Büyük Patlama Deneyi!
CERN!
Fizik alanında en önemli bilimsel organizasyon olarak kabul edilen CERN, dünyanın en gelişmiş ve en pahalı bilimsel altyapısına sahip “Parçacık Fiziği Laboratuarı”dır.  İsviçre’deki CERN araştırma merkezinde yapılan “Büyük Patlama Deneyi” hala en çok merak edilen konuların başında gelmektedir. Bugüne kadar hakkında pek çok söylenti ve komplo teorisi üretilmiştir…
.”CERN, gizli deneylerin yapıldığı yalıtılmış bir üs mü?”
.”CERN’de yapılan deneyler, dünyaya zarar verir mi?”
.”Patlama sonrası bir “Kara Delik” oluşup da dünyanın sonunu getirir mi?”
.”Maya takviminin işaret ettiği şey bu deneyi mi?”

Sponsor Bağlantılar

Derken, ilk patlamalar Kasım ayında gerçekleştirilip de hiçbir şey olmadığı görülünce, komplo teorileri temelsiz kalmış ve bu söylentiler bir süreliğine de olsa durmuştu. Fakat üzerinden zaman geçince fısıltılılar tekrar yükselmeye ve çoğalmaya başladı; şimdilik 2. patlamanın yapılmasıyla birlikte en azından henüz Kıyametin kopmayacağı/ kopmadığı anlaşıldı…

CERN, 10 km. çapında, Cenevre-İsviçre yakınında, toprak altında kurulu, 100 metre derinlikte, 27 km. uzunlukta halka şeklinde oluşturulmuş bir yapıdır.

CERN, “Avrupa Nükleer Araştırma Konseyi” demektir… Her ne kadar adında nükleer kelimesi geçiyorsa da, CERN nükleer araştırma yapmamaktadır. “Nükleer Çekirdek” denmesinden maksat, “atomun çekirdeği”dir.

Avrupa Nükleer Araştırma Konseyi, yani kısaltılmış adıyla CERN, yaklaşık 55 yıl önce kurulmuştu; o yıllarda atomun çekirdeğine kadar inilebiliyordu. Şimdiyse CERN, maddenin yapıtaşını inceliyor…

CERN’deki deneylere “Big Bang” yani, “Büyük Patlama” deneyleri deniyor ve çoğu insan, orada gerçekten bir patlama yapıldığını sanıyor; oysaki büyük patlama 13,5 milyar yıl önce olmuştu…

CERN’deki deneylerde yapılan şey, protonların çarpıştırılmasıdır ve aslında ortaya çıkacak enerji de bir kelebeğin kanat çırpması kadar çok küçüktür… Evet, küçük bir enerji açığa çıkacaktır; ancak, buradan elde edilecek sonuçlar, Büyük Patlama’ya ve patlama sonrası geçen “nano saniye”lere bir açıklama getirecektir.

Bu deneylerin ana amacının, “merak edileni ve bilinmeyeni öğrenmek” olduğu uzmanları tarafından belirtiliyor. Yanı sıra CERN’de, günlük yaşamda kullanılan teknolojik ürünler de ortaya çıkıyor. Mesela şu an kullanılmakta olan internetin temelini oluşturan “World Wide Web” burada elde edilen ürünlerden biridir.

Anti Madde” nedir? Anti-madde, aslında var olan bir olgudur; bahsedildiği gibi bir fantezi, ya da içi boş bir teori değildir.

Her parçacığın zıt yüklü bir anti-parçacığı vardır; elektron/pozitron gibi… Anti-proton ve anti-elektron’dan meydana gelen Anti-atom ise, 5 yıl önce CERN’de oluşturulmuştu. Ancak görüldü ki, anti-hidrojen atomu, nano saniyeler içinde yok oluyordu; çünkü madde ve anti-madde birbirini yok ediyordu…

İçinde bulunduğumuz evren, maddeden/atomlardan oluşuyor. Anti-atom, laboratuarda oluşturulabiliyor; fakat bunlar birbirini kısa süre içinde yok ediyor. Anti-madde/Madde simetrisi şayet kırılmamış olsaydı, şu an varlıklar olmayacaktı…

Başka bir deyişle, madde, ya da anti-madde’den biri, diğerine egemen olamasaydı, maddenin ortaya çıkması da mümkün olmayacaktı. Madde ve anti-madde birbirini yok ediyor ve geriye yalnızca radyasyon kalıyor. İşte CERN’de, “Bu neden böyle oluyor?” sorusuna cevap aranıyor ve belki orada bu sorunun yanıtı bulunacaktır.

