“Sen, bir kez seslen bana yeter ki aşkım; ben, sesini yedi kere duyarım!”

Tac Mahal, Tac Mahal Resimleri, Tac Mahal ResimTac Mahal!
Aşk için dikilmiş en anlamlı
Ve en güzel anıt…
Dünya’nın 7. harikası!
Mehtaplı gecelerde Ay’ı kıskandıran bir güzellik ve parlaklığın adı Tac Mahal…

Sponsor Bağlantılar

“Şah Cihan”, büyük bir aşkla sevdiği eşi “Ercümend Banu Begüm”ü doğum sırasında kaybetmişti ve büyük aşkının anısını yaşatmak üzere yaptırmıştı bu büyüleyici eseri…
Çocuk doğururken ölen kadınlar kutsal sayılırdı Hindistan kültüründe…

Tac Mahal, Hindistan’ın “Agra” şehrinde, “Jumna (Yamuna) Nehri” kıyısındadır…

Mimar Sinan’ın talebelerinden Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi tarafından inşa edilmiş,

Hattat Serdar Efendi tarafından da yazılarla süslenmiştir…

Mimarlar ve hattat, Şah Cihan tarafından İstanbul’dan davet edilmişlerdi…

 
1632’de inşasına başlanan Tac Mahal, 1652’de, yani 20 sonra tamamlanabilmişti…

Şah Cihan (1593-1666), “Babür İmparatorluğu”nun 6. hükümdarıydı…

Ve tarihe “Şah-ı Cihan” yani “Dünya’nın Şahı” unvanıyla yazılacaktı…

Babür İmparatorluğu, “Babür Şah”ın, Hindistan da kurduğu “Türk İmparatorluğu”nun adıdır ve Hindistan’da 332 yıl (1526-1858) süreyle egemenlik kurmuştur…

Duvarlarına yüz binlerce akik, sedef ve firuze gömülüdür Tac Mahal’in…

Başkaca;

42 zümrüt,

142 yakut,

625 pırlanta ve

50 adet oldukça iri inci vardır…

Romantik görünümüyle seyredeni büyüleyen Tac Mahal, Doğulu ve Batılı birçok ünlü yazar ve şaire ilham kaynağı olmuştur…

Tac Mahal, 1983’ten bu yana UNESCO’nun Dünya Miras Listesi’nde yer alan bir eserdir.

Efsaneye göre kubbeyi desteklemek için yapılan iskele, kubbeden daha fazla masraf ve iş gücü gerektirmiş.

İnşaatın bitimine yakın Şah Cihan’a iskeleyi sökmenin 5 yıl alacağı söylenmiş. Bunun üzerine Şah Cihan, herkesin sökeceği tuğlanın kendisinde kalacağı buyruğunu verince bir gecede söküldüğü hayretle görülmüş…

Bir isyanı bastırmak için ordularıyla Burhanpur’a gider Şah Cihan, dokuz aylık hamile olmasına rağmen eşi Ercümend Banu Begüm (Mümtaz Mahal)’ de eşlik eder; ancak, Ercümend Banu Begüm, 14. çocuklarını doğururken ölür. (1631)

Şah Cihan, eşinin ölümü üzerine 2 yıl yas tutar…

Keder ve yeis içine giren Şah Cihan, devlet işlerine olan ilgisini de kaybeder…

Sonra, teselliyi sanat ve mimaride bulur, Ercümend Banu Begüm’ün ölümünün ertesi yılı (1632) Tac Mahal’in yapımına başlanır…

Yine efsaneye göre Tac Mahal’in yapımı bittikten sonra, türbe işçilerinin kolları, aynı eserden bir daha yapmamaları için kesilir…

Bugün, Hindistan’ın en fazla turist çeken bölgesidir Tac Mahal…

Tac Mahal’in yapımında parlak, ince mavi damarları olan beyaz bir mermer kullanılmıştır. Aynı mermerden yapılan ve yerden yüksekliği 82 metre olan kubbe, Mimar İsmail Efendi tarafından yapılmış ve 1648 yılında tamamlanmıştır.

Kubbe üzerinde altılı bir alem vardır. Türbenin beyaz mermerden 4 minaresi mevcuttur. Anıtın dört yanına Hattat Serdar Efendi tarafından “Yasin Suresi” (tamamı) yazılmıştır.

İnşaatta, çok sayıda ustanın da yanı sıra, günde 20 bin işçinin çalışmıştır. 1643-1649 arasında çevresindeki avlu ve yapıları yapılan Tac Mahal, 1652’de bütünüyle tamamlanmıştır.

Agra ilinin dışında Yamuna Irmağı’nın kıyısında, 305×580 metre ölçülerinde dikdörtgen avluda yer alan Tac Mahal, dört cephesinin ortasında 33 metre yüksekliğe sahip taç kapılarıyla, yüksekliği 75 metre olan anıt kubbeyi çevreler…

İç mekânı örten 30 metre yüksekliğindeki alt kubbeyle üst kubbe arasında türbe mekanı kadar ölü hacim bulunmaktadır.

Ercümend Banu Begüm ve Şah Cihan’ın sandukaları üst katta, kubbenin altındadır…

Sandukaların bulunduğu yerdeki kubbenin altında insan ağzından çıkan her ses, 7 kez yankılanacak şekilde bir akustik özelliğe sahiptir.

Şah’ın ve eşinin asıl lahitleri ise, en alt katta bulunmaktadır.
Yeni Dünyanın 7 harikasından biri seçilen Tac Mahal dillere destan bir aşk hikâyesinin mahsulüdür. Hindistan’daki Müslüman Türklerden kalma bu emsalsiz eseri dünyanın her köşesinden sayısız insan gezer de, çoğu hikâyesini bilmez.

