Theodor Herzl!

Theodor Herzl, Osmanlı Sultanı 2.Abdülhamit’e, Kont Nevlinski (1) aracılığı ile Filistin’e özerklik ve Musevilerin ikamet etmesini ister. Buna karşılık olarak da şunları teklif ve taahhüt eder:
.Osmanlı Devleti’nin 33 milyon İngiliz altınına ulaşan borçlarının tamamını ödemek,
.İmparatorluğun savunmasını güçlendirmek için 120 milyon altın Frank’a mal olacak deniz filosu yaptırmak,
.Devletin mali durumunu canlandırmak için 35 milyon altın lira faizsiz borç vermek.
Ancak, 2.Abdülhamit: “…Bu meselede -Theodor Herzl- ikinci bir adım daha atmasın! Ben bir karış toprağı dahi satmam. Zira bu vatan bana ait değil, milletime aittir. Milletim bu vatanı kanlarıyla mahsuldar kılmıştır. O, bizden ayrılıp uzaklaşmadan tekrar kanlarımızla örteriz…” diyerek bu teklifi reddeder. (2)

Sponsor Bağlantılar

Siyonist hareket, 1920’li yıllarda giderek laik bir kimliğe bürünmeye başlayınca, bazı Ortodoks Yahudilerin tepkisini çekti. Şair Yonatan Ratoş’un başını çektiği “Kenancı hareket”, İsrailliliğin etnik kimlikler üstü bir milliyet olması gerektiği fikrini savunuyordu. (3)

20. yüzyılın sonlarına doğru, İsrail’deki klasik milliyetçi akıma olan ilgi azalmaya başladı. Bu durum, “Neo Siyonizm” ve “Post Siyonizm” gibi iki karşıt hareketin yükselmesine yol açtı. Her iki hareket de, aslında dünya çapında rastlanan bir fenomen/görüngünü’in İsrail’e uyarlanmış haliydi…(4)

Siyonist hareketin, Filistin topraklarında Yahudiler için bir anavatan oluşturmasından etkilenen Jamaikalı milliyetçi Marcus Garvey, Afrika asıllı Amerikalıların Afrika’ya dönmesini isteyen bir hareket başlattı.(5)

1920’de, Harlem’de yaptığı bir konuşma sırasında Garvey şunları söylüyordu: “Diğer ırklar
-Yahudiler, Siyonist hareketle, İrlandalılar da İrlanda hareketi yoluyla- davalarını başarıya ulaştırmak için uğraştılar ve ben de bedeli ne olursa olsun, zencilerin menfaatlerini korumak için uygun şartları oluşturmaya karar verdim.

Garvey, Amerikalı Siyahların Afrika’ya göç etmesi için uygun şartlar oluşturmak amacıyla, Black Star Line adlı bir gemicilik şirketi kurduysa da bu girişimi başarısızlıkla sonuçlandı. Ortaya attığı fikirler, Jamaika’da “Rastafaryanizm”e, “Siyah Yahudilik”e ve  İsrail’e yerleşmeden önce Liberya’ya taşınan Kudüs’ün “Afrikalı İbrani İsrailoğulları”na esin kaynağı oldu. (6)

Yahudilerin, “İsrail Diyarı”na göç etmesine verilen siyasi destek, Siyonizm’in bir siyasi hareket olarak örgütlenmesinden daha önceye dayanmaktadır…

19. yüzyılda, Yahudilerin “Kutsal Topraklar”a dönmesini savunanlara “Restorasyoncular” denmekteydi. Yahudilerin, Kutsal Topraklara geri dönmesi, Kraliçe Victoria, Kral 7.Edward, ABD Başkanı John Adams, Güney Afrika Başbakanı General Smuts, Çekoslovakya Cumhurbaşkanı Masaryk, İtalyan filozof ve tarihçi Benedetto Croce, Kızılhaç’ın kurucusu ve Cenevre Konvansiyonları’nın yazarı Henry Dunant ve Norveçli bilimadamı ve hayırsever Fridtjof Nansen gibi önde gelen isimler tarafından yaygın olarak desteklenmişti.

