Ey yayını çekip ok atan! Av yakında sen ise uzağa bakmaktasın!
Gün gelecek Kürt milleti birleşerek kendi kaderini tayin edecek. Bu müjde gerçekleşecek ve engellenemeyecek!” demiş Pülüklü(1) Molla! Merkezi, Bağdat’ta bulunan El-Şarkiye televizyonuna konuşmuş, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Başkanı… Yıllardır Kürtlerin zalimce uygulamalara maruz kaldığından dem vurmuş Barzani, günü geldiğinde Kürtlerin birleşeceğinden ve bu yapılanlara karşılık vereceğinden bahsetmiş… “Kürtlerin zulme uğradığı gerçeği göz ardı edilemez!” diye de eklemiş…
Yeni Dünya Düzeni” kod adlı “Küresel Siyaset”, etnik ve dinsel ayrıştırma ve boyun eğdirme planlarına hız kesmeksizin devam etmektedir. Mossad ve Cia ajanları cirit atıyor Türkiye ve Ortadoğu coğrafyasında… Çemberimize “gül oya” dokumuşlar, “gül”ü ise kanla boyamışlar…

Sponsor Bağlantılar

Ortadoğu ve Türkiye’de karmaşa var; kan var, acı var! İşbirlikçi “Amerika Muhipleri Cemiyeti” üyeleri haricinde hiç kimsenin yüzü gülmüyor doya doya…

-“Çekil git tepemin üstünden ufaklık!” Bir gün böyle demiş sineğe aslan,
-“Ne sandın?” diyerek, sinek de meydan okumuş hemen,
-“Kral dediler diye Korkacak mıyım senden!”
-“Vız gelirsin bana! Öküzden güçlü değilsin, kaldı ki öküzü de yıldırmışım ben!” der demez de, çalmış hücum borusunu sinek…

Bdp’li Hasip Kaplan, 20 Mart’ta Kepez ilçe teşkilatında yaptığı konuşmada; hükümete “Sizin ananız mı güzel!” diye bağırmış, İçişleri Bakanı için de “Mal!” demişti…

Derken bir kükreyiş kükremiş ki aslan, allak bullak olmuş dünya; korkudan kaçan kaçana…
Önce açılmış, iyice bir hız almış sinek, sonra “vızz!” diye konmuş aslanın ensesine…
Aslan ise öfkeden delirdi delirecek; ağzı köpük saçmış, gözleri şimşek…
Bütün bunlara sebep ne? Ufacık bir sinek!
Isırmadık yer koymamış koca aslanda, kıçından tut burnuna, kulağının içine ve burnunun ta deliğine…
Haşmetli kral ha kudurdu, ha kuduracak!
Nokta sıklet düşmanıysa hora tepmiş sevinçten; mutlu imiş aslanın diş diş, pençe pençe kendi kendini didiklemesinden…
Kan revan içinde kalmış zavallı, öfkesi tüketmiş aslanı, soluk soluğa yere yığılmış…
O an artık çekilmiş sinek kavgadan ve göğsünü gererek, zafer boruları çalmış…
Sonra da “gidip dört bir yana haber vereyim!” derken, düşmüş örümceğin ağına…

Demokratik özerklik” ve “Yerel yönetimlere otonomi” isteği tamamen CFR/NED (Demokrasi Fonu) yani bir “Siyonist plan”dır…

Etrafı tamamen sularla çevrili ve 165 kamera ile korunan “Ada Sakini”nin her anı kayıt altına alınıyor. 250′si subay 1000′e yakın askeri personel tarafından korunuyor. Ada, denizden de abluka altında tutuluyor…

Yeni rakamlar açıklanmadı; ancak, 2008 yılı rakamlarına göre, yaklaşık bir hesapla günlük maliyeti 125 bin liraya, yani yıllık 45 milyon liraya mal oluyor. 45 milyon Türk Lirası!

Petrol-gaz ve elektrik başta olmak üzere iğneden ipliğe her şeye üst üste zamlar yapılıyor; şeker fabrikaları özelleştirilerek satılmak üzere sırada bekliyor.

