“İşte, Tanrı size Talut’u hükümdar tayin etti.”

Milattan Önce 1020: Kavminin ileri gelenleri Samuil’e, “Bize bir kral tayin et, Tanrı yolunda savaşalım!” demişlerdi ve ısrar edince de Samuil onlara: “Ya size, Tanrı savaş emri verir de, siz savaşmaktan vazgeçerseniz?” deyince, “Biz, yurdumuzdan ve çocuklarımızdan ayrı düşürülmüş iken neden savaşmayalım?” demiş, kararlılıklarını belirtmişlerdi…O esnada, “Zamanın İzi İzi/Zülkarneyn” de bu sahneyi izliyordu…

Sponsor Bağlantılar

Samuil demişti ki: “İşte, Tanrı size Talut’u hükümdar tayin etti.

Onlar bu atamadan hoşnut olmamışlar ve “A! O bize nasıl baş olabilir? Üstelik biz yönetici olmaya ondan daha layığız; hem büyük bir serveti de yok!” deyip, itiraz etmişlerdi.

Bunun üzerine Samuil, “Çünkü Tanrı onu seçti!” Dedi ve ekledi: “İlimde kuşatıcı bir derinlik ve fiziki üstünlük sahibi kıldı. Hem Tanrı hükmetme gücünü dilediğine verir; zira Tanrı, sınırsız kudret sahibidir ve her şeyi bilendir!” diye söylemişti.

Yine Samuil, onlara demişti ki: “Haberiniz olsun, onun hükümdarlığının nişanesi, size bir sandığın gelmesi olacaktır! Ki onda, Rabbinizden bir gönül ferahlığı ve Musa ile Harun ailesinden geriye kalanlar vardır; onu melekler getirecektir!  Eğer sahiden inanıyorsanız, bunda sizin için bir işaret vardır.

Sonra ordu savaş hazırlıklarına başladı. Seçkinler, Talut’un kendilerine baş olmasından memnun olmasalar da itaat etmiş gibi göründüler.

Hazırlıklar tamamlanınca, Talut, orduya hitap etti ve dedi ki: “Bakın, Tanrı sizi bir ırmakla sınayacak, kim o ırmaktan içerse benimle değildir. Kim de ondan içmezse benimledir; ancak, bir miktarla ağzını ıslatan kusurlu sayılmayacaktır.

Uzun süren yorucu bir yolculuktan sonra bir ırmak kenarına varmışlardı. Çok azı dışında kalan diğerleri kana kana ırmağın suyundan içmişlerdi… Talut ve ona sadık kalanlar ırmağı geçtikleri sırada, geride kalanlar, “Bizim bu gün Calut ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yok!” dediler.

Tanrı’ya kavuşacaklarına kesin inananlar: “Nice sayıca az topluluk, Allah’ın izniyle nice sayıca çok topluluklara galip gelmiştir; zira Tanrı, direnenlerle beraberdir” diye karşılık verdiler.

Bir hayli daha yol aldıktan sonra Talut’un artık iyice yorgun düşmüş haldeki ordusu, düşman ordusuyla karşı karşıya gelmişti. Calut’un kumandası altındaki kuvvetler, alan hâkimiyeti sahip, müstahkem bir mevki tutmuşlardı ve sayıca da çok üstünlerdi…

Calut, az sonra savaşacağı Talut’un ordusunun sayıca az ve küçük bir muharip güçten oluştuğunu görünce, sevinmiş ve ellerini ovuşturmuştu…

Olaya aritmetik mantıkla yaklaştığından dolayı Calut, kendince haklıydı; çok olan elbetteki az olandan üstün olmalıydı… Ancak, dava uğruna ölmenin sonsuz bir yaşam ve Tanrı’nın lütfuna kavuşma sevinci olduğuna inananların yürek gücünü değerlendirme dışı bırakmış, inanmış insanın özgüveni ve korkusuzluğunu hesap edememişti…

Muharebe başlarken Talut ve ordusu: “Ey Rabbimiz! Üzerimize dayanma gücü yağdır! Ayaklarımızı sabit tut ve gerçeği inkâr edenler güruhuna karşı bize yardım et!” diye dua etti.

Ve harbin ateşi yakıldı… Calut’un donanımlı ve kalabalık ordusu, daha ilk temasın ardından, cesur ve dirençli savaşçılarla mücadele ettiğini anlamıştı.

Davut isimli bir savaşçı, Calut’a ulaşmayı başardı ve onu öldürdü. Başını kaybeden düşman ordusu, önce geriye doğru dalgalandı ve sonra da çözüldü… Ve arkalarında birçok yaralı ile ölü bırakarak bozgun halinde kaçmaya başladı.

Bu savaşın iki önemli sonucu olmuştu: Birincisi iman ordusu, küfür ordusuna karşı galip gelmişti. İkincisi de, Talut’un ordusunda unvansız bir savaşçıyken, düşman ordusunun başını öldürmesinin ardından Davut ismi duyulmuş ve öne çıkmıştı.

Ve Tanrı, ona, daha sonra hükümranlık ve hikmet verecekti…

Başkaca Davut’a dilediği şeyleri öğretti… (9)

GezGin