Atatürkün bilimle ilgili sözleri, Atatürkün bilim ile ilgili sözleri, Atatürk’ün bilimle ilgili sözleri, Atatürkün bilime verdiği önem, Atatürkün bilim hakkındaki sözleri, atatürkün bilim hakkında sözleri, Attürk’ün bilim ile ilgili sözleri, Atatürkün bilime verdiği önemi anlatan sözleri, atatürkün bilim ile ilgili sözlerinin anlamları açıklamaları, atatürkün bilim ve teknoloji ile ilgili sözleri, atatürkün bilim ve fen ile ilgili sözleri, atatürkün bilim ve sanat ile ilgili sözleri, atatürkün akıl ve bilim ile ilgili sözleri, atatürkün bilim ile ilgili özlü sözleri, atatürkün bilim ve teknik ile ilgili sözleri, atatürkün bilim adamı ile ilgili sözleri, atatürkün bilim ile ilgili kısa sözleri, atatürkün bilim ve eğitim ile ilgili sözleri, atatürkün bilim sanat ile ilgili sözleri, atatürkün bilimle ilgili özlü sözleri, atatürkün bilimle ilgili kısa sözleri, atatürkün akıl ve bilimle ilgili sözleri, atatürkün bilimle ilgili güzel sözleri, atatürkün bilimle ile ilgili sözleri, atatürkün eğitim ve bilimle ilgili sözleri, atatürkün sanat ve bilimle ilgili sözleri…
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 1
Bilim, gerçeği bilmektir.
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 2
Her işin esas hedefine kısa ve kestirme yoldan varmak arzu edilmekle beraber, yolun kabul edilebilir; mantıki ve özellikle ilmi olması şarttır.
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 3
Ben askerî deha filân bilmiyorum. Herhangi bir zorluk önünde kaldığım zaman benim yaptığım iş şudur: Vaziyeti iyice tesbit etmek, sonra bu vaziyet karşısında alınacak tedbirin ne olduğuna karar vermek.
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 4
Bütün ilerlemeler, insan fikrinin eseridir. Fikri harekete getirmek birinci işimiz olmalıdır. Bir kere millet benliğine hakim olsun ve düşünebilsin, yeter! Başlangıçta hatalı düşünse de, az zaman sonra bu hatayı düzeltebilir. Fikir bir kere faaliyete başladı mı, her şey yavaş yavaş düzene girer ve düzelir.
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 5
Gözlerimizi kapayıp, yalnız yaşadığımızı varsayamayız. Ülkemizi bir çember içine alıp dünya ile ilgilenmeksizin yaşayamayız. Tersine gelişmiş,uygarlaşmış bir ulus olarak uygarlık alanının üzerinde yaşayacağız: bu yaşam ancak bilim ve fenle olur. bilim ve fen nerede ise oradan alacağız ve ulusun her bireyinin kafasına koyacağız. Bilim ve fen için bağ ve koşul yoktur. (1922; S.D. I )
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 6
Hayatta en hakiki mürşit, ilimdir.
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 7
Fikirler anlamsız, mantıksız, boş sözlerle dolu olursa, o fikirler hastalıklıdır Aynı şekilde sosyal hayat akıl ve mantıktan uzak, faydasız, zararlı ve birtakım inançlar ve geleneklerle dolu olursa felce uğrar. (1922)
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 8
Bizim akıl, mantık, zeka ile hareket etmek en belirgin özelliğimizdir. Bütün hayatımızı dolduran olaylar bu gerçeğin delilidirler. (1925)
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 9
İlim ve özellikle sosyal bilimler dalındaki işlerde ben emir vermem. Bu alanda isterim ki beni bilim adamları aydınlatsınlar. Onun için siz kendi ilminize, irfanınıza güveniyorsanız, bana söyleyiniz, sosyal ilimlerin güzel (yapıcı) yönlerini gösteriniz, ben takip edeyim.
