09 Mayıs 2012 Çarşamba, Yer: Gaziantep: İsrail’in casus olarak kullandığından şüphe edilen bir “Arıkuşu”nun ele geçirildiği haberi medyada yer almış, ancak kamuoyunun dikkatini fazlaca çekmemişti… Gaziantep’te arıcılık yapan vatandaşların bulduğu ve ayağına takılı metal halkanın üzerinde seri numarası ile “Israel-Tel Aviv” yazısı bulunan kuş, önce, İl Tarım Müdürlüğü’ne götürülmüş, sonra da “casus” olabileceği düşüncesiyle Emniyet’e bildirilmişti…
Gaziantep’in Şehitkâmil İlçesi’nde arıcılık yapan vatandaşların bulduğu Arıkuşunun sağ ayağında, “C43917” seri numarası ve İngilizce “Israel Tel Aviv” yazısının olduğu görülünce, casusluk amaçlı kullanılmış olabileceği şüphesi uyandıran kuşun, ayrıca gagasının sol yanında da büyük bir delik olduğu tespit edilmiş.

Sponsor Bağlantılar

Gaziantep Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Şube Müdürü Akif Aslanpay: “Bu kuşun burnu diğerlerinden çok farklı ve çok açık. Emniyete bilgi verdik. İstihbarattan polisler gelip alacak. Ses ve görüntü amaçlı kullanılmış olabilir… Söz konusu İsrail ise bunu yapabilirler” açıklamasında bulunmuş.

Hatırlanacağı üzere, 05 Ocak 2011’de dünya bültenine düşen bir haberde: “Suudi Arabistan”ın “Hayel” yerleşim merkezinde bir şeyhin evinin yakınlarında bulunan akbabanın ayağında  da “Telaviv Üniversitesi” yazısı dikkat çekmiş, Güvenlik güçlerince yakalanan Akbabanın ayağında verici olduğu tespiti yapılmıştı. Bilim adamlarının “R65” kodunu verdiği bu kuşun, İsrail istihbarat örgütü “Mossad” tarafından casusluk amaçlı kullandığı iddia edilmişti.

Pekâlâ, kuşların haber alma ve casusluk amaçlı kullanılması mümkün mü?

Cevabını Kuran’dan alalım…

Neml s. 20-24 ve 27-37

Süleyman, ordusunu denetlediği bir gün, sıra uçuculara geldiğinde sormuş:

-“Hüd Hüd’ü neden aranızda göremiyorum; yoksa kayıplara mı karıştı?” Bilgi veren kimse çıkmayınca da öfkelenmiş,
-“Ya o, karşıma ikna edici, açık bir mazeret beyan ederek çıkar, ya da onu şiddetle cezalandırır ve kafasını kırarım!” demişti.

Ve Süleyman biraz beklemiş ve çok geçmemişti ki Hüd Hüd de çıkagelmişti, gelir gelmez de:

-“Ben, senin henüz haberin olmayan bir şey öğrendim ve sana Sebe’den önemli bir bilgi getirdim” diye rapor sunmuştu.

Hüd Hüd bu vermiş olduğu haberle, Süleyman’ın ilgisini çekmeyi başarmış ve devam edip demişti ki:

-“Orada bir kadın gördüm, halka hükümdarlık yapıyor, kendisine her türlü varlık verilmiş, muhteşem bir tahtı da var!”
-“Ne ki onu ve de kavmini Tanrı’ya değil, güneşe secde ederken gördüm! Şeytan onlara yaptıklarını güzel göstermiş, onlar da sapmışlar ve doğru yolu bulamıyorlar!”
-“Doğru mu söylüyorsun yoksa yalancının teki misin göreceğiz!” diye söylemişti Süleyman ve bir ferman yazıp Hüd Hüd’e uzatmıştı…

-“Bu mektubumu al, onlara ulaştır, sonra oradan uzaklaş, bir kenara çekil de bak; ne gibi bir sonuca varacaklar!”

Bunun üzerine Hüd Hüd, bir kez daha Sebe ülkesine gitmek üzere kanat açtı; varınca mesajı atıp saklandı Sebe Melikesi Belkıs da alıp bildirgeyi okudu ve ardından acele olarak danışmanlarını çağırttı ve

-“Siz ey seçkinler!” dedi,
-”Elime çok önemli bir mektup geçti…”
-“Evet o, Süleyman’dan gelen bir mesajdır ve içeriği şöyle:
-“Rahman Rahim Allah’ın adıyla. Bana karşı büyüklük taslamayın ve gönülden teslim olmuş olarak gelin!”
-“Karşı karşıya kaldığım bu sorun hakkında bana kanaatlerinizi bildirin. Sizin katkınız olmadan, konu hakkında kesin hüküm vermem doğru olmaz…”
-“Biz güçlüyüz ve caydırıcı şiddette bir yeteneğe sahibiz. Fakat yine de hüküm sana aittir. Şu halde ne emredeceğine sen karar ver” diye cevap verdi seçkinler…

Bunun üzerine Belkıs,

-“Krallar bir ülkeye ne zaman girmişlerse, orayı perişan etmiş, soylu insanlarını zelil etmişlerdir. Evet, onlar böyle yaparlar” diyerek düşüncesini belirtmiş; sonra da diplomatik girişimde bulunmayı tercih ettiğini söyledi:
-“İşte bu nedenle, ben ona bir heyetle hediye göndereceğim ve elçilerin ne ile geri döneceğine bir bakacağım…”

Elçiler, Süleyman’ın huzuruna çıkıp Sebe Melikesi Belkıs’ın gönderdiği hediyeyi sunmuş, Süleyman da hediyeye öfke dolu gözlerle bakarak, elçilere:

-“Siz beni servetle güya elde etmiş mi olacaksınız? Bakın Tanrı’nın bana bahşettiklerine; sizin verdiğinizden daha üstündür! Siz, hediyenize güveniyorsunuz ha!” dedi,
-“Dönün!” diye bağırdı;
-“And olsun, karşı gelemeyecekleri ordularla varırım ve oradan onları küçük düşürülmüş bir halde, rezil ve aşağılanmış olarak çıkarırım!”

