Kategoriler

       Haberler
       Anketler
       Resimler

       Arama Motorları
       Arkadaşlık
       Bilgisayar
       Biyografi
       Burçlar
       Eğitim
       Eğlence
       Ekonomi
       English Articles
       Hayvanlar
       Hikayeler
       Hukuk
       İlginç
       İngilizce Öğren
       İslam/Dinler
       Karışık
       Linkler
       MSN
       Oyun
       Özel Günler
       Resimler
       Sağlık
       Siyaset
       Spor
       Şiirler
       Tarih
       Teknoloji
       Uydu
       Web Tasarım







Ziyaretci
    Toplam 381352
    Bugun 1045

Online

66
    Dün 7876
İçerik
    Kategori 46
    Makale 449
    Haber 232
    Anket 37
    Yorum 682
    Resim 677
    Üye 254
Zaman
    Tarih 05.07.2008
    Saat 4:33:41
eXTReMe Tracker


.: Yeni Makale :. Türk Atasözleri

Türk Atasözleri


MAKALE

 

  • Aba vakti aba, yaba vakti yaba alan yanılmaz.
  • Abanın kadri, yağmurda bilinir.
  • Abdal abdalın ne umduğunu, ne bulduğunu ister.
  • Abdal ata binmiş bey oldum sanmış.
  • Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz.
  • Abdala "kar yağıyor" demişler, "titremeye hazırım" demiş.
  • Abdalın arkadaşlığı yol görününceye kadardır.
  • Abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır.
  • Abdestsiz sofuya namaz dayanmaz.
  • Acele giden ecele gider.
  • Acele işe şeytan karışır.
  • Acele yürüyen yolda kalır.
  • Acemi katır kapı önünde yük indirir.
  • Acemi marangozun talaşı tahtasından çok olur.
  • Acemi nalbant gavur eşeğinde öğrenir
    (Dodurgalar-Çarşı Mah., Tanıskalardan Mehmed Baz).Aynı atasözü Orman Müh. Hüseyin Hacıoğlu (Eskicuma, Bulgaristan) tarafından da ifade edilmiştir. 7.8.2002.
  • Acemi nalbant gibi kâh nalına vurur, kâh mıhına.
  • Acı acıyı bastırır, su sancıyı.
  • Acı patlıcanı kırağı çalmaz.
  • Acı söz insanı dininden çıkarır, tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır.
  • Acıkan doymam, susayan kanmam sanır.
  • Acıkan yanağından, susayan dudağından belli olur.
  • Acındırırsan arsız, acıktırırsan hırsız olur.
  • Acıyan çok, ama ekmek veren yok.
  • Aç ayı oynamaz.
  • Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.
  • Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız edersin.
  • Aç ayı oynamaz
    (Fatmana Dağdaş)!
  • Aç gözünü, açarlar gözünü.
  • Aç doymam, tok acıkmam sanır.
  • Aç koyma hırsız olur, çok söyleme yüzsüz olur, çok değme arsız olur.
  • Aç koynunda azık durmaz.
  • Aç köpek fırın deler.
  • Aç kurt arslana saldırır.
  • Aç tavuk rüyasında kendini buğday ambarında görür.
  • Aç tokun halinden anlamaz.
  • Aça dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış.
  • Açık yaraya kurt düşmez.
  • Açık ağız aç kalmaz.
  • Açık yerde tepecik kendini dağ sanır.
  • Açılan solar, ağlayan güler.
  • Açın imanı olmaz.
  • Açın karnı doyar gözü doymaz.
  • Açlık ile tokluğun arası bir dilim ekmek.
  • Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü.
  • Adam adamdır olmasa da pulu, eşek eşektir olsa da çulu.
  • Adam eşeğinden, kadın döşeğinden belli olur.
  • Adam kıtlığında keçiye Abdurrahman Çelebi derler.
  • Adam olana bir söz yeter.
  • Adam sandık eşeği, altına serdik döşeği.
  • Adam sandım eşeği, alnıma çarptı daşşağı
    (Burunsuz Aynımahın İbrahim dayı, Dodurgalar, Temmuz 1980)! Beklemediği anda, çiğlik gösteren, olgun davranmayan insan için kullanılır.
  • Adam yenilmekle marifetli olur, yanılmakla âlim.
  • Adamak kolay, ödemek güçtür.
  • Adamakla mal mı tükenir?..
    (Fatma Özdemir, Dodurgalar, 67 yaşında, 2003).
  • Adamakla mal tükenmez.
  • Adamın iyisi iş başında belli olur.
  • Adı çıkacağına canı çıksın.
  • Adı çıktı dokuza, inmez sekize.
  • Adın ne? Yumuşak... Sert olsa ne yazar?
    (Mehmed Baz): Elinden ne gelir?
  • Ağaç kökünden yıkılır.
  • Ağaç ne kadar meyve verirse, dalı o kadar yere eğilir.
  • Ağaç ne kadar uzarsa uzasın göğe değmez.
  • Ağaç ne kadar yüksek olsa da yaprakları yere düşer.
  • Ağaç ucuna yel değer, güzel kişiye söz değer.
  • Ağaç yaşken eğilir.
  • Ağaca balta vurmuşlar "sapı bendendir" demiş.
  • Ağacın kurdu içinde olur.
  • Ağaca beşikten mezara kadar muhtacız.
