-“İsterler ki susalım; isterler ki yazdıklarımızın hiçbiri, hele bu dönemde yazılmasın!”

Sponsor Bağlantılar

-“Kürtler, sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD’ın Kürtler arasında?”

-“Yoksa CIA ve MOSSAD, anti-emperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?”

Acı, öfke ve isyan… Devlet Erkânı, bürokratlar, siyasiler hepsi oradaydı… “Karlı Sokak”ta karların üzerinde paramparça olmuş bir mütevazı otomobil, kırık bir gözlük ve kan damlaları…

 

“Bir Pazar sabahıydı, Ankara kar altında…

Zemheri ayazıydı; Yaz güneşi koynunda…
Uğur’lar olsun, Uğur’lar olsun; hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun…

Bir keskin kalem, bir kırık gözlük, yürekli yiğitlere hatıran olsun…”

Yetkililer hep bir ağızdan söz vermişlerdi “Karlı Sokak”ta: “Failler yakalanacak!”

Cinayetin failleri kimlerdi acaba? “İslami Hareket Örgütü”, “İBDA-C”, “İslami Cihat”, “CIA”, “MOSSAD”, “Selâm Örgütü” mü? Ya da İran veya ABD, İsrail mi?

Yoksa şer üçlüsü; Ferhan Özmen, Oğuz Demir, Necdet Yüksel mi?

Araştırmalara göre bu üçlü hazırlamış Uğur’un otomobiline konacak C-4′ü, üstelik Oğuz Demir bombayı arabaya koyduğu esnada, Necdet Yüksel de gözetleyicilik yapmış. Ferhan Özmen’se otomobil içinde beklemiş.

Uğur Mumcu hiçbir düşünce yasağı olmadan memleket sorunlarının tartışılmasını isteyen bir gazeteci ve düşünce adamıydı, 4 Şubat 1981 tarihli yazısında şunları söylüyordu:
 
-“İsterler ki susalım; isterler ki yazdıklarımızın hiçbiri, hele bu dönemde yazılmasın! Bunun içindir ki, bizleri susturmak için türlü yollara başvururlar. Bizleri susturmak için başvurdukları ve ellerine yüzlerine bulaştırdıkları sinsi girişimleri ile ilgili ipuçları ellerimizdedir! Bunu da biliriz, bunların açığa çıkmaması için köşelerinde kıvranıp dururlar. Evet, yazacağız, susmayacağız! Bütün yolsuzlukları, kaçakçılıkları, pislikleri, cinayetleri tek tek sergileyeceğiz.”

Adı: Uğur Mumcu

Doğum: Kırşehir 22 Ağustos 1942, Ölüm: Ankara 24 Ocak 1993 (50 yaş)

Eğitim: Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Meslek: Araştırmacı- gazeteci ve yazar.

Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’te Ankara’da, Karlı Sokaktaki evinin önünde, Renault 12 marka otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu hayatını kaybetti.

“Yeni Ortam Gazetesi”nde köşe yazarlığı yaparak işe başlamıştı Uğur Mumcu. 1975’te Cumhuriyet Gazetesinde yazmaya devam etti; o sıralar “Anka Ajansı”nda da çalışmaktaydı. Mart dönemi makalelerinden oluşan “Suçlular ve Güçlüler” adlı kitabı ile Süleyman Demirel’in yeğeni Yahya Demirel’in hayali mobilya ihracatını konu alan “Mobilya Dosyası” adlı kitabı yayımlanmıştı.

1977 yılından sonra Cumhuriyet Gazetesinde “Gözlem” adlı köşesinde 1991 Kasımına kadar ara vermeden yazdı. “Sakıncalı Piyade” ve “Bir Pulsuz Dilekçe” adlı kitapları yayımlandı. Ertesi yıl, Sakıncalı Piyade adlı yapıtını Rutkay Aziz ile birlikte tiyatroya uyarladı. Oyunu Ankara Sanat Tiyatrosunda yedi yüz defa sahneledi.

