İtalyan Müslüman Meclisi lideri ve “İslam-İsrail Derneği” eş kurucusu Şeyh Abdul Hadi Palazzi ve Kanadalı İmam Halil Muhammed, “Kuran’ın Siyonizm’i desteklediğini” belirtmişlerdir.

Sponsor Bağlantılar

Siyonist hareketi destekleyen Müslümanlar arasında, Pakistanlı gazeteci Tashbih Sayyed ve Bangladeşli gazeteci Salah Choudhury de bulunmaktaydı. 2003’ten itibaren hapiste olan Choudhury hakkında ise ölüm cezası verilmiştir.
Dönem dönem, Müslüman Kürtler ve Berberiler gibi Arap olmayan unsurlar da Siyonist hareketi desteklediklerini söylemişlerdir. (1)

Theodor Herzl, politik Siyonizm’in kurucusu ve bir gazetecidir. Budapeşteli orta sınıf bir ailenin oğlu olan Herzl, “Viyana Üniversitesi”nde hukuk eğitimi almış, asıl mesleği avukatlık olmasına rağmen yazarlık yapmayı tercih etmiş ve çeşitli oyunlar kaleme almıştır.

İsrail devletinin henüz bir düş olduğu yıllarda, o, bir Yahudi devletinin kurulmasını tasarlamıştı. Siyonizm üstüne kapsamlı çalışmalar yapmış, Fransa’da meydana gelen “Dreyfus Olayı” sonrasında da yükselen Yahudi aleyhtarlığı, hem onun hayata bakış açısına hem de Siyonist hareketin seyrine yön vermişti.

Yahudilerin tüm dünyada ezildiği ve acı çektiği düşüncesinden hareketle, “Yahudi Devleti/Der Judenstaat” adlı kitabını yayınladı. 1897’de Dünya Siyonist Teşkilatı’nın kurulmasını ve kuruluşun gerçekleştiği İsviçre’nin Basel kentinde teşkilatın ilk kongresinin yapılmasını sağladı.

Kongrede, “Ben bugün burada Yahudi Devletini kurdum, ancak bunu yüksek sesle söylersem bütün dünya güler. Fakat beş sene içinde ya da elli sene sonra bunu herkes böyle bilecektir” demiş, kurulması planlanan Yahudi Devleti’nin aınırlarını dahi belirtmiişti…

Kongre sonunda Herzl, Dünya Siyonist Teşkilatı’nın başkanı seçildi. Teşkilat amacına uygun olarak, Siyon tepesinin bulunduğu yerde Yahudi Devleti’ni kurmak düşüncesiyle önce İngilizlerle bağlantıya geçti. Ancak, Filistin topraklarının Osmanlı egemenliğinde bulunması nedeniyle çözümün 2. Abdülhamit’te olduğu görülüyordu. Bunun için Herzl, önce Osmanlı İmparatorluğu ile iyi ilişkileri olan Alman İmparatoru 2. Wilhelm ile ilişki kurdu, ancak umduğunu bulamadı.

17 Mayıs 1901’de Herzl, 2.Abdülhamit’le görüşmeyi başardı. Görüşmede padişaha, “Yahudilerin vadedilmiş topraklarda yurt kurmasına izin verdiği takdirde, Avrupa’daki Yahudi bankerlerin Osmanlı’nın tüm dış borçlarını ödeyeceğini” bildirmiş, Herzl’in bu teklifini Abdülhamit, -daha önce de bahsi geçtiği gibi- “Ben bir karış dahi olsa toprak satmam, zira bu vatan bana değil, milletime aittir. Milletim bu vatanı kanlarıyla mahsuldar kılmışlardır…” diyerek reddetmişti.

Aslında teklif çok cazipti, Osmanlı Devleti “moratoryum/resmi geciktirme” (2) ilan etmişti, imparatorluk mali açıdan çok zor durumdaydı… Abdülhamit bu kötü tabloyu şu sözleri ile açıklıyordu: “Kudüs taraflarından toprak satın alarak her taraftan Yahudileri oraya iskân istediler. Adeta orada bir memleket tahsis etmek isterler. Teklifleri de devletin Düyun’u Umumiye’sini kâmilen deruhte etmek idi. Güzel bir şey; zira Düyun-u Umumiye bir gün gelip de borçlarımızı ödemez isek, devletin maliyesini murakebeye almak gibi bir tehlike mevcuttur.”

Herzl, 2. Abdülhamit ile ikinci görüşmesini 4 Temmuz 1902 tarihinde yaptı, fakat istekleri bir kez daha reddedildi. Herzl, “Vadedilmiş Topraklar” uğruna yaptığı mücadeleyi sürdürürken, Osmanlı Sultanı tarafından oyalanmış olduğunu acı bir şekilde anlayacaktı. Zira zeki Sultan, Fransız finansörlerden, Osmanlı dış borçlarını kapatmakta sarf edeceği miktarın arttırılması yolunda Herzl’in teklifini bir koz olarak kullanmıştı. Bu olayın ardından Herzl, Osmanlı planını rafa kaldırmış ve ağzından şu sözler dökülmüştü,

Türkler, gün gelecek, dilenci durumuna düşecek ve dizlerime kapanıp yalvaracaklar!

Bu acı tecrübeden sonra Theodor Herzl, İngiltere ile yeniden ilişki kurarak sorunun çözüleceği düşüncesiyle “İngiliz Sömürgeler BakanıChamberlein ile görüştü. Bu görüşmeden istediği sonucu alamayan Herzl, kısa süre sonra Londra’ya davetli olarak gitti. Londra’daki toplantıda kendisine Yahudi yurdu olarak kendisine “Uganda” teklif edildi. Ancak, Dünya Siyonist Teşkilatı kongresinde İngilizlerin bu teklifi reddedildi.

Siyonistlerce Filistin topraklarının, “Vadedilmiş topraklar” olduğu inancı değişmediğine göre teklif ne olursa olsun, Siyonist hareketin Filistin davasından vazgeçmeyeceği ve Herzl’in gözünü buraya çevireceği belliydi ve öyle de oldu…

GezGin

(1)”Why not a kurdısh-İsraeli alliance?” (Iran Press Service), “Berbers, Where Do You Stand on Palestine?” Memri (26.02.2009)
(2)Buhranlı devirlerde bir ülke ya da bölgede bütün borçların ya da bir kısım borçların ödenme mecburiyetinin kanunla bir süre geri bırakılması. Kanunu koyanların gördükleri lüzuma göre, şekli ve şartları türlü türlü olabilir. Moratoryumun süresi, ne gibi borçlar için uygulanacağı, başkaca şartları, özel kanunla düzenlenir.
Moratoryum, aylıklara, işçi ücretlerine, geçimle ilgili yiyecekler için uygulanmaz. 1.Dünya Savaşında, Osmanlı İmparatorluğunda, bölgesel moratoryum ilan edilmişti.