75 milyon yıl önceydi…
Xenu öfkeliydi…
Galaktik bir konfederasyonun lideriydi Xenu; çünkü anlaşmazlık yaşadığı varlıklar onu çileden çıkarmışlardı…
Ve kararını açıkladı:
“Onları sürgüne yollayacağım!”
“Ve onlara, Dünya’yı sürgün yeri olarak seçtim!”
“Atın bu kötü varlıkları oraya; artık burada görmek istemiyorum!”
Böylece konfederasyondan kovulan varlıklar, Havai yakınlarındaki bir yanardağa atıldılar…

Sponsor Bağlantılar

İnsanlar, Xenu tarafından atılan ruhların kötülükleri yüzünden acılar ve sıkıntılar yaşayacaklardı…

Bu kötü ruhların adı “Thetan”dı…

Her şey ‘Dianetics’ adlı kitapla başlamıştı…

1950’de L. Ron Hubbard, “Dianetics: The Modern Science of Mental Health” yani “Dianetics: Akıl Sağlığının Modern Bilimi” adlı kitabını yayımladı.

Bu kitabın hızlı başarısından sonra Hubbard, düşüncelerini “Sayntoloci” adlı bir felsefe haline getirdi.

1954’de Scientology bir din olarak ilan edildi ve ilk Santyoloci Kilisesi Los Angeles’ta kuruldu.

1955’de Ünlü kişileri bu dine katmak için “Project Celebrity” (Ünlü Projesi) adlı planını yürürlüğe koydu.

1966’da Hakkındaki tartışmalar artınca Hubbard, Afrika’ya yerleşti. Daha sonra da yedi yıl bir tekneyle Akdeniz’de dolaşıp durdu.

1977’de Washington ve Los Angeles’taki Santyoloci ofisleri, FBI ajanları tarafından basıldı.

1986’da Hubbard felç geçirerek öldü ve yerine David Miscavige Sayntoloci Dininin yeni lideri oldu…

Hubbard, temel eğitimini dahi almadan, Uzak Doğu ve Hindistan’ın mistik kültürüyle karşılaşmış ve felsefelerinden etkilenmişti. Kendi oluşturacağı dinin felsefi temellerini de bu kültürün etkileriyle şekillendirecekti…

Nitekim ruh ve madde hakkındaki görüşleri Buda ve Yoga dinlerinin de dayanağı materyalist “Sankya felsefesi”dir.

Bu düşünceye göre “Ezeli Varlık” olarak ruh ve madde vardır.

Yaratıcı Tanrı tasavvurunun bu düşüncede yeri yoktur. Bu nedenle dünyadaki hayat, ruh ve madde ilişkilerinin tesadüfî sonuçlarından başka bir şey değildir.

Hubbard’a göre, Hinduizm’deki ve diğer çok Tanrılı dinlerdeki Tanrılar, kendilerini aydınlatabilmiş, kısmen madde bağımlılığından kurtulmuş, biraz daha yetenekli olan ruhlardır.

Ancak tam hidayet bulmuş ve kurtuluşa ermiş de değillerdir.

İnsanların, fiziksel ve zihinsel yüklerinden arındırmak,

Uzaylı ruhları serbest bırakmak

Ve gerçek ruhsal özgürlüğü yakalamak,

Sayntoloci felsefesinin temel açıklamasıdır…

İnsanlar, Xenu tarafından atılan kötü ruhların manevi baskısı altındadır ve onlardan kurtulmadıkça gerçek mutluluğa erişilemez…

Eşcinsellik (mastürbasyon dâhil) ve her türlü cinsel sapkınlık yanlıştır…

İnsanlar, bilgisizlik ve tutkuları yüzünden birçok hastalık üretmiştir…

Bütün insanlar ölümlüdür; ancak “Sayntoloci” sayesinde Tanrısal bir varlığa dönüşmeleri mümkün olabilir…

“Sessiz doğum” yapılmalıdır…

Çocuğun doğum anı sessizlik içinde gerçekleşmelidir…

Çünkü çocuklar, gürültülü bir ortamda doğarsa, sükûnet içinde ve huzurlu bir yaşam sürdüremeyeceklerdir…

Başlangıçta Sayntoloci (Scientology), ABD’li bilim kurgu yazarı L.Ron Hubbard tarafından geliştirilen kişisel bir gelişim felsefesiydi.