  • Ağaca çıkan keçinin dama çıkan oğlağı olur.
  • Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur.
  • Ağaca dayanma çürür, insana güvenme ölür.
  • Ağacı kurt, insanı dert bitirir.
  • Ağaçlı köyü su basmaz.
  • Ağaçsız memleket duvaksız geline benzer.
  • Ağaçtan maşa, aptaldan paşa olmaz.
  • Ağalık vermekle, yiğitlik vurmakla! Veren el ve attığını vuran yiğit övülmektedir
    (M. Baz, 1929’lu, 9.1.2006)…
  • Ağzına sahip olamayan, başka yerine de sahip olamaz !
    (Ömer Açıksöz, 1963’lü, Kalfat-Orta, Çankırı)!
  • Ağaran baş, ağlayan göz gizlenmez.
  • Ağır baş iyidir, yenlik olsa uçar.
  • Ağır git ki yol alasın.
  • Ağır kazan geç kaynar.
  • Ağır otur, batman götür.
  • Ağır taş batman döver.
  • Ağır taş yerinden oynamaz.
  • Ağız yemeyince yüz utanmaz.
  • Ağlama ölü için, ağla deli için.
  • Ağlamayan çocuğa meme vermezler.
  • Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.
  • Ağlayak da gözden mi olak?
  • Ağlayanın malından gülene hayır gelmez.
  • Ağrısız baş mezarda olur.
  • Ağustos ayında beyni kaynayanın, zemheride (Zahmarıda) kazanı kaynar.
  • Ağustosta beynin kaynasın, kışın da tencere kaynasın.
  • Ağzı açık ayran delisi.
  • Ağzına bir zeytin verir, ardına tulum tutar.
  • Ağzından bal akıyor.
  • Ah alan unmaz, ah yerde kalmaz.
  • Ahmak misafir, ev sahibini ağırlar.
  • Ak akçe kara gün içindir.
  • Ak gün ağartır‚ kara gün karartır.
  • Ak ile kara dere kenarında belli olur.
  • Ak koyunun kara kuzusu da olur.
  • Ak köpeğe koyun diye sarılma.
  • Akan su yosun tutmaz.
  • Akan su, pis tutmaz.
  • Akçe bulsam, çıkı yok.
  • Akıl akıldan üstündür.
  • Akıl para ile satılmaz.
  • Akıl yaşta değil baştadır.
  • Akıl yiğide sermayedir.
  • Akılı olmayana neylesin sakal, kayışı tarladan götürür çakal.
  • Akıllı düşünene kadar, deli oğlunu evermiş, torunu olmuş.
  • Akıllı  olan katar katar yer, akılsız olan satar satar yer.
  • Akılsız başın cezasını ayaklar çeker.
  • Akılsız köpeği yol kocatır.
  • Akılsızın şaşkını beyaz giyer kış günü.
  • Akıl mı üstün, para mı üstün
    (M. Baz, 10.4.1994) ?
  • Akıllı deliye söyletirmiş
    (Mehmed Baz)
  • Akılsız dosttan akıllı düşman iyidir (yeğdir)
  • Akıntıya kürek çekme, kurak yere ekin ekme.
  • Akşamın hayrından sabahın şerri
    (Pilavcılardan F. Dağdaş, Dodurgalar)... İşe sabah başlamayı öğütleyen bir atasözüdür.
  • Akşamın işine gündüz gülermiş
    (Pilavcılardan F. Dağdaş, Dodurgalar)! Akşam karanlığında sağlıklı iş yapılmaz anlamında.
  • Alacağını alamayan, vereceğini veremez
    (Fatmana Dağdaş):Hesabını bilemeyen çözüm üretemez.
  • Alet işler el övünür, talih işler kul övünür!
    Dilimizde “alet işler el övünür, talih işler kul övünür“ diye bir söz var. Bu sözün alet bahsinde tuttuğu yer günümüzde alabildiğine genişliyor (Mustafa Kutlu, 3.5.2006, Yeni Şafak, s. 15).
  • Alışkanlık, gavurluktan zordur
    (Mehmed Baz, 3. 11. 2005)! Alışkanlıktan kurtulmak, gavurluktan kurtulup İslam’a dönmekten zordur anlamında...
  • Alışkın olmayan götte don durmaz!
    Yöremizde kullanılan “Alışmadık götte don durmaz!” atasözü ile aynı anlamdadır.
  • Alışmadık götte don durmaz
    (Pilavcılardan F. Dağdaş, Dodurgalar)! Atasözü ile aynı anlamdaki diğer alıntı atasözü aşağıda verilmiştir. “Alışkın olmayan göt’de don durmaz!” (7.12.2006, 1974’lü Fahri ÖZDEMİR’den naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)!
  • Alışmış, kudurmuştan beterdir
    (Mehmed Baz, 3. 11. 2005)!
  • Allahümme ferden, sen sakla Allah’ım topalla körden
    (F. Dağdaş, Aralık-1980)!Bazı aza noksanlıklarında Allah’ın takdirinin yerindeliği vurgulanmıştır. Bu atasözünde de benzer bir yaklaşım görülmektedir.
  • Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste
  • Altın, yere düşmekle pul olmaz
    (F. Dağdaş, Aralık 1984)!
  • Altına küçük demişler imiş, fiatı büyük demiş
    (F. Dağdaş, Eylül 1983)!
