Kategoriler

       Haberler
       Anketler
       Resimler

       Arama Motorları
       Arkadaşlık
       Bilgisayar
       Biyografi
       Burçlar
       Edebiyat
       Eğitim
       Eğlence
       Ekonomi
       Hayvanlar
       Hikayeler
       Hukuk
       İlginç
       İngilizce Öğren
       İslam/Dinler
       Karışık
       Linkler
       MSN
       Oyun
       Özel Günler
       Resimler
       Sağlık
       Siyaset
       Spor
       Şiirler
       Tarih
       Teknoloji
       Uydu
       Web Tasarım
       Yaşam







Ziyaretci
    Toplam 1647927
    Bugun 16884

Online

420
    Dün 18020
İçerik
    Kategori 49
    Makale 667
    Haber 459
    Anket 42
    Yorum 1568
    Resim 606
    Üye 2803
Zaman
    Tarih 12.10.2008
    Saat 22:28:2


.: Yeni Makale :. Nedir Okumak

Nedir Okumak


Özel Arama

NEDİR OKUMAK

 

BU YAZIM ÇOK KISA
OKUMAYI SEVMEYENLER İÇİN

Hızlı hızlı geziniyorum çarşıda…

Sıra sıra dükkanların önünden geçerken birinin açık kapısından içeri kayıyor gözlerim. Adımlarım o anda beni içeri sürüklüyor. Fırsat buldukça uğradığım kitapçı burası. “Aslında elimde okuduğum bir kitap var.” Diye geçiriyorum aklımdan. Beni bir anda içeriye sürükleyenin ne olduğunu düşünüyorum sonra.


Fırından yeni çıkmış ekmek gibi. Eline alıp yerken değil fırının önünden geçerken çarpan kokusu kabartır iştahınızı.

Bir de bakıyorum içerdeyim..

Yeni çıkanlar rafında dizilmiş birçok kitap. Elime alıp inceliyorum birkaç tanesini. Sonra ilgim dağılıyor birden gözüm dükkandaki kalabalığa kayıyor. Diğer kitapseverlere. Yani bir an ben öyle sanıyorum. Yüzünde beliren bir tebessümle, çaktırmadan inceliyorum hepsini. Gözlemledikçe yüzümdeki tebessüm dağılıyor. Yerini hüzünle karışık bir burukluk alıyor. Hal-i ruhaniyetimin o kadar vahim olmadığını düşünüp seviniyorum bir an. Bir adam sendecilik var üzerimde. Gördüğüm manzaraya alışkın oluşuma yoruyorum hemen. Müşterilerin %75’ini öğrenciler oluşturuyor. Dersleriyle ilgili kitap almak için gelmişler. Yoksa çoğunun uğrak yeri değil bu kitapçı dükkânı. Konuşmalarına kulak kabartınca anlıyorum durumu. % 20’si kitapçıda satılan diğer ürünlerle alakadar. %5 i ise… Evet, işte o kısım gerçek kitap dostları. Dükkânın içine dağılmış rafların önünde bir ya da birkaç gün ellerinden bırakamayacakları kitapları seçmekle meşguller. Dalıyorum ben de arkalarından dükkânın iç taraflarına doğru. Yüzümde yine aynı tebessüm. Üç genç kızın konuşması geliyor kulaklarıma. Uykusunu getirdiği için zevkle okuduğunu söylüyor birisi. Hafiften kafamı salladığımı fark ediyorum iki yana. Sonra kısıtlı zamanımda bende birçokları gibi çıkıp gidiyorum kitapçıdan eli boş. Eli boş ama zihni dolu bir vaziyette.


Okuma alışkanlığı nasıl kazanılır/kazandırılır soruyorum kendime. Sorguluyorum.


Sonra bir ortamda tanık olduğum konuşma geliyor aklıma. Çocuklarına okuyup özet çıkartmaları için verilen kitabın kalınlığından şikâyet eden, değiştirilmesi için ilgili öğretmene arz-ı ricada bulunan birkaç kişi. Daha sonra seyrettiğim bir filmden sahneler geliyor gözümün önüne. Filmlerin görsel manada verdikleri mesajların her zaman etkili olduğunu düşünmüşümdür. Filmin başrol oyuncusu Kate Winslet arkadaşının tavsiyesiyle bir gruba dâhil oluyor. Gruptakiler, önce seçtikleri bir kitabı okuyor, sonrada bir araya gelip kitabı tartışıyorlar. O gün,Winslet’ın yani filmdeki adıyla Sarah’ın gruba ilk katılışıdır. İşledikleri konu ise son zamanlarda yaşamında süre gelen bir değişimle alakalıdır. Tartışırken kendi duygularını ile getirir. Filmi pek beğenmesem de, bu bölümde kurgu olağan üstü.

İzlerken bir an konudan sıyrılıp, o an yapılan eyleme odaklanıyorsunuz. Kitabı tartışabilmenin verdiği hazzı, sizde izlerken yaşıyorsunuz.


Planlı ya da plansız aynı kitabı okuyan kişilerle bir araya gelip, bir anda kendinizi seviyeli fakat içten, duygusal bir boşluğa bırakıverirsiniz. Kendi düşünceleriniz, kendi duygularınız, kendi fikirleriniz, birikimleriniz çıkar su yüzüne. Hislerinizle konuşur, hiç kimseye, hiçbir şeye bağımlı olmadan yaparsınız yorumlarınızı.


Tabi ki bunların altında kitap okuma alışkanlığı ve sevgisinin yatması gerekiyor. Dile getirmek, bir gün bir yerde anlatırım diye düşünmek için değildir okumak. Ya da uyuya bilmek için değil. Gözünü farklı bir alem de açmak için okumak istemeli insan. Okurken düşünebilmeli. Sayfalardan beynine akana kulak vermeli.


“Kitapsız yaşayamam.” Demiş Thomas Jefferson….‘Abartmış’ diyenlerin seslerini duyar gibi oluyorum birden…. Duyuyor ve hafiften yine kafamı sallıyorum iki yana...


Bu yazıyı daha farklı yazmak isterdim. Bilimsel verilere dayalı, altında sayfalar dolusu belirtilen bir ‘Kaynakça’ ile. Ama mesaj ‘okumak’ ise son sözüm sadece parantez içindedir. (…)






Yazar & Kaynak: Sevilay Uztutan
Eklenme tarihi: 02.05.2008   
Okunma:371
Ekleyen: Sevilay Uztutan
Mail: suztutan@gmail.com


0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10

Bu makaleye 17 kişi puan verdi, Toplam puan 125, Ortalama puan 7

İlgili Makaleler
 Kapitalist Ekonomi Nedir? 20.09.2008
 Diyabet Nedir? 19.08.2008
 Şiir Nedir? 27.06.2008
 Nedir Okumak 02.05.2008
 Makale Nedir? 15.04.2008

YORUMLAR


fatih     kitap okumak 03.05.2008
Kitap okumak yerine göre yararlı olabilir tabi ama ben kişinin kendi düşüncelerini başka birine hissettirme olarak görüyorum kitap okumayı. Çocuklar içinde gerçeklerden uzaklaşıp hayal dünyasına gitme olarak.




Üye Girişi
Üye Ol - Şifrem?


Servisler

Mail Listesine Kayıt
Pagerank Sorgulama
Resim Yükleme


Sıralama

En Çok Yorumlananlar
En Çok Puan Alanlar
Ençok Okunanlar



Rss Kaynağı


 


Copyright© 2008 Yeni  Makale

Sayfa 0,14 saniyede yüklendi