CERN’de patlama olması demek, iki protonun kafa kafaya çarpıştırılması demektir. Bu çarpışmalar, 1 saniyelik süre içinde 40 milyon kere tekrarlanıyor.

Esasen, söz konusu olan şey, çarpışma da değildir, çarpışmalardır… Saniyede 40 milyon kere tekrarlanan bu çarpışmalarda yeni parçacıklar ortaya çıkıyor.

Hızlandırıcı 10 saat çalıştığında, 10×60x60X40 milyon kere çarpışma gerçekleşmiş oluyor… (Enerjinin maddeye dönüşmesi ilkesi. Einstein’ın, E=mc2 formülü)

Bu kadar çok sayıda çarpışma yaptırılmasının sebebi, ender görünen olayları ve parçacıkları tespit etmek içindir. Bu parçacıklar, bazı fizik modellerinde öngörülse bile, gerçek hayatta henüz ortaya çıkmış değillerdir.

Bu çarpışmalarla, protonların enerjileri ve sayıları yükseltilmek isteniyor. Hedeflenen enerji, protonların enerjisinin7000 Milyar elektron volta çıkmasıdır. Şu an bu enerji, 450 milyar elektron voltta bulunmaktadır.

Eğer her bir proton, 7000 Milyar elektron volt enerjide kafa kafaya çarpıştırılırsa, elde edilen enerji yoğunluğu evrenin başlangıç koşullarına yakın hale gelecek ve ilk oluşumdaki fiziksel atmosfer şartları yakalanmış olacaktır. Bu aşamaya en erken 2 yıl sonra ulaşılacağı düşünülüyor. Şu an, hem protonların enerjileri çok yetersizdir, hem de çarpışan protonların sayısı çok azdır.

Sonuç olarak, “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” (Large Hadron Collider- LHC) belki 20 yıl, belki de daha fazla süreyle çalıştırılacaktır. Net bulgular elde edilebilmesi için, 2 yıl x365 günx24 saatx60x 60×40 milyon çarpışma gerekiyor…

Aslında zamanın bir başlangıcı olduğuna dair düşünce, görece yeni bir felsefedir…

Amerikalı astronom Edwin Hubble’ın evrenin genişlemekte olduğunu keşfetmesinin ardından Albert Einstein’ın, “genel görelilik kuramı”nın düzeltilmiş sürümü üzerinden yapılan hesaplamalar, düşünen beyinlerde evrenin bir başlangıcı olduğu fikrini oluşturmuştu. Bu fikir daha sonra/60’lı yılların sonları “kozmik arka plan radyasyonu”nun, yani “Büyük Patlama”nın artığı olan malzemenin keşfedilmesiyle kanıtlanmıştı.

Artık evrenin, “Büyük Patlama” adı verilen bir patlamayla oluştuğuna inanılıyor;
Yani, “evrenin başlangıç anı” ile  “zamanın başlangıç anı”nın aynı olduğuna…

Patlama anı ve patlama öncesi bilinmiyor. O an ve anın öncesinde hangi fizik kurallarının geçerli olduğu da bilinmiyor; fakat patlamayla birlikte evrenin oluştuğu ve aynı anda zamanın da ileri doğru akmaya başladığı biliniyor.

Zaman oku daima ileriyi göstermektedir. Bunun sebebi “entropidir.” Entropi bir Fizik yasasıdır.

Termodinamiğin ikinci kanunu göstermiştir ki, enerji harcandıkça evrende düzensizlik, yani entropi artıyor. Şöyle ki; mesela, el bardağa çarpmış, bardak masadan yere düşmüş ve kırılmıştır. Fakat yerde kırık parçalar halinde bulunan cam, tekrar masaya zıplayarak bir bardak haline gelmiyor.

Yani zaman, “Büyük Patlama” ile başlamıştır ve gelecek yönünde akıp gitmeye aralıksız devam etmektedir.

Bir de kuantum mekaniği var… Büyük Patlama anında ve onun öncesinde hangi fizik yasalarının geçerli olduğu bilinmemekle beraber, aslında belki de bir şekilde biliniyordu…

Kütlesiz, ama enerji yüklü parçacıklar, Büyük Patlama sonrasında olduğu gibi öncesinde de kuantum dalga fonksiyonu denklemleri esasına göre hareket etmiş olabilirler. Yani, bilinen evren Büyük Patlama ile ortaya çıkmış olabilir; ancak bu, Büyük Patlamadan önce bir evrenin olmadığı anlamına gelmiyor.

