.Hem onun neslini baki kalanlar kıldık. (Saffat s. 77)
.Şüphesiz ki İBRAHİM DE ONUN KOLUNDANDIR… (Saffat s. 83)
İki önemli bilgi aktarılmış: Nuh’un neslinin dünya durdukça devam edeceği; İbrahim’in, Nuh’un neslinden olduğu…
Kur’an, Nuh kavminden sonra “Ad kavmi”ni, ardından “Semud kavmi”ni ve bunların yerine getirdiği başka diğer kavimleri deçeşitli felaketlerle tarih sahnesinden sildiğini açıklıyor; fakat her ne olursa olsun Nuh’un nesline kalıcılık verildiğini bildiriyor…

Sponsor Bağlantılar

Peygamberler Atası” sıfatıyla da anılan Hz. İbrahim’in, “İnsanlığın İkinci Atası” sayılan Nuh’un soyundan olduğu haber verilmektedir ki, bilindiği üzere Hz. Muhammed (sav)’de Hz. İsmail yoluyla Hz. İbrahim’e ve dolayısıyla Hz. Nuh’un soyuna bağlanmaktadır.

Nasıl bir duygunun eli dokundu ki derine
Düşüverdi bir ateş koru ta içerilere
Hangi korku sardı ki insanları uykularında
Aniden cehennem sıcaklığı yüzdü sularında
Örtüldü baştanbaşa toprak çamurlu bir terle
Bulut bulut yayıldı, kabarıp sönen köpüklerle
Hangi pişmanlık kaldı ki yüreklere üşüşmeyen,
Nasıl bir ölüm türküsü ki bu, nesiller boyu dillerden düşmeyen
Hangi öfkeyle yüzler böyle silikleşiverdi yer yer,
Tanrı’ya isyan mı ettiler, yoksa gazap çeken bir şey mi söylediler
Su, her taraftan su! Gökten, yerden her delikten su!
Nihayet kala kala yeryüzünde kalıverdi bir tek gemi ve içinde birkaç kişi…

Kamer suresi:
09.Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Kulumuzu yalanladılar ve “Cinlenmiştir!” dediler. Ve Nuh zorlandı.
10.Bunun üzerine Rabbine: “Ben yenik düştüm; sen yardım et!” diye yakardı.
11.Biz de boşalan bir su ile göğün kapılarını açtık.
12.Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık; derken sular, takdir edilmiş bir iş için birleşti.
13.Nuh’u da ELVAH /levhalar ve DÜSÜR/çiviler üzerinde taşıdık. 14.Yalanlanana bir mükâfat olmak üzere, gemi nezaretimiz altında akıp gidiyordu… Bunu bir ibret olarak bıraktık;
ibret alan yok mu?

Servet sahibi inkârcı ve iftiracı kodamanlar ile Nuh’u yalanlayan kavmin mensupları, bu sahnede bulanık/flu görüntü verirken, Nuh’a yakın plan zum/optik kaydırma; uzaktan yakına alma yapılmış, onun hüzün dolu yüzü yaklaştırılmıştır. Bir önceki sahnede, toplumun önde gelenlerinin bağırıp çağıran halleri görüntüdeydi.

Bir mahkeme kurulmuş, seçkinler yargı heyetini, bir kısmı da iddia makamını oluşturmuş, Nuh sanık, gözleri boşlukta anlamsızca dönen ve duruşma salonunu dolduran figürler izleyici halk kitlesi ve yönetici kadronun yer aldığı Jüri heyeti…

Savcı, iddianamesini mahkeme heyetine sunmuş ve diyor ki, “Allah dilese melek gönderirdi, oysa bu, bizim gibi ölümlü biri. Yürürlükte bulunan yasalar aleyhine muhalif eylemlerde bulunuyor. Toplum düzenini sarsmak, karışıklık çıkarmak ve böylece üstünlük kurarak önder olmak istiyor!”

Savcı devamla, Biz, geçmişte atalarımızdan böyle şeyler duymamıştık. Onlar, yedek ilahlarımıza tam bir saygıyla bağlıydılar. Nuh, inancımız ve kurulu düzenimiz aleyhinde söylem ve eylemlerde bulunmuştur! Alt tabakadan bazı kimseleri de ardına takmıştır. Suçludur! İddia makamı olarak ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyoruz!”

İddia makamını dinleyen hâkimler, kendi aralarında fısıltılı konuşmalar yaparlar. İzleyiciler uğursuzca sırıtmaktadır. Ve Jüri görüş bildirir: Nuh suçludur!Mahkeme heyeti bir kez daha kendi aralarında kulaktan kulağa konuşurlar. Seçkinler halk desteğini arkasına almıştır. Bu rahatlık içinde yargı makamı kararını açıklar: “Nuh, suçludur! Ancak o, akıl noksanlığı içindedir ve cinlenmiştir. Bu sebeple, kutsal ilahlarımız ve onlara bağlılıklarından kuşku duymadığımız toplumumuz adına vardığımız nihai karar şudur: “Nuh’un belli bir mıntıkada yaşaması ve halkın arasına karışmaması için de gözetim altında tutulması uygun görülmüştür!

