerin!“Olgunlaşmış karadut silkeleyince düşer; ancak düştüğü yeri lekeler, değdiği yeri kanatır…” derler. Dut ağacının kökleri su aramak için uzayıp geliştikçe üzerindeki toprak katmanı git gide demir ağlarla örülmüş gibi sertleşir.Sakın ola düşmeyin!İyisi mi, gücünüz yeterse eğer ağacı kökten kesin! Kelle kesmek, asmak, boğmak, imparatorluktaki ceza türlerindendi ve cellâtlar sarayda her zaman hazır beklerdi… Sarayda verilen ölüm cezaları, “Topkapı Sarayı”nın bahçesindeki çeşmenin önünde infaz edilir, sonra da cellâtlar, kanlı baltalarını ve ellerini bu çeşmede yıkardı. Çeşmenin yanlarında kesik kafaların teşhir...

Devamını Oku

Zamanın İzi (33) “Talut ve Yorgunluklar Irmağı”

“İşte, Tanrı size Talut’u hükümdar tayin etti.” Milattan Önce 1020: Kavminin ileri gelenleri Samuil’e, “Bize bir kral tayin et, Tanrı yolunda savaşalım!” demişlerdi ve ısrar edince de Samuil onlara: “Ya size, Tanrı savaş emri verir de, siz savaşmaktan vazgeçerseniz?” deyince, “Biz, yurdumuzdan ve çocuklarımızdan ayrı düşürülmüş iken neden savaşmayalım?” demiş, kararlılıklarını belirtmişlerdi…O esnada, “Zamanın İzi İzi/Zülkarneyn” de bu sahneyi izliyordu… Samuil demişti ki: “İşte, Tanrı size Talut’u hükümdar tayin etti.” Onlar bu atamadan hoşnut olmamışlar ve “A! O bize nasıl baş olabilir? Üstelik biz yönetici olmaya ondan daha layığız; hem büyük bir serveti de yok!” deyip, itiraz etmişlerdi. Bunun...

Devamını Oku

Zamanın İzi (32) “Tufan'ın Şifreleri; Kadim Uygarlıklar”

İ.Ö. 3000’lerde “Nil Irmağı”nda küçük tahta parçalarının birleştirmesiyle yapılmış, bir direk ve yelkeni olan teknelerle gemicilik tarihi başlamıştır. Ancak Nuh’un buharlı bir gemi yaptığı tarih çok daha eskidir. Nuh’un gemisi henüz bulunamadığı için şimdilik bir kanıt olarak kullanılamamaktadır; ancak Mısır Piramitleri hala göz önünde durmaktadır.Yapım tarihi kesin olarak saptanabilmiş değildir; fakat, zamansal sayı doğrusunun negatif yönünde ve günümüzden epeyce de uzaktadır. Mısır ülkesi Kahire’de bulunan piramitler, büyüklük sırasına göre Keops, Kefren, Mikerinos olarak adlandırılmaktadır. Keops’ un taban yüzeylerinin her birinin uzunluğu 231 metre, yüksekliği 148 metredir. (Günümüzde tepesinden bazı taşların düşmesi sonucu 137 m. Kalmıştır) Yüzeyi ise yerle 51...

Devamını Oku

Zamanın İzi (31) “Sulardaki Çığlıklar”

Nuh’un Gemisinin bir ibret olarak bırakıldığını Kuran işaret etmektedir. Yaygın inanca göre gemi, “Ağrı Dağı” veya “Cudi Dağı” üzerine oturmuştur. Ağrı Dağı başta olmak üzere çeşitli yerlerde ve Cudi Dağında araştırmalar yapılmış; ancak, bu güne kadar heyecan verici bir- kaç fotoğraf veya anlatım dışında ikna edici somut bir bulgu ortaya konmamıştır.İnsan, 5800 m. yükseklik ve 1200 m. derinlikte hayatta kalabilen bir canlı türüdür. 10.000 metrelerde de oksijen az olmasına rağmen soluk alabilirse de kısa bir süre hayatta kalabilir. Bilimin hakikatleri böyleyken denebilir ki, tufanda suyun yükseldiği seviye, insanın bir veya iki gün normal olarak sağlıklı kalabileceği (Tıbbi yardım almadan)...

