Sanırım çok ciddiye almışım şimdiye kadar memleket meselelerini… Hayatı ve olayları, yani biraz kasmışım, gereksiz yere yıpratmışım kendimi… Belki de dostlar haklıydı, haklı önerilerde bulunmuşlardı belki…
Çocukluğum kavga etmekle geçmişti hep. Hep de arkadaşlarım için kavga edip durmuştum. Kimine göre mahallenin yaramaz çocuğuydum ben. Gençlik yıllarımda da çok fazla değişen bir şey olmamıştı, ben yine aynı bendim… Olgunlaşınca memleket meselelerinin içine dalıverdim ister istemez…

Sponsor Bağlantılar

Verdiğim mücadeleleri birileri ideolojik çekişme diye değerlendirdi / değerlendirmek istedi. Oysaki ideolojiler peşinde hiç koşmamıştım. Haklı ve doğru olduğunu düşündüğümün yanında, hakkı ve doğruyu savunmak istediğimde de birileri “siyaset yapıyorsun sen” demiş/demek istemişlerdi, herhalde böyle demek işlerine gelmişti. Oysaki araya girişlerimde siyasi bir zihniyetle hareket etmemiştim şimdiye kadar ve bundan sonra da edecek değilim.

Sonra bazı dostlarım bana zaman zaman dostça tavsiyelerde bulunmuş, zaman zaman da buyruk verir gibi, “O yasak” ve “Şu yasak” demeye başlamışlardı. “O konuya girme cıs!” ya da “şu terazinin eğik kefesine vurma sakın ha!” diye deyip tutturmuşlardı.

Doğrusu bu ya, üzülüyordum tabi. Kendimi ifade edemeyişime, hayata dair düşüncelerimi özgürce söyleyemeyişime…

Sonra durup düşündüm; eleştirdim ben beni ve sonra durulup dinginleştim. Ve dedim ki kendi kendime, iç dünyamda seslendim, “GezGin!” dedim, “Sen tahta kılıçla küffara saldıran Malkoçoğlu mu sandın kendini? Ya da dünyayı kurtarmaya kalkan adam…”

Sanırım çok ciddiye almışım şimdiye kadar memleket meselelerini… Hayatı ve olayları, yani biraz kasmışım, gereksiz yere yıpratmışım kendimi… Belki de dostlar haklıydı, haklı önerilerde bulunmuşlardı belki.

Neyse uzattım, artık bir taraftan kahvemi yudumluyor, kendimi ve kalemimi zorlamadan rahat yazılar yazmaya çalışıyorum; cıvıl cıvıl neşeli, tıpkı kâğıttan uçaklar gibi…

Deveye sormuşlar: “Neden boynun eğri?”
-“Sahi merak ettiysen âlime, ulemaya sor” demiş.
Deveye sormuşlar: “Evlat, kardeş var mıdır?”
-“O, sarıçiçeğe sorulan soru değil miydi şapşal!” demiş.
Deveye sormuşlar: “İnsanlar birbirine kızınca neden devede de boy var diyorlar?”
-“Sıkıyorsa yanıma gelip de öyle sorsunlar” demiş.
Deveye sormuşlar: “Neden kambursun?”
-“Ya hacı!” demiş, “Sen su depolayabiliyon mu ha? Ağzını burnunu kırmadan arkanı dön ve git!”

Netice olarak günümüze gelirsek…

Yine deveye sormuşlar: “Neden boynun eğri?”

-“Nerem doğru ki?” diye bilinen klasik cevabı bekliyorsunuz değil mi? Ama o öyle dememiş, ya ne demiş?
-“Medula spinalisin merkezi ilk omurun miyeli sinirlere yaptığı lokal baskıdan ötürü dorsal ve ventral motorik sinirler sıkıştığı için”

Kıssadan hisse, günümüzde develer bile deve iken düşünüp, sorguluyorlar ama insana düşünmek, sorgulamak yasak galiba birileri bir şey der ya da kızar diye…

GezGin