Yıllar önce Çin ülkesinde Lian Hua adlı bir kız yaşarmış… Sonra bir gün bu kız evlenmiş. Bir müddet sonra kaynana, gelin arasında şiddetli geçimsizlik baş göstermiş. Birbirine zıt iki karakter olan gelin Lian Hua ve kaynana Jiao Jie aralarında sık sık kavga edip dururmuş…

Sponsor Bağlantılar

Bu durum, Çin geleneklerine ve örfüne de uygun olmadığından çevrenin tepkisine neden olmuş. Gelin ve kaynananın bitmek bilmeyen kavgaları sonucunda ev, gelin Lian Hua, kaynana Jiao Jie ve koca Hong Li için adeta bir cehenneme dönmüş…

Hani derler ki;

Kaynana çaydanlık gibidir, fokur fokur kaynar.
Gelin demlik gibidir, sinsi sinsi demlenir.
Oğlan bardak gibidir, bir gelin, bir kaynana doldurur.
Görümce çay kaşığı gibidir, arada bir gelip ortalığı karıştırır.
Çocuk şeker gibidir, ortalığı tatlandırır.
Kayınpeder çay tabağı gibidir, döküleni toplar.

Sonunda genç gelin Lian Hua, Babasının eski bir arkadaşı olan baharatçı Chong’un dükkanına koşar ve ona derdini, nasıl bir sıkıntı içinde olduğunu tek tek anlatır. Gerekirse baba evine dönmek istediğini söyler.

Yaşlı adam, ona bitkilerden yaptığı bir karışım hazırlar ve der ki: “2-3 ay boyunca her gün birkaç damla -bir çay kaşığının dörtte biri kadar- kaynananın yemeğine bunu koyacaksın!” Gerekçesini de açıklar, “Zehri azar azar vereceksin ki senin tarafından zehirlendiği anlaşılmasın. Yani biraz zamana bırakman ve sabırla beklemen gerekiyor.”

Lian Hua dükkândan ayrılırken de Chong, son bir tavsiyede bulunup, der ki: “Eşin dâhil hiç kimsenin senden şüphe etmemesi için kaynana çok iyi davranmalısın. Güzel yemekler yapmalı ve onu mutlu etmek için çalışmalısın.”

Sevinçle eve dönen gelin Lian Hua, yaşlı adamın planını harfiyen uygulamaya başlar. Her gün nefis yemekler yapar, zehirden azar azar kaynanasının yemeğine damlatır ve ona çok iyi davranır, bir dediğini ikiletmez, onu mutlu etmek için uğraşır. Günler geçer ve bir süre sonra kayınvalide değişmeye ve gelin Lian Hua’ya öz kızı gibi sevgiyle bakmaya başlar. Artık ev, bir cennet bahçesine dönmüştür.

Gelin Lian Hua, kaynanasını zehirlediğine pişman olur ve bir kez daha baharatçı dükkanı işleten yaşlı adam Chong’a koşar. Kaynanasının kanındaki zehrin arındırılması için iksir hazırlamasını isteyip, yalvarır. Chong, yaşlı gözlerle karşısında yana yakıla konuşan Lian Hua’ya bakar ve gülmeye başlar.

“Sevgili Lian Hua!” der,

“Sana verdiğim şey sadece vitamindi, olsa olsa kayın valideni biraz daha güçlendirmişsindir. Gerçek zehir senin beynindeydi, o ve sen birbirinizi zehirliyordunuz… Sen iyi davrandıkça o da kendini düzeltti, böylece siz gerçek bir anne-kız oldunuz.”

“Eski bir Çin atasözü şöyle der: ‘Gül sunan elde gül kokusu kalır.”

Sözün özü şu; varsa beynimizdeki zehri boşaltmalı, hem kendinizi hem de çocuklarımızı zehirlememeliyiz. Mutlu bir yaşam dileğiyle…

GezGin