Müttefikler arası çekişme; paylaşım ve güç savaşları…
“Okul, ibadethane değildir!.”
İşte o sıralar, Zaman Gazetesi 05.03. 2012 tarihli, “Pazartesi Konuşmaları” köşesinde Neşe Düzel’in, İbrahim Betil’le yaptığı röportaja geniş yer ayırmıştı. Neşe Düzel, 4+4+4 eğitim modelini soruyor ve bir uzman olarak İbrahim Betil’de, konu hakkında özetle şunları söylüyordu:

Sponsor Bağlantılar

-“Başını örtsün; başı örtülü olarak ilkokula gelsin. Mesele başı örtüp örtmemekse, ilkokulda başörtüsü serbest olsun. Yeter ki kız çocukları okusun! Hiçbir mesele kızların eğitiminden daha önemli değildir.”
-“Okulda ancak din bilgisi verilebilir. Din nedir, hangi inanç sistemleri var? Okulda öğretilebilir. Ama ibadet eğitimi okulda olmaz. Okul ibadet yeri değildir! İsteyen aile çocuğunu okul dışındaki din kurslarına göndersin.”
-“Bu getirilen 4+4 modeli, ilk dört yıldan sonra ikinci dört yıla sınavla girilmesine kapı açarsa, sistem çok sakıncalı hale gelir! Çünkü bu durumda, dershanecilik sistemi ilkokul ikinci sınıf çocuklarına kadar iner.”
-“Zorunlu eğitim sistemini değiştiren tasarı, neredeyse Milli Eğitim Bakanı’ndan bile kaçırılırcasına bir grup AK Partili tarafından Meclis’e getirildi. Şimdi tasarı gene aynı hızla alt komisyonda konuşuldu. Çocukların geleceği, toplumla hiç konuşulmadan Meclis’in bir odasında planlandı. Bu hız, bu acele, bu dayatma niye? Bunun cevabı yok…”
-“Milli Eğitim Bakanı, AK Partili grubun önerdiği taslaktaki bazı maddeleri Başbakan’ı ikna edip değiştirtmese, 28 Şubat’ın eğitimde yaptığını, adeta bugün iktidar partisindeki bir avuç insan yapıyordu. 28 Şubat’ın dayattığı sekiz yıllık kesintisiz zorunlu eğitimin yerine 4+4+4 kesintili eğitim modelini önerenler, acaba eğitimde neyi değiştirmek istiyorlar?”
-“Soruyorum: Araştırdım. Dünyada 4+4+4 diye bir model yok!” diyor,
-“…Böyle bir süreçten reform değil, reformun “R”si bile çıkmaz. Eğer eğitimde reform yapacaksak, gelin eğitimin içeriğini konuşalım!” diye de ekliyordu…

İbrahim Betil kim? 1944. İstanbul. Robert Koleji Yüksek Okulu mezunu. Sınaî ve Mali piyasalarda uzun yıllar yöneticilik yaptı. Halen bazı şirketlerin Yönetim Kurulu üyesidir ve proje bazında Danışmanlık işleri yapmaktadır. ENKA Okullarının Kurucusu ve Mütevelli Heyet başkanıdır. Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı kurucularındandır ve halen bu vakfın Yönetim Kurulu Başkanıdır.

Ve sürpriz bir gelişme daha yaşanmış, Ahmet Şık ve Nedim Şener serbest bırakılmışlardı…

İstanbul 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi, Oda tv davası kapsamında tutuklu yargılanan gazeteciler Nedim Şener, Ahmet Şık, Sait Çakır ve Coşkun Musluk’un tahliyesine karar verilmişti.

375 gündür tutuklu bulunan Nedim Şener ve Ahmet Şık cezaevinden tahliye edildikten sonra, Cezaevi çıkışında açıklamalarda bulunuyor ve Şener, ilk haberinin Hrant Dink ile ilgili olacağından bahisle,

-“Hrant için, adalet için diyerek cezaevine girdim, Hrant için adalet için diyerek çıkıyorum. En çok kızımı okula götürmeyi özledim. İlk haberim Hrant Dink ile ilgili olacak. Önce yargıladılar sonra hapse attılar. Gerçek hapsedilemez!” diyordu.

