Damlıyoruz damlıyoruz ve ırmaklar olup akıyoruz,

Deniz oluyoruz,

Taşkın oluyoruz,

Ki bentler yarılsın; ki zulmün duvarları yıkılsın
Memleketime baktım ıstıraplar gördüm, talanı gördüm, acımasızlık ve adaletsizlik gördüm; memleketime baktım yitip giden insanları gördüm, mutlulukları yıkan, kalpleri yakan, yakılanların üzerinde tepinen vicdansızlar gördüm; şehirlerimde kan gördüm, kavga gördüm, açlık ve sefalet gördüm, sevgisizlik ve öfke gördüm,

Sponsor Bağlantılar

Daha da önemlisi yaşamadığımızı gördüm; yoksa zulüm kanıksandı mı?

Her kara gecenin sonunda başlayan güne, güneş ışığı gibi dost gülüşlere hasretiz…

Karanlıkları silmenin sabahındayız…

Yüreklerimiz çağlayan olsun, olsun ki günlerimiz aydınlık olsun….

Kararlılık ve zafer yürekten bir çığlıktır…

Çığlıklarımızı katalım güne…

Gözlerimizdeki kararlı bakışların içinden doğsun güneş, esenlik dolu günlere katılmak için…

“Hepimiz Bizans’ın çocuklarıyız!”

Yer: Fransa/Marsilya

Yıl: 2004 Kasım

Yayın ağı: Fransız haber kanalı LCI; “Charles de Gaulle’cü harekete bağlı Gençler forumu”

Konuşmacı, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac:

-“Avrupa’nın temel şartlarına uymuş olan bir Türkiye, güçlü bir Avrupa için olağanüstü bir şanstır… Hepimiz Bizans’ın çocuklarıyız!”

Fransa Cumhurbaşkanı Chirac’ın bu sözleri fitne-fesad medyasınca Fransa’nın Türkiye’yi aynı uygarlık çerçevesinde gördüğü tarzında propaganda edilmişti…

Roma imparatorluğu pagandı. Daha sonra Doğu Roma ayrılıp da Bizans kimliğiyle tanınmaya başlayınca Hıristiyan oldular.

Fakat İsa’nın öğretileri ve İncil’deki ilahi mesajın içine Roma pagan inancını da karıştırdılar.

İznik konsülü toplanmış, yüzlerce İncil’den dördünü kabul, kalanını imha etmiş ve Bizans, Haçlıların Ortadoğu’daki vurucu gücü haline getirilmişti.

Sonra bir gün Bizans’ın çocuklarının Müslüman görünümlü sürümü piyasaya çıktı…

Katolik, Protestan ve Kalvinist Avrupalılar ile Evangelist Amerikalılar’ın desteğinde Radikal Siyasi İslamcı bir tarzla sahne alan Bizans’ın çocukları, İslam coğrafyasına saldırdı…

Ortadoğu’yu yaktılar yıktılar…

ABD-İngiltere Haçlı ittifakı Irak’ı işgal edip üçe böldü. Şimdi ise Suriye kilidini açmak için Türkiye’yi bir koçbaşı gibi kullanıyor.

Oysa bin yıl önce o bölgeler Türklerin, Bizanslıları yendiği Malazgirt Savaşıyla alınmıştı.

Fransa Cumhurbaşkanı “hepimiz Bizans’ın çocuklarıyız” dediğinde Türkiye’yi idare edenlerden ses çıkmamıştı. Ne hazindir ki bu tavır, bir kendi kendini inkâr, Türkiye’nin Bizanslaştığını kabul ve bir boyun eğmenin ifadesiydi.

Müslüman kisvesi altında Bizans’ın çocuğu olmak, Şeytan’ın bile aklını zorlayacak bir kurnazlıktır.

2013 Türkiye’si gerçekte 1918’i mi yoksa 1071’i mi yaşıyor?

1071 öncesi Anadolu topraklarına Bizans imparatorluğu hâkimdi. Aslında Anadolu,10 bin yıllık bir Türk yurduydu…

Daha sonra Müslüman Türkler; Anadolu içlerine doğru akın akın gelmeye başlayınca Bizanslılar, Türkleri durdurmak ve Anadolu’ya yerleşmelerini engellenmek amacıyla harekete geçti.

O sıra Irak ve Suriye’yi ele geçiren Selçuklular, Anadolu’da Türklerin kıyıma uğradığını duyunca geri döndüler.

Alparslan liderliğindeki Türkler, Bizans Ordusunu Malazgirt’te yendi ve Kutalmışoğlu Süleyman Şah döneminde ise Anadolu tamamen fethedilerek İznik başkent ilan edildi.

Bir zaman geçtikten sonra İstanbul ve Anadolu, Bizans’ın çocukları tarafından 1918’de işgal edilmiş ve bütün etnik topluklar işgalci Avrupalıların yanında yer almışlardı, fakat Türklerin, Gazi Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki kurtuluş savaşıyla Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmasına engel olamamışlardı…

Bu kez de Birleşik Devletler ve Avrupa destekli örtülü bir işgal başlatıldı. Ermeni, Rum, Levanten İslamcılar eliyle Bizans yeniden kurulmaya çalışılıyor.

