“Ben artık yenildim, şimdi sen yardım et!”
-“Rabbim! Ben, kavmimi gece gündüz davet ettim; fakat davetim onların daha da uzaklaşmasından başka bir işe yaramadı.”
-“Senin bağışına layık olmaları için onları davet ettiğim her seferinde, parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar, elbiselerinin içine saklandılar, direndiler ve büyüklendiler de büyüklendiler…”
-“Gün oldu, ben onları açıktan davet ettim,”
-“Gün oldu, hem kendilerine ilanla, bir de gizliden gizliye davet ettim. Nihayet dedim ki…”
-“Rabbinizden bağışlanma dileyin, unutmayın ki O, daima bağışlayıcı olandır.”
-“Göğü üzerinize cömertçe boşaltacaktır.”
-“Mal ve evlat vererek dünyevi refahınızı artıracak, dahası, sizin için tarifsiz bahçeler var edecek ve nehirler bahşedecektir.”
-“Size ne oluyor, Allah için vakarlı bir tavır takınmıyorsunuz?”
-“Oysaki sizi, uzun süreçler içinde halden hale geçirerek yaratan O’ dur.”
-“Allah’ın yedi kat göğü nasıl birbiriyle uyumlu katmanlar halinde yarattığını görmüyor musunuz?
-“Yine, ayı parlak bir ışık kıldığını, güneşi de tarifsiz bir lamba yaptığını?”
-“Ve Allah, sizi yerden emsalsiz bir bitirişle bitirmiştir.”
-“Ardından sizi oraya geri döndürecek; sonunda emsalsiz bir çıkarışla çıkaracaktır.”
-“Ve Allah sizin için yeri yaymıştır ki, geniş yollar bulup onun üzerinden aşabilesiniz diye…”
-“Rabbim! Onlar bana karşı direndiler. Malı ve nesli sadece hüsranını artıran kimselere uydular.
Onlar korkunç tuzaklar kurdular ve…”
-“ilahlarınızı asla bırakmayın! Bırakmayın Vedd’i, Suva’ı, Yeğus’u, Ye’uk’u ve Nesr’i!” Dediler.
Doğrusu onlar birçoklarını yoldan çıkardılar, Sen de bu zalimleri hedeflerinden daha fazla saptır!” (8)

Sponsor Bağlantılar

Rabbine işte böyle yakarmıştı Nuh. Elinden gelen her türlü çabayı gösterdiğini, ancak bu mücadelesinde başarılı olamadığını, dahası umutsuzluğunu anlatmıştı.

Putlara karşı kalplerinde derin bir sevgi ve bağlılık yerleşmiş olan topluluk, Nuh’a sapık, yalancı, mecnun diyerek ithamlarda bulunmuş, melek yerine insan olduğu halde elçilik iddiasında bulunmasının temelsiz olduğunu söylemişlerdi. Ahmaklardan başka kimsenin kendisine tabi olmamasından dolayı inandırıcılıktan uzak olmakla, hazinelere ve geleceğin (ğayb) ilmine sahip olmadığından ve atalar dinini inkâr ettiği için de sapıklıkla suçlamışlardı. Hatta kendilerine üst olmak gayesiyle yerleşik düzenlerini yıkmak istemekle itham etmişlerdi…

Ve sonunda Nuh: “Ben yenildim, şimdi sen yardım et!” dedi Rabbine. (9)

Rabbi de ona karada bir gemi yapmasını, ölçülerini ve özelliklerini kendisinin bildireceğini vahyetti:

-“Bizim rehberliğimiz altında ve bildirdiğimiz şekilde gemiyi inşa et, unutma ki hükmümüzün vakti gelip çattığında, tandır da kaynamaya başlar. Bu takdirde sen yanına her türden birer çift ve birde kendileri hakkında hüküm kesinleşmiş olanlar hariç, aile efradını al…”
-“Ama sakın kendilerine kıymakta ısrar eden kimseler hakkında benimle muhatap olayım deme,”
-“Karar kesin, onlar boğulacaklar!”
-“Ardından sen ve beraberinde bulunanlar gemiye yerleşir yerleşmez deyin ki:”
-“Zalim kavimden bizi kurtaran Allah’a sonsuz teşekkürler ve senalar olsun!”
“Bir de ‘Rabbim!’ diye yakarıp dua et, ‘Beni bereketli bir yere ulaştır; zira sen kişiyi ulaştıranların en hayırlısısın!’de.” (10)

Artık Nuh’un tebliğ görevinden vazgeçmesi isteniyor ve üzüntüsünü gidermek için de gönül ferahlığı ve teselli veriliyordu.

“Şu kesin ki, daha önce inanmış olanlar dışında, bundan böyle toplumundan kimse sana inanmayacak. Artık, onların yapa geldikleri şeylerden dolayı sakın üzüleyim deme!”
“Sakın, kendisini harcayan kimseler hakkında bana başvurma! Şu kesin; onlar boğulacaklar!”

Nuh, oğulları ve yanında bulunan az sayıdaki kimseyle, Tanrı’nın ölçülerini ve nasıl olacağını bildireceği gemiyi inşa faaliyetine başladı.

Denizden uzak bir yerde, karada gemi yapımına başlaması ve böylece meşgul olması komprador ağa takımını mutlu etmişti. Çünkü onlar, Nuh’un tehdidinden kurtulacak, hem itaatkâr kölelerini ve hem de büyük servet kazandıkları düzenlerini koruma kaygısına düşmeyeceklerdi.