Devamını Oku

Kod Adı Kuyruk Operasyonu

Orijinal Adı: “Operation Queue” yani “Kuyruk Operasyonu”Yapımcı: NED/USAYapım Tarihi: ABD’nin kurulduğu tarihten beri.Filmin Konusu: Amerikan derin devletinin küresel operasyonları… İçinde, NED/Demokrasi Fonu adlı kuruluşun, siyasilerin, CIA ajanlarının ve petrol şirketlerinin de bulunduğu Amerikan derin devletinin “kara hücre” ve “uyuyan hücre”lerine yaptırdığı nefes kesen bir macera…   “Demokrasi, İnsan Hakları, Özgürlükler” propagandalarıyla, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri yeniden tasarımlamak isterler… Bunun için, ülke halklarını etnik, din ve mezhep temelinde ayrıştırırlar. Enerji kaynaklarının üzerine çökmek için de üst üste planlar geliştirir ve operasyonlar yaparlar… Bu projede, CIA ve MOSSAD ajanları, ABD derin devletinin ayarttığı yerli işbirlikçileri, bazı medya kuruluşları ve...

Devamını Oku

Zamanın İzi (30) “İki Damla”

.Hem onun neslini baki kalanlar kıldık. (Saffat s. 77).Şüphesiz ki İBRAHİM DE ONUN KOLUNDANDIR… (Saffat s. 83)İki önemli bilgi aktarılmış: Nuh’un neslinin dünya durdukça devam edeceği; İbrahim’in, Nuh’un neslinden olduğu…Kur’an, Nuh kavminden sonra “Ad kavmi”ni, ardından “Semud kavmi”ni ve bunların yerine getirdiği başka diğer kavimleri deçeşitli felaketlerle tarih sahnesinden sildiğini açıklıyor; fakat her ne olursa olsun Nuh’un nesline kalıcılık verildiğini bildiriyor… “Peygamberler Atası” sıfatıyla da anılan Hz. İbrahim’in, “İnsanlığın İkinci Atası” sayılan Nuh’un soyundan olduğu haber verilmektedir ki, bilindiği üzere Hz. Muhammed (sav)’de Hz. İsmail yoluyla Hz. İbrahim’e ve dolayısıyla Hz. Nuh’un soyuna bağlanmaktadır. Nasıl bir duygunun eli dokundu...

Devamını Oku

Zamanın İzi (29) “Vazgeç, Yoksa Taşlarız”

Şuara s. 105.Nuh’un kavmi de peygamberlerini yalancılıkla itham etti;106.Hani kardeşleri Nuh, onlara şöyle demişti:107.”Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.”108.”Gelin, artık Allah’ tan korkun ve bana itaat edin.”109.”Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükâfatımı verecek olan ancak âlemlerin rabbidir.”110.”Gelin, artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”111.”A!” dediler; “senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız?”112.Nuh dedi ki: “Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur.”113.”Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize!”114.”Hem ben inananları kovmaya memur değilim.”115.”Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım!”116.Dediler ki : “Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki taşa tutulanlardan olacaksın!”117.Nuh: “Rabbim dedi, kavmim...

Devamını Oku

Zamanın İzi (28) “Taşkın”

Gök teke yedi gün yeryüzünü dolaştı ve bağırdıYedi gün zelzele olduYedi gün dağlar ateş püskürdüYedi gün yağmur yağdıYedi gün fırtına oldu ve dolu yağdıYedi gün kar yağdıTufan, birçok yerel efsaneye ve kutsal kitaplara konu olmuş, Tanrı tarafından bir kavmi, milleti ya da o dönemde yaşayan sapkın inanç sahibi tüm insanları cezalandırmak amacıyla gönderilmiş olan büyük bir felakettir. Toplumdan topluma farklılıklar arz etmekle birlikte en çok bilinen şekliyle, bu olayın adı “Nuh Tufanı”dır. Tufan, kavramsal olarak yalnızca kutsal metinlerde yer almamıştır; pek çok mitoloji, masal ve inanışlara yerleşmiş bir sözcüktür.Birçok kültürde büyük doğal felaketlerden söz edilir. Heraklitus, Empedokles, Platon ve...

Devamını Oku

Zamanın İzi (27) “Geçmiş ve Geleceği Kapsayan Hatıra”

Hud Suresi 25-34’teki, Nuh’un kavmine tebliği ve karşılıklı konuşmalar sahnesini aniden kesiyor ve 35’te “Kendisi bunu uydurdu diyorlar öyle mi?” diyerek, Hz. Muhammed’e (s.a.v.) hitaben, şüphe nazarıyla kendisine bakan gözlere ve önyargılı kafalara sesleniyor…“Kendisi bunu uydurdu diyorlar öyle mi?“Hitabın, metinde seçildiği yer de çok anlamlıdır.Kavmi Nuh’u yalanlamış, “Bizimle çok tartıştın, tartışmayı da çok uzattın…” demiş, “eğer doğru sözlü kimselerden isen, artık getir şu bizi tehdit edip durduğun şeyi!” diye de söylemiş, son kozlarını ortaya atmışta adeta kılıçlar çekilmişken… İşte o esnada ve herkesin dikkat kesildiği tam da o anda, “Kendisi bunu uydurdu diyorlar öyle mi?” nidasıyla dikkatleri üzerine çekmekte...