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 10
Dünyayı istediği gibi kullanan kuvvet, fikirler ve bu fikirleri belirleyen ve yayan kimselerdir. Fikrin özelliği de hiçbir itirazın bozamayacağı bir kesinlikle kendi kendisini kabul ettirmektir. Bu da fikrin yavaş yavaş duygular haline gelerek inanca dönüşmesiyle mümkündür ve böyle olduktan sonradır ki, onu sarsmak için bütün başka mantıkların, başka düşüncelerin hükmü olamaz. (1914)
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 11
Evet; ulusumuzun siyasal, toplumsal yaşamında ulusumuzun düşünce bakımından eğitiminde de kılavuzumuz bilim ve fen olacaktır. (1922; S.D. II )
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 12
İnsanların hayatına, faaliyetine egemen olan kuvvet, yaratma icat yeteneğidir. 1930
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 13
Ülkemizin en bayındır, en latif , en güzel yerlerini üç buçuk yıl kirli ayaklarıyla çiğneyen düşmanı yenen zaferin sırrı nerededir bilir misiniz ? Orduların yönetiminde , bilim ve fen ilkelerini kılavuz edinmektir. Ulusumuzu yetiştirmek için temel olan okullarımızın, yüksek okullarımızın kurulmasında aynı yolu izleyeceğiz.
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 14
Akıl ve mantığın çözümleyemeyeceği mesele yoktur.
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 15
Ülkemiz içinde uygar düşüncelerin , çağdaş ilerlemelerin bir an yitirmeksizin yayılması ve gelişmesi gerektir. Bunun için bütün bilim ve fen adamlarının bu konuda çalışmayı bir namus borcu bilmesi gerekir.
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 16
Öğretmenlerimiz , ozanlarımız , edebiyatçılarımız ulusa bu felaket günlerini ve onun gerçek nedenlerini açık ve kesin olarak yazıp söyleyecekler, bu kara günlerin dönmemesi için dünya yüzünde uygar ve çağdaş bir Türkiye’nin varlığını tanımak istemeyenlere , onu tanımak zorunda olduğumuzu anımsatacaktır. (1922 / M.E.D.B. )
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 17
Bu dünyada her şey insan kafasından çıkar. Bir insan başının ifade etmeyeceği hiçbir şeyi düşünemiyorum.
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 18
Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı, akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkumdur.
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 19
Dünyada her şey için, yaşam için, başarı için en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir. Bilim ve fennin dışında yol gösterici aramak aymazlık, bilgisizlik, doğru yoldan çıkmışlıktır. Yalnız bilimin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki evrelerinin gelişimini anlamak ve ilerlemelerini izlemek koşuldur. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki bilim ve fen dilinin çizdiği genel kuralları, şu kadar bin yıl önce bugün aynı biçimde uygulamaya kalkışmak, elbette bilim ve fennin içinde bulunmak değildir. (1924 ; S.D. II )
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 20
İnsan vücudu bir kürsüdür; zeka cevherinin korunduğu yer olan başı, üzerinde taşımak için kurulmuş bir kürsü! Çünkü esas zekadır.
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 21
Ben, manevî miras olarak hiç bir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir.
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 22
Fikirler, zorla ve şiddetle, top ve tüfekle asla öldürülemez!
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 23
Allah dünya üzerinde yarattığı bu kadar nimetleri, bu kadar güzellikleri insanlar istifade etsin, varlık içinde yaşasın diye yaratmıştır ve azamî derecede faydalanabilmek için de, bütün yaratıklardan esirgediği zekâyı, akıllı insanlara vermiştir. (1923)
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 24
Bilim ve fen nerede ise oradan alacağız ve ulusun her bireyinin kafasına koyacağız.
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 25
Bu millet ve memleket ilme, irfana çok muhtaç; tahsil yapmış, diploma almış gelmiş, olanları korumak kadar doğal ve lüzumlu bir şey olmaktan başka, parti parti eğitim ve öğretim görmek için ilim ve fen almak için Avrupa’ya, Amerika’ya ve her tarafa çocuklarımızı göndermeye mecburuz ve göndereceğiz. İlim ve fen ve ihtisas nerede varsa, sanat nerede varsa gidip, öğrenmeye mecburuz. Bu nedenle artık himaye ok zayıf kalır. Bunun yerine mecburiyet geçerli olur.
Gazi Mustafa
Kemal Atatürk

ödevim viti ve 100 aldım notum azla gelecek derdim ama daha 100 almadım yarın alacagım
Banane Küçük sırlardan adamın biri gelmiş neymiş efendim ben küçük sırları seviyorum diyor o arkadaş boşa gelmiş biz öğrenmeye Atatürkün laflarını yazmaya geldik Yh
ALAH RAZI OLSUN!!!