1978’de Ünlülerin yaşam öyküleri ve siyasal geçmişlerini güldürü zenginliğiyle anlattığı “Büyüklerimiz” adlı kitabı yayımlandı.

1981’de terörün silah kaçaklığıyla ilgisini ortaya koymak ve kamuoyunu bu konuda uyarmak için yazdığı “Silah Kaçakçılığı ve Terör” adlı kitabı yayımlandı. Yine aynı yıl, Mehmet Ali Ağca‘nın Papa‘yı öldürme girişiminden sonra Ağca üzerine inceleme ve araştırmalar yaptı.

Ülkede, terör olaylarının artması nedeniyle 1979’da, 12 Mart dönemi öncesi ve sonrası gençlik liderlerinin kendi ağızlarından anlattıkları yaşam öykülerini ve silahlı şiddet eylemleriyle bir yere varılamayacağını konu eden “Çıkmaz Sokak” adlı kitabı yayımlandı.

1982’de “Ağca Dosyası”, ardından “Terörsüz Özgürlük” adlı makale derlemesi yayımlandı.

1983’te Ağca ile cezaevinde röportaj yaptı.

1984’te Aziz Nesin öncülüğündeki bir grup tarafından Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığına sunulan ve Kenan Evren‘in “İmzalayanlar Vatan hainidir!” suçlamasıyla dava açtığı “aydınlar dilekçesi” nin hazırlanmasına katıldı; 12 Eylül döneminde aydınlara yapılan işkenceyi anlatan “Sakıncasız” adlı oyunu yazdı ve “Papa-Mafya-Ağca” adlı kitabı yayımlandı.

1987’de araştırmacı gazetecilik açısından büyük bir başarı kabul edilen “Rabıta” ve “12 Eylül” adlı kitapları ile 1991’de en önemli araştırmalarından biri olan “Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925” yayımlandı.

1991 yılında İlhan Selçuk ve yaklaşık seksen Cumhuriyet Gazetesi çalışanı ile birlikte gazeteden ayrıldı. Bir süre işsiz kaldı. 1 Şubat – 3 Mayıs 1992 tarihleri arasında Milliyet Gazetesi’nde yazan Mumcu, 7 Mayıs 1992’de Cumhuriyet Gazetesine tekrar geri döndü.

Kahpece hazırlanmış bir suikaste doğru adım, adım

Mumcu, 7 Ocak 1993’te “MOSSAD ve Barzani” isimli bir yazı yazmış, bu yazısında BARZANİ, CIA VE MOSSAD arasındaki bağlantılara değinmişti; yazı şöyle bitiyordu:

-“Kürtler, sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD’ın Kürtler arasında?”

-“Yoksa CIA ve MOSSAD, anti-emperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?”

8 Ocak 1993 tarihli Cumhuriyet Gazetesindeki “Ültimatom” başlıklı yazısında, yakın zamanda yayınlayacağını belirttiği kitabı için, İstihbarat örgütleri ile Ayrılıkçı Kürtler arasındaki bağlantıları açıklayacağını yazmıştı.

Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’te Ankara’da, Karlı Sokak’taki evinin önünde, arabasına konan C-4 tipi plastik bombanın patlaması sonucu suikasta kurban gitti.

Suikastın hemen ardından, olay yerinde inceleme yapan uzmanların hiçbir delil bulamadığı, patlamanın şiddetinden çevreye dağılan delillerin, cımbızla toplanması gerekirken süpürgeyle süpürüldüğü iddiaları öne sürüldü…

Suikastı, “İslami Hareket Örgütü”, “İBDA-C” ve “İslami Cihat” adlı örgütler üstlenmişti…

Mumcu’nun muhterem eşi Güldal Mumcu’yu ziyaret eden dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ve İçişleri Bakanı İsmet Sezgin,

-“Cinayeti çözmek, devletin namus borcudur!” diye söz vermişlerdi; ancak suikastın failleri 19 yıldır yakalanamamış ve perde arkası aydınlatılamamıştır.