Bizans’ın çocukları saldırıyorlar, Türklere ait ne varsa siliyorlar…

Meğer gerçekten de tarih tekerrür edermiş…

Bizans zihniyeti bugün etkili ve yetkili durumdadır… Menfaat ve koltuk sevdası; vatan, millet sevdasını ve din aşkı ile iman lezzetini unutturmuştur.

Bizans’a ait ne kadar eser varsa bakımı, restorasyonu yapılmakta ve tanıtımı yapılmaktadır.

Hatta tek taşı dahi kalmamış kiliseler bile tarihi tablolardan, eski fotoğraflardan yararlanılarak yeniden inşa ve ihya sürecine girmiş, içinde dualar ve ayinler yapılıyor…

Dinler bahçesi adıyla bilinen tuhaf bir dinin mabedleri inşa ediliyor.

Cuma hutbelerinden “Allah katında din İslam”dır cümlesi kaldırılıyor.

İslamiyet’in özü olan kelime-i şahadetten “Muhammed, Allah’ın Elçisidir” lafzıçıkarılıyor.

Masonluktaki üç kutsal kitaba yemin esası gibi “Dinlerarası diyalog”la İslamiyetin tek ve son din olduğu inancı yıkılıyor…

İslamiyet’in eşitlik, adalet, paylaşım, ahlak, dürüstlük ve doğruluk ilkeleri hiçe sayılıyor.

İslamiyet’in ilahi evrensel mesajı yerine, ortaçağın hurafeleri ve kültürü din diye tanıtılıyor.

Haçlı ittifakı ve Bizans’ın devşirme İslamcı görünümlü çocukları, beklemedikleri ilahi kaderi yaşayacaklardır.

Bizanslaştırılmak istenen Türkiye; akıl ve bilim öncülüğünde yeniden milli ve manevi kimliğini bulacaktır.

Türkiye’nin gerçek evlatlarının sesi, vatan sathında ve gök kubbede yankılanacaktır.

İçinde yaşadığı Milletin değerlerini, çıkarları için ayaklar altına alanlar, tarihte “işbirlikçi hainler” tanımıyla yer alacaklardır.

1. Dünya savaşı sonunda 2 milyon kilometre kare toprak kaybeden Osmanlı İmparatorluğu 1918 yılına gelindiğinde Bizans’ın çocuklarıyla ateşkes yapmıştı.

Ateşkesin ardından İstanbul’u işgal eden Bizans’ın çocukları, İzmir’i de işgal etmiş ve sonra Polatlı’ya kadar gelerek Sevr haritasını imparatorluğun önüne koymuşlardı.

Doğuda Ermenistan ve Kürdistan, kuzeyde Pontus-Rum, batıda Bizans kurulacak, ortada ise koca imparatorluktan geriye kalan bir lokmacık Osmanlı Devleti kalacaktı…

Ateşkes yapılmıştı ama Bizans’ın çocuklarının öfkesi dinmemişti; atıyla itiyle saldırıya geçmişler ve Anadolu’daki Müslüman Türk varlığını yok etmek için var güçleriyle yüklenmişlerdi…

Bizans’ın çocukları, Bizans’ı geri istiyordu ve öfkelerinin sebebi buydu…

2. Dünya Savaşı sonrası İngiltere ve Fransa Ortadoğu’dan çekilmiş, 1948’te Filistin’de İsrail diye bir devlet kurulmuş ve Ortadoğu Amerika Birleşik Devletleri’ne bırakılmıştı…

11 Eylül ikiz kuleler saldırısı sonrası ABD Başkanı George W. Bush şöyle konuşuyordu;

-“Saldırılar güçlü bir devi uyandırdı…”

-“Tüm dünyayı teröristlerden temizleyeceğiz…”

-“Başlattığımız mücadele bir Haçlı Savaşı’dır.”

Evet Bush, terörizme karşı “Haçlı Seferi” başlattığını söylüyor ve Amerikan halkından da sabırlı olmalarını istiyordu…

Danışmanlarıyla yaptığı ulusal güvenlik istişare toplantısı ardından Bush, Washington’a dönüşünde bir kez daha konuştu;

-“Yalnızca teröristler değil, teröristleri destekleyenler de suçludur…”

-“21. yüzyılın ilk savaşını kararlı bir biçimde kazanmanın zamanı gelmiştir artık.”

Papa II. Urban ve Piyer Lermit’in çabalarıyla Avrupa’da kalabalık bir ordu hazırlanmış ve hazırlanan bu ordu 1096’da harekete geçirilmişti.

Bizans’ın isteği üzerine Avrupalıların başlattığı bu savaşın adı, tarihe, “Haçlı Seferleri” diye yazılacaktı. Haçlılar, daha önce Bizans’ın olan Anadolu’yu 1071’de ele geçiren Türklerden temizlemek, Kudüs ve kutsal toprakları geri almak istemişti…

Haçlı seferleri, Müslüman Türk varlığını Anadolu’dan silememiş, fakat Kudüs, Haçlıların, İznik ve Batı Anadolu ise Bizans’ın Çocuklarının eline geçmişti…

Başkan Bush, Haçlı Seferinden
neden söz etmişti, 1000 yıllık bir aradan sonra ve durup dururken?