  • Altından yel geçen mala, malım var dememeliymiş
    (Fatmana Dağdaş): Hayvan ve araba gibi mal varlığından ziyade toprak sahibi olmayı öğütleyen bir atasözüdür.
  • Amirin eşekse binme! Tut, çilbirinden çek!
    Akıllı bir yol izle. İdare etmeyi öğren! anlamında (M. Baz, 1929’lu, 9.1.2006)…
  • Anam babam kesem!.. Elimi soksam soksam yesem!..
  • Anamı yoldan çıkaran kadı, davaya kimden gideyim?
    (F. Dağdaş)
  • Anasına bak kızını al, kıyısına bak bezini al
    (Fatmana Dağdaş):
  • Anası ölen hanım olur, babası ölen bey olur.
  • Aptal ata binince bey oldum sanır
    (Resul Tosun ):Kendini beğenmişleri tanımlamada kullanılır. ...Yeter ki kimse demokrasiyi halk iradesinin dışında aramasın. Kendini beğenene “Aptal ata binince bey oldum sanır.” derler.
  • Arap eli öpmekle Arap olunmaz
    (F. Dağdaş, Aralık 1979)!
  • Arap eli öpmekle dudak kara olmaz
    (F. Dağdaş, Aralık 1979)!Bazen minnet edebilirsin.
  • Armudu farıdan aşıymış, insanı farıdan eşiymiş
    (Said Ay’dan F. Dağdaş):İnsanı eşi ihtiyarlatır anlamında...
  • Akranıyla konuşmayanın sesi, semadan gelir.
  • Akşam gelen misafirin, yiyeceği bulgur sıkısı, yatacağı ahır sekisi.
  • Akşamın hayrından sabahın şerri iyidir.
  • Al elmaya taş atan çok olur.
  • Al malın iyisini çekme kaygısını.
  • Al yakışırken, el bakışırken.
  • Alacağın bir iğne, çeliğin okkasını orantıya vurursun.
  • Alçak tavuk kendini ferik gösterir.
  • Alışmış kudurmuştan beterdir.
  • Alim unutmuş, kalem unutmamış.
  • Allah aptala eşeğini kaybettirir, sonra buldurup sevindirir(miş).
  • Allah dağına göre kar verir.
  • Allah şaşırttı mı, dayıya hala dedirtirmiş.
  • Allı yelek, pullu yelek, canfes neye gerek?
  • Alma el kızının ahını, gökten indirir şahini.
  • Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.
  • Alma mazlumun ahını, gökden indirir şahını
  • Almadan vermek Allah'a mahsustur.
  • Almak kolay ödemek zordur.
  • Altın anahtar, her kapıyı açar.
  • Altın eşik, ağaç eşiğe muhtaçtır.
  • Altın kılıç demir kapıyı açar.
  • Altın yere düşmekle pul olmaz..
  • Altının değerini sarraf bilir.
  • Ana gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz.
  • Anan gibi saç büyüteceğine, baban gibi bıyık büyüt.
  • Anan turp, baban şalgam, sen içinde gülbe şeker.
  • Ananın bastığı yavru incinmez.
  • Ananın bastığı yerde yavru ölmez.
  • Anasına bak kızını al, astarına bak bezini al.
  • Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.
  • Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
  • Aptalın karnı doyunca gözü yolda olur.
  • Ar gözden, kâr yüzden anlaşılır.
  • Ar namus hak getire.
  • Arap eli öpmek, dudak karartmaz.
  • Arayan belasını da devasını da bulur.
  • Arayan bulur, inleyen ölür.
  • Arefe günü yalan söyleyenin, bayram günü yüzü kara çıkar.
  • Arı bal yapacak çiçeği bilir.
  • Arı kahrını çekmeyen balın kadrini ne bilir.
  • Arı satmış namusu tell&arirc;la vermiş.
  • Arkadaş dediğinin gölgesinde suç işlenir.
  • Arkadaşını söyle ki, sana kim olduğunu söyleyeyim.
  • Arkalı it kurdu boğar.
  • Armudu sapıyla, üzümü çöpüyle, pekmezi küpüyle.
  • Armudun iyisini ayılar yermiş.
  • Arpa eken darı biçmez.
  • Arpa ekip buğday bekleme.

 

  • Asıl azmaz, bal kokmaz; kokarsa yağ kokar, onun da aslı ayrandır.
  • Aslan yatağından, şahan oturağından belli olur
    (Fatmana Dağdaş):
  • Aslandan korkulur bağlı bile olsa
    (Resul Tosun, Mayıs 1999, M. Gazete):
  • Aslan yattığı yerden belli olur.
  • Aslı neyse nesli odur.
  • Aslına çekmeyen haramzadedir.
  • Aslında olan tırnağına getirir.
  • Aslını inkâr eden haramzâdedir.
  • Aslını inkar eden, haramzade olur
    (F. Dağdaş, Aralık 1979)!
  • Aslını inkâr edenin nesli gevşek olur.
  • Aş kaşık ile, iş keşik ile.
  • Aş sabahın iş sabahın.
  • Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.
  • Aşağıdan çıkarsa kışa, yukarıdan çıkarsa boşa
    (F. Dağdaş)…! Bulutlar gün batıdan, rakımı düşük olan aşağıdan, Köyceğiz istikametinden, Dalaman Çayı (Gireniz deresi) istikametinden gelirse yağışa, kışa işarettir. Doğudan (yukarıdan), Burdur Gölü istikametinden bulutlar belirirse yoğun yağmur, kış olmaz anlamındadır.