çok beğendim
süpeg süpeg
bence çok hoş ve güzel
bence çok hoş ve güzel
bence çok hoş ve güzel
qzL
ödevim biti süper
ykü ana hatlarıyla; adliyede yazman olan (eski adıyla zabıt katibi, daha da eskiye gidilirse katib-i adil) bir kadının, yargıcın ve kanunun söylediklerini tutanaklara geçirirkenki iç hesaplaşması üzerine kurulmuş. Yalnız öyküyü anlamlı kılan durum, kadının tutanaklara suçu ve suçluyu yazarken; kendisinin de suçun bir parçası olma gerçeğini kavrayışıdır. Yani haksızlığa ortak olma, onun bir parçası olma gerçeği vicdanın özüne oturmuş, kadını tüm varlığıyla soru sormaya, sorgulamaya itmiştir.
Öykünün karakteri “vicdan” kavramını, iş yerinde kulandığı “makine” ile “insan” arasındaki en temel fark olarak görmekte; insanın düşünme ve duyuş aracılığıyla salt vicdana, doğruya ulaşabileceğine inanmaktadır.
Devamını okuyun »
kategori:şükran kurdakul
2 yorum
Onlar (Kardeşim Deniz 4)19 Şub 2012
Mehmet Sürücü
Ama yeri titreten güçlü tanrı
gözleri kapalı durmuyordu nöbete.
oturmuş gözlüyordu savaşı, dövüşü,
ta yukarılarda, ormanlık Semendireğin en sivri doruğunda.
İlyada, Homeros
Onlar
Uyandım. Hafif bir motor sesi geliyor bir yerlerden. Giyindim. Kamaradan çıktım.
Orta kamaranın etrafı demir borulardan bir korkulukla çevrelenmiş. Kıç tarafındaki geniş bölmeye doğru yürüdüm. Kenarda, istiflenmiş tahta balık kasaları iplerle korkuluklara bağlanmışlar. Korkuluk boyunca dolanıyorum.
Ege Denizindeyiz. Korkuluğa dayanıp bakıyorum. Sesizce masmavi sularda süzülüyoruz. Uzaklarda beli belirsiz, mavimsi karaltılar, güneş bulutların ardında. Hafif kıyılar esiyor.
Tekne ağır yola ilerliyor. Satime baktım, 6.30.
Üst güverte kamarasında reis, ufka dalgın dalgın bakıyor.
Devamını okuyun »
kategori:her dem edebiyat
4 yorum
Şükran Kurdakul – Giderken16 Şub 2012
eren
Şükran Kurdakul hapishaneyle erken tanışan yazarlarımızdan. 1946 tevkifatında, henüz 19 yaşındayken tutuklanıyor. Tanığın Biri’nde bu erken tutukluluğun etkilerini olanca yoğunluğuyla hisediyoruz. Kitabın ilk öyküsü olan “Giderken”, bir işkence öyküsü. Daha doğrusu, iç içe kurgulanmış bir “işkenceler” öyküsü. Bu nedenle, öyküye işkenceler penceresinden bakmayı denemek istiyorum.
“Giderken”deki iç içe geçmiş işkencelerden en belirgin olanı hasta yatağında ölümü beklemekte olan işkencecinin 1946 ve 1951 tevkifatlarında tutuklananlara uyguladıkları. İşkenceye maruz kalan TKP’lilerin haykırışları, işkencecinin hafızasında yankılanıp duruyor. Öykü boyunca bölük pörçük kâbuslar gibi gelip giden bu anılar işkence “seans”larından kesitler sunuyor. Kurdakul, işkencenin ağırlığını hisetiriyor, ama işkenceyi suistimal etmiyor. İki unsurun öykünün dengesinde önemli olduğunu düşünüyorum.
Devamını okuyun »
kategori:şükran kurdakul
9 yorum
Göl13 Şub 2012
Mehmet Sürücü
Pelikan, durgun suda yası gagasını boynuna doğru eğip, gözlerini kapatmış. Kimi anlar, hafif bir rüzgâr kırıntısı, bulanık suyun yüzeyini tülendiriyor. Tahtaları yıların izleriyle kararmış sandalın suyun oynaştığı seviyelerinde yeşil yosunlar dalgalanıyor