Allah, İbrahim’den hoşnut ve razı olmuş, onu dost edinmişti.

Sponsor Bağlantılar

İbrahim çocukları çok seviyor ve çocuk hasretiyle de yanıp tutuşuyordu. Sara ve İbrahim birbirine aşk ve şefkat hisleriyle bağlıydı. Sara, eşine çocuk veremediğine üzülüyor, onun başkalarının çocuklarını kucağına alıp, saatlerce oyunlar oynayarak teselli bulmaya çalışmasına kahroluyordu.Çok arzuladığı bir şeyi veremediğinden dolayı İbrahim, ona hiçbir zaman saygısız davranmamıştı.

Sara iç dünyasına dalarak şöyle dedi: “İbrahim, iyi bir insan, sevgi dolu bir eş… O, mutlu bir baba olmayı da hak ediyor. Bu duyguyu ona tattırmalıyım, ama nasıl?

Sonra da yanlarında hizmet veren Hacer’in çare olabileceğini düşündü. Hacer, sağlıklı genç bir kızdı ve muhtemelen İbrahim’e bir çocuk verebilirdi. Bu düşüncesini eşine açtı; ısrarlı davranarak da İbrahim’i, Hacer’le evlenmeye ikna etti.

İbrahim ve Hacer evliliği bir süre sonra İsmail’in dünyaya gelişine sebep oldu. Sara, çok sevdiği eşini mutlu etmek pahasına kadınlık gururundan fedakârlık etmişti ve bu zor duruma katlanmaya çalışıyordu. Fakat zamanla, İsmail büyüyüp de yürümeye başladığında artık dayanma gücünün tükendiğini hissetti.

İçinde bulunduğu gönül darlığını gizlemeye çalışsa da İbrahim, onun mutsuzluğunun fark etmişti. Sara, kötü haldeyken kendisinin iyi olmasının imkânı yoktu ve Rabbinden bir çıkış yolu işaret etmesini istedi/bekledi.

Lut’un yaşadığı kentte ise işler yolunda gitmiyordu…

Lut, İbrahim’le birlikte hicret etmiş, Harran üzerinden Filistin topraklarına gelip Sodom’a yerleşmişti. Sağlam bir muhakeme gücüne ve seçip ayırma yeteneğine sahip dürüst ve erdemli bir insandı Lut…

İçinde yaşadığı kavmi arasında çirkin bir adet baş göstermişti ve bu adet giderek de yaygın bir hal almıştı. Onlar, kadınları bırakıp erkeklerle ilişki kuruyordu. Güpegündüz sokak ortasında grup halinde cinsel ilişkide bulunuyor, özel olarak toplantı yaptıkları yerlerde yellenme yarışmaları düzenliyor, aşağılık ve sapkın yaşam tarzlarına şen şakrak kahkahalar atarak devam ediyorlardı.

Rezillikleri kendi aralarında sınırlı kalmıyordu, gelip geçen yolcuların önünü kesiyor ve genç erkeklerine zorla tecavüz ediyorlardı. Artık homoseksüeller, toplum hayatına tamamen egemen olmuş, azdıkça azmış ve haddi aşmışlardı…

Lut, onlara, sorumluluk bilinciyle hareket etmelerini, kendisinin gönderilmiş güvenilir bir elçi olduğunu, gösterdiği çaba için üstünlük sağlamak veya mal ve servet edinmek gibi bir amacının bulunmadığını söylüyordu:

-“İnsanların arasında hemcinsiniz olan erkeklere mi yaklaşıyorsunuz?

“!”

-“Böyle yaparak, Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bir yana mı bırakıyorsunuz?

“!”

-“Yok, yok; Siz basbayağı sınırları çiğneyen bir topluluksunuz!

-“Eğer bu tavrına bir son vermezsen ey Lut, kesinlikle sürgün edilmiş bir kimse olacaksın!” dediler.

-“Bilin ki ben, bu yaptığınızdan dolayı sizi nefretle kınıyorum!” dedi Lut. (20)

Hacer ve oğlu İsmail’in varlığı kendisi için tahammül edilmez bir hal alınca da, Sara derdini İbrahim’e açmış ve bir çözüm bulmasını istemişti…

Bir gün İbrahim, Rabbinden aldığı işaretle, artık yanında koşacak yaşa gelen oğluna:

-“Yavrucuğum!” dedi,

-“Rüyamda seni kestiğimi görüyorum; bir düşün bakalım, sen bu işe ne dersin?

-“Babacığım!” dedi oğul,

-“Sana emredileni yap!” ve

-“İnşaallah beni sabır gösteren biri olarak bulacaksın!

-“Allah, İbrahim’den hoşnut ve razı olmuş, onu dost edinmişti.” (21)

İbrahim, oğluna temiz kıyafetler giydirerek tenha bir yere götürmüş ve kesmek üzere yüzüstü yatırmıştı. Kurbiyet/Yakınlaşma için feda edeceği o an, Rabbi, ona rüyasını gerçekleştirdiğini ve oğluna karşılık fidye olarak da bir kurbanlık verdiğini vahyetti.

Ve İbrahim, yine Rabbinden aldığı bir işaretle, Hacer ve oğlu İsmail’i Gomore’den alıp çölde uzak bir yere, etrafı kum tepeleriyle çevrili Mekke/Bekke vadisine götürüp bıraktı.

-“Bizi kime emanet ediyorsun?” dedi Hacer,

-“Allah’a!” deyince İbrahim,

-“Öyleyse sorun yok; O bize yeter!” dedi Hacer…

O ıssız vadide bıraktığı anne ve oğlun yanına daha sonra tekrar gelecekti İbrahim ve oğlu İsmail ile birlikte mukaddes beyt/ev Kâbe’yi inşa edecekti…

Zamanın İzi, insanlık âleminin en temiz yürekli, en asil üyesi olan İbrahim’in hayatını hayranlıkla seyrediyordu. Tanrı söz konusu olduğunda İbrahim, tereddüt etmeden her şeyini feda etmeye hazır bir deli âşıktı. Gerçek iman, sevgi ve şefkatin zirve ismiydi o.

-“Allah, İbrahim’e neden “Dostum (Halil)” demiş, şimdi daha anlıyorum!” dedi Zaman Gezgini…

GezGin