Süper lig şampiyonunun belli olacağı Pazar günü bizler, ülke olarak futbolla meşgulken, dünyanın gündeminde ise seçimler vardı…

Sponsor Bağlantılar

Ve üstelik bu seçimler, Türkiye’yi en çok ilgilendiren ülkelerde yapılmıştı. Zaman zaman sorunlar yaşadığımız komşumuz Yunanistan’da, müzmin sorunlu komşumuz Ermenistan’da ve AB ülkeleri içinde her zaman olumsuz tavırlarıyla karşımıza dikilen Fransa’da;
Ayrıca, Türkiye’nin Balkanlarla ilişkilerinde belirleyici rol oynayan Sırbistan’da da…

Fransa’nın seçiminde: Bilindiği üzere Sosyalist Parti adayı François Hollande, Cumhurbaşkanı seçildi. Hollande, yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda yüzde 52 oy almış, yüzde 48’de kalan Nicolas Sarkozy’nin 5 yıllık iktidarına son vermişti.

Fransa’da Sarkozy’nin seçimleri kaybetmesi ve Sosyalist Parti lideri Hollande’ın kazanması Türkiye’de memnuniyet verici bir gelişme olarak değerlendirilmiş,

Erdoğan: “Bu saatten sonra Sayın Sarkozy herhalde kendisinin de verdiği söz gereği siyasete devam etmeyecektir; herhalde artık tatil yapacak? Başka yapacağı bir şey yoktur” demiş,

AB işlerinden sorumlu Bakan Bağış ise “Avrupa’nın en güzel sahilleri Türkiye’de. Dinlenmeye, balık tutmaya bekleriz” diye sözler söylemişti.

Çünkü;

Fransız Ulusal Meclisi’nin 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddini suç sayan yasa tasarısının kabul edilmesinde Sarkozy’nin büyük çabaları olmuştu. Gerilmiş ve halk olarak gıcık olmuştuk bu herife. Kaybedince de haklı olarak “Oh olsun!” demiştik.

Hatta Erdoğan, Sarkozy’e karşı, kürsüye elinde Kanuni Sultan Süleyman’ın fermanıyla çıkarak öfke dolu sözlerle, “Cezayir’de nasıl bir katliam yaptığınızı bilmiyorsan git babana sor!” diye çıkışmıştı. Baba Sarkozy de “Erdoğan’ın ithamları doğru değil, bu konu hakkında kitap bile yazdım, sadece gülüyorum” demiş, Cezayir ise “Bizi, kendi meseleniz için örnek gösterip kullanmayın, biz Fransa ile dostuz ve geçmişte de dosttuk, şimdi de!” diyerek tepki göstermişti.

Yine bu Sarkozy, Malatya Kürecik’te kurulan füze radar üssünün İran’a karşı olmadığını söyleyen Erdoğan’a “Ben, kediye kedi derim; hedef İran!” filan demişti de, yine o zamanda öfkelenmiş, “Ne oluyor kardeşim böyle, kedili medili saygısız konuşmalar!” diyip kızmıştık.

Ancak, bu arada gözden kaçan bazı şeyler oldu; mesela, Sarkozy’nin hezimete uğraması ile birlikte seçimi Sosyalist Parti adayı Hollande’ın kazanmasına yalnız taraftarları sevinmemişti, aşırı sağcı, hatta ırkçı söylemleriyle dikkat çeken Marine Le Pen’in taraftarları da zafer sarhoşluğu içinde sevinmişti. Çünkü Le Pen’in oyları yüzde 18’lere tırmanmıştı da onun için…

Hollande, seçim kampanyası boyunca Sarkozy için “Her şeye hâkim olmak isteyen hiperaktif bir adam” demiş, kendisinin de “Normal bir adam” olacağını propaganda etmişti.

Merkel, seçimi kaybeden Sarkozy’nin çok yakın arkadaşıydı, o kadar sıkı fıkı olmuşlardı ki, onlara “Markozy” bile diyenler olmuştu.

Sonuç olarak ,değerlendirmeler her ne olursa olsun, biz, bu Sarkozy’i hiç sevmemiştik; babasını da sevmezdik zaten…

Ermenistan’ın seçimi: Türkiye’ye olumlu yansıyacak gibi görünmüyor, mevcut Cumhurbaşkanı Şerj Sarkisyan’ın partisi oyların yüzde 44’ünü almıştı. Türkiye’ye karşı biraz daha ılımlı imiş gibi politik duruşu olan eski Cumhurbaşkanı Levon Ter Petrosyan’ın partisi oyların yüzde 7 sini alabilmiş ve baraj altı kalmıştı.

Sırbistan’daki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise aşırı sağcı partinin oyları yükselişe geçmiş, parlamentonun bir bölümü için yapılan seçimlerde, aşırı sağcıların, daha ılımlı görüntü sergileyen partinin oy oranını yakalaması, Sırbistan’ın gelecekteki yönelimi açısından Türkiye için bir endişe kaynağı olabileceğine dair değerlendirmeler yapılmıştı.

Gelecek günlere bakacak ve ne gibi gelişmeler olacağını göreceğiz. Peşin bir kanıya varmak yanıltıcı olabilir. Hem zaten böyle şeyler bizim moralimizi asla bozmaz, bozamaz ve hiç etkilemez bile; “Oh olsun! Şu Sarkozy denen adam yıkıldı ya!” keyfimiz bir süre daha devam edeceğe benzer.

GezGin