“Dünya’nın güçlü varlıkları mücadeleler ve muharebelerle yıkıldı. Kim direnip koruduysa en güzel ödül onun oldu…” (1)

Olayların farklı bir boyutu olabileceğini düşünmek bir abartı (paranoya) mı?

Sponsor Bağlantılar

Gerçeğe ulaşmak için yaygınlaştırılmış bilgilerin dışına çıkarak olayları nesnel (objektif) bir bakış açısıyla değerlendirmek yanlış bir yöntem mi?
Toplum tarafından belli bir biçimde algılanan olayların, kamuoyundan saklanan bir yanı ve perde arkası ilişkilere dayanan bir yönü olabilir mi?

Toplumların başına hangi felaketler geldiyse insanın bencilliği ve tutkuları yüzünden gelmiştir…

Yalnızca birkaç saniye!

Korkunç bir şok dalgası ve basınç

Ve bir anda 100 binlerce insan yerde!

Küçücük bir maddede saklı muazzam güç…

Atom!

Patlama anı: Patlayıcı kütleye fırlatılan ve ilk çekirdeği parçalayan nötron, kütle içerisinde zincirleme tepkimeler oluşturur. İlk parçalanan çekirdekten dışarı fırlayan nötronlar, başka çekirdeklere çarpar ve bu yeni çekirdekleri de parçalar. Böylece hızla bütün çekirdekler zincirleme olarak parçalanır ve çok kısa bir zaman aralığında patlama gerçekleşir.

Nötronlar öyle hızlı hareket eder ki, saniyenin milyonda biri kadar bir zamanda bomba, kütlesi yaklaşık 1.000 milyar kilokalorilik bir enerji açığa çıkarır.

Bombanın çevrildiği gaz kütlesinin sıcaklığı, bir anda birkaç milyon dereceye ve gaz basıncı da bir milyon atmosfere çıkar.

1/1000 saniye kısa bir zaman: Patlamış olan gaz kütlesinin çapı büyür ve etrafa çeşitli ışınlar yayar. Bu ışınlar patlamanın “başlangıç parlaması”dır.

Bu parlama onlarca kilometre çapında bir alanda bulunabilecek herhangi bir kişide tam körlüğe neden olur. Bu parlak ışık o kadar güçlüdür ki, Güneş yüzeyinden yayılandan yüzlerce kat daha büyüktür.

Patlama anından sonra geçen zaman öylesine kısadır ki, patlamanın yakınında bulunan bir kişi gözlerini kapayabilecek zaman bile bulamaz. Oluşan şokun basıncı kapalı kapılarda ağır hasarlar meydana getirir. Elektrik taşıma kuleleri, iki parçalı köprüler, cam-çelik yapılı sağlam yapılar da hasar görürler. Patlamanın yakınlarında ise büyük oranda, pudraya benzer ince toz kalkar.

2. saniye: Parlayan kütle ve onu çevreleyen hava, bir ateş topu oluşturur. Yüzeyi henüz son derece sıcak ve Güneş’inki kadar, hatta daha parlak olan bu ateş topundan yayılan ısı, 4-5 km çapındaki bir alandaki her şeyi tutuşturur. Ateş topunun parlaklığı, göze tedavisi mümkün olmayan büyük zararlar verir. Ateş topunun çevresinde olağanüstü bir hızla yer değiştiren şok dalgası gelişir.

6. saniye: Şok dalgası yeryüzüne çarpar, ilk mekanik hasarlar oluşur. Dalga, şiddetli bir hava basıncı oluşturu ve bu basıncın şiddeti patlama merkezinden uzaklaştıkça azalır.  Patlama noktasından yaklaşık 1.5 km uzakta bile ek basınç, normal atmosfer basıncının iki katıdır. Böyle bir basınçta insanların sağ kalabilme şansı yüzde bir kadardır.

13. saniye: Şok dalgası zemin yüzeyinde yayılır, bunu ateş topunun ittiği havanın yer değiştirmesi sonucu oluşan patlama izler. Bu patlama yer yüzeyi boyunca 300-400 km/saatlik bir hızla yayılır. Bu arada ateş topu soğur ve hacmi küçülür. Havadan hafif olduğu için yükselmeye başlar. Yukarıya doğru yönelen bu hareket, yeryüzünde rüzgârın yönünün tersine dönmesine yol açar. Ve şiddetli bir rüzgâr, başlangıçta patlama merkezinden dışarı doğru esiyorken, merkeze doğru esmeye başlar.

