Hiç zaten olmak istediğiniz kişi olduğunuz halde öyle davranamadığınız oldu mu sizinde? Engellere takılıp, kısıtlandığınızı hissedip, kendi içinizde özgür bir dünya kurduğunuz? Aslında her şeyiyle dışa dönük biriyken bir anda değişiverip tüm dünyayı kendi içinize hapsettiğiniz oldu mu?
Bu öyle bir duygudur ki insan bir süre sonra kendi kendisiyle konuşmaya başlar. Deli derler, hor görürler. Ama bilmezler ki siz en güvendiğiniz yanınıza yaslamışsınızdır sırtınızı. Herkese arkanızı dönmüşsünüzdür belki, öyle zannederler ya da. Etrafınıza duvarlar örmüşsünüz sanırlar. Görünmeyen, ama görünse bile insan eliyle yıkılamayacak duvarlar… Ama öyledir ki bu duvarlar, birisi size güven verdiğinde aniden yıkılıverirler. Sizin aslınızı görür kişi. Saklanmış olan benliğinizi keşfeder. Yine de istemezsiniz belki. Canınız o kadar acımıştır ki evvelden, bir daha duymak istemezsiniz o sızıyı. Yalnızlığı seçersiniz arkadaş olarak. Öyle sadıktır ki yalnızlık, siz istemedikçe terk etmez sizi. Sizi siz olduğunuz için sever. Ve yine ona her ihanet ettiğinizde tekrar gelir yanınıza. Sitem etmeden sessizce…

Sponsor Bağlantılar

Hayatı öğretir yalnızlık insana, kendini anlatır. Kendine baktığında yüreğini gösteren bir ayna gibidir yalnızlık. Sizi kozasından çıkmayı bekleyen bir ipek böceği gibi yetiştirir adeta. Hazır olduğunuzda bir kere daha ihanet edersiniz ona. O yine bekler sizi sessizce. Bilir ki dünya yasaklıdır size. Canınızı yakar sizin. Sadece uzaktan izler sizi. Bir gün onu tamamen terk ettiğinizde ise sahip olduğunuz şey sadık bir yol arkadaşıdır. Size sevmeyi de güvenmeyi de yalnızlık öğretmiştir oysaki…