Mumcu, yaşamının son günlerinde Kürt sorunu üzerinde çalışmalar yapıyordu…

Mumcu, suikastten iki hafta önce önemli bir yazı yazmış ve yazısında Barzani ailesi ile MOSSAD ilişkisini anlatmıştı…

İşte Uğur Mumcu’nun 7 Ocak 1993 tarihinde Cumhuriyet’te yayınlanan “Mossad ve Barzani” yazısından bir özet: “Ortadoğu’nun karanlık bir kuyu olduğu her gün biraz daha anlaşılıyor. Kanıtlanan son ilişki, MOSSAD-Barzani ilişkisidir.”

Bilindiği üzere MOSSAD, İsrail Devletinin gizli istihbarat örgütüdür. Bu örgütün, Kürt lider Molla Mustafa Barzani’yle ilişkisi olduğu söylense daha önce kim inanırdı?

Barzani’nin CIA ile ilişkisi artık belgelendi. Kimse bu ilişkiye, “Hayır, olmadı!” diyemiyor. CIA-Barzani ilişkileri biliniyordu; fakat MOSSAD-Barzani ilişkileri bilinmiyordu. 

MOSSAD’ın Barzani ile ilişkileri Londra ve Sydney’de yayınlanan “Israel ‘s Secret Wars-A History of Israel’s Intelligence Services” adlı kitapta sergileniyor…

Kitap, İngiliz The Guardian gazetesinde 1984 yılından bu yana Tel-Aviv muhabirliğini yapan Ian Black ve Washington’daki Brooking Enstitüsü‘nde çalışan öğretim üyesi Benny Morris tarafından yazılmış… Kitapta, MOSSAD-Barzani ilişkileri, İsrail Dışişleri Bakanlığının ve MOSSAD’ın yazışmalarına dayanılarak açıklanıyor.

Önsözde, kitabın yayınından önce İsrail ordu yetkilileri tarafından da incelendiği yazılıyor…

Kitapta, 1967 Arap-İsrail Savaşı ‘ndan sonra, MOSSAD ‘ın Kürtlerle ilişki kurduğu (sayfa.327), Mısırlı ünlü gazeteci Hasan el-Heykel’in İsrailli subayların Kürtler aracılığıyla Irak’tan radyo bağlantıları kurduğunu 1971 yılında açıkladığı anlatılıyor…

1969 yılı Mart ayında Kerkük petrollerine yapılan saldırının da İsrail tarafından yapıldığından bahsediliyor… Ve 1972 yılında imzalanan “Sovyet-Irak Dostluk Antlaşması”ndan sonra İran Şahı ABD Başkanı Nixon ile gizli görüşme yaptığından; bu gizli görüşmeden sonra CIA tarafından “Kürdistan Demokratik Partisi”ne üç yıl içinde 24 milyon dolar gönderildiğinden söz ediliyor…

Barzani ‘nin Irak rejimine karşı ayaklandığı yıllarda, ABD-İsrail-İran üçlüsünün bu ayaklanmayı desteklediğini, Barzani-ABD ilişkileri, ABD Dış işleri eski bakanı Henry Kissinger eliyle yürütüldüğü ve…

MOSSAD-Barzani ilişkilerinin de İsrail’in, Tahran’daki askeri ateşesi Yaakov Nimrodi (MOSSAD Ajanı) aracılığı ile gerçekleştiği anlatılıyor.