  • Aşk olmayınca meşk olmaz.
  • At alırsan yazın, deve alırsan güzün, avrat alırsan gezin ha gezin.
  • At binenin kılıç kuşananındır.
  • At ile avrat yiğidin ikbalindendir.
  • At karnından yiğit burnundan bellidir.
  • At olacak tay yürüyüşünden belli olur.
  • At ölür itlere bayram olur.
  • At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır
  • At ver hasım ol, kız ver hısım ol.
  • At yedi günde, it yediği günde unutur.
  • At, sahibine göre kişner.
  • Ata binmek bir ayıp, inmek iki ayıp.
  • Ata et, ite ot verilmez.
  • Ata sözü tutmayan, uluya uluya kalır.
  • Ateş düştüğü yeri yakar.
  • Ateş ile barut bir arada olmaz.
  • Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
  • At bir dizginde, öküz bir çizide belli olur
    (F. DAĞDAŞ, Nisan 1980)... Soylu olan, işinde belli olur.
  • At görmediysen, bokundan da mı atlamadın!
    Aşina değilsen, o konuda çözüm üretmek için gerekli ipuçlarını da mı kullanamıyorsun anlamında (Celil Yaman, Ulus-Bartın, 31.07.2007)...
  • At, avrat ömrü uzatır
    (F. DAĞDAŞ, Aralık 1980)...
  • Atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler
    (Resul Tosun ): ... Şeyh Edebali Osman Bey’e nasihatının sonunda diyor ki: “Haklı olduğunda kavgadan korkma! Bilesin ki, atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler!”
  • Atlıya selam kelam, eşekliye sonra gine gelem
    (F. Dağdaş, 9.2.2000): Kişiye göre hürmet gösterilir anlamında.
  • Atmaya niyeti olmayan Kürt, taşın büyüğüne sarılır
    (25.6.1997) :
  • Atı alan Üsküdar'ı geçti.
  • Atılan ok geri dönmez.
  • Atımın anlı sakar, lakabını ele takar.
  • Atın iyisi arkadan gelmez.
  • Atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.
  • Atın ölümü arpadan olsun.
  • Atlar tepişirken arada eşekler ezilir.
  • Atlı, itli sığmış, bir çocuk sığmamış.
  • Attan düşen kaba döşek, eşekten düşen kazma kürek.
  • Attan düşen ölmez, eşekten düşen ölür.
  • Attan indi eşeğe bindi.
  • Attığın taş ürküttüğün kuşa değmez.
  • Avradı er zapt etmez, ar zapt eder.
  • Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar.
  • Ay bozmaz, süt kokmaz. Kokarsa ayran kokar, çünkü aslı süttür.
  • Ayağa değmedik taş, başa gelmedik iş olmaz.
  • Ayağın sığmayacağı yere baş sokulmaz.
  • Ayağını yorganına göre uzat.
  • Aydan gelen halı üstüne, günde gelen kül üstüne.
  • Avcı ne kadar hile bilse, ayı o kadar yol bilir.
  • Avradın dolaşığı, akşamdan sabaha kor bulaşığı
    (Fatma Uğur, 1972'li, Akseki-Kuyucak’lı, 6.9.2007)! “Karının dolaşığı, akşamdan kor bulaşığı” (Fatmana Dağdaş, Dodurgalar)! atasözü ile aynı anlamda…
  • Ay buluttan çıksın da gör, ayva tüyünü atsın da gör
    (F. Dağdaş, 1984): Daha yeni doğan çocuk hakkında konuşmak erken, biraz büyüsün, serpilsin, ondan sonra bakın siz onun güzelliğine, yaratılışındaki mükemmelliğe anlamında.
  • Ayaklar ıslanmadan balık tutulmaz
    (Sinem Gökdemir, 1985’li, Borçka-Camili (Macaheli), 24 Mayıs 2006)! “Emekte biter yumak !” atasözü ile benzer anlamda…
  • Ayı yavrusunu severken öldürürmüş.
  • Ayırıcı gelmiş, seçici gelmiş. Orta yere sıçıcı gelmiş
    (F. Dağdaş, 04. 1980): Pişmiş aşa su katan, işi bozan kişiyi tanımlar.
  • Ayranım ekşidir diyen olmaz.
  • Ayvaz kasap hepsi bir hesap.
  • Az yetmez, çok artmaz
    (Mehmed Baz)
  • Az kazanan çok kazanır, çok kazanan hiç kazanır.
  • Az menfaat çok zarara mal olur.
  • Az sabırda, çok keramet vardır.
  • Az tamah, çok ziyan getirir.
  • Az veren candan, çok veren maldan verir.
  • Az yaşa, uz yaşa, akıbet gelecek başa.
  • Azan mevlasını da bulur, belasını da.
  • Azı bilmeyen çoğu hiç bilmez.
  • Azıcık aşım, kaygısız başım.
  • Azıksız yola çıkanın, iki gözü el torbasında olur.
  • Baba borç yapar çol çocuk aç yatar.
  • Baba ekmeği zindan ekmeği, koca ekmeği meydan ekmeği.
  • Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır.
  • Baba mirası yanan mum gibidir.
  • Baba oğula bağ bağışlamış, oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş.
  • Babadan mal kalır, kemal kalmaz.
  • Baban bana öğüt verirken, ben inek gözünde kırk sinek saydım.
