Kategoriler

       Haberler
       Anketler
       Resimler

       Arama Motorları
       Arkadaşlık
       Bilgisayar
       Biyografi
       Burçlar
       Edebiyat
       Eğitim
       Eğlence
       Ekonomi
       Hayvanlar
       Hikayeler
       Hukuk
       İlginç
       İngilizce Öğren
       İslam/Dinler
       Karışık
       Linkler
       MSN
       Oyun
       Özel Günler
       Resimler
       Sağlık
       Siyaset
       Spor
       Şiirler
       Tarih
       Teknoloji
       Uydu
       Web Tasarım
       Yaşam







Ziyaretci
    Toplam 1536279
    Bugun 1839

Online

57
    Dün 18834
İçerik
    Kategori 49
    Makale 664
    Haber 443
    Anket 41
    Yorum 1512
    Resim 606
    Üye 2660
Zaman
    Tarih 07.10.2008
    Saat 7:52:14


.: Yeni Makale :. Bir Paranoyadır Aldatmak

Bir Paranoyadır Aldatmak


Özel Arama

ALDATMAK… ALDATILMAK...

Çevremizde birçok kişiden, duyduğumuz tanık olduğumuz bir yaşanmışlık hikâyesidir aldatmak.

Türkçe de bu kelimenin birçok eş anlamlı karşılığı var. Yani eylem olarak algıladığınız da kandırmak, inandırmak, yanıltmak gibi. Mana olarak ifade ettikleri şeyler farklı olsa da, bunların hepsi aldatmak kelimesi ile eşanlamlı sözcükler.

Hepside bir olumsuzluğu ifade ediyor.

Peki, kişilerin kendilerini bu olumsuz eyleme kaptırmalarının sebebi nedir?

Nedir aldatmak? Neden aldatır eşler birbirlerini.

Dünya üzerinde bütün kültürlerde yaşanan bir olgudur aldatma.

Toplumlardaki değişen sosyo-kültürel farklılıklar içinde sürekliliğini artarak koruyan tek etik dışı davranış.

Son yıllarda süre gelen yükselişi, geleneği, töreyi, mahremiyeti, gizliliği, hiçe sayarak meydan okurcasına gelişen, gelişirken istek ya da istek dışı kabul gören bir kavram.

Toplumlar da kavramdan, davranış biçiminden ziyade yaşam biçimi olarak lanse edilmesi belki de en ilginci.

Aldatmak bir paranoyadır.

Aldatmak…. Ya da aldatılmak….

İnsan tipolojileri incelendiğinde her iki kelimenin de yaş, din, dil, irk, mezhep gözetmeksizin nasıl evrenselleştiği düşündürücü boyuttadır.

En çok kimler aldatır? Yapılan araştırmalara göre kadın ya da erkek aldatma oranları neredeyse birbirlerine eşit. Sebepleri ise birbirinden çok farklı.

Kadın, erkeğe karşı içinde yaşatıp bastıramadığı kırgınlığını( bu kelimeye dikkat), başka erkekle beraber olarak gidermeye çalışıyor. Kırılganlıktan kasıt; kabul görüldüğünün, beğenildiğinin veya sevildiğinin hissettirilmemesidir. Bir başka sebep ise çocukluğunda, Babadaki gücü eşte bulamaması ya da tam tersi babaların kız çocuklarına, varlığıyla birlikte gücünü hissettirememiş olmasıdır.

Kız çocukları, babalarını yaşamlarına giren ilk erkek olarak benimser. ‘Baba güçlüdür’, ‘Baba evin erkeği ve tek hâkimidir.’ gibi hazır şablonlara oturtturulmuş, baba tipolojisi, eş seçiminde her zaman, rol modeldir. Baba-kız ilişkilerinin dayandığı temel kuram da buradan kaynaklanıyor.

Erkeğin aldatma sebebi ise çok daha farklı. Beraberlikler de aldatan genelde erkektir. Yani hep bu şekilde duyar ve biliriz, peki ama neden? Bu güne kadar birçok kişiden duymuşumdur aldatmak ve aldatılmak ile ilgili hikâyeler, bir kaçına istemeden tanık olmuşumdur.