Bakan M. Cambon’un şahsında, Fransız hükümeti de resmen, “İsrailoğullarının yüzyıllar önce sürgün edilerek çıkarıldıkları topraklarda Yahudi devletinin yeniden doğuşunu” sağlamayı savunmuş ve taahhüt etmişti. Çin’de, aralarında Sun Yat Sen‘in de bulunduğu hükümetin önde gelen isimleri, Yahudilerin bir milli Anavatan kurma arzularına sempati ile bakmakta olduklarını ifade ediyorlardı.

Siyonist hareketin öncesinde, “Yahudilerin Kutsal Topraklara dönüşü” fikrinin Hıristiyanlar tarafından desteklenişi uzun bir tarihi geçmişe sahiptir…

Siyonizm’i destekleyen ilk ünlü isimler arasında, Britanya Başbakanları; David Lloyd George ve Arthur Balfour, ABD Başkanı Woodrow Wilson ve Siyonizme destek vermeye yönelik faaliyetleri yüzünden Britanya Ordusu tarafından Filistin’de görev yapması süresiz olarak yasaklanan Orde Wingate de bulunmaktaydı.

Carleton Üniversitesi”nden Charles Merkley’e göre, “Hıristiyan Siyonizm”i, 1967’deki “Altı Gün Savaşı”nın ardından güç kazanmış ve başta ABD’de olmak üzere, birçok dönemselci Hıristiyan, Siyonizm’e destek vermiştir.

Ahir Zaman Azizleri İsa Mesih Kilisesi”nin kurucusu Joseph Smith, son yıllarında, “Yahudiler için İsrail diyarına dönme zamanı şimdi…” diye ilan ediyordu. 1842’ye gelindiğinde ise Smith, Ahir Zaman Azizleri İsa Mesih Kilisesi’nin Havarilerinden Orson Hyde’ı, Filistin topraklarını Yahudilerin dönüşüne adamak için Kudüs’e göndermişti.

İsrail’e açık destek veren Hıristiyan Araplar arasında, her ikisi de Mısır doğumlu, “İsrail’i Savunan Araplar” adlı Web sitesinin kurucusu Amerikalı yazar Nonie Darwish ve “Viva Israele” adlı kitabın yazarı, eski Müslüman Magdi Allam da bulunmaktaydı. Lübnan doğumlu Amerikalı Hıristiyan gazeteci ve “Gerçek için Amerikan Kongresi”nin kurucusu Brigitte Gabriel, Amerikalılara, “Amerika, İsrail ve Batı medeniyetini savunmak için korkusuzca sesini duyurmalıdır” çağrısını yapıyor,

1873’te, İran Şahı Nasıreddin Şah, gerçekleştirdiği Avrupa seyahati sırasında, aralarında Sir Moses Montefiore’nin de bulunduğu Britanyalı Yahudi liderleri ile bir araya geldi. Görüşme sırasında, İran şahı, Yahudilerin toprak satın alarak Filistin’de Yahudi halkı için bir devlet kurmalarını tavsiye ediyor,

Ürdün kraliyet ailesinin atalarından ve Osmanlı Türklerine
karşı Arap direnişinin sembolleşmiş lideri -Osmanlı karşıtı Yahudi direnişi ile birlikte- Mekke Şerifi Hüseyin bin Ali, 1.Dünya Savaşı yıllarında, “Bu ülkenin kaynakları bakir topraklardır ve bu Yahudi göçmenler tarafından
-Avrupa’dan getirecekleri teknoloji ile- işlenecektir” diyor, Yahudiler için, “Abna’ihelasliyin” yani “Toprakların öz evlatları” tanımını yapıyordu.