30. saniye: Ateş topu yükseldikçe, küre biçimindeki şekli bozulur ve bir mantar görünümü alır.

2 dakika sonra: Mantar biçimli bulut, 12.000 metrelik bir yüksekliğe, yani stratosfer tabakasının alt sınırına ulaşır. Bu yükseklikte esen rüzgârlar, mantar biçimindeki bulutu yavaş yavaş dağıtmaya başlar. Bulutu oluşturan radyoaktif döküntüler atmosfere dağılır. Bu radyoaktif döküntüler, çok küçük taneciklerdir ve atmosferde daha yüksek katmanlara çıkar ve yeryüzüne düşmeden önce, atmosferin üst tabakalarındaki rüzgârlar tarafından dünyanın çevresinde birkaç kez döner. Böylece radyasyon döküntüleri dünyanın dört bir yanına dağılabilir.

Merkezi patlama noktasından itibaren yaklaşık1.000 metre çapındaki bir alan içinde yoğun radyasyon oluşur. Patlama anında sağ kalanların kanında akyuvarlar kaybolmaya, derilerinde yaralar belirmeye başlar ve birkaç gün ile iki üç hafta içinde kanama nedeniyle hepsi ölür.

Patlama noktasından daha uzak olanların üzerinde radyasyon etkisi farklı bir seyir izler. Ateş topundan yayılan zararlı ışınlara maruz kalan, patlama noktasından 13, 16 ve 22 km uzaklıklarda bulunan insanların bedeninde sırasıyla üçüncü, ikinci ve birinci dereceden yanıklar oluşur.

Sindirim bozuklukları ve kanamalar nispeten daha hafiftir; ancak asıl değişiklikler daha sonra ortaya çıkar; saçların dökülmesi, deri yanıkları, kansızlık, kısırlık, çocuk düşürme, sakat çocuk doğurma gibi…

Bu vakalarda da on günden üç aya kadar varan bir süre içinde ölümler görülür.

Aradan yıllar geçse bile göz bozuklukları “perde inmesi”, kan kanseri “lösemi” ve ışınım kanseri vakaları ortaya çıkar…

Tarih: 1945 Ağustos

Yer: Japonya, Hiroşima

Saniyenin on binde biri, kısa bir zaman…

Bir patlama!

Ve gözleri kör eden bir ışık!

Açığa çıkan 300.000 derecelik bir ısı, 3 kilometre çapındaki her şeyi tutuşturdu. 1800 kilometre hızla esen alev rüzgârı çevredeki her yükseltiyi dümdüz etti…

Bir kaç dakika sonra başlayan yağmur radyoaktif serpintiyi tüm bölgeye indirdi…

Ardında;

80.000 ölü,

100.000 yaralı bırakarak

Saniyelerle ölçülecek kısa bir anda Hiroşima yok oluvermişti…

Tarih: 9 Ağustos 1945

Yer: Japonya, Nagazaki

Bir patlamada Nagazaki’de oldu. Hiroşima’ya göre daha az sayıda insan öldü; çünkü şehir halkı önceden uyarılmıştı…

Radyasyonun nasıl bir dehşet olduğu ve ne yaptığı daha sonra görülecekti…

Gönüllü kurtarma çalışmalarına yakınlarını ve arkadaşlarını aramak için katılan birçok insan, hayatlarını riske attığından habersizdi; yüksek oranda radyasyon alacaklarını bilmiyorlardı…

Tek tek öldüler…

Radyasyon etkisiyle meydana gelen ölümler, patlamanın olduğu andaki şok, ısı artışı ve yıkım nedeniyle gerçekleşen ölümlerden çok daha fazla olmuştu…

Birleşik Devletler, Pearl Harbor’a yapılacak Japon saldırısından haberliydi; çünkü Amerikalılar, Japonların bütün şifreli muhaberesini çözme yeteneğine sahipti…