  • Babası ölen bey, anası ölen kadın olur.
  • Babasına hayır etmeyenin kimseye hayrı olmaz.
  • Babaya dayanma, karıya güvenme.
  • Babadan ve kocadan, hoca olmaz (Ramazan Güven, Kırıkkale-Keskin’li, 24 Nisan 2007)!
  • Babamın öldüğüne yanmıyorum da, “Hüküm Allah’ın!„ diyenlere dayanamıyorum (Enver Oymak, 10.4.1994, Acıpayam-Darıveren’li)!
  • Baban döver hurmayla, eller döver yarmayla (F. Dağdaş, 24.2.2000): Aile büyükleri yine merhametlidir, başkaları onlar kadar merhametli olamazlar anlamındadır.
  • Bu atasözündeki “hurma” kelimesinde; hurma dalının ince olması sebebiyle bununla vurmanın dövme bile sayılmayacağı vurgulanmış olabilir.
  • Babasından bir göz evi kalan, yerden direk çıktı demeyle birlikmiş (F. Dağdaş, Dodurgalı, Eylül 1983)!
  • Baca eğri de olsa, dumanı doğru çıkar.
  • Bacanak bacanağı görünce arkası (g..tü) harman kadar olur (17.8.2005, 1972’li Hüseyin YAMAN’dan naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)!
  • Bacası görülmeyen yerden kız alınmaz (6.8.2004, Ilgaz’lı Müslüm Hoca)!
  • Bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var
  • Bağ dua değil, çapa dua ister.
  • Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun.
  • Bağa gir izin olsun ki, yemeye yüzün ola.
  • Bağlı aslana tavşan bile hücum eder.
  • Bağrında merhameti olmayanın dini imanı olmazmış derler (F. Dağdaş, 10.7.2001):Kalbi katı, merhametsiz olmanın kötülüğünü tanımlamak için kullanılan bir atasözü.
  • Bana benden olur her ne olursa, başım rahat eder dilim durursa (Ufuk takvimi, 24.01.2001).
  • Bahar çiçeğiyle güzeldir.
  • Baht olmayınca başa, ne kuruda biter, nede yaşta.
  • Bakacağın yüze sıçma, sıçacağın yüze bakma.
  • Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur.
  • Bakkal ölenin borcunu, diriye ödettirir.
  • Bakmakla öğrenilseydi, kediler kasap olurdu
  • Bal döksen yalanır.
  • Bal olan yerde sinek de bulunur.
  • Bal tutan parmağını yalar.
  • Bal yiyen baldan bıkar.
  • Bal demekle ağız tatlanmaz.
  • Balı parmağı uzun olan değil, kısmeti olan yer.
  • Baş olan boş olmaz (Resul Tosun):
  • Bana benden olur, her ne olursa, başım rahat bulur, dilim durursa.
  • Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.
  • Baskın basanındır.
  • Baskısız yongayı yel alır.
  • Bastığın yer bayram olsun.
  • Baş başa, baş da padişaha bağlıdır.
  • Baş nereye giderse, oyak oradadır.
  • Başıma uymayan takke elin olsun.
  • Başındaki fese bak, girdiği kümese bak.
  • Başını ecemi berbere teslim eden, cebinde pamuk eksik etmesin.
  • Başsız evin köpeği çok havlar.
  • Bazen inek, erkek; bazen de dişi doğurur.
  • Bebeler birbirinden huy kapar, ayranlarına su katar.
  • Bedava sirke baldan tatlıdır.
  • Bekâr gözü ile kız alınmaz.
  • Bekâr gözü kör gözü.
  • Bekâra karı boşamak kolay gelir.
  • Bekârlık maskaralıktır.
  • Bekarın ahmağı akşam, evlinin ahmağı sabah traş olur.
  • Bekârın parasını it yer, yakasını bit.
  • Bekleyen derviş muradına ermiş.
  • Bektaşi demiş ki: “Ne deden var, ne husan...“(Çankırılı bir taksi şoförü, -Ankara): Dedenin bakımı, masrafı yoksa derdin de yok anlamında. Çocuğun yoksa, evli değilsen derdin de azdır anlamında.
  • Ben ağa, sen ağa! İnekleri kim sağa (Adil Demirci, 1956’lı, Kerkük’lü, Temmuz 2005)?
  • Her akıl bir olsa, davara çoban bulunmaz (F. Dağdaş, Aralık 1980)! Atasözü ile benzer anlamdadır.
  • Ben ben (benim) için demem, verseniz bile yemem (F. Dağdaş, 8.4.2000): Acıkan birisinin başkasının üzerinden acıktığını anlatmada kullandığı yol.
  • Ben gücendiğim dağın odununu kırk sene yakmam (H. Erdal, Kırıkkkale-Delice, 5.10.2003)!Fikrinde, aldığı kararda, dargınlığında da kararlı olmayı ifade eder.
  • Beşikte de var, eşikte de (M. Baz, 1.7.2005)!.. Ölüm...
  • Beylere zor yok (F. Dağdaş, 12.1979)!: Toplumda güçlü olanın işi zor olmaz. İşini her şartta görür, gördürür.