Daha sonra dini bir akıma dönüştü…

Ve Sayntoloci inanlıları, “Sayntoloci Kilsesi”nin dini öğretisini tanıtmaya ve yaymaya başladı.

Sayntoloci üyeleri, insan ruhunu arındırmak için çeşitli yöntemler geliştirdiklerini iddia ediyorlardı…

Bu yöntemlere “Dianetics” adını vermişlerdi…

Sayntoloci öğretisinde, semavi/kitaplı dinlerin tüm peygamberleri ve Buda gibi dini liderler, berraklık mertebesinin biraz üstüne çıkmış insanlar olarak görülür.

Cennet ve cehennem kavramları yoktur, onun yerine ruh göçü/reenkarnasyon vardır.

Batı dünyasının en büyük kültlerinden biri olan ve “Gerçeği aramak” anlamına gelen Sayntoloci, Şubat 1954’te L. Ron Hubbard (1911 Nebraska) ve 18 havarisi tarafından kuruldu.

Hubbard, iki yüzden fazla bilimkurgu, gerilim, polisiye ve macera romanı yazmış bir yazardı; ancak, edebiyat çevrelerinde önemli bir yer bulamamıştı. Hep ikinci sınıf bir bilimkurgu yazarı olarak anıldı.

Hubbard, 2. Dünya Savaşı’nda Amerikan Deniz Kuvvetlerinde görev yaparken, intihar eğilimi olduğunu ve hafızasının zarar gördüğünü öne sürerek askerlikten ayrıldı.

Sonra da bir felsefi akım oluşturmaya karar verdi…

Sayntoloci Kilisesi’nin broşürleri onu mitolojik bir karakter olarak yansıtmaya yetmişti…

Savaş sırasında kör olduğunu, iki defa öldüğünü, fakat Sayntoloci sayesinde şifa bulduğunu ve 2. Dünya Savaşının kahramanı haline geldiğini yazacaktı…

Kendi yazdığı bir bilimkurgu hikâyesinden yola çıkarak Sayntoloci Tarikatını kuran Hubbard; bir yandan peygamberlik seviyesine yükseldiğini ima edecek, öte yandan da 1950’de yazdığı “Dianetics (Modern Akıl) Sağlığı Bilimi” adlı kitabı Sayntoloci’nin İncil’i olarak kabul görecekti…

Kitap, “Dinleme” olarak nitelenen bir psikoterapi tekniğinden söz etmekteydi. Kitabın temel esası “zihin kontrolü” yöntemine dayanıyordu.

İnsanların bu yöntemle, geçmiş travmalardan arınabileceğini, aydınlanmaya ulaşabileceğini, körlüklerden kurtularak zekâ ve görüntülerinin gelişebileceğini iddia ediyordu…

Hubbard, bu tekniğin başarılı olması için her biri ücretli olan çeşitli seviyelerden geçmek gerektiğini yazmıştı…

Tarikatın faaliyete başlamasıyla birlikte Hubbard, takipçileri için gittikçe pahalılaşan yeni basamaklar üretmeye başladı. Öyle bir çılgınlığa vardı ki, birçok
Sayntolocist, basamak atlayabilmek için tüm servetini tarikatın kiliselerine hibe etmek zorunda kalacaktı…

Hubbard, 1960’lı yıllarda, insanların, 75 milyon yıl kadar önce ‘Xenu’ adlı zalim bir galaktik hükümdar tarafından dünyaya sürülen “uzaylı ruh” kümelerinden (Thetanlar) yapılmış olduğunu açıkladı.

Atmosfere yayılan bu sürgündeki ruhlar, Hubbard’a göre insanların bedenlerine girdiler…

Kısacası Sayntoloci, modern dünyada rastlanmayan bir “özgürlük tasarımı” olacağını vaat ediyordu…

Sayntolocistler, “Auditor” dedikleri denetçilerin görevi zihin kontrolü seansları uygulamak ve bu külte katılmak isteyenler için özel değerlendirme programları hazırlamaktır.

Denetçiler, programlarında detaycı ve ödünsüz davranırlar, seanslarda “Elektro-psikometre” denen, vücuttaki elektrik değişimlerini ölçen özel bir aygıt kullanırlar.

1966 yılında Volny Mathieson isimli bir Sayntoloci üyesi tarafından, yalan makinesine benzeyen Elektro-psikometre aygıtının patenti alındı. Bu aygıt sayesinde denetçilerin, üyelerin ruhsal sıkıntı merkezlerini tespit ettikleri söylenir.