Nimrodi ‘nin üstlendiği görev ilginç: Nimrodi Sovyet silahlarının Barzani’nin eline geçmesinde rol oynuyor (sayfa: 328-329) Kitapta ayrıca, MOSSAD’dan Kürtlere 50 milyon dolar para verildiği, ABD kaynaklarına dayanılarak açıklanıyor (Sayfa: 328) (1)

Suikastin ardından günümüze kadar gelinen nokta şudur: Önce Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) olaya el koydu, sonra da devletin meclisi araştırma komisyonları kurdu; fakat bütün bunlardan -söylenen büyük lafların dışında- hiç bir sonuç çıkmadı. Atlanmaması gereken bir konu da DGM Savcısı Ünal Çoşkun hakkında soruşturmayı savsakladığı için alınan ceza kararıdır.

Cinayetten 7 yıl sonra Mumcu ailesi, araştırma komisyonunun bazı bulgularının da içinde yer aldığı bir dilekçeyi İçişleri Bakanına vermiş, 2000’de “Umut Operasyonu” başlatılmıştır.

Sonuç olarak, yalnız alt sıradan bir-kaç kişiye ceza verilebilmiş, ancak cinayetin arkasındaki yapılanma ortaya çıkarılamamıştır.

Uğur Mumcu’nun aracına bomba konduğu sırada gözcülük yapan Oğuz Demir 19 yıldır yakalanamadı.

Gerçek azmettirici seri katil cinayetlerine devam ediyor, hiç durmamacasına…

BarzaniÖcalanCIA ve MOSSAD!”

Bu bağlantıların toplandığı tek merkez,

Kan dökücü emperyal patronun ülkesidir!”

Prof. Dr. Muammer Aksoy, Doç. Dr. Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu ve tüm memleket sever aydınlar gibi Uğur Mumcu’nun da susturulması gerekiyordu.

Suçları, küresel çetelerin kabul edemeyeceği kadar büyüktü.

Onlar, anti-emperyalisttiler ve onlar, tam bağımsız üülkenin savunucusu idiler…

Küresel Emperyalist Seri Katil”in her ülkede olduğu gibi ülkemizde de işbirlikçileri vardır; bunlar omurgasız varlıklardır; kâh sağcı, kâh solcu olurlar. Bir şu, bir bu olurlar. Bir gün Müslüman, bir gün Haham olurlar. Bazen bir köşe yazarı, bazen de medyada yorumcudurlar. Her şey olurlar da olmaya, asla kendileri olamazlar.

O Emperyalist Seri Katil, vatan toprağının, bankalarımızın ve madenlerimizin sahibi olmuştur.

O Emperyalist Seri Katil, CFR ve NED’ in talimatlarıyla iktidarlara şekil vermiş, 22 İslam ülkesinin sınırını değiştirecek BOP projesini hazırlamıştır.

O Emperyalist Seri Katil, Oval Ofis’te elinde tuttuğu kalemle, karanlık mahfillerin stüdyolarında hazırlanan senaryoların altını imzalamış, vatanseverlerin esir edildiği zindanların anahtarlarını da cebine atmıştır.

O Emperyalist Seri Katil, “Arap Baharı” palavralarıyla İslam coğrafyasını kan gölüne çevirmiştir.

O Emperyalist Seri Katil, Türk ordusundaki üst rütbeli subayları “Atlantikçiler- Milliyetçiler ve Avrasyacılar” diye fişlemiş, cezalandırılacak isimleri de listelemiştir.

O Emperyalist Seri Katil, ülkemizdeki siyasi partiler ve demokratik kitle örgütlerini etkisi ve boyunduruğu altına almıştır.

O Emperyalist Seri Katil, yazılı ve görsel basını kullanarak halkımızın beyinlerini kefenlemiş, etnisite ya da mezhep üzerinden soğan- sarımsak gibi ayrıştırmış, aralarında kan döktürtmüştür.

Bu seri katilin adı MOSSAD/İsrail- CIA/ABD ve AB/Batı ülkeleri, kısa adıyla “Emperyalizmdir!”

Memleketin değerli bir aydın evladı olan Uğur Mumcu’yu derin bir saygı ve rahmetle anıyorum; ışıklar içinde yatsın.

GezGin

(1)Uğur MUMCU, Cumhuriyet, 07 Ocak 1993