Aslında zaman da Büyük Patlama ile başlamak zorunda değildi; önceden beri vardı belki…

Evren, sonsuzdan gelip sonsuza gidiyor belki de…

Diyelim ki büyük bir felaket oluyor (Tufan gibi), dünyadaki 7 milyar insandan geriye çok azı sağı kalıyor, mesela 3000 kişi…

Bu felaket, insanlığı tahminen 10-15 bin yıl geri götürür. Bütün bilimsel bilgi, teknoloji ve yapılan her şey silinir gider.

Ve sonra yine diyelim ki İnsanoğlunun yeniden bugünkü seviyesine gelmesi, 10, 15 binli yıllara mal olur, belki de daha fazla…

Dabbetü’l Arz!
(Neml s. 82. Ayet)

Ve izâ: ve olduğu zaman
vakaa: vuku buldu
el kavlu: söz
aleyhim: onların üzerine
ahracnâ: çıkardık
lehum: onlar için, onlara
dâbbeten: dabbe
min el ard(ı): arzdan
tukellimu-hum: onlara söyleyecek (konuşacak)
enne: olduğunu
en nâse: insanlar
kânû: oldular
bi âyâti-nâ: âyetlerimize
lâ yûkınûne: yakîn hasıl etmezler

Söylenen başlarına geleceği vakit de onlar için arz/yer-toprakdan bir dâbbe çıkarırız, nâsın/insanların âyetlerimize yakîn/samimiyet-içtenlikile inanmaz idiklerini/inanmadıklarını kendilerine söyler…” (Yazır, Elmalılı Hamdi; Orijinal meal)

Dabbetü’l Arz”, İslam eskatoloji/evrenin sonu ile ilgili öğreti’ sinde yer alan bir terimdir ve İslam düşünürlerinin ne olduğu hakkında ortak bir fikirde buluşamadıkları bir olgudur. Dabbetü’l Arz’ın Kıyamete yakın bir evrede ortaya çıkacağına inanılmaktadır.

İslam dünyasında bugüne kadar Dabbetü’l Arz hakkında çok tartışmalar yapılmış ancak hiçbir zaman kesin bir hükme varılamamıştır…

13,5 milyar yıl önce evrenin doğumuna yol açtığına inanılan “Büyük Patlama” ortamını oluşturmayı amaçlayan CERN laboratuarında yapılacak deney için 10 milyar dolar tutarında harcama yapılmış, 27 kilometrelik tünel boyunca ayrı yönlerde iki proton huzmesi verilerek uygulama başlatılmıştı…

Işın demetleri ayrı istikametlerde, ışık hızına yakın bir süratle halka şeklindeki tünelde yol alıyor. Proton ışınlarının büyük bir enerji açığa çıkararak birbiriyle çarpışmasının ardından, kozmosun doğasını kavramaya yarayacak yeni parçacıklar görüleceği düşünülüyor…

Bilim insanları, çarpışma sırasında özellikle teorik fizikteki kütle mantığının temelini oluşturan ya da “Kara Madde”nin neden yapıldığını anlamaya yarayacak “Higgs Parçacığı” diye adlandırılan parçacıkların varlığını kanıtlamaya çalışıyor…

Fizikçi Peter Higgs’in, temel parçacıkların kütle kazanmasını açıklayan kuramından adını alan “Higgs Bosonu”, 1993 yılında Nobel ödüllü fizikçi Leon Lederman tarafından “Tanrı Parçacığı” olarak adlandırılmıştı.

Başkenti İsviçre’de olan “Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (Cern)” de, bilim insanları, parçacıklara kütle kazandırdığı öngörülen ve adına “Higgs Boson” denilen “atomaltı parçacığı”nın izini bulduklarını, ancak, elde edilen verilerin keşif olarak nitelenemeyeceğini açıkladılar.

Cenevre yakınlarındaki “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (BHÇ)”nda yürütülen iki deneyden biri olan “ATLAS”ın sorumlusu Fabiola Gianotti, düzenlediği basın toplantısında: “126 giga elektron volt (GeV)” aralığında sinyal aldıklarını söyledi.

Gianotti, “Higgs Boson, burada olsaydı çok güzel olacaktı. Ama kesin konuşmak için henüz çok erken. Daha çok çalışmaya ve veriye ihtiyacımız var” dedi.

Elde edilen yeni verilerin, parçacığın BHÇ’nin daha düşük enerji düzeylerinde bulunabileceğini gösterdiğini dile getiren Gianotti, Higgs’in varlığını gösteren işaretlere rastladıklarını ve yeterli veriyle
parçacığın gelecek yıl keşfedilebileceğine emin olduklarından söz etti.

Deneyde görev alan ikinci araştırmacı grubu ise, elde edilen yeni verilerin, parçacıklara kütlelerini verdiği düşünülen ve “Higgs Boson” adı verilen atomaltı parçacığıyla ilgili araştırma alanını daralttıklarını söyledi.

Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’ndeki (Cern) Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda (BHÇ) yürütülen “CMS” deneyinden sorumlu Guido Tonelli, ilk grupla benzer sonuçlar elde ettiklerini açıkladı…

İşte, CERN’de yapılan bu deneyler ve yıllar sonra ortaya çıkacak olan sonuçlar, belki de Dabbetü’l Arz’ın bir açıklaması olacaktır…

Ve belki de o, insanlara: “Siz, Tanrı’nın her şeyi yoktan var ettiğine gerçekte inanmamıştınız; dilleriyle ‘inandık!’ diyenler olsa bile…” mesajını verecektir.

GezGin

Kaynakça:
Kozmik ışınlar: Uzaydan Dünya’nın atmosferine girmek enerjik parçacıklar. Güneş gibi yıldızlar uzakta galaksilere kadar kozmik ışınları birçok kaynağı vardır.
E=mc 2: Einstein’ın getirdiği Famous denklemi, Görelilik Teorisi. Bu denklem kütle (m) ve enerji (E) arasındaki temel ilişkiyi açıklar. Enerji (E) kütle (m) katı (c üssü 2) ışık kare hızının ürünü olduğu anlamına gelir.
Elektron volt (eV): Enerji miktarı 1 elektrik voltluk potansiyel boyunca hızlanmış bir elektron kazanmış, bir elektrik voltluk, yaklaşık tek bir AA pil tarafından sağlanan bir voltajdır.
Fermilab: Chicago’daki laboratuar Fermilab, parçacık üreten yerlerden biridir. Adı Tevatron’dur ve 1.8 TeV enerji ile parçacıkları hızlandırma yeteneğine sahiptir (GeV). En son sürümü olan CERN’in Büyük Hadron Çarpıştırıcısı Tevatron daha büyüktür.
Gama ışınları: Yüksek enerjili x-ışınları için kullanılan bir terim.
Gigaelectrons volt (GeV): 1 milyar (10 üssü 9 elektron volt (eV)
Büyük Hadron Çarpıştırıcısı. Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı. Şu anda CERN’de yapım aşamasındadır.
Düşük Enerji Karşıt protonun halkası (LEAR): Özel bir makine… Geçmişte deneylerde kullanılan partikül hızlandırıcılar tarafından üretilen düşük enerjili antiprotonlar depolamak için kullanılmıştı. Bu cihaz, aynı zamanda kullanılacak olan tekniklerin fizibilitesini göstermek için erken Karşıt protonun deneylerinde kullanıldı. Karşıt protonun (Yavaşlatıcı) üretiminde kullanılmak üzere soğuk antiprotonlar yakalamak için (AD) görevlendirildi.
Octupole mıknatıs: 8 bar manyetik alan üreten özel bir mıknatıstır.
Foton: “A foton” ışık, tek bir parçacık olarak tanımlanır.
Pozitron: Pozitron, “antielectron” un ortak adıdır. Elektrik yükü hariç elektronla aynı özelliklere sahiptir.
Kuarklar: Madde içindeki temel parçacıktır; iki tiptir. Onlara antimadde karşıtları “antiquarks” da denir. Bu, proton ve nötron gibi büyük partiküllerin yapıtaşıdır.
Kuantum Teorisi: Dalga fonksiyonları ile yönetilen işlemleri açıklar. Fizik ilminin temel teorilerinden biridir. Fiziksel olarak gözlemlenebilir miktarda olasılıklar yerine kesinlikler olduğu gerçeğini ele alır.
Görelilik teorisi: Albert Einstein tarafından geliştirilen teori. Tüm fizik yasaları, evrenin her yerinde her çerçeve içinde aynı faaliyeti gösterir. Bu teori, hızın yüksek oranlarda birbirine göreceli hareket ettiği zaman, mekanın genişlediğini öngörür; ayrıca hiçbir şeyin ışık hızından daha hızlı gidemeyeceğini savunur.