Tarikata katılmak isteyenler, seanslarda kendileriyle yüzleşme yeteneği kazandıkları ve geçmişteki olayların etkisinden kurtuldukları iddia edilmektedir.

Ve “Clear” olurlar (berraklaşma).

“Berraklık” seviyesinden sonraki aşama müritliktir…

Berraklıktan sonra “OT” adı verilen mertebeye geçilir;

OT, bedenini ve zihnini terk edebilen “Thetan” yani “ruh” anlamına gelmektedir.

İddiaya göre Thetan, bakmadan görebilir ve işitmeden duyabilir…

Berraklık seviyesine ulaşanların doğum-ölüm silsilesinden kurtulacağına inanılır. Buna, ölümsüzlük hayali (ütopya) de denebilir.

Bir bilimkurgu yazarı tarafından yaratılmış totaliter ve baskıcı bir hayal…

Bilimsellikle hiçbir alakası olmadığı her geçen gün daha da iyi anlaşılan, ancak, “ünlü elçileri”nin propagandalarıyla çirkin yüzü kapatılmaya çalışılan…

Ve kâbusa (distopya) dönüşen bir hayal…

Sayntoloci Tarikatının değerlerini sorgulamaya başlayan üyeler, tam bir şirket mantığıyla çalışan bu sistemin, bir bilim kurgu romanından öteye geçmeyen yalanlarla örülü olduğunu açıklamaya çalıştıklarında büyük baskılarla karşılaştılar.

Örgütsel ağı, dünyanın her yerine uzanan tarikat, işin gerçeğini ortaya koymaya çalışanlar hakkında davalar açarak susturmaktadır.

20. yüzyılda ortaya çıkan pek çok inanç akımında olduğu gibi Sayntoloci Kilisesi de ortaya çıktığı günden itibaren pek çok tartışmaya konu olmuştur.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Fransa ve Almanya gibi çok sayıda ülkede hükümet ve polisle çatışan Sayntoloci hareketi, aynı zamanda hükümetler, organizasyonlar ve bireyler hakkında açtığı çok sayıda dava ile de dikkat çekmiş ve en saldırgan akımlardan biri olarak tanımlanmıştır.

Çok sayıda ülkede bir çok gazeteci, mahkeme ya da hükümet organı tarafından hazırlanan raporlarda; Sayntoloci Kilisesi, kendisini eleştirenleri taciz eden, üyelerini acımasız şekilde sömüren ve prensip sahibi olmayan bir ticari girişim olarak nitelendirilmiştir.

Time Dergisi, 1991 yılında yayınladığı “The Thriving Cult of Greed and Power” başlıklı bir makalede Sayntoloci hareketini, “üyelerini sömürerek ve eleştirenleri de mafyavari bir biçimde gözdağı vererek hayatta kalan, son derece kârlı bir küresel dolandırıcılık” olarak tanımlamıştı.

ABD başta olmak üzere birçok ülkede ayrı bir din olarak kabul edilen Sayntoloci Tarikatı, özellikle 1990’lı yıllardan sonra ünlenmeye başladı.

Sayntoloci, yetişkin çizgi komedi dizisi “South Park”ın, “Trapped in the Closet” adlı, 16 Kasım 2005 tarihli bölümüne konu olmuştu. Southpark’ın, Sayntoloci’yi alaya alması üzerine, “Chef”i seslendiren Isaac Hayes, Sayntoloci’ye bağlı olduğunu ve saygısızlık yapıldığını söyleyerek diziden ayrılmıştı.

Sayntoloci, 1950’li yıllardan sonra yaygınlaşan UFO Dinlerine (Aetherius Society ve Ralism gibi) benzetilebilir. ABD’de yaygın ve güçlü bir yapılanması bulunmasına karşın Avrupa’da, özellikle Almanya’da tehlikeli olarak addedilen Sayntoloci’ye karşı sert tedbirler alınmış/alınmaktadır.

Tarikatın mottosu (sloganı):

“Her şey değişebilir!”

Bu, insanların ve dünyanın problemleri çözülebilir anlamına gelmektedir.

“Elektropsikometre” (E-metre), acıyı ölçtüğü söylenen bir makinedir. Makineye bağlı iki teneke kutuyu elinde tutan insanın acı anıları iletilir.