Hindistan’a İslâmiyeti Türkler getirmişti ve burada muazzam bir devlet kurmuşlardı…

Emir Timur’un torunu Bâbür, şansını denemek üzere Kâbil’den dedesinin vaktiyle işgal ettiği Hindistan’a yürüdü. Az bir kuvvetle buraya yerleşti. Sonra da muazzam bir imparatorluk kurdu ve insanlığa emsalsiz eserler hediye etti…

Bâbür hükümdarlarının herkesçe bilinmeyen ve doğrusu güçlü asker hüviyetlerinden de beklenmeyen bir hususiyetleri daha vardı; o da eşlerine karşı duydukları emsalsiz bağlılıklarıydı…

İşte, 2007’de Dünyanın yedi harikasından biri seçilen ve UNESCO dünya kültür mirası listesinde yer alan Tac Mahal böyle romantik bir aşkın ürünüdür…

İngiliz Lordu Edward Lear,

-“İnsanlar ikiye ayrılır” der,
-“Tac Mahal’i görenler ve görmeyenler…”

Ercümend Banu Begüm’ün babası Âsaf Han, Karakoyunlu Türkmenlerinden İranlı bir vezirdi. Vaktiyle soylular yaptıkları el işlerini “Mina Pazar” denen bir kermese götürüp satar ve kazancıyla da hayır işlerdi…

Tac Mahal Resim, Tac Mahal Resimleri

O zamanlar şehzâde olan Şah Cihan, anne tarafından akrabası 20 yaşındaki Ercümend Banu Begüm ile burada tanışmıştı…

Onun, güzellik ve zekâsına hayran olmuş ve tarihin en büyük aşklarından birisi de burada doğmuştu…

Evlilikleri 20 sene sürdü. Bu zaman zarfında Şah, başka hiçbir kadına bakmadı. 14 çocukları oldu. 7’si yaşadı. Mümtaz Mahal sonuncuyu doğururken vefat etti. Çocuk doğururken ölen kadınlar Hind kültürüne göre kutsal kabul edilmekteydi…

Bu elim hâdise Şah Cihan’ı perişan etmeye yetmiş, Şah’ın gözü dünyayı görmez olmuştu…

Sevgili eşi için Yamuna Nehri kıyısında bir türbe inşa ettirmek üzere İstanbul’dan mimar istemiş, Mimar Sinan’ın talebesi ve Sultanahmet Câmii mimarı İsa Efendi gönderilmişti…

Racistan’dan gelme şeffaf mermer iç duvarlar, yakut, safir, pırlanta, zümrüt, akik, firuze, sedef ve inci ile süslendi. Türbenin iç ve dış çevresine Yâsin Sûresi mermerin içine siyah mermer hakkedilerek yazıldı.

Köşelere zelzelede yıkılırsa binaya zarar vermesin diye dışa doğru eğik dört minare eklendi. Türbenin giriş kapısı 33 metre yekpare mermerdir. Solda zarif bir câmi, sağda bunun simetriği mihmanhâne (misarfirhane); havuzlarla bezelibahçe ve kırmızı taştan muhteşem dış kapı büyüleyici bir güzelliktedir.

Şah Cihan, kendisi için de Tac Mahal’in yanına siyah matem renginde bir benzerini yaptırmak istemişti. Bunun üzerine hazineyi büyük masraflara sokacağı gerekçesiyle oğlu “Âlemgir Evrengzib” kendisini tahttan indirdi ve Agra Kalesi’nde mecburi ikamete tabi tuttu. Oğlunun bu tasarrufuna Şah Cihan hiç itiraz etmedi…

Şah Cihan, kalan ömrünü, sekizgen şekli sebebiyle “Müsemmen Burç” denen odasında Tac Mahal’i seyrederek kimseyle görüşmeden geçirdi.

Ölüm döşeğinde dahi önüne ayna koydurup Tac Mahal’i seyrederek son nefesini verdi. Vefat edince sevgili eşi Ercümend Banu Begüm’ün yanına gömüldü…

Şimdi iki âşık, sesin yedi kere yankılandığı bir odada ebedî uykularını uyumaktadır…

Dünyanın dört bir köşesinden gelen sayısız ziyaretçi bu eşsiz aşkın kahramanlarını yad etmekte

Ve 4 asır evvel ilim, duygu, emek ve bilgelikle inşa edilen bu muazzam eserin karşısında hayranlıkla eğilmektedir…

İsviçre merkezli “New 7 Wonders Vakfı”nın, Dünyanın yeni yedi harikasını belirlemek için başlattığı yarışmaya 21 finalist eser katılmış, Dünyanın dört bir yanından yaklaşık 100 milyon kişi cep telefonu ve “Yeni 7 Harika” adlı internet sitesinden 6 yıl boyunca oy kullanmış ve Dünyanın yeni 7 harikasını seçmişti.

Cep telefonu ve internet sitesine verilen oylarla belirlenen dünyanın yeni 7 harikası, 7 Temmuz 2007’de Portekiz’in başkenti Lizbon’da ilan edilmiş,

Dünyanın yeni 7 harikası;

Petra Antik Kenti (Ürdün),

Çin Seddi,

Kurtarıcı İsa Heykeli (Brezilya),

Machu Picchu Antik Kenti (Peru),

Chichen Itza Piramidi (Meksika),

Kolezyum (İtalya/Roma),

Tac Mahal (Hindistan) anıtmezarı şeklinde sıralanmıştı…

GezGin

Kaynakça:

Islamic architecture, Islamic Arts and Architecture Organization.
Tac Mahal’in Tarihi
Prof. Dr. Ekrem Buğra EKİNCİ