İlan edilmemiş bir harbin olumsuz koşullarında, adı konmamış bir harp ekonomisi yürütülüyor…

One Minute!” sonrası gelişmeler ve “Mavi Marmara Faciası” faciası sonrasında Türkiye-İsrail ilişkilerinde gelinen son durum şöyle tecelli etti;

Kürecik’te kurulan füze kalkanı sistemi ile İsrail’in güvenliğine katkıda bulunuldu.

“Özür ve tazminat” konusunda Cenevre görüşmelerinden olumlu bir sonuç çıkmadı.

Türkiye’yle İsrail arasındaki ticaret hacmi, 2010′da, bir önceki yıla göre yüzde 26 artarak 3 milyar 124 milyon dolara yükseldi… (2)

Erdoğan ile Obama Seul’de Suriye’yi görüştükten sonra, Obama “Muhteşem Ortağım!” dediği Erdoğan’ı Şikago (Chicago)’ya çağırmış,

Suriye’ye seyirci kalmanın mümkün olmadığını dile getiren Muhteşem Ortak ise: “Şu anda en önemli göç merkezi haline gelmiş durumdayız” demişti.

Şu ana kadar ülkemize göç eden Suriyeli sığınmacıların sayısı 100 bini aşmıştır.

Gözümüz aydın!

-“Tabii Suriye konusuyla bağlantılı olarak bölgede, gerek İran, gerekse Rusya Federasyonu ile ilgili, Çin ile ilgili bütün bu konuları da değerlendirme imkânımız oldu” diyor,

Suriye’den 100 bin göçmen geleceği tahmininde bulunuyordu Muhteşem Ortak ama afet İşlerinin 1,5 milyon çadır siparişi vermesi beklentinin daha da yüksek olacağını işaret ediyordu…

Tehdit ve tehlike, halk düşmanı örgütün “Gümrük noktaları” ve irili-ufaklı kamplarıyla Hakkari altında dururken, nedendir bilinmez milletin dikkati uzaklara çekiliyor…

Seul’deki görüşmede, Suriyeli isyancılar için haberleşme ekipmanı ve tıp malzemesi yardımlarının hızlandırılması konusunda Obama ile Muhteşem Ortak’ın anlaştıklarını yazıyordu New York Times.

ABD Başkanı Obama’nın, “Suriyeli Aktivistler”e tıbbi ve haberleşme ekipmanı yardımı yapma kararının, Türkiye’nin, Suriye içinde bir “Tampon Bölge” kurma planları yapması ile eş zamanlı oluşuna dikkat çekiyordu İngiliz gazetesi Telegraph;

Türkiye’nin, 1 Nisan’da İstanbul’da yapacağı “Suriye’nin Dostları Toplantısı(!)” için de “muhtemelen sınırlı bir sınır ötesi operasyona destek sağlamak amacıyla kullanılacağı”nı yazıyordu…

En büyük sorun, “NATO sömürgeciliği!”

O sıralarda, Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’de, Afganistan ekonomisinin ele alınacağı konferansa katılıyordu Ahmedinejad, “ABD ve NATO’nun terörle savaş kisvesi altında Rusya, Hindistan ve Çin’i kuşatmaya çalıştığını” söylüyor, ABD ve NATO’ya çatıyor,”ABD ve NATO stratejilerini değiştirmeli; çünkü dünyada politik dayatmada bulundukları koşullar artık değişti” diyor ve ABD ve NATO’nun terörle savaş kisvesi altında
Afganistan’ı işgal ettiğini belirtiyor, benzer bahanelerle şimdi Rusya, Hindistan ve Çin’i kuşatmaya çalıştığını savunuyordu…

Ahmedinejad ayrıca, NATO ile Pakistan arasındaki güvensizlik ve istikrarsızlık ortamının her geçen gün büyüyeceğine, komşusu Pakistan ile NATO arasındaki siyasi bunalımın derinleşeceğine dikkat çekiyor,

NATO’nun Afganistan’dan hemen çekilmesini istiyor, NATO üyesi ülkelerin, sömürgeciliği yeniden canlandırma isteğinin dünyanın en büyük sorunu olduğunu kaydediyordu.

Ahmedinejad’ın konuşma yaptığı esnada ABD’li temsilci Robert Blake ise salonu terk etmek zorunda kalıyordu…

Geçmişte İngilizler, Vahhabiliği icat ettiler ve Araplarla Osmanlıyı birbirinden ayırdılar…

25 Aralık 1919; “İngiliz ajanı Ryan”, birleşik krallığa sunduğu raporda şöyle diyordu:

“Biz gerçek ideali din imiş gibi davranan menfaatçi bir grubu idareci olarak takdime çalışacağız!”