“Narconon”, Sayntolocistlerin uyuşturucu iyileştirme (rehabilitasyon) programıdır ve bağımlılıktan kurtulmanın tek yoludur.

Sayntoloci Tarikatı, 159 ülkedeki 10 milyon üyesi, binlerce kilisesi ve akıl almaz mal varlığıyla büyük tartışmaların odağı olmuş bir harekettir…

Peki, nedir bu Santyoloci…

Din mi, şirket mi?

Gerçek mi, bilimkurgu mu?

Tom Cruise, Juliette Lewis, John Travolta ve Jenna Elfman gibi Hollywood yıldızlarının milenyum dini Sayntoloci…

1954’de temelleri atılan Sayntoloci, köklerini Budizm, Hinduizm, Hıristiyanlık gibi birçok dine dayandırmakta, Dünyayı ve galaksiyi kurtaracak bir doktrinin ve bunu uygulayacak yöntemlerin tek yolu olduğunu iddia etmektedir.

Sayntolocistlerin son 5 yılda önceki 50 yıldan daha fazla arttığını öne sürülüyor. Yani dünyanın en hızlı yayılan dininin Sayntoloci olduğu iddia ediliyor.

Sayntoloci 1993’ten beri vergiden muaf tutulmaktadır. Dünyanın en zengin tarikatı olarak gösterilen Santyoloci’nin eski üyeleri, “kilisenin bir para tuzak yeri olduğunu ve yolsuzluklar yaptığı söylendiğinde de anında karşı dava açtığını” öne sürüyor.

Sayntoloci’nin kurucusu Hubbard, iki yüzden fazla bilim–kurgu, gerilim, polisiye, macera romanı ve bir o kadar da makalesi olan bir yazardır.

“Dianetics” ve “Scientology” araştırmaları, 1938’de kaleme aldığı “Excalibur” başlıklı makalesini temel alır.

“Excalibur,” efsanevi Britanya Kralı, Yuvarlak Masa şövalyelerinin başı King Arthur’un kayadan çekip çıkarttığı güç sembolü bir kılıcın adıdır. Mesela İslam kültüründeki “zülfikâr” gibi düşünülebilir.

Hubbard, 1950’de, tarikatın kutsal metinlerinden biri olan Dianetics: Modern Akıl Sağlığı Bilimi’ni yazdı. İçinde “dinleme” dediği kaba psikoterapatik bir tekniği tanıtıyordu; ayrıca konuşulan konular geçmişlerini çağrıştırırken deride oluşan elektriksel değişimleri ölçmek için tasarımlanmış, “E–metre” denen bir yalan makinesi icat etmişti.

Hubbard, mutsuzluğun, eski travmaların neden olduğu zihinsel aberasyonlardan (sapma; sapınç) ya da engramlardan (bilinç merkezi; dimağ) türediğini iddia ediyordu.

E–metreyle yapılan danışmanlık seanslarının engramları ortadan kaldıracağını, körlüğü tedavi edeceğini, hatta kişinin zekâsını ve görüntüsünü de geliştirebileceğini söylüyordu.

1960’lı yıllarda insanların, 75 milyon yıl kadar önce Xenu adlı zalim bir galaktik hükümdar tarafından dünyaya sürülen ruh kümelerinden (Tetanlardan) yapıldığını açıkladı.

1967’de çalışan bir “Dahili Gelir Servisi”, Tarikatın merkezi kilisesinin vergi muafiyeti kapsamında olduğunu ortaya çıkardı.

1971’de bir federal mahkeme, Hubbard’ın tıbbi tezlerinin uydurma olduğuna ve E–metre dinlemenin artık bilimsel bir müdahale olarak adlandırılamayacağına hüküm verdi.

Hubbard, buna, tümüyle dine yönelerek, tarikatın ilginç ayinlerine ilk düzenleme koruması arayarak karşılık verdi.

Kiliseler inşa edildi… Ayrıcalıklara “misyon”, bağışlara “sabit bağış” ve Hubbard’ın karikatür kitabındaki kozmolojisine de “kutsal metinler” denmeye başlandı.

Sayntolocistlerin sekiz milyon üyesi olduğu hesaplanıyor. 3 bin Kiliseleri, 120 ülkede misyoner irtibat ofisleri mevcuttur.

Sayntoloci’nin 50.000 aktif üyesi bulunduğu söylenenler arasındadır. Sayntoloci, bugün 40 yaşındaki, liseden terk, ikinci kuşak bir kilise üyesi olan David Miscavige tarafından yönetilmektedir.