Gerçek şu ki, Bizans’ın Çocukları tarihi yeniden yazmayı kafasına koymuştu…

Haçlı, Malazgirt’ten Anadolu’ya giren Alparslan’ın Çocuklarını yenmeyi hedef almıştı bir kere, elbette gücü yeterse…

Afganistan işgal edildi,

Irak yakılıp yıkıldı ve üçe bölündü,

Barzani önderliğinde Irak’ın kuzeyinde Kürt Devleti kuruldu, henüz ilan edilmemiş adıyla “Kürdistan!”

Sevr, 1920’den sonra yeniden kasadan çıkarılarak masaya kondu; “Ermeni Meselesi” ve “Kürt Meselesi” adı altında çözülmesi gereken bir sorun olarak dikte edildi; ne için?

Ne uğruna?

Büyük Ortadoğu ve genişletilmiş Kuzey Afrika Projesi “BOP” yeni bir dünya düzeni tasarımıdır ve etnik bölücü harekette bu projenin önemli bir ayağıdır.

Adına PKK denen terör örgütünün siyasi hedefi ne, nedir?

Türkiye’yi etnik temelde ayrıştırmak ve Kürdistan’ı kurmak değil mi?

Türkiye, bu trajik noktaya yaklaşık olarak 80 yıllık bir titiz çalışmanın sonucunda getirilmiştir.

12 Eylül darbesinin ardından Özal’la birlikte PKK sorunu başlamıştı…

Amerika’nın 1. Körfez Savaşının ardından Otonom Kürt devletinin temelleri atıldı.

1991’de militan sayısı 25 bini bulan ayrılıkçı terör örgütü, Türk Ordusuna karşı baskın ve pusu tarzı silahlı saldırılara başladı.

1992 yılına gelindiğinde terörle mücadelede verilen şehit sayısı 1000’i aşmıştı…

Çiller’li yıllarda silahlı tedhiş ve terör hareketlerinin şiddeti daha da artmış ve ülke ciddi bir çatışma ortamına sürüklemişti.

Bu çatışma ortamı, doğu’da 3.225 köy ve mezranın güvenlik nedeniyle boşaltılmasına, 500 bini aşkın insanın göç etmesine ve Türk-Kürt ayrımının derinleşmesine sebep oldu.

1984’te başlayan Türkiye’nin terörle imtihanında, Özal’lı dönem bugünün siyasetinin temelini atmış, “Çekiç Güç”ün ülkeye sokulmasının ardından da, Asala geri çekilmiş ve PKK Terör Örgütü eylemlere başlamıştır.

Kısacası terörün siyasi alana çekilmesi, Barzani’nin Kürt devletini kurması, Türkmenlerin ve Kıbrıs Türklerinin kendi kaderleriyle baş başa bırakılması, ulusal değerlerimizin ayak altına alınması ve komşularımızın hepsiyle ihtilaflı hale gelerek yalnızlaşmamız tümüyle bir Bizans oyunudur.

PKK, bir Bizans oyunudur.

PKK, Küresel bir projenin adıdır.

Bizans’ın çocukları, PKK aracılığıyla Türk Milletini içerden vurmuştur.

Hedef Türk Milli varlığıdır.

Bizans, Türk Milli varlığına kastetmiştir.

Mit Müsteşarı ifade çağrıldığında “Devlet içinde devlet olmuşlar” denerek yasal varlığı sona erdirilen ama “Ergenekon ve Balyoz” soruşturmalarının sürdüğü davalar da aynı oyunun parçasıdır.

Sırrı Sakık bir ara “Biz başka coğrafyadan gelmedik” demişti.

Ettiği lafa bak, dikkat; “Başka coğrafyadan gelmedik!”

Bu, Bizans’ın çocuğu olduğunun bir itirafıdır.

Oynanan oyun apaçık; ülke toprakları satılıyor, paylaşılıyor, Türk Milletinin adı ayaklar altına alınıyor, “Türk’üm!” demek bir suç haline getiriliyor, ama biz hala, hala PKK ile uğraşıyoruz daha doğrusu uğraştırılıyoruz. Açılımlar-saçılımlar, müzakereler, istekler, direktifler, zabıtlar…

Bu bir Bizans oyunudur.

Bir suç soruşturmasının adına “Ergenekon Terör Örgütü” denmesi bile çok şey anlatmaktadır.

Hedef ülke bütünlüğüdür.

Ülke bütünlüğünü savunanlar içeri atılıyorlar.

Hedef; Türk Milletidir ve onun silahlı gücüdür.

Türk milletinin varlık ve bekasını koruyacak iki önemli gücün ikisi de hedef alınmıştır; biri Türk Milletidir, diğeri ise Türk Ordusudur.

10 yıldan beridir uygulanan siyaset, milli ve yerli bir siyasa değil, Haçlının dikte ettiği, Bizans’ın çocuklarının dayattığı bir siyasettir.

GezGin