İslami hiziplerin içine sızdılar, ya da bazı grupları kendileri oluşturdular; tıpkı Mısır’da olduğu gibi…

Mısır “Müslüman Kardeşler Örgütü”nün siyasi kolu olan “Hürriyet ve Adalet Partisi”nin İnternet sitesindeki şu açıklama ilginçtir;

Gerekirse yeniden devrim yaparız!” (ANKA)

Müslüman Kardeşleri bu iş için destekleyen kimdi? ABD!
Müslüman Kardeşlere desteğin yanı sıra para veren kimdi? Yine ABD!

Türkiye Hükümeti de, Arap ülkelerindeki güdümlü kuruluşları, 2005’te İstanbul’da bir araya getirmiş ve Amerikan stratejisi doğrultusunda çalışmalar yapmıştı…

Muhteşem Ortak, Türkiye adına, Hüsnü Mübarek ve Kaddafi’ye açık cephe almış, hatta Libya’daki muhaliflere Türkiye’den giden özel tim eğitim vermişti…

Şimdi de adına “aktivist” ya da “muhalif” denen Amerikan işbirlikçisi gruplara Türkiye yardım ediyor…

Türkiye Şam’da bulunan Türkiye Büyükelçiliği’nin tüm faaliyetlerini askıya almış, Şam Büyükelçisi, ailesi ve tüm personel ise Türkiye’ye dönmüştü…

Bu olup bitenler nedir; ne anlama geliyor bütün bunlar?
Bu, İslam dünyasına -genel ifadesiyle insanlığa- yapılan bir hizmet midir; yoksa Haçlılarla yapılan işbirliği midir?

Aldatan suç işlemiştir, ancak aldananın da bunda kusuru vardır; çünkü aldanan, ya akılcı düşünmemiştir, ya da hak etmediği bir şeyin sahibi olmak istemiştir…

11 Eylül hadisesinden sonra “Haçlı seferi başlatıyoruz”  dememiş miydi George W. Bush?
Sonra da Afganistan’ı ve Irak’ı işgal etmemiş miydi?

Yeni yüzyıl Haçlı seferi, Müslüman Kardeşler Örgütü üzerinden “Arap Baharı” adıyla yapılmıştı…

Kuşku yok ki, bugün ülkeyi yönetenler, tarihe, “Haçlı Seferini İngiltere ve İsrail’le birlikte destekleyenler arasında yer alıyorlardı” diye geçecekler.

“Dört dört dört mü iyidir, Üç beş iki mi?” diye biz içerde maç yaparken uyuduk/uyutulduk…

Pembe Gül idik Solduk, ak güle ibret olduk…

Özgürlükler” dendiğinde, tartıştırılan şey, kadınların saçları ve kuruluş amacı din hizmetleri personeli yetiştirmesi gereken mektepler olmuştu…

Yıllardır bu tartışılmadı mı? Peki, bu tartışma mutlu sonla halloldu da fikir özgürlüğü meselesi, özel hayatın gizliliğinin ihlali ve masumiyet karinesi sorunu halledildi mi?

Gerçek şu ki, kadının saçı konusunda bir mağduriyet bu ülkede yaşanmışsa eğer, unutulmasın ki böyle bir iklimin doğmasına, dini, siyasete alet eden politikacılar sebep olmuştu.

Söze değil, eyleme bakılmalı; bakılmalı ki ayak izleri nereye gidiyormuş görülsün…

