İnsanı yaratan, bütün nimetleri veren, yediren, içiren, ruhuna çok çeşitli zevkler yaşatan Allah’tır. Fakat buna rağmen insanların bir kısmı Allah’ teslim olmaya ‘inatla direnirler’. Oysa direnmekle insanlar sadece kendilerine zulmetmiş olurlar. Çünkü her konuda Allah’a muhtaçtırlar. Rabbimiz bu konuyu bir ayetinde şöyle hatırlatmıştır:

Sponsor Bağlantılar

Ey insanlar, siz Allah’a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Allah ise, Ğaniy (hiç bir şeye ihtiyacı olmayan)dır, Hamid (övülmeye layık)tır. (Fatır Suresi -15)

Bütün insanlar hayatları boyunca, acizlikler konusunda Allah’a boyun eğmişlerdir. Ancak müminler dışında bu teslimiyetin farkında olan yoktur. Örneğin Allah’a iman etmese de, O’nun rahmetiyle zengin, güzel veya başarılı olan kişi, aslında yaşlanmak, uyumak, yemek, içmek ve ölüm konusunda Allah’a teslim olmuştur. Herkes Allah’ın yarattığı bedende Allah’ın kaderinde belirlediği kadarını yaşayarak ölmeye mahkumdur.

İnsan, hayatı boyunca yaptığı pek çok eylemi kendi iradesi ile yaptığını düşünür. Oysa sadece acizlikler konusunda değil, kaderinde yaşadığı birçok detayda da farkında olmadan Allah’a teslim olmuştur. Zira kimse, kaderinin dışına çıkamaz. Kaderi yendiğini düşündüğü anda da aslında kaderinde olanı yaşar.

Onları siz öldürmediniz, ama onları Allah öldürdü; attığın zaman sen atmadın, ama Allah attı. Mü’minleri kendinden güzel bir imtihanla imtihan etmek için (yaptı.) Şüphesiz Allah, işitendir, bilendir. (Enfal Suresi – 17)

…Dediler ki: “Her şeye nutku verip-konuşturan Allah, bizi konuşturdu. Sizi ilk defa O yarattı ve O’na döndürülüyorsunuz.” (Fussilet Suresi -21)

İman etmeyen insanlar, bütün gücü kendilerinde gördükleri için Allah’a layığı ile teslim olamazlar. Oysa ayetlerden de anlaşıldığı gibi, Allah zaten bütün insanları teslim almıştır. 

Öyleyse sen yüzünü Allah’ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah’ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah’ın yaratışı için hiç bir değiştirme yoktur… (Rum Suresi – 30) Ayetinde belirtildiği gibi insan, İslam fıtratı üzerine yaratılmıştır. Ancak şeytan, insanın bu fıtratını bozarak, zor ve sıkıntılı bir hayat yaşamasına neden olur. Benzinle çalışan bir arabaya mazot koyduğunuzu düşünün. Araba bu şekilde ilerleyemeyecektir. Israrla mazot kullanmaya devam ettiğinizde, bir süre sonra araba bozulacaktır. İnsan da şeytanın sistemine girdiğinde, huzursuz, mutsuz ve sıkıntılı günleri başlar. Oysa tamamen Allah’a teslim olmak, insana çok konforlu ve huzurlu bir hayat sağlar. Bunun bilincinde olan müminler, her konuda Allah’a teslim olmuş ve bütün yaşamlarını Allah’a adamışlardır.

De ki: “Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah’ındır.” (En’am Suresi -162)

Ancak iman edemeyenler için Allah’a teslim olmak, sahiplendikleri her şeyin asıl sahibinin Allah olduğunu kabul etmelerini gerektirir. Bu ise onların nefsine çok ağır gelir. Kendilerini ve karşılarındaki insanları Allahtan bağımsız zannettikleri için, başlarına gelen her olay onlar için mesele haline dönüşür. Olumsuz bir olayla karşılaştıklarında ya panik olurlar, ya öfkelenirler ya da “neden ben” diyerek isyan ederler. Oysa iman eden müminler, İnsanlar, (sadece) “İman ettik” diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar? (Ankebut Suresi – 2) ayeti gereği, dünya hayatında yaşadıkları bütün olumsuzlukların Allahtan geldiğini ve teslim oldukları takdirde zorlukların kolaylığa dönüşeceğini bilirler.

Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır.

Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır. (İnşirah Suresi – 5, 6)

Din ahlakını yaşamayan insanlar şirk, isyan, inkar gibi zor konulara güç yetirebilmelerine rağmen, asla Allah’a teslim olmaya güç yetiremezler. Oysa Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez (Bakara Suresi – 85) ve kolay olanda başarılı kılmak ister. Yeter ki Allah’a layığı ile sığınabilelim.

Ve seni kolay olan için başarılı kılacağız. (A’la Suresi – 8)