İ.Ö. 3000’lerde “Nil Irmağı”nda küçük tahta parçalarının birleştirmesiyle yapılmış, bir direk ve yelkeni olan teknelerle gemicilik tarihi başlamıştır. Ancak Nuh’un buharlı bir gemi yaptığı tarih çok daha eskidir.

Sponsor Bağlantılar

Nuh’un gemisi henüz bulunamadığı için şimdilik bir kanıt olarak kullanılamamaktadır; ancak Mısır Piramitleri hala göz önünde durmaktadır.Yapım tarihi kesin olarak saptanabilmiş değildir; fakat, zamansal sayı doğrusunun negatif yönünde ve günümüzden epeyce de uzaktadır.

Mısır ülkesi Kahire’de bulunan piramitler, büyüklük sırasına göre Keops, Kefren, Mikerinos olarak adlandırılmaktadır. Keops’ un taban yüzeylerinin her birinin uzunluğu 231 metre, yüksekliği 148 metredir. (Günümüzde tepesinden bazı taşların düşmesi sonucu 137 m. Kalmıştır) Yüzeyi ise yerle 51 derece 52 dakikalık bir açı yapar.

Ezoterizm uzmanlarına göre: Piramitlerde halen bulunamayan yer üstü ve yer altında kalmış belge ve yapılar bulunmaktadır. Ve bu gizli kayıtların bulunması belki dünya tarihini değiştirecek; Mavi Gezegenin bugüne kadar bilinmeyen gerçek tarihiyle ilgili belgeler ve sırlara ulaşılabilmesi mümkün olacaktır.

Mısır belgeleri, piramidin hangi tarihte yapıldığını açıklayamıyor.

Heredot’a, İ.Ö. 440’ta Mısır’a yaptığı gezide Keops’un kuzey yanında gizli bir kapı ve altında bir oda olduğu söylenir…

İ.S. 820 yılında matematik ve deniz bilimlerine ilgi duyan Halife Abdullah El Memun piramidin içinde değerli eşyaların olduğunu düşünüp içine girmek için gizli kapıyı bulmaya çalışır. Bulamayınca da Piramidin içine doğru tünel kazdırır ve sonunda aşağıya doğru inen geçit bulunur. Daha sonra yapılan çalışmalarla yukarı çıkan geçit ve kraliçe odası, kral odası ve büyük galeri bulunur.

Kral odası 5 metre en, 10,5 metre boy ve 6 metre yüksekliktedir. İçeride granitten yapılmış dev bir lahit vardır. Lahdin içi boştur ve kapağı yoktur. Abd El Latif isimli arap gezgini İ.S. 12. yüzyılda piramitler hakkında: “Önceleri Büyük Piramidin (Keops) taşları gayet parlaktı; yüzeyi kireç sıvısına benzeyen bir maddeyle kaplıydı. O parlak tabaka üzerinde hiyeroglif yazılar vardı…” diye yazmıştır.

Dökülmeden önce piramidin üzerindeki bu parlak maddenin, güneş ve yıldızlardan gelen ışınları yansıttığı söylenir. Bu yüzden eski yazıtlarda Keops için, “Işık saçan” adı kullanılmaktaydı.

Piramidin, dünyanın boyutlarını ve güneş yılını yansıtması da ilginç özellikleri arasında yer alır. Oranları belirli bir geometri ve astronomi kanunlarına uygun olarak tasarımlanmıştır. Piramidin tabanı, yüksekliğinin iki katına bölündüğünde 3,14… olan “Pİ Sayısı” bulunur. Piramitlerin yapımında kullanılan yekpare kireç taşlarının ağırlığı 2,75 tondur.

Yaklaşık olarak 2 milyon 300 bin taş kullanılmıştır. Zeminden başlayarak üst katlara doğru bu ağırlıkta bulunan taşların nasıl kaldırıldığı, cevabı aranan bir soru olarak araştırmacıların önünde durmaktadır. Çeşitli varsayımlar ortaya atılmakta ise de kesin cevap bulunabilmiş değildir. Piramidin kenarları kuzey-güney, doğu-batı yönlerini gösterir. Çevre uzunluğu bir yılın içindeki gün sayısını vermektedir, 365,24 metredir. “Firavun odası”nın boyutları 3.4.5 olan temel Pisagor üçgeniyle örtüşmektedir.

Piramidin yapım planında sık sık karşımıza çıkan 286,1022 sayısı anahtar sayı olarak kabul edilir; çünkü bu sayı, güneş ve yıldız yılının değerini, güneş ile yeryüzü arasındaki uzaklığı, yeryüzü ile yörüngesi arasındaki ilişkiye göre yerçekimi kanununu ve yeryüzü yörüngesinin merkezkaç değişimlerinin sınırlarını belirlemeye olanak sağlamaktadır.

Görüldüğü gibi Piramitler, gerçek bir geometri ve ölçü harikasıdır. Birçok bilim adamı ve yazar Giza’daki Keops Piramidi’nin bugünkü bilim bilgileri ve makinelerle bile yapılamayacağını söylemektedirler. Büyük Piramit, şimdiye kadar anlaşılmamış olan bir tekniğin ve dehanın gözle görülür tanıklığını yapmaktadır.

Çağlar boyunca sırlarını hiçbir uygarlığa açmadan, günümüze kadar gelen piramitler, dünya bilim ve teknolojisini aşan bir teknik, mimari bilginin ürünüdür.