“Japonların Pearl Harbor’a ani bir baskın düzenlediği” şeklindeki tarihsel bilgi, bir Amerikan yaymacası ve yalanıdır… (2)

Birleşik Devletler, Japonların Pearl Harbor’a saldırısı yüzünden savaş açmak zorunda kalmamışlardı, yalnızca Japonlara saldırmak için bir bahane üretmişlerdi…

7 Aralık 1941’de Pearl Harbor’a saldırı yapılacağı bilinmekteydi. Fakat Amerika’yı Dünya Savaşına sokmayı planlayan Roosevelt ve arkadaşları bilinçli olarak önlem aldırmamışlardı…

ABD, işsizlikle ve kötü ekonomisiyle uğraşıyordu.

Roosevelt izlenecek bir savaş ekonomisinin yararlı olacağını düşünmekteydi. Hem yurtiçinde uygulanacak planlamalar, hem de Almanya ve Japonya’nın işgaliyle elde edilecek kazançlar bu faydayı sağlayabilirdi.

Ve her şey planlandığı gibi de gerçekleşti…

Bir görüşe göre; “eğer Amerika, bugün güçlü bir ülke ise, bunu dünya savaşına girmesine ve bu mücadeleden zaferle çıkmasına borçludur.”

22 Haziran 1941 tarihli Amiral Richmond Turner’ın raporunda; Birleşik Devletlerin, Avrupa’daki savaşı nasıl yönlendirdiği ve
petrole sahip olmak için ne oyunlar oynadığı hakkında bilgiler yer almaktadır.

Roosevelt, Adolf Hitler’in ilk atışı yapmayacağını düşünüyordu ve Pearl Harbor’ı açık bir hedef olarak bırakmıştı…

Sorulması gereken soru şudur: Pearl Harbor gibi bir baskın durdurulsaydı ve bu baskın sonucu ölen binlerce Amerikalı olmasaydı halk, savaş için ikna edilebilir miydi?

1932 yılında Amiral Yarnell komutasında yürütülen bir donanma tatbikatında 152 tane uçakla sürpriz bir Pearl Harbor baskını senaryosu canlandırılmıştı…

Benzeri bir tatbikat 1938 yılında bu kez Amiral Ernst King tarafından gerçekleştirilecekti…

Roosevelt, 1940’ta Hawaii’deki Pearl Harbor üssüne donanmanın gönderilmesi talimatını vermiş, ancak Amiral Richardson, “uçak akını ve torpido saldırısına karşı korunmasız” oldukları öne sürerek Roosevelt’e iki kez karşı çıkmıştı. Bunun üzerine Roosevelt, Richardson’u görevden alacak, yerine Amiral Kimmel’i geçirecekti…

Öte yandan Japonya, 11 Haziran’da diplomatik girişimlerde bulundu. (3) Bu diplomatik girişimler iki nokta üzerinde yoğunlaşıyordu; “Japonya kayıtsız şartsız teslim olacaktı. Ancak bir koşulla; monarşik hükümranlığı devam edecekti”

1945 Temmuzuna gelindiğinde Amerika, yeni bir bombayla tanıştı.

Aynı tarihte Japon savaşçılar uçaklarla, Amerikan üssü Pearl Harbor’a, “kamikaze” intihar saldırılarında bulunmaya başladılar…

Birleşik Devletler, Güney Pasifik’teki Tinian Adası’ndan Albay Paul Tibbets yönetimindeki “Enola Gay” adlı B-29 model uçağı, 6 Ağustos 1945 sabahı “Little Boy (Küçük Çocuk)” isimli gizli bir yükle havalandırdı.

Bu gizli yük tarihte ilk kez kullanılacaktı ve Hiroşima ile Nagazaki’nin altını üstüne getirecekti…

GezGin

(1)Fransız bilgin Goethez
(2)Propaganda
(3) Bu girişimlerin Japonya tarafındaki şifreli yazışmaları ABD’nin elindedir. NSA’nın Magic lakaplı diplomatik Japon şifrelerinin çözümü: (bir örnek) 7/18/1945 tarihli Japon diplomatik şifresi; “Magic RG 457, Box 18”