Her nerede Nuh’la karşılaşsalar, ona bakıp kıs kıs gülüyorlar ve alay ediyorlardı. Birbirlerine:

-“Haberiniz var mı; çok akıllı bir adam, bir gemi yapıp karada yüzdürecekmiş?”
-“İyi de, niye karada?”
-“Denizde herkes yüzdürebilirmiş!”
-“Ya!”
-“Evet, işte böyle!”
-“Pekâlâ, nereye gidecekmiş?”
-“Önemsiz bir ayrıntı imiş, gemiyi yaptıktan sonra bunu düşünecekmiş!..”
Ve gök gürültüsünü andıran kahkahalar, el çarpmalar… Nuh ise onların alay etmelerine tek bir cümleyle karşılık veriyordu,
-“Siz, bizimle alay ediyorsunuz, kuşkusuz yok ki, tıpkı sizin yaptığınız gibi biz de sizinle alay edeceğiz!”

Elbette onlar, Nuh’un sözlerini ciddiye almıyorlardı. Kaldı ki, haklarında hüküm verilip kalemlerinin kırıldığından habersiz bulunuyorlardı. Gafletle bakan gözler, Nuh’un inşa etmekte olduğu biricik kurtuluş adasını fark edememişti…

Büyük dehşet git gide yaklaşmaktaydı. Tehlikeyi sezen kara canlıları geminin etrafında toplanmaya başlamışlardı. Tanrı’dan başkalarını yedek ilah edinenler, bu anomaliden/aykırılık de kuşku duymadı.

Geminin ana omurgası ve bordanın tespit edileceği postalar oluşuyordu. Çok güverteli, motorlu bir tekne olarak planlanmıştı. Her parçası ile yapım tekniği ve tüm ayrıntılarıyla, tüm zamanların en görkemli yapıtı olacaktı; çünkü bu gemi, vahiyle inşa ediliyordu, dahası o bir efsane idi.

Geminin özel bir ağırlık merkezi vardı. Denge ayarlayıcı sistemleri
sayesinde bordasına kaç derece açıyla yatarsa yatsın alabora olmayacak, otomatik hareket eden platformlarıyla anında yer çekimi pozisyonunu alacak, eşya ve yolcularını savurmayacaktı. Özel bölümleri ve diğer imkânlarıyla her tür canlının uzun süre yaşamasını sağlayacak mucize bir tasarımda olacaktı.

Gemi, her şeyi alıp götüren, yok eden sularda yüzecek ve soluk alıp veren son canlı türlerine geçici bir ev sahipliği yapacak bir hayat alanı olacaktı…

Kaptan bir yandan gemiyi yaparken, diğer yandan da şöyle diyordu:
“Evet, vakti gelince siz de öğreneceksiniz alçaltıcı cezaya kimin çarptırılacağını; dahası kalıcı bir azaba kimin mahkûm edileceğini!” (11)

Dünyanın ekvatordaki çapı 12.756,3 km, kutuplardaki çapı ise 12.713,6 km. dir. Ekvator bölgesinde çapın büyük olması dünyanın ekseni etrafında hızla dönüşünün neticesidir.

Dünyanın yoğunluğu 5.52 gr/ cm3’ tür. Atmosferinde % 78.09 azot, % 20.95 oksijen ve az miktarda hidrojen, karbondioksit, helyum, argon, kripton, metan, neon bulunur. Atmosferdeki su miktarı % 0,2- 0,4 arasında değişir. Dünya, bir günde, başka deyişle 23 saat 56 dakika 4 saniyede kendi ekseni etrafında bir tur atar. Bu dönmesinden gece ve gündüz meydana gelir. Dünyanın ekseni, yer küresi ile güneş arasındaki doğruya dik olmayıp, bu doğruya dik olan aydınlanma düzlemine 23,5 derece eğik olduğu için gece ile gündüz uzunluğu yalnızca ekvator bölgesinde her zaman eşit kalır.

Ekvator dışındaki yerlerde eşit olmayıp her ay değişmektedir.

Ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe gece ile gündüz arasındaki fark artar. Kutuplarda günler, altı ay gündüz, altı ay gece şeklinde cereyan eder. Gece tam gece olmayıp, yarı karanlıktır. Son yapılan ölçümler göstermiştir ki; günün uzayıp kısalması, ayın çekim kuvvetiyle dünya dönüş hızına yaptığı yavaşlatma etkisi sebebiyle de değişmektedir.

Güneşin, ayın ve diğer gezegenlerin çekim kuvvetleri etkisiyle 41.000 senelik devir/periyot de dünyanın eğimi 23,5 ile 22 derece arasında değişir. Böylece her mevsim dünyanın eksen eğimi farklılık arz eder.

Dünya, Güneş etrafında elips şeklinde yörünge çizip dönerken, güneş ile mesafesi artar ve azalır. En yakın noktada dünyanın ekseni etrafında dönüş hızı saniyede 960 km. artar. Bunun sonucu olarak da güney yarım kürede kışlar, kısa ve daha ılık geçer. Buna mukabil kuzey yarımkürede ise kışlar uzun ve serin geçer…

GezGin

(08) Kur’an, Nuh s, 5-24
(09) Kur’an, Kamer s, 10
(10) Kur’an, Mü’minun s, 27-29
(11) Kur’an, Hud s, 36-39