Böylece Süleyman Hüd Hüd’ün verdiği istihbaratı, Belkıs’ın aleyhinde kullanmış ve direnme gücünü kırarak teslim olmasını sağlamıştı…

Kuşlar, genel olarak bilinen adıyla “drone”lardan, yani yerden kumandalı veya otomatik uçuş güzergâhı programlanmış insansız hava araçları; ABD’nin Prodetor’u, İsrail’in Heron’u ve Türkiye’nin geliştirmekte olduğu ANKA’sından hem maliyeti düşük ve hem de gürültü çıkarmadığı için daha işlevsel değil mi?

Demek ki, kuşların casus olarak kullanılması mümkündür. Evet, büyük ihtimalle MOSSAD/ İsrail, kuşları casus olarak kullanmaktadır.

Başka bir deyişle; “kuşlar bizi gözetliyor” olabilir…

GezGin

BİLGİ:

İnsansız Hava Araçları “İHA”: İlk İHA’lar  A.M.Low tarafından 1916 yılında geliştirildi. Takip eden yıllarda sınırlı sayıda üretilen  Hewitt -Speryy “Otomatik Uçak” 1.Dünya Savaşında kullanılmıştı. 1935 yılındaysa film yıldızı ve model uçak tasarımcısı Reginald Denny, ilk ölçekli RPV (İngilizce Remote Piloted Vehicle), yani Uzaktan Komutalı Araç modelini tasarımladı. 2. Dünya Savaşı süresince çok fazla miktarda uçak üretilmişti; bunlar, trenleri koruma amacıyla uçaksavar ve saldırı görevlerinde kullanılmıştı. Jet motoru bulunan ilk model 1951 yılındaTeledyne Ryan firması tarafından geliştirilen Firebee’lerdir. 1955 yılında Beechcraft firması, ABD Deniz Kuvvetleri için model 101 modelini üretti. Fakat bu araçlar Vietnam Savaşı boyunca birer uzaktan kumandalı uçak olmaktan daha öteye geçememişti. 1980li ve 1990lı yıllarda olgunlaşan ve küçültülen bu araçlar, özellikle ABD’li askeri çevrelerin ilgisini çekmeye başladı; çünkü İHA’lar, uçaklara nazaran daha ucuz oluyor ve riskli görevler sırasında yetişmiş mürettebat kaybının önüne geçiyordu. Genel olarak keşif ve gözetleme amaçlı kullanılan bu araçlar, günümüzde silah olarak da kullanılmaktadır. Mesela ABD’nin, MQ-1 Predator modeli… araçların üzerine “AGM-114 Hellfire”yani,  havadan-karaya füze takılmaktadır. Zırhlı ve
silahlı bu araçlara insansız hava muharebe aracı “İHMA” denmektedir.
Prodetor: Amerikan Ordusu’nun muharip “İHA” insansız hava aracıdır. bugün iki tip hava aracı var. İlki, 1995’ten beri kullanılan ve Predator adıyla bilinen MQ-1’lar. İkincisi de Reaper diye bilinen ve Predator’un daha fazla bomba atan, kamerası daha gelişmiş bir üst modeli MQ-9’lar.
Heron: “The Heron veya Machatz-1” İsrail havacılık sanayi yapımı insansız hava aracıdır. Heron 35.000 fit irtifada (12 km. yükseklik) 24 saat havada kalabilir. 24 saatlik uçuş kapasitesi efektif olup, gövdeye mote edilen teçhizata ve uçuş rotasına uçuş profiline göre azalabilir. Heron İsrail dışında Türkiye ve Hindistan’da da kullanılmaktadır.
ANKA: TUSAŞ-TAİ (Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş.) tarafından tasarlanan ve “Anka” adı verilen insansız hava aracıdır. İsrail yapımı Heron’lardan teknik açıdan daha donanımlı olan Anka’ların 2012 yılında envantere dahil edilmesi planlanıyor. Anka’nın montajının tamamlanmasıyla Türkiye, ABD ve İsrail’den sonra operatif insansız hava aracı yapabilen üçüncü ülke olacak. Aralarında Pakistan’ın da bulunduğu 5 ülkenin, Anka ile ilgilendiği ve üretime geçtikten sonra Anka’yı talep edebilecekleri söyleniyor.
Toplam 7 bin parçadan oluşan ve tamamı TAİ mühendislerince tasarlaran Anka’da toplam 3,5 kilometre uzunluğunda kablo bulunuyor. Anka, 200 kilogram faydalı yük taşıyabiliyor. 155 beygirlik dizel motora sahip. Her hava üssünde rahatlıkla bulunabilen jet yakıtıyla çalışıyor. Yakıt deposu 24 saat havada kalabilecek şekilde tasarlanan ANKA, ASELSAN tarafından geliştirilen ve Heronlarda da kullanılan aselflir 300T cihazı ile gece gündüz keşif yapabilme ve hedef tespit sistemine de sahip. Otomatik iniş ve kalkış yapabilmesi için yerden takip ve güdüm sistemi de eklenmiş durumda. İlk aşamada 23 bin feet yüksekliğe “8 kilometre” çıkacak olan ANKA’nın, aşamalı olarak 30 bin feet irtifaya “10 km” kadar tırmanabileceği, 18 saatlik havada kalma süresinin ise 24 saate çıkacağı belirtiliyor.