Sayntoloci Kilisesi takipçilerinin bir kısmı da Hollywood’da güçlü bir ekip kurdu.

Sayntoloci taraftarları arasında ; Tom Cruise, John Travolta ve aktrisler; Kirstie Alley, Mimi Rogers ve Anne Archer, Palm Springs işletmecisi ve göstericisi olan Sonny Bono, jazzcı Chick Corea ve çizgi karakter Bart Simpson’ın sesi Nancy Cartwright gibi ünlü simalar yer almaktadır.

Yakın zamanlarda uzun yıllar tarikat yandaşı olan yüzlerce üye, “ruhen ve bedenen kötüye kullanıldıkları şikâyetiyle kiliseden ayrılmışlardı.

Eleştirilerini dile getirdiler. Bunlardan bazıları Sayntoloci Kilisesini dava etmiş ve kazanmış, bazıları da 500.000 Dolarlık kefaletlerle davadan vazgeçmişlerdi.

Açılan pek çok davada yargıçlar, Sayntoloci Kilisesini; “şizofren paranoyak” ve “ahlaksız; fesat; tehlikeli” olarak tanımlamıştı.

Günümüzde halen Sayntoloci akımının birçok üyesi finansal yolsuzluk yapmakla suçlanırken, bir yandan da akım gittikçe güç kazanmakta taraftar sayısını arttırmaktadır.

Tam 50 yıllık bir tarikattır Sayntoloci… Müritlerine göre Santyoloci bir dindir. Tom Cruise, John Travolta, Nicole Kidman ve Sharon Stone en ünlü üyeleri arasındadır.

Hollywood Tarikatı Sayntoloci faaliyetlerine Türkiye’de de resmen başlamıştır…

Almanya’da yayımlanan Die Welt gazetesinde çıkan bir haber, Türkiye’yi yakından ilgilendiriyordu. Haberin başlığı, “Uzmanlar uyarıyor: Sayntoloci Tarikatı Türkiye’de yayılmayı planlıyor” idi.

Hamburg İçişleri Bakanlığı’nın Sayntoloci Tarikatı ile ilgili araştırma yapan biriminde görev alan Ursula Caberta’nın uyarılarının da yer aldığı haberde; tarikatın gerçek kimliğini açığa vurmadan İstanbul’da kurulacak bir organizasyon ile Türk ekonomisine giriş yapma niyetinde olduğu söyleniyordu.

Santyoloci Tarikatı’nın Türkiye’deki üye sayısı bilinmiyor.

Sayntoloci, bütün hedef aldığı ülkelerde çok sayıda alt birimler ve paralel yapılanmalar oluşturarak örgütleniyor.

Uluslar arası yaygın ağı ve hiyerarşik yapısıyla dikkat çeken Sayntoloci Tarikatı’nın İşletmecilik, pazarlama, teknoloji pazarlama gibi hizmet sektörleri ile de ilgilendiği biliniyor.

Kendileriyle irtibat kuran herkesle mutlaka iletişime geçiyor.

Küresel bir yönetim ağınca yönlendirilen Sayntoloci, yapısal olarak çok sayıda örgüt ve gruptan oluşuyor.

En üst birimi Los Angeles’taki “Dini Teknoloji Merkezi” (RTC) dir. Başındaki isim ise David Miscavige’dir.

RTC’nin amacı, “Sayntoloci teknolojilerinin doğru ellerde olması, doğru kullanılması ve üyelerin güvenliğinin sağlanması” olarak açıklanıyor.

RTC’nin bünyesi içinde “Uluslararası İşletmecilik Birimi” vardır ve sektör bazında stratejiler ve planlamalar yapmaktadır. Bu bölümün başında ise adına “Watchdog-Committee” denen bir komite bulunmaktadır. Bu komite teftiş ve denetleme faaliyetleri yürütür ve içinde çok sayıda farklı sorumluluk sahası paylaşan birimleri vardır.

Sayntoloci, çeşitli örgütsel üniteleri ve sektörel faaliyetleriyle dikkat çekiyor…

Şöhret Merkezleri Sektörü,

Uluslararası Sayntoloci Misyonları Sektörü,

Sayntoloci Girişimciliği Dünya Enstitüsü “WISE” Sektörü,

Daha İyi Yaşam ve Yetiştirme “ABLE” Sektörü,

Altın Çağ Sektörü,

Kamu Konuları Bürosu “OSA” Sektörü.