Devamını Oku

Zamanın İzi (26) “Dev Bir Ceviz Kabuğu”

Sümer ve Babil Kayıtlarında Tufan:Xisuthros (Khasisatra),  ailesi, arkadaşları, kuşlar ve hayvanlarla birlikte 925 m. uzunluğunda bir gemiyle tufandan kurtulmuşlardır.“Sular göğe doğru uzandı, okyanuslar kıyıları örttü ve nehirler yataklarından taştı. Gemi Gordion dağına oturdu…”Şeklinde anlatılır. Bu kayıtlarda kurtulanlar arasında Nuh ve ailesinden başka yanında arkadaşları da vardır. Asur-Babil Kayıtlarında Tufan:Ubaratutu (Khasisatra), ailesi, uşakları, sürüleri ve vahşi hayvanlarla birlikte 600 kübit uzunluğunda, 60 kübit yüksekliğinde ve genişliğinde bir tekneyle kurtulmuştur. Tufan 6 gün 6 gece sürmüştür. Gemi “Nizar Dağı”na gelince uçurulan güvercin dönmüş ama karga dönmemiştir Sümer, Asur ve Babil kayıtlarına göre, Utnapiştim, ailesiyle birlikte 6 gün 6 gece tufana maruz...

Devamını Oku

Zamanın İzi (25) “Sözün En Doğrusu”

1974′ te Çin’de meydana gelen, 7,3′ lük depremin öncesinde hayvan davranışlarında bazı anormallikler görüldü. 1999 yılı 17 Ağustos günü Türkiye’de meydana gelen depremden önce, hayvanların olağandan farklı davrandıklarına tanık olundu.2004’te Sri Lanka ve Hindistan’da meydana gelen tsunaminin dev dalgalarından 10 gün önce vahşi hayvanların güvenli bölgelere doğru, fillerin bağırarak yüksek yerlere doğru kaçtığı, Flamingoların alçak bölgelerdeki yumurtlama alanlarını terk ettiği ve hayvanat bahçesindeki hayvanların sığınaklarına girip dışarı çıkmadığı görüldü. Sumatra adasında meydana gelen tsunami/Dip depremi de 150 bini aşkın insan kaybına karşılık çok az sayıda hayvan öldü. Hayvanların, düşük frekanslı sesleri, yer kabuğundaki titreşimleri, yer eğimindeki değişimleri ve sismik...

Devamını Oku

Zamanın İzi (24) “Ve Nuh'un Gemisinin Ocağı Ateşlendi”

Ve böylece Nuh, gemiyi yapmaya başladı; kavminin ileri gelenleri her ne zaman yanından geçseler onunla alay eder eğlenirlerdi; 0 da onlara: “Siz bizimle alay ediyorsanız bilin ki sizin alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay ediyoruz” derdi.-“Çünkü yakında siz de öğreneceksiniz alçaltıcı azabın kimin başına geleceğini ve sürekli azabın da kimin başına konacağını!”Ta ki hükmümüz vaki olup da “TENNUR FEVERAN ETTİ” (Faretennur) “Her cinsten birer çift ve haklarında hüküm verilmiş olanların dışında, yalnız aileni ve imana erişenleri gemiye bindir!” dedik. Çünkü onun inancını paylaşanlar zaten küçük bir topluluktu.Böylece: “Haydi binin artık!” dedi, “Yürümesi de, demir atması da Allah adına...

Devamını Oku

Zamanın İzi (23) “Elbiselerinin İçinde Saklananlar”

Bunun üzerine biz de ona, “Bizim gözetimimizde, bildireceğimiz yöntemlerle gemiyi yap” diye vahyettik. Ve hükmümüz gerçekleşip de seller halinde yeryüzünü sular kapladığı zaman, her cins bir çift ile birlikte aileni buna bindir ve sakın, o, haksızlık yapmış olanlar için bana başvuruda bulunma; çünkü onlar kesinlikle boğulacaklar!” (13)Hz. Nuh’a “deli” diyenler, ona uyanlar için de “aşağılık, sıradan, ayak takımı kimseler” demişlerdi. Evet, seçkinler bilinçli olarak böyle diyor ve dedirtiyorlardı; çünkü bu sözlerin arkasına saklanan asıl maksat şuydu; Nuh’u yalnızlaştırmak! … Tufan, Tevrat, İncil ve Kuran’da; Sümer, Babil ve Asur- Babil kayıtlarında; Hindistan’ın Satapatha, Brahmana, Mahabharata destanlarında; Britanya’nın Galler yöresi efsanelerinde,...

Devamını Oku
  • 1
  • 2