Ahmet Şık ise,

-“Çok fazla bir şey söylemek istemiyorum. Eksik kalmış adalet, hukuk ve demokrasi getirmez. 100 civarında gazeteci içeride. İfade özgürlüğü sadece gazetecilerin sorunu değil. Öğrenciler var, KCK’den tutuklular var. Bunun mücadelesini vereceğiz. Bu komployu kuran polisler, savcılar ve hâkimler bu cezaevine girecek. Bunun mücadelesini vereceğiz!” diye sert sözler sarfediyordu.

Nedim Şener tutuklanma gerekçesini,

-“Dink cinayetinin arka planının karanlık kalmasını isteyen güçlerin komplosu” diye açıklıyor ve şunları söylüyordu;
-“Benim hapishaneye girmemin nedeni Dink cinayetinin arka planını göstermek için hazırladığım kitaptı.”
-“Benim ODATV ile bağlantım yoktu” diyor,
-“Hrant Dink’i katleden güçler hem özgürlüğümüzü hem de basın özürlüğünü karartmaya çalışıyor. Beni hapise attılar. Gazeteci arkadaşlarımın, sizlerin sayesinde bu komployu boşa çıkarttık” diyerek de ilginç ifadelerde bulunuyordu.

Ahmet Şık ise,

-“Komplonun arkasında cemaat ve Akp var!” diyerek başladığı konuşmasına şöyle devam ediyordu;
-“Bu komployu kuran polisler, savcılar ve hâkimler bu cezaevine girecek. Bunun mücadelesini vereceğiz!”

Galiba eski valinin hamlelerine, bu şekilde karşılık vermişti yeni vali adayı…

Eski valinin henüz süresi bitmedi; ancak eski vali ile yeni vali adayı arasında “kim başkan olacak” çekişmesi tüm hızıyla derinlerde bir yerde devam ediyor…

“Tahta Kılıçlı Şövalye” ne zaman Başkanlık lafı etse, siyaseten başına bir işler geliyor; Uludere olayı, Mit Müsteşarının alınmak istemesi gibi…

Stratfor analizlerinde “2 yıl ömrünün kaldığı”ndan söz edilmişti; çoğu kimse yaşamının 2 yıl sonra sonlanacağıyla ilgili yorumlar yaptı. Hayır! Hâlbuki verilmek istenen mesaj, siyasi ömrünün bitmesine 2 yıl kaldığıyla ilgiliydi…

Yaygın ismiyle tanımlanan, o bildik, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti”nin artık sonlandığını ve eyaletlere bölünmüş görüntüsü verilen, gerçekte ise parçalanmış yeni bir devletin kuruluş aşamasına gelindiğini sanıyorum.

Geçtiğimiz günlerde yapılan kongre bir yönüyle de cenaze töreniydi aslında; “ıslık çalıp, el çarparak” cenaze kaldırıldı. Çok sayıda şeref konuğu vardı, başsağlığı için gelen şeref konuklarından biri de Irak Bölgesel Pülüklü Mollası idi… Bir ölüme karşılık, bir de doğum yaşandı bu toplantıda; dünyaya gelen yeni bebeğin adını, hamilelik sürecinde ultrasona bakan Graham Fuller koymuştu; “Anadolu Birleşik Devletleri!” Fakat ben bu adı kullanmak istemiyorum, yerine “İç Anadolu ve İstanbul Devleti” diyeceğim.

32 kısım tekmili birden oyun sahneleniyor şu memlekette… Bu oyunlardan artık halkın sıkıldığını düşünüyorum ve halk ne zaman, “Dolap gibi kuruldum, ben bu işten yoruldum!” diyecek diye de açıkçası merak ediyorum.

Tan aydınlandıkça, karanlığın örtüleri aralanıyor gibi…

Sanki bazı gölgeler kımıldıyor, simasından seçiliyor gibi…

Eski vali, yeni vali adayını hırpalayıp eskitmek
istiyor sanki…

Ve sanki, vali adayı da, eski valinin üstünü-başını çekiştiriyor…

Eskisi tedavülden kalkmayacaksa eğer,

Yeni “Tahta Kılıçlı Şövalye” kim olacak?

Ve kim bıyığının yarısını yerde bırakıp ayrılacak?

* Yeni Vali Kim Olacak? “Bıyık Meselesi” (1)
* Yeni Vali Kim Olacak? “Gül ve Bahar” (2)
* Yeni Vali Kim Olacak? “Anadolu Birleşik Devletleri” (3)

GezGin