Aslanın biri kocamış, artık avlanamaz olmuş…
Karnını ancak kurnazlıkla doyurabileceğine karar vermiş…
Bir ine girmiş, boylu boyunca uzanmış, kendisine de hasta süsü vermiş…
Koca aslan hasta olur da kendisini ziyarete gelen olmaz mı? Olur elbet, hayvanlar birer ikişer aslana geçmiş olsun ziyaretine gelmeye başlamış…
Derken, aslan da her geleni avlar, karın doyurup dururmuş…
Günlerden bir gün tilki, aslanın yattığı inin önünden geçiyormuş, aslanı görmüş ve Aslan da tilkiyi içeri davet etmiş.
“Buyur gel tilki kardeş, sen de bu hastayı ziyaret et, hem de biraz sohbet ederiz” demiş.
Tilki tam girecekken, bakmış bakmış, şöyle seslenmiş:
“Gelmesine gelirim de aslan kardeş! Ayak izlerine bakıyorum, içeri girenler olmuş ve yine ayak izlerine bakıyorum nedense dışarı çıkan olmamış!”
Evet, işte böyle demiş Tilki, aslanın kurduğu tuzağı anlamış da hemen oradan uzaklaşmış…

“Haçlılar geliyor!”

Milli Mücadele yıllarında Afganlılar, Türkiye’ye teneke teneke altın göndermişlerdi. Afgan halkı, İslam’ın sancaktarı Türk Milletinin, Haçlılara mağlup olmasını istememiş, elinde kolunda neyi varsa vermişti…

Böylece İngiliz’in, Yunan’ın, Fransız’ın ve İtalyan’ın işgaline karşı durmuşlardı…

Afgan halkı şimdi işgal altında… İşgalci İngilizler, İtalyanlar, Amerikalılar ve Fransızlarla birlik olmamızın hangi makul açıklaması var; kim bunu savunabilir?

Ne hazindir ki, Türkiye, toprakları işgal edilen Afgan halkının yanında değil, Haçlıların yanında saf tutmuş görünmektedir.

Kandil’e niçin gidemiyoruz? Karayılan, Fehman Hüseyin niçin kulağından tutulup da getirilemiyor?

Biz, girmek mi istemiyoruz, yoksa biri izin mi vermiyor?

Müttefik ha!

ABD, stratejik ortağımızmış öyle mi?

Ey yayını çekip ok atan! Av yakında sen ise uzağa bakmaktasın!

Bataklık orada! Orası Kuzey Irak, yani bize ırak olmayan parçalanmış devletin kuzeyi! Orada kurulmuş oturan Pülüklü Molla’nın bölgesi ve Kandil denen şeytan yuvası!…

Sinek, işte o bataklıkta üreyip, çoğalıyor… İçerdeki ölümüne mücadele dalga dalga gelen sinek akınlarının sadece bir bölümünü önlüyor…

Bu kafayla gidilecekse eğer, korkarım ki sinek, koca aslanı alt edecek!

ABD, Suriye’yi hedef alıyor; çünkü İsrail’i Kuzey Irak ile birleştirmek istiyor. Suriye’ye doğrudan kendisi yönelmeyip, Kürtleri kullanıyor. Zira Irak’tan sonra Suriye’de de zor durumda kalmak istemiyor. İnsan hakları kuruluşlarını, Af Örgütü’nü, Birleşmiş Milletleri harekete geçirerek, Suriye’de “Özerk Kürt
Bölgesi
” oluşturmak için çaba gösteriyor ve Türkiye’yi de koç başı olarak kullanıyor…

Planın son aşamasına gelindiğinde, Irak’ın kuzeyi ile İsrail arasında bağlantı kurulmuş, Türkiye ise “Anadolu Birleşik Devletleri” adıyla bölünüp, parçalanmış olacak! Halimiz türkü diliyle söylersek:

Dertleri karıyorum, günleri saya saya…
Avlu dibi Beklerim, vay benim emeklerim…
Dümbeleği çala çala yoruldu bileklerim…

Kehanet, muhtemel bir olayı kesin bir bakış ile görmekten başka şey değildir; hava ya bulutlu olacaktır, ya da güneş açacaktır.

GezGin

(1)Pülük: İşe yaramaz parça, gereksiz; sahte; Azeri Türkçesi
(2)İsrail Merkezi İstatistik Bürosu’nun verilerine göre, Türkiye’nin İsrail’den ithalatı yüzde 22 artarak 1 milyar 309 milyon dolara, İsrail’e ihracatı ise yüzde 29 artarak 1 milyar 799 milyon dolara ulaşmış. Bu arada Seydişehir Alüminyum Tesislerinin özelleştirilmesi ile ilgili yürütmeyi durdurma kararını uygulamadıkları gerekçesiyle Başbakan ve beş bakan 10 bin TL tazminata mahkûm oldu…