Piramitlerin yapımını Hz. İdris’le de ilişkilendirenler de olmuştur. İdris, tufandan önce yaşamıştır. Tufan olayının çeşitli toplum efsanelerinde yaygın olduğu gibi İdris hakkında da bu neviden bir yaygınlık dikkat çeker. İdris’ini Matematik ve Astronomi bilimlerinin öncüsü olduğu söylenir.

Yunan Medeniyeti, İ.S. 5. yüzyılda 10.000’lik sayı dizini kullanırdı. Batı uygarlığında İ.S. 7.yüzyılda milyon kavramına erişildi. Koyuncukta elde edilen bir tablette ise daha önceki bir zamanda 195.955.200.000.000 sayı dizinine rastlandı.

İdris (as) hakkında pek çok ilkin öncüsü olduğu da yine söylenceler arasında yer alır; kalemin keşfi, ilimlerin tasnifi, yıldızların hareketlerinin incelenmesi, astronomi, atın evcilleştirilmesi, okun keşfi, düzenli ordu kurması, kumaş dokuması ve elbise yapımı gibi… Hatta, piramitlerin Tufan Öncesinde yaşayan İdris tarafından yapıldığı söylenenler arasındadır.

Yeryüzü kabuğunu oluşturan karaların, günümüzden 400 milyon yıl önce Güney kutbunda toplanmış Gondvvana (Pangea) ismiyle tek bir ana karadan oluştuğu, yeryüzünün, okyanus (Tethys) ile kaplı olduğu zaman dilimi içinde Gondwana’nın parçalanarak kuzeye doğru hareket ettiği ve bugünkü kıtaları oluşturduğu kesine yakın tahmin edilmektedir.

Büyük okyanusun doğusunda bulunan “Nazca plakası”nın, yılda 6 cm. Kuzey Amerika kıtasının altına kaymakta olduğu bilinmektedir.

Nazca plakasının kuzeyindeki Farallon isimli bir kıtanın çok eskiden mevcut olduğu ve 50 milyon yıl önce Kuzey Amerika kıtasının altına doğru hareket ederek battığı bilinmektedir.

Büyük Okyanusta, “MU Kıtası” isimli bir kıtanın var olduğu ve sulara gömüldüğü ve dünyanın çeşitli yerlerinde bazı uygarlıkların yok olduğu söylenmekte ve bu söylenenler, bilimsel verilerle de uygunluk arz etmektedir.

Bilimsel olarak bilinen ilk kara parçası İ.Ö. 400 milyon yıl, üzerinde yaşam barındırma ihtimali yüksek, zaman zaman sulara batan diğer hareketli kıtalar, İ.Ö. 50 Milyon yıl, son parçalarının okyanusun derinliklerinde yattığı var sayılan Mu Kıtası 40 milyon-1 milyon, Mu uygarlığının hayatta kalmayı başarmış son torunlarının İ.Ö. 80 bin-36 bin, Batık uygarlık olan Atlantis’in İ.Ö. 70 bin-35 bin, uygar insana ait bulunmuş ilk kanıtlar olan 2500 adet taşlaşmış “Naacal kil tabletleri“ nin İ.Ö. 15 bin,
Mayalar’ın İ.Ö. 15 bin-950, İsis-Osiris-Horus üçlemesinin İ.Ö. 12 bin-İ.Ö. 300, Uygurların İ.Ö. 8 bin-800, Antik Çin-Hint uygarlığının İ.Ö. 5 bin-İ.Ö. 1.200 yılları arasında varlığı söz konusu olmuştur.

Kadim Uygarlıklara (Çok eski ve başlangıcı geçmişin derinliklerinde kaybolmuş uygarlıklar) ait izleri bulmanın, bulunca da anlamlı açıklamalar yapmanın zorluğu ortadadır… (14)

(NOT: Tufan Bölümünün sonu… “Zamanın İzi/Zülkarneyn” yazı dizisi yeni bölümleriyle devam edecektir.)

GezGin

(01) Üzerine kaplama tahtalarının veya metal levhaların tespit edildiği ağaç veya maden eğriler.
(02) Güvertede suyun denize akıtılabilmesi için bordaya açılan oluklu delikler.
(03) Gemilerdeki yuvarlak pencereler.
(04) Kur’an, Rum s.9
(05) Kur’an, Şu’ara s.105-108.111.112;115,116
(06) Kur’an, Araf s.59-63
(07) Kur’an, Hud s.25-33
(08) Kur’an, Nuh s, 5-24
(09) Kur’an, Kamer s, 10
(10) Kur’an, Mü’minun s, 27-29
(11) Kur’an, Hud s, 36-39
(12)Kur’an, Hud s. 38
(13)Kur’an, Mü’minun s.27
(14)”Fenomen” adlı dergi, Aralık sayısı, sayfa 98

Gemicilik terimleri:
Lumbuz: Pencere
Posta: Omurgaya bağlı olan geminin parçaları
Karina: Geminin su altındaki kısmı
Borda: Geminin su kesiminden yukarıda olan kısmı
Frengi: Bordadaki oluklu delikler
Kasara: Baş ve kıçın gövdeden daha yüksek olan yerleri
Viya: İstenilen rotaya dönüldükten sonra, geminin baş tarafından ileri gitmesi için verilen komut
Pruva: Gemilerin ön tarafları istikametinde yol alması
Çamçak: Su boşaltmaya yarayan kova
Paserella: Asansör, yük indirmeye ve kaldırmaya yarayan araç