Zulmün mahkemesinde Nuh’un lehinde tanıklık yapacak vicdan sahibi bir yiğit çıkmamıştır…

Nuh üzgündür, göz pınarlarında iki damla yaş belirmiştir ve göz bebekleri sahneyi kaplayacak kadar yakınlaştırılmıştır. Ve titreyen dudaklarından şu sözler dökülür:

-“Rabbim! Ben yenik düştüm; sen, bana yardım et!

Göz pınarlarından aşağıya kayan iki damla yaş toprağa düşer, ortam bulanıklaşır; sonra titreşen parlak çizgiler etrafı sarar, kulakları sağır eden korkunç gürlemelerle birlikte göğün kapakları açılır ve suları inmeye başlar.

Semanın nehirlerinin bendi yıkılmıştır… Yerden de kaynaklar halinde sular fışkırmaktadır. Sular tamamen sahneyi doldurmuştur ve dağ yüksekliğinde kabaran dalgalar sağa sola çarpmaktadır. Görülmemiş bir dehşet anıdır; dağların yücelerinde hayat süren canlılar dahi dev dalgaların pençesinden kurtulamaz. Soluk alıp veren canlılar, tümüyle sulara karışır, yok olur.

Yükselip alçalan dalgaların arasından bir gemi silueti göze çarpar, suyun onu da yutması bir an meselesi…

.Kuşkusuz sular kabarınca sizi gemide biz taşıdık.
.Onu size bir ibret yapalım ve belleyici kulaklar bellesin diye. (Hakka s.11 ve 12)

İki cümlelik iki ayet ve içinde birçok mana…

Tufan, her şeyi yok etmiştir. Diğer canlıların ve insan türünün sağ kalan numuneleri gemide taşınmıştır. “Sizi” hitabı, şu an hayatta olan, sonra doğacak olan her nesli kapsar. Demek oluyor ki, tufan sonrası gelen nesillerin ilk öncülleri bir gemi içinden çıkmıştır; kimi ya Nuh’un çocuklarının neslindendir, kimi de Nuh’la beraber gemiye binen diğerlerinden… Dolayısıyla günümüzde yaşayan hayvan türlerinin örnekleri de o gemiyle taşınanlar arasındadır.

İnsanlar, tufan kopmadan önce bir tek kavimdi ve topraklar, bir tek süper kıtaydı.
Hayvan türlerinin tamamı da doğal olarak o kara parçasında bulunuyordu. Tufan, süper kıtanın parçalanıp ayrılmasına ve kıtaların oluşmasına sebep oldu…

Dünya, tespit edilen dört jeolojik zamandan geçmiştir. Üçüncü zamanda memeli canlılar ortaya çıkmış, dördüncü zamanda insan görülmüştür ve dünya dört kez de buzul çağına girmiştir. Tufan olmadan önce yeryüzü aynen bu günkü gibi değildi. İnsan ve hayvan için yaşam, ancak belli bir bölgede yani süper kıta denen bir tek kara parçasında söz konusu idi.

Hakka suresi 12. ayetinin daha iyi anlaşılabilmesi için devamındaki ayetlere de bakılması yararlı olacaktır.

13.Sur’a bir tek üfleme ile üflendiği,
14.Arz ve dağlar yerlerinden kaldırılıp şiddetle birbirine çarpılarak darmadağın olduğu zaman! 15.İşte o gün olacak olan olur!
16.O gün gök yarılmış, sarkmıştır.
17.Melekler de onun etrafındadır; O gün Rabbinin arşını bunların üstünde sekiz taşır.

Aklın kavrama sınırlarının ötesine geçen bir bilgi ve dehşetli bir an! Kapanış zili/Sur çalmış, dünyadaki oyun gösterimden kalkmış ve sahne kapanmış…

Yerküre ve dağlar dümdüz olmuş. Zımnen verilen mesaj şudur; “Tufanda sığınacak bir gemi ve konacak bir dağ vardı, Tanrı’nın izni ve yardımıyla insanlığın macerası devam etti; şimdi, artık sığınacak bir gemi ve konacak bir dağ yok, Rabbin merhametinden başka…

Dünya ve içinde yer aldığı kâinat dürülüp kaldırılmıştır… Kozmik âlemle ilişkili, kavrayış ötesine geçen bilgiler verilmektedir. Geniş manada tufandan alınacak bir ibret de budur.

GezGin