Kategoriler

       Haberler
       Anketler
       Resimler

       Arama Motorları
       Arkadaşlık
       Bilgisayar
       Biyografi
       Burçlar
       Edebiyat
       Eğitim
       Eğlence
       Ekonomi
       Hayvanlar
       Hikayeler
       Hukuk
       İlginç
       İngilizce Öğren
       İslam/Dinler
       Karışık
       Linkler
       MSN
       Oyun
       Özel Günler
       Resimler
       Sağlık
       Siyaset
       Spor
       Şiirler
       Tarih
       Teknoloji
       Uydu
       Web Tasarım
       Yaşam







Ziyaretci
    Toplam 1644696
    Bugun 13653

Online

624
    Dün 18020
İçerik
    Kategori 49
    Makale 667
    Haber 459
    Anket 42
    Yorum 1566
    Resim 606
    Üye 2796
Zaman
    Tarih 12.10.2008
    Saat 19:55:25


.: Yeni Makale :. Matbaa'nın Osmanlı Devleti'ne Girişi

Matbaa'nın Osmanlı Devleti'ne Girişi


Özel Arama

MATBAA’NIN OSMANLI DEVLETİ’NE GİRİŞİ

 

Matbaa dünyada köklü değişimlerin oluşumunu sağlayan, insanları birbirine bağlayan bir iletişim aracı olmuştur. Bilgiyi oluşturmak kadar bilginin yayılımı da yeni bir toplum dinamiğinin oluşmasında etkendir. Burada ise matbaanın rolü büyüktür.  1470’de İtalya’da, 1480’de Portekiz’de, 1489’da İspanya’da İbranice harflerle kitap basmaya başlayan Yahudiler, 1494’de İstanbul’da ilk matbaayı açmışlardır. Ancak bastıkları eserler Türkçe ya da Arapça değil, İbranice idi.[1] Yahudilerin ardından 1567’de[2] Ermeniler, 1627’de Rumlar matbaalarını kurmuşlardır.[3] Patrik Cyrille Lucaris zamanında Patrikhanede matbaa kurulmuş, ancak cizvitlerin baltalaması ile ancak bir yıl faaliyet gösterebilmiştir. Bu esnada Nicodemos Metaxas tarafından basılan ilk eser, Yahudilere hücum eden bir risaledir. XIX. yüzyılda ise Rum matbaası isyancıların lehine çalışmaya başlayınca Osmanlı Devleti tarafından kapatıldı.[4]

 

Osmanlı Devleti’nin Müslüman kanadı diğer kesimlere göre matbaayı daha geç kullanıma açmıştır. Bunda dinin farklı şekillerde yorumlanarak taassubun oluşturulması ve azınlıklardan bir şey almanın Osmanlı gururunu zedelemesinden öte iktisadî sebepleri göz önünde bulundurmak daha akılcı bir yaklaşım olur. Hattat loncalarının matbaanın kullanılmasını engellemek için yaptıkları baskının sebebini dinsel kaygılardan çok ekonomik kaygılar neden olmuştur.

 

Arapça harfle basılı ilk eserin 1588 tarihli olduğunu Mustafa Nuri Paşa’dan öğreniyoruz. Yabancı bir kişi Arapça harfle bir kitap basmak ve gümrük vergisinden muaf olmak için gerekli izni almış, daha sonra bu izni bastığı kitabın ilk sayfasına koymuştur.[5] Yani baskı tekniği çok cüz’i olarak İbrahim Müteferrika’dan yaklaşık 150 yıl kadar önce Arap alfabesine girmiş, ancak ilerleyememiştir. Matbaanın kuruluşunda dönemin aydın devlet adamlarının önemli etkisi vardır. Fakat bunun gerçekleşmesinde Paris’e elçilik heyeti ile giden Sait Efendi ile İbrahim Müteferrika’nın[6] rolü büyüktür. İbrahim Müteferrika, matbaanın kullanılmasında, yönetimi ikna için yazmış olduğu matbaanın faydalarını anlatan “Vesiletü’t-tıbaa” adlı bir risale hazırlayarak dönemin sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’ya sunmuştur. Risale, ülkenin uğramış olduğu istilalarla bir çok yazma kitabın yok olduğunu belirtip yerine ikame edilecek kitapların olmayışından söz ederek, matbaanın bu güç durumu ortadan kaldıracağını söylemiştir. Osmanlı Devleti, cihad ile İslamın şerefini arttırdığı gibi kitap yayınlama suretiyle de İslam kültürüne hizmet edecektir. 1727’de ise Padişahın fermanı ve Şeyhülislamın fetvası ile müteferrika matbaanın açılması için çalışmalarını hızlandırmıştı. Ayrıca İstanbul’un ünlü alimlerinden basın hakkında övgüler toplayan müteferrika, dini ve hattat çevrelerinden gelebilecek tepkileri önlemek için topladığı övgüleri, ferman ve fetvaları bastığı Vankulu sözlüğünün baş tarafından yayınlamıştır.