O ailelere ilk baktığınız da yani dışardan gözlemlediğiniz de her şey gayet normalmiş gibi görünüyor. Her şey fevkalade her şey dört dörtlük. İşte ilgili eylemin sebebi aslında bu kelimelerin altında yatıyor.

Erkekler neden aldatıyor. Sebebi dört dörtlük bir evliliğe, evlilikten ziyade dört dörtlük bir eşe sahip olmaktan kaynaklanıyor. Türkler olarak ataerkin bir toplumda yaşıyoruz. Bir erkek farz edin, dörtdörtlük bir evliliği var ve mükemmel bir eş.
Eşler arasında kadının, eğer bir ya da birkaç yönden erkekten üstünlüğü var ise evlilikte erkek bunu kaldıramıyor. Makam mevkii kariyer ve bütün bunlara birde kadının güzelliği ve cazibesi eklenince erkek fire veriyor. Kadının sahip olduğu statülerin sayısı arttıkça ya da kadını tanımlayan sıfatlar çoğaldıkça bütün bu özellikler evlilikte erkeğin önüne bir set gibi çekiyor. Ve erkek kadını üstünde hâkimiyet kuramıyor. Çünkü kendisinden daha üstün. Ya da onun gibi birçok özellikleri, statüleri, meziyetleri var.

Burada devreye, o çok bilindik kalıplaşmış sözcük dizimi giriyor. ‘Erkek egemen bir toplumda yaşadığımız gerçeği’, Bu klasik yaklaşım, toplum düzeyinin farklılaşmasıyla da sonucu değiştirmiyor. Eğitim ve kültür seviyesi gözetilmeksizin, kadının sahip olduğu tüm bu vasıflardan sonra erkek, kadın üstünde egemenlik kuramıyor. Yani hâkimiyeti sağlayamıyor. Ve… Erkek bir süre sonra bunun ezikliğini yaşamaya başlıyor.

Sonuç olarak; erkek o şuur altına yerleşmiş tatmin edemediği egemenlik duygusunu dışarı da başka kadınlar üzerinde arıyor.

Başarılı da oluyor….

Neyin başarısı…

Eşiyle arasında yaşadığı, kendisini komplekse sokan, kendi için de verdiği savaşın, sadece kendine olan başarısı.

Hep tanık oluruz, bakarız, dört dörtlük bir kadın sonra dinler ve düşünürüz ‘hayret böyle bir bayan aldatılır mı?’ diye.

Peki, aldatılan kadın ne yapar. Kadın, tüm meziyetlerine rağmen erkeğine sadık kalmaya devam eder.Ya da bir noktadan sonra evliliği bitirme kararı alır. Tabi bunlar kişisel sonuçlar.

Geçmiş tarihler de bir arkadaşım vasıtasıyla tanıdığım bir bayan, tabi ki biraz evvel bahsettiğim tüm özelliklere sahip bir kadın, sohbetimiz sırasın da aldatılmasını şöyle dile getirmişti.

“Biliyorsunuz…….. Sonra soruyorsunuz……. ‘Hayır’ diyor ama anlıyorsunuz. Çünkü gözlerini kaçırıyor.”







Yazar & Kaynak: sevilay uztutan
Eklenme tarihi: 20.05.2008   
Okunma:180
Ekleyen: sevilay uztutan
Mail: suztutan@gmail.com


0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10

Bu makaleye 6 kişi puan verdi, Toplam puan 57, Ortalama puan 9


YORUMLAR




Üye Girişi
Üye Ol - Şifrem?


Servisler

Mail Listesine Kayıt
Pagerank Sorgulama
Resim Yükleme


Sıralama

En Çok Yorumlananlar
En Çok Puan Alanlar
Ençok Okunanlar



Rss Kaynağı


 


Copyright© 2008 Yeni  Makale

Sayfa 0,13 saniyede yüklendi