  • Bıçağı kestiren kendi suyu, insanı sevdiren kendi huyu (Resul Tosun ): Olgun insanı tarifte kullanılır. “Nevzat Yalçıntaş hoca Türkiye’yi ve sorunlarını, dünyayı ve duyarlılıklarını çok iyi bilen, Türkiye ve dünya çapında çok geniş bir çevreye sahip birkaç lisana vakıf değerli bir ilim adamıdır... Sosyal ilişkisi mükemmeldir. Kendisiyle konuşanlara öyle değer vererek hitap eder ve yaklaşır ki, onunla konuşan herkes kendisini dünyanın en büyük ve en önemli şahsiyyeti zanneder.”
  • Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete... (Anonim)
  • Bir evde gülügen kadın, anırgan eşek, bağırgan öküz şartımış (şart imiş) (Cemal Dağdaş’dan naklen F. Dağdaş, 11.1982): Evin gönül huzuru için öncelikle hanımın neşeli olması gereklidir anlamında.
  • Bir evde iki kız, biri çuvaldız, biri bez (F. Dağdaş, 22.2.2000). Evde çok kavga eden kızkardeşlerin kavgasının normal olduğunu ima eden bir atasözü. Genel anlamıyla kalabalık olan yerde kavganın eksik olmayacağını anlatan bir atasözü.
  • Bir gece rahat uyudum. O gece de komşunun eşeği öldü (Muharrem Demirci, 1980’li, Gaziantep, Şahinbey, 20.08.2005)... Rahata kavuştuğumu sandığım anda, beklenmedik bir başka mesele kapımı çaldı anlamında.
  • Bir iki ondört, ben örttüm sen de ört (Dedesi Mustafa Efendi’den naklen F. Dağdaş, 9.5.2000). Meseleyi büyütme, kapat, tatsızlık çıkmasın anlamında.
  • Bir insanın kendi kendine yaptığını, bütün köylü başına çokanlaşsa yapamaz: Bu anlamda ele alınabilecek bir söz şöyledir: “Hiç düşmanınız olmasa, size düşman olarak kendiniz yeter de artar.” . Kur’ an-ı Kerim’de “Allah yolunda harcayın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Yaptığınızı güzel yapın. Allah güzel olanları sever” (Bakara Suresi, 195. ayet) ayetinde de insanın kendi kendine yapabileceği kötülüğe atıfta bulunulmaktadır.
  • Bir kararında Mevla durur (F. Dağdaş, Eylül 1985)! İnsan hayatı her türlü değişkenliğe açıktır. Sadece Allah daimdir ve ebedidir.
  • Bir laf vardır: Baban döver hurmayla, eller döver yarmayla derler (F. Dağdaş, 24.2.2000).
  • Bir tutam ot, deveyi yardan attırır! “Bir tutam ot, deveyi yardan düşürür!„ (F. Dağdaş’dan) atasözü ile benzer anlamda. Vermek, ikna gücünü artırır (Kadriye ELÇİN’den, Antalya, 15.01.2005)
  • Bir tutam ot, deveyi yardan düşürür! “Bir tutam ot, deveyi yardan attırır!„ (F. Dağdaş’dan) atasözü ile benzer anlamda (Kadriye ELÇİN’den, Antalya, 15.01.2005)
  • Bir uyuz, bir sürüyü boklar ! (F. Dağdaş, 9.7.2001):
  • Bir vuruşta, çam yıkılmaz! Hiçbir şey göründügü kadar kolay değildir ve bir seferde olmaz manasında (Fatma Yaman (1916’lı)’dan naklen Celil Yaman, Ulus-Bartın).
  • Bir yiğit kırk yılda gelir meydana, erebilene aşkolsun (F. Dağdaş, 12. 2. 2000):
  • Biz yenecek aşı, buğundan biliriz ! İnsanın niteliği davranışlarından bilinir anlamında (Dodurgalı Cıngıllı Molladan F. Dağdaş, Aralık 1984).
  • Bodur tavuk her zaman piliç görünür (31.5.2007, Aynur adlı bir fizik tedavi uzmanından naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)! Kilolu olmayan, minyon tipli insanlar, olduğundan daha genç görünür anlamında…
  • Beleş peynir fare kapanında bulunur.
  • Belli düşman, gizli dosttan yeğdir.
  • Benden sana öğüt, ununu elinle öğüt.
  • Benim adım Hıdır, elimden gelen budur.
  • Benim sakalım tutuştu, sen cigara yakmak istersin.
  • Besle kargayı oysun gözünü.ı
  • Besledik büyüttük danayı, şimdi tanımaz oldu anayı, babayı.
  • Beş kuruşluk fener o kadar yanar.
  • Beş parmağın beşi de bir değil
  • Beyaz saç, aklın değil yaşın işaretidir.
  • Bıçak sapını kesmez.
  • Bıçak yarası geçer, dil yarası geçmez.
  • Bıldır ki hurmalar götünü tırmalar.
  • Bilgisiz insan meyvesiz ağaca benzer.
  • Bilinmedik aş, ya karın ağrıtır ya baş.
  • Bilmediği beş vakit namaz, bilirde yanına varmaz.
  • Bilmediklerimi ayağımın altına koysam, başım göğe değer.
  • Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıptır.
  • Bin atın varsa bin dinlen, bir atın varsa in dinlen.
  • Bin bilsen de bir bilene danış.
  • Bin dinle, bir söyle.
  • Bin ölçüp bir biçmeli.
  • Binde bir gelinen yere gül döşerler, her gün gelinen yere kül döşerler.
  • Binin yarısı beş yüz o da ben de yok.
  • Bir adamın adı çıkacağına, canı çıksın.