 

Basılacak eserlerin yanlışsız ve daha bilimsel olması için zamanın bilginlerinin de matbaada çalışmalarını sağlayan müteferrika matbaanın araç-gereç ve mürettiplerinin sağlanması için İstanbul’daki usta matbaacılardan özellikle de Yahudilerden faydalanmıştır.[7]

 

Matbaa, Müteferrika’nın Sultan Selim semtindeki evinin alt katında hizmete girmiş, kitaplar için 4, haritalar için ise 2 baskı makinesi bulunmaktaydı. Matbaada ilk basılan eserler şunlardı;

-         Vankulu Lügatı

-         Tuhfetül kibar fi esfar il bikâr

-         Tarih-i Seyyah

-         Tarih-i Hindî Garbî

-         Tarih-i Timur Gügân

-         Tarih-i Mısr il-Kadime ve Mısr-ı Cedid

-         Gülşen-i Hulefa

-         Gramarie Turque (Fransızça harfler Fransa’dan getirtilmiştir)

-         Usul ül-Hikem

-         Füyuzat-ı Miknatisiye

-         Cihannüma

-         Takvim üt Tevarih

-         Tarih-i Naima

-         Tarih-i Raşit

-         Asım Tarihi

-         Ahval-i Gazavat-ı der Diyar-ı Bosna

-         Lisan ül Acem-Ferhengi Şuuri[8]

 

Ancak basılan bu kitaplar Osmanlı toplumunda beklenen ilgiyi sağlamamıştır. Bunun bir nedeni Osmanlı Devleti’nde izlenen eğitim metodudur. Öğrenciler o dönemde, okumaya başlayacakları kitapları başlangıçta kendileri kopya ederek ilk derslerini almaktaydılar. Bu da bu cins basılı kitaplar için müşteri bulmanın zorluğunu beraberinde getirmiştir. Hidayet Nuhoğlu’nun bir diğer tespiti ise kitabın arzı ve kitaba olan talep meselesidir. Sahaflar, kitap alım-satımı ile uğraşırken bir yandan da kitap imali ile de uğraşmışlar, bunun için de meslekleri kitap kopya etmek olan ve sayıları binlerle  ifade edilen yazıcılar ve hattatlara iş sahası olmuştur.[9]

 

Kısaca, matbaanın merkezi otorite tarafından, Müslümanlarca da kullanılmasına izin verilmesine rağmen alışılagelen sosyal hareketlilik gerçekleşmemiştir. Bunun nedenini toplumsal yapının karakterine, eğitim anlayışına ve de matbaanın neredeyse bir asrı aşkın bir süre boyunca kullanım alanının sınırlı bir bölgeye sahip olmasına bağlamak mümkündür. Zaten tekel altında tutulmuş olan matbaanın ulaşabileceği halk kitlesi de son derece sınırlıdır. Az sayıdaki yayın halka hitap etmediği gibi halkın bunlara ulaşması da oldukça güçtü. İlk dönemlerde basılan kitapların pahalılığından ötürü medrese öğrencilerinin dahi kitapları satın alamadığı bilinmektedir.

 

Batıda 1740’lı yılların başına kadar Batı’da bir buçuk milyon kitaptan 1.4 milyar nüsha basılmıştı., buna karşılık Müteferrika Matbaasında 1729-1742 arasında bütün ürünü olan 23 ciltlik 17 eseri toplam 12 bin nüsha basmaktan ileri gidememiştir.[10]



[1] Avram GALANTİ; Türkler ve Yahudiler, II, Basım, İstanbul 1947, s. 100.

[2] Osman ERSOY; Türkiye’ye Matbaanın Girişi ve İlk Basılan Eserler, Ankara Güven Basımevi, A.Ü.Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yayınları, 1959, s.20’de Ermenilerin matbaa kurma tarihini 1565 olarak gösterir.

[3] Alpay KABACALI; Başlangıçtan Günümüze Türkiye’de Matbaa Basın ve Yayın, İstanbul 2000, s.11-12.

[4] Osman ERSOY; Türkiye’ye Matbaanın Girişi ve İlk Basılan Eserler,s.21.

[5] Mustafa Nuri Paşa; Netayic ül-Vukuat, C.III-IV, Sad.: N.Çağatay, TTK Yay., Ankara 1992, s.147.

[6] İbrahim Müteferrika hakkında ayrıntılı bilgi için bkz.: Niyazi BERKES; “İlk Türk Matbaası Kurucusunun Dini ve Fikri Kimliği”, Belleten, C.XXVI/100-104 (1962).

[7] Fuat Süreyya ORAL, Türk Basın Tarihi-1728-1922,1831-1922, Yeni Adım Matbaası, Ankara, s.48.

[8] ORAL, Türk Basın Tarihi-1728-1922,1831-1922, s.49.

[9] Hidayet NUHOĞLU; “Osmanlı Matbaacılığı”, TÜRKLER, C. XIV, (Ed.: H.C.Güzel, K.Çiçek, S.Koca), Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2002, s.931.

[10] Orhan KOLOĞLU; Osmanlıdan Günümüze Türkiye’de Basın, İletişim Yayınları, 2.Basım, İstanbul 1994, s.7-8.







Yazar & Kaynak: Murat DEMİREĞER
Eklenme tarihi: 30.05.2008   
Okunma:228
Ekleyen: Murat DEMİREĞER
Mail: muratdemireger@gmail.com


0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10

Bu makaleye 5 kişi puan verdi, Toplam puan 44, Ortalama puan 8

İlgili Makaleler

YORUMLAR




Üye Girişi
Üye Ol - Şifrem?


Servisler

Mail Listesine Kayıt
Pagerank Sorgulama
Resim Yükleme


Sıralama

En Çok Yorumlananlar
En Çok Puan Alanlar
Ençok Okunanlar



Rss Kaynağı


 


Copyright© 2008 Yeni  Makale

Sayfa 0,14 saniyede yüklendi