“Zengin ülkeler öylesine zengin, yoksul ülkeler öylesine yoksul ki…”

Sessiz…
Gürültüsüz…
“Tak!”
Hepsi bu,
Yalnızca bu kadar ses…
Patlama yok ama etkili…
Mermi kadar çevik ve hızlı…
Hedefi tahrip edici…
Kaynaklar bolca; hemen hemen sınırsız…
Mesela kış; zemin karla kaplı, elle sıkıştırılmış bir kartopu,
Yahut küçük bir buz parçası cephaneniz…

Sponsor Bağlantılar

Mesela dağlık bir arazi; bitki örtüsü çok az, yerdeki küçük bir taş,

Yahut irice bir kaya parçası, düşmana fırlatabilirsiniz…

Saldırganın mühimmatı bitti bitecek, ama ya sizin?

Kolay kolay tükenmeyecek gibi…

Barutun bittiği an geldiğinde,

Silah fabrikalarının dumanı tütmediğinde,

Mermilerin ıslıkları ve bombaların havayı yırtan haykırışları sona erdiğinde…

Göğe yükselen toz yere inip de sessiz bekleyişin akrep ve yelkovanı dönmeye başladığında

Patlayan silahların yıkıcılığına rağmen doğal silahlar elinizde ve hala hayatta kalmışsanız

Savaşı kazanan tarafsınız…

Plan B 3.0’dan bir bölüm;

“Büyük Seferberlik”

7 Aralık 1941 Pearl Harbour saldırısı…

ABD’nin başkanı Roosevelt, 6 Ocak 1942’de Ulusa Sesleniş konuşması yapıyor, ülkenin silah üretimi hedefini şöyle açıklıyordu;

40 bin tank,

60 bin uçak,

20 bin uçaksavar,

6 milyon tonluk gemi filosu…

Ve Başkan ekliyor:

“Bana kimse bunun imkânsız olduğunu söylemesin!”

Daha önce bu kadar çok sayıda silah üretimi yapıldığı görülmemişti… Roosevelt, o dönem Dünyanın en büyük sanayi gücünün Amerikan otomotiv sektöründe olduğunu biliyordu… 1930’ların buhranlı döneminde dahi ABD, yılda 3 milyon otomobil üretebiliyordu…

Fakat 1942’den 1944’ün sonuna kadar ABD’de tek bir otomobil bile üretilmedi,

Ev ve otoyol inşaatları durduruldu,

Otomobili keyif için kullananlara yasak getirildi,

Lastik, benzin, akaryakıt ve şeker gibi önemli ürünler 1942’den itibaren karneye bağlandı.

Ve 1942, ABD tarihindeki en büyük sanayi üretim yılı oldu. Bu üretim, tamamen askeri amaçlara yönelikti…

1944’ün sonuna doğru ise ABD, hedeflerinin çok üzerinde bir silah gücüne sahip oldu.

D. Kearns Goodwin bu hikayeyi şöyle anlatıyor:

 
“Makineli tüfek üretimine başlayan ilk şirketlerden biri buji fabrikasıydı, bir ocak üreticisi işini bırakıp filika üretir hale geldi, bir atlıkarınca fabrikası silah mesnetleri üretmeye, bir oyuncak şirketi pusula üretmeye, bir korse üreticisi el bombası kemeri imal etmeye, bir langırt makinesi tesisi de zırh delen bombalar üretmeye başlamıştı… İşte benim etkilendiğim değişimin hikâyesi bu…“ (1)

Mavi Küre yaşlandıkça, doğa; sunduğu nimetlerini azaltmakta, nüfus hareketleri ve doğal kaynakların tahrip edilmesi sonucun ise büyük bir tehdide dönüşmektedir…

Silahların yok etme ve zarar vermenin dışında başka bir amacı daha vardır, “Tehdit ve zorlama…”

“HAARP!”

Bu harfler, ABD’nin gizli askeri projelerinden biri olan “High Frequency Active Auroral Research Program” isminin baş harfleridir…

Adından da anlaşılacağı üzere yüksek frekansla ilgili bir programdır…

HAARP, 6 yıldan beri, Alaska, Gakona askeri üssü yakınlarında, ABD Hava ve Deniz Kuvvetlerince üzerinde çalışılan bir projenin adıdır.

Amacı, İyonosfer’de araştırma yapmak. Bu projede 3 Amerikan şirketi; ARCO, Raytheon ve E-Sistemleri yer almaktadır…

HAARP’ın amacı:

Atmosferdeki termonükleer araçların elektromanyetik vuruşlarını değiştirmek,

Denizaltılarla haberleşmeyi kolaylaştırmak,

Radar sistemlerini son derece geliştirmek,

Çok büyük bir bölgede, ABD ordusu dışında tüm haberleşmeyi durdurmak,

EMass ve Cray bilgisayarları ile ortaklaşa, toprağın altını çok derinlere kadar incelemek,

Büyük alanlarda petrol, doğalgaz ve mineralleri tespit etmek,

Cruise füzeleri gibi her türlü saldırı silahı ve uçağı havada imha etmektir.

Bu projeye karşı çıkan, projenin son derece sakıncalı yönleri olduğunu savunan ABD’li bilim adamları da vardır. Onlara göre, HAARP öylesine bir güç haline gelebilir ki, bu gücü elinde tutan dünyanın tartışmasız hâkimi olabilir…

Projeye karşı çıkanlardan biri de ABD’nin ünlü jeofizikçilerinden Prof. Gordon J.F.Mac Donald’dır. Donald’a göre, elektromanyetik teknolojinin tehlikeli yönleri şunlardır:

İklimleri değiştirebilir,

Kutupları eritebilir ya da yerinden oynatabilir,

Ozon tabakasıyla oynayabilir,

Deprem yaratabilir,

Okyanus dalgalarını kontrol altına alabilir,

Dünyanın enerji alanları ile oynayarak, insan beynini kontrol edebilir,

Radyasyon yaymayan termonükleer patlamalar oluşturabilir…

Bunlar, yapabildiklerinin sadece bir kısmı…

Ve bu bir dehşet!

Amerika Hava Kuvvetleri, iklimlerin kontrolü anlamına gelen “Spacecast 2020” projesi ile ilgili olarak: “Çevreyi değiştirme teknikleri ile başka bir ülkeyi yok etmek veya zarara uğratmak yasaktır” açıklaması yapmak zorunda kalmıştır…

HAARP Projesi, çok küçük sinyallerle çok büyük enerjileri kontrol etme esası üzerine kurulmuştur.

Zbigniev Brezinski’nin 1970’lerde sözünü ettiği; “İleriki yıllarda teknolojiye bağlı daha kontrollü bir toplum olacak ve seçkinler bu imkânı kullanacak” cümlesi sanki gerçekleşiyor gibi…

İnsan, tutkulu ve bencildir. Bazıları Şeytan’a kalp ve ruhlarını satmıştır… Hiç kuşku yok ki, dünyaya ve toplumlara tuzaklar kuranlar, akla hayale gelmeyecek en kötüyü hazırlıyorlar… Bunlara karşı hazırlıklı olmak, düşünce geliştirmek ve önlemler almak, şimdikilerin ve sonra gelecek olan nesillerin yeryüzünde nefes alıp verme şansı bulması adına yararlı olacaktır.

GezGin

(1)Kitap; “Sıradan Bir Zaman Değil”; Goodwin, D.Kearns.