Sayntoloci Tarikatı faaliyete başlayacağı ülkelerde “Clear” adı verdikleri ilk uygulama projesi yürütüyor. Mesela “Clear Almanya” gibi.

“Gung-Ho” adı verilen gruplar, tarikatın “Dünya Hükümeti”ni kurmak idealini gerçekleştirmek için sempati duyan veya yakın duranları Santyoloci bünyesine katıyor.

Sayntoloci hareketinin başkaca “OSA” adlı bir de gizli servisi vardır. Daha önce adı “Guardian Office” olan bu servis, “Department of Special Affairs” (DSA) adını almış, daha sonra da OSA diye anılmıştır. Dünyanın her ülkesinde bu gizli servis faaliyetlerini sürdürmektedir.

Tarikatın bir de hapishanesi olduğu iddialar arasındadır.

Rehabilitasyon Projesi Gücü (RPF) ceza ve çalışma kampı
gibi…

Günde 18 saat çalışıldığı, konuşmanın yasak olduğu, tutuklulara sadece bezelye ve pirincin verildiği bu toplama kamplarının varlığı Alman makamlarının belgelerinde yer almaktadır.

2005’te radyo ve TV’de Sayntoloci konulu 289 bin dakika yayın yapılmıştır.

Tarikat, defalarca TV programlarına katılan dünyanın en ünlü Sayntolocisti Tom Cruise’in propagandaları sayesinde tanınmaya ve büyümeye devam ediyor.

Sayntoloci Kilisesi’nin merkezi Florida’daki “Clearwater” şehridir.

Şehir merkezinde hepsi Sayntoloci mülklerinin çevresinde yaklaşık 100 kadar güvenlik kamerası vardır.

Teknoloji ya da “TEK”, Sayntolocistlerin, Hubbard’ın metot ve ilkelerine verdiği isimdir.

Sayntolocistlere göre Hubbard yarı resul, yarı öğretmen, yarı kurtarıcıdır.

Yazdığı her kelime Tanrı kelamı gibi değerlidir.

Hubbard’ın, 1950’de yayımlanan kitabı ‘Dianetics’te, zihinsel ya da bedensel bütün hastalıkların izlerinin “Engram” adı verilen psişik yaralarda bulunabileceğini öne sürüyordu.

Doğum öncesi döneme de ait olabilen bu yaralar, ona göre kişinin bilinçaltına yerleşiyordu…

OT seviyesindekilerin cansız nesneleri zihinle hareket ettirebileceği, telepatik olarak haberleşebileceği, insan ve hayvan davranışlarını kontrol edebileceğine inanılıyor.

Sekiz OT seviyesinden biri olan OT III, “Ateş Duvarı” diye anılıyor. Bu, evrenin sırrına vâkıf olunan seviyedir. Sayntoloci dininin dayandığı yaratılış hikâyesi de bu seviyede öğrenilebiliyor.

Yıllarca bu bilginin çok tehlikeli olduğu ve bu düzeyden önce öğrenilmesinin ölüme bile yol açabileceği iddia edildi.

1995’te eski bir üye tarafından internette yayımlanan bu bilgi, o zamandan beri medyada yaygın olarak dolaştı.

Metinde, 75 milyon yıl önce, galaksinin çeşitli bölgelerinde 76 gezegeni yöneten Xenu adlı zalim yöneticinin aşırı nüfus problemini çözmek için 13.5 trilyon varlığı bir uzay gemisine toplayıp Dünya’ya gönderdiği bilgisi yer alıyordu.

Tarikatın inancına göre, Dünyanın çeşitli yerlerindeki volkanlara düşen bu ve “Thetan” diye adlandırılan bu varlıkların radyoaktif ruhları, dünyanın çeşitli yerlerine dağıldı. Bu dağılım sırasında Thetanlar, atmosfere kurulan çeşitli tuzaklara takılarak, Tanrı, İsa, din gibi yanlış düşüncelere kapıldılar.

İnsanlığın bütün problemleri, Thetan’ların vaktiyle kapıldığı yanlış düşüncelerden kaynaklanmaktaydı.

Sayntoloci öğretisine göre, kurtuluşun (Observer) tek yolu ise bu yanlış düşüncelerden arınmaktan geçiyor…

GezGin