Ve hiçbir zaman hayata geçmeyecek olan 1919 tarihli, “Faysal-Weizmann Anlaşması”nda, oğul Emir Faysal, “Onların -Siyonistlerin- ulusal arzularını gerçekleştirmesinin en emin yolu, Arap devletleri ve Filistin’in gelişmesinde mümkün olan en yakın işbirliği yoluyladır” diyen bir bildiriye imza atıyordu…

Faysal, 1919 yılında şöyle diyordu: “Araplar, özellikle de aralarındaki eğitimli kişiler, Siyonist harekete en derin sempati ile bakarlar. Yahudilere, ‘evinize kalpten bir hoş geldinizdiyeceğiz. Hep birlikte ıslah edilmiş ve gözden geçirilmiş bir Yakın Doğu için çalışıyoruz ve iki hareket birbirini tamamlıyor. Yahudi hareketi, emperyalist olmayan, milliyetçi bir harekettir. Nitekim bu iki hareketten hiçbirinin, diğeri olmadan gerçek bir başarıya ulaşabileceğine inanmıyorum…” (7)

GezGin

(1)bir Leh soylusu ve 2.Abdülhamit’in şahsi dostu
(2)Mustafa Armağan, Abdülhamit’in Kurtlarla Dansı, s.165
(3)Başlangıçta Filistin’de bir Yahudi ulusal veya dini topluluğu oluşturulmasını, sonrasında da modern İsrail’in desteklenmesini amaçlayan bir uluslararası hareket… Yahudilerin kadim memleketi Filistin’de bir Yahudi ulus devleti kurması ve buna destek verilmesi amacını taşıyan Yahudi milliyetçi hareketi olarak, 19. yüzyıl sonunda artan Antisemitizme tepki olarak çıkmış ve Filistin’de yeniden bir Yahudi anavatanı kurmayı amaçlamış bir Yahudi Hareketi. “Modern Siyonizm, İsrail devletinin desteklenmesi ve kalkınması ile ilgilenmektedir” şeklinde tanımlanmaktadır.
(4)”… Kral Davud’un ilk Yahudi ulusuna şekil verdiği Siyon’dan” Friedland, Roger ve Hecht, Richard To Rule Jerusalem, s. 27
(5)”Mesih inancının ima ettikleri ve yankıları ile son derece büyük bir siyasi güce sahip olduğu ve siyasi otorite, ülke egemenliği ve bir halk olarak Yahudilerin kaderine yönelik dini inancın son derece yaygın ve şiddetli çekişmelere konu olduğu İkinci Tapınak döneminin sonlarından itibaren, Yahudi ulusunun sosyal ve kültürel bir gerçeklik olduğu açık bir şekilde görülmektedir…” Roshwald, Aviel, “Jewish Identity and the Paradox of Nationalism” içinde Berkowitz, Michael (der.) “Nationalism, Zionism and Ethnic Mobilization of the Jews in 1900 and Beyond” s. 15
(6)Rastafarianizm, Etiyopya’nın son imparatoru olan Haile Selasiye -Ras Tafari Makonnen, Veliaht Tafari Makounnen- ‘yi tanrının dünyadaki yansıması olarak gören dinin ve bu dine bağlı olarak ortaya çıkmış olan inanış ve düşünce biçiminin adıdır. Marcus Garvey de bu dinin peygamberi olarak kabul edilir. Buna karşın, ne Haile Selasiye, ne de Marcus Garvey kendilerini böyle tanımlamamışlardır. Bob Marley’in de mensuplarından biri olduğu bu dinin kurucusu Leonard Howell olarak bilinir.
(7)Birleşik Krallık’ın, Filistin Kraliyet Komisyonu Raporunda; Faysal’ın yaşamında sıtmanın yaygın olduğu ( s. 233, s. 259) ve Yahudi göçmenlerin bataklıkları kurutarak sıtmayı yayan sivrisinekleri öldürdüklerinin altı çizilir. Günümüzde halen yayınlanmakta olan El-Ahram Gazetesinin editörünün bu konuda yazdıkları Faysal’ın sözlerinden pek farklı değildi, “Siyonistler ülke için gereklidir. Beraberlerinde getirecekleri para, bilgi ve zeka ve belirleyici özelliklerinden olan çalışkanlıkları ile hiç şüphesiz ülkenin yeniden canlanmasına katkıda bulunacaklardır” diyordu.