Rabbimizin, kullarına rehber olarak gönderdiği Kuran’ı okuyanlar mutlaka bilirler; Kuran’da dünya hayatından, bir akşam vaktinden daha kısa bir oyalanma mekânı olarak, ahiretten ise asıl varılacak mekân olarak bahsedilir.
Kuran’da ahiret hayatından asıl varılacak yer olarak bahsedilmesi, vicdan sahibi her insanın üzerinde düşünmesi gereken çok önemli bir konudur. Kuran’daki bu anlatım, dünya hayatında bağlandığımız hiçbir şeyin, sanılanın aksine gerçek olmadığını, her şeyin aslının ahirette olduğunu açıkça ifade eder.

Sponsor Bağlantılar

Normal şartlarda hiç kimse her hangi bir şeyin orijinali yerine sahtesini kullanmak ya da sahip olmak istemez. Bu mantıkta bakıldığında kişi “neden geçici olan dünya hayatını sonsuz ahiret hayatına tercih edeyim ki” diye kendine sormalıdır. Düşüncede biraz daha derinleşince insan, yakın geçmişte şan ve şöhretine, zenginliğine şahit olduğu pek çok insanın artık yaşamadığını, hatta toprak altındaki bedenlerinden dahi eser kalmadığını hatırlayabilir.

Üzerinde bulunduğunuz topraklar, sahip olduğunuz arsalar, bundan 100 yıl önce bambaşka kişilere aitti. 200 yıl önce ise daha başka kişiler vardı bu topraklarda. Aynı arsalar, topraklar için bir ömür çalıştı hepsi. Hatta belki savaştı belki de bu uğurda ciddi tehlikeler atlattı her biri… Peki sonuç? Şu an siz varsınız ve size ait tapular. Ancak ölümünüzle beraber tüm bu kâğıt ve toprak parçalarının sizin için hiçbir anlamı kalmayacak. Hayatınızı üzerine kurduğunuz tüm sistem, tıpkı iskambil kâğıtlarından yapılmış bir ev gibi çökecek mezarınıza. Çünkü ölüm, asıl varılacak mekâna uyanış olacak. Asıl zenginliğin mal ve mülkte ya da evlatlarda çoğalma olmadığı,  imanla ve Allah’a kul olmakla kazanıldığı anlaşılacak.

“Bana ne oluyor ki, beni yaratana kulluk etmeyecekmişim? Siz O’na döndürüleceksiniz.” (Yasin Suresi, 22)

Bütün bu gerçeklerin anlaşıldığı o an artık geri dönüşü olmayan sonsuz hayat başlamış olacak. Dünya hayatında Rabbimizin sınırlarını titizlikle koruyan ve kul olmaktan asla taviz vermeyen samimi müminler için ahiret hayatı, özlemle bekledikleri Allah’ın yüzünü görecekleri o müthiş anla karşılığını alacak. Dünya hayatına tamah eden ve yok olup gidecek şeylerin peşinde boşa vakit geçirerek ahiretten gafil olan kişiler içinse Allah’ın yüzü ve rızası ile beraber sonsuz cenneti de kaybetmenin hezimeti yaşanacak.

Perdeleri kalktığında gerçeklerle yüzleşen insan, dünyaya tekrar dönüp göz ardı ettiği her şeyi yerine getirmek için yalvaracak. Ancak alacağı cevap kendisi için yıkım olacak. Bu gerçek bir Kuran ayetinde şu şekilde haber verilmiştir:

İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: “Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım.” Size orda (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur. (Fatır Suresi, 37)

Akıl ve vicdan sahibi her insanın, geri dönüşü olmayan bu zorlu anı yaşamamak için unutmaması gereken çok önemli konular vardır:

Allah’ın varlığını ve tek ilah olduğunu,

Şeytanın varlığını ve gece gündüz sizi Allah’ın yolundan alıkoymaya çalıştığını,

Yaşadığımız dünyanın bir gün yok olacağını,

Allah’ı çokça zikretmeyi,

Ölümün her an gelebileceğini,

Kıyamet gününün hızla yaklaştığını,

Cennet ve cehennemin varlığını ve cennete yalnızca salih müminlerin girebileceğini,

Cehennemden çıkış olmadığını,

Ve yaşamınızın her anında Kuran ahlakı ile hareket etmeyi SAKIN UNUTMAYIN!

İbrahim Akın