  • Bir adamın karısı onun yarısıdır.
  • Bir ağaçta gül de biter, diken de.
  • Bir ağaçtan, oklukta çıkar boklukta.
  • Bir ağızdan çıkan, bin ağza yayılır.
  • Bir ahırda at da bulunur eşek de.
  • Bir ayağı çukurda
  • Bir bulutla kış gelmez.
  • Bir bütün bir yarımdan iyidir.
  • Bir dalın gölgesinde bin koyun eğlenir.
  • Bir dirhem et, bin ayıp örter.
  • Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
  • Bir elin verdiğini, öbür elin duymasın.
  • Bir eve bir baca, bir kadına bir koca.
  • Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.
  • Bir işe başlamak, bitirmenin yarısıdır.
  • Bir koyun başı pişinceye kadar, kırk kuzu başı pişer.
  • Bir koyundan iki post olmaz.
  • Bin nasihatten bir musibet yeğdir.
  • Bir nalına vurur, bir mıhına.
  • Bir yerim diyenden birde yemem diyenden kork.
  • Bir yiğit kırk yılda meydana gelir.
  • Biri eşikte, biri beşikte.
  • Biri yer, biri bakar, kıyamet ondan kopar.
  • Birlikten kuvet doğar.
  • Bitli baklanın kör alıcısı olur.
  • Bize gelince yiyip içelim, size gelince gülüp geçelim.
  • Boğaz, insanı iki adam yapmaz ama, iyi bir adam yapar (Hamid Erdal, 2.2.2000):
  • Boğulursan büyük suda (denizde) boğul.
  • Bok ile yapılan, sidik ile yıkılır (F. Dağdaş, Aralık 1980)! Haram ile kazanılan mal heba olur. Bu manayı vermek için “Haydan gelen, huya gider“ atasözü de kullanılır.
  • Bokunu yiyen kepçesini kaldırır (22.7.2001, Ankara Gazi Mahallesi pazarı, Ankara-Kızılcahamamlı bir satıcıdan). * Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmektir.
  • Borç yiğidin kamçısıdır.
  • Boş çuval dik durmaz (Resul Tosun) :
  • Boş duranı Allah da sevmez kuluda.
  • Boş fıçı çok langırdar.
  • Boş torbaya hayvan inmez!:- Ne zahmet ettin Şerife bılla?
  • Boş torbaya hayvan inmez dememişler boşuna... (Darıveren’li Hüseyin ağanın hanımından naklen Dodurgalı Ayşe Mak, 20.8.2003
  • Boşadığın karının (hanımın) topuğuna bakılmaz (Halil Ay, 1949’lu, Dodurgalı)!
  • Boşboğazı ateşe atmışlar,odun yaş diye bağırmış.
  • Boşboğazın sigarası yanmaz.
  • Boyum sıra buldum, huyum sıra bulamadım (Hacı Hatiplerin Hasibe’den F. Dağdaş, 24.2.2000): Dengime düşemedim, huyuma uygun biriyle evlilik yapamadım anlamında.
  • Bozacının şahidi şıracı.
  • Böğürtlen büyüye büyüye boy aldım sanmış, süprüntüyü yığmışlar dağ oldum sanmış, Türk ata binmiş bey oldum sanmış (Fatmana Dağdaş, 09.1983): 50-60 sene öncesine kadar köylerde ağalık düzeni varken ağa ve sülalesi dışındaki halka Türk denilmekte imiş. Ağalara atfen söylenmiş olan bu sözde, halk hakir görülmektedir. O dönemi yansıtan bir anlayışın ürünü olarak ortaya çıkmış bir atasözüdür (Fatmana Dağdaş’dan alınan bilgi.)
  • Bu arpa kelle bağlamaz (1950’li Mehmed Yaman’dan naklen Celil Yaman, 30.09.2007)!! “Bundan hayır çıkmaz/Bundan iş çıkmaz!” anlamında olumsuzluk kanaatini ortaya koyan değerlendirme.
  • Bu davullar sana çalınıbbarı (çalınıyor) kızım, ama benim senden umudum yok (Mehmed Baz, 1999): Beceriksiz, işten anlamayan kişi için söylenmektedir.
  • Bu dünya iki kapılı handır, gelen bilmez giden bilmez.
  • Bugünün küçükleri yarının büyükleri.
  • Budalanın yağı çok olursa sakalına sürer.
  • Bugün bana ise yarın sana.
  • Bugünkü işini yarına bırakma.
  • Bugünkü tavuk, yârınki kazdan iyidir.
  • Buğday başak verince orak pahaya çıkar.
  • Bülbülü altın kafese koymuşlar "ah vatanım" demiş.
  • Bülbülün çektiği; dili belasıdır.
  • Büyük boğaz, küçük boğaz, beşikteki başını sallar (Hasibe nineden F. Dağdaş, 8.4.2000):Çor çocuğu fazla olanın yaşadığı telaşı, sıkıntıyı anlatan bir atasözü.
  • Büyük ekmek, büyük bezeden olur.
  • Büyük lokma çukurda kalır
  • Büyük lokma ye, büyük söz söyleme.
  • Büyük zekâlar birlikte düşünürler.
  • Cahil adam meyve vermeyen ağaca benzer.
  • Cahile söz anlatmaktansa, deveye hendek atlatmak iyidir.
  • Cahile söz yetmez, çalıda gül bitmez (Selahaddin Duman, Sabah, 15.09.2001, s. 15)
  • Cahilin dostluğundan alimin düşmanlığı yeğdir.
  • Cahill arkadaş olma küstürün, cam kırığıyla kıçını silme kestirirsin.
  • Cami ne kadar büyük olsa imam bildiğini okur.
  • Caminin kapısını bilmez, sofuluk taslar.
  • Can, boğazdan gelir.
  • Can cümleden azizdir.
  • Can çıkar huy çıkmaz Bu konuda aynı anlamdaki bir veciz söz şöyledir:
  • Tutar elbet yine eski suyunu, Çıksa da canı, değişmez huyunu...(Sümbülzade Vehbi, 10 Mayıs 1999, Hicret Takvimi.)
  • Can çıkmadan ümit kesilmez.
  • Cana gelecek mala gelsin.
  • Canı acıyan ne demez! Karnı acıkan ne yemez!.(Ayşe ŞENER, Akseki-Kuyucak, 15.01.2005)
  • Canı kaymak isteyen mandayı yanında taşır.
  • Canı yanan eşek atı geçer.
  • Cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilemez.
  • Cingen cingenden köy kıskanır (F. Dağdaş, 17.2.2000):
  • Cingen cingene çatmayınca, kasnak boğazına geçmezmiş: (F. Dağdaş)
  • Cingenler çayda döğüs etmiş de taş bulamamıslar! Her an elinizin altında olan birşey, aranınca bulunmaz manasına (Celil Yaman (1979’lu), Ulus-Bartın).…
  • Cins kedi ölüsünü göstermez.
  • Cinstir çeker, boktur kokar (Fatmana Dağdaş): Muhakkak benzer tarafı olur, babası yapıyorsa oğlu da yapar anlamında. Irsiyetin, huyun nesilden nesile geçebileceğine dikkat çeken bir atasözü.
  • Cömert derler, maldan ederler, yiğit derler candan ederler.
  • Cömert ile nekesin harcı birdir.
  • Çabuk parlayan çabuk söner.
  • Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme.
  • Çağrıldığın yere git, ar eyleme; çağrılmadığın yere gidip yerini dar eyleme.
  • Çağrılmadık yere, çörekçi ile börekçi gider.
  • Çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez.
  • Çalışan demir pas tutmaz. Çünkü ölür
  • Çalışmak ibadetin yarısıdır
  • Çalma elin kapısını, çalarlar kapını.
  • Çamura taş atma üstüne sıçrar.
  • Çatal kazık yere batmaz.
  • Çıkmayan candan umut kesilmez.
  • Çıngıraklı deve kaybolmaz.
  • Çıracı olsam ay akşamdan doğar.
  • Çiftçilik, eşeğin kuyruğuna benzer, ne uzar ne kısalır.
  • Çiftçinin karnını yarmışlar, kırk tane "gelecek yıl" çıkmış.
  • Çiftçiye yağmur, yolcuya kurak, cümlenin muradını verecek hak.
  • Çingene ciğer pişirir, yemeden karnını şişirir.
  • Çingen çalıyor, Kürt oynuyor.
  • Çingenenin ipini, kendisine çektirirler.
  • Çingeneye beylik vermişler, önce babasını asmış.
  • Çirkefe taş atma, üzerine sıçrar.
  • Çoban ne yesin ki köpeğine yedirsin
  • Çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider.
  • Çocuk oyundan, aptal düğünden usanmaz.
  • Çocuğu işe gönder, peşinden sen git.
  • Çocuk evin meyvesidir.
  • Çocuktan al haberi.
  • Çok çocuk anayı şaşkın, babayı düşkün eder.
  • Çok söyleme arsız edersin, aç bırakma hırsız edersin.
  • Çok söz yalansız, çok para haramsız olmaz.
  • Çok yaşayan bilmez çok gezen bilir.
  • Çubuk iken çıtlamayan, hezen iken kütlemez.
  • Çürük iple kuyuya inilmez.
  • Çürük tahtaya çivi çakılmaz.
  • Dağ adamı, hasta eder sağ adamı! (F. Dağdaş, Leyla Baz):
  • Dağ başından duman eksik olmaz.
  • Dağ dağ üstünde olur, ev ev üstünde olmaz.
  • Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur.
  • Dağ dumansız insan hatasız olmaz.
  • Dağa çıkan keçinin dağa çıkan oğlağı olur. “Anaları ne ki, danaları ne olsun.” deyiminin anlamına yakın anlamda düşünülebilir. Komşu ilçe Gölhisar ve civarında “Çama çıkan kişinin,çama çıkan oğlağı olur.” şeklinde kullanılmaktadır.
  • Dam alçak, sopa kalkmaz! (Sebati Şener (Emekli öğretmen), Antalya-Akseki’nin Kuyucak kasabasından, 10.08.2004): Bu atasözü; iktidarların icraatlarında her istediğini, gönlünden geçeni rahatlıkla yapamadığını, farklı kesimlerden gelebilecek tepkileri zaman içinde eritmeyi, adım adım yol almayı tercih ettiklerini anlatmak için kullanıldı.
  • Dam tıpırtısı, karı bıtırtısı, var ömrümü yok etti!
  • Dama dama göl olur, dada dada heç olur (Selahaddin Kusekenani, Şarki Azerbaycan-İRAN, 6.6. 1999):“Damlaya damlaya göl olur, azar azar kullanmakla biter” anlamında.