Bir tarafta ağlamaktan gözleri kanlanmış bir sokak çocuğu, diğer tarafta evladına, tek umuduna sarılmış bir kadın, bir diğer tarafta ise bir kavgada ellerini başkalarının kanıyla kirletmiş, gözleri dönmüş koca adamlar düşünün. Hepsi insanlığın bir başka yüzünü, bir başka yönünü yansıtır bize. Hepsi karanlıkta kalmışlardır oysaki ışığı görememiş, kaybolmuşlardır. Mağdur da zanlı da aynı karanlığı paylaşıyorlardır aslında. Hepsinin gözünde korku vardır.

Sponsor Bağlantılar

Zanlının gözlerine baktığınızda öfke ve cesaretin altına sinmiş, karanlıkta kalmış bir korkuyu görürsünüz. Biraz daha derinlere bakılırsa tüyler ürpertici bir acı çıkar karşınıza. Kendisi de bilmez ama attığı her tokatta bileğinde hissettiği o güç, içindeki korkunun biçim değiştirmiş halidir. Hiçbir zaman kaybolmaz bu korku. Gücüne güç katar belki de. Şiddet halkası devam ettikçe o da kendini yeniler ve sonsuz nefrete dönüşür zamanla.

Mağdurun gözlerine baktığınızda, acıyla yanan bir korkuyla karışık şefkate duyulan açlığı görürsünüz. Kimi bu sevgiyi ve şefkati bulamaz. Şanslı iseler, bir dost bir anne sıcaklığındaki o el onları kaldırır ve yüreklerine dokunur. İşte bu zaman gözlerinin acıyla yanan alevi, zamanla deva olan bir suyun pırıltısına dönüşür.

Peki ya şefkati bulamayan, elinden tutup kaldıracak birine hiç sahip olamamış olanlar? Onların şefkat açlığı zaman içinde yerini şiddete bırakır, derin bir korku halini alır ve kendini şiddet dalgasının bıraktığı zincire yeni bir halka olarak ekler. Artık ağlayan sokak çocuğu bir yankesici, belki bir kaçakçı ya da küçük çaplı bir mafya; kadın kötü bir anne, duyarsız bir eş; gözleri dönmüş o koca adamın mağduru ise belki azılı bir katil ya da zalim bir kavga adamı olur çıkar.

Halka çoğalır, çoğaldıkça başka halkaları beraberinde getirir ve toplumsal bir sorun halini alır. Bu zinciri kıranlar ve bu zincirin dışında kalanlar ise zincirin halkalarını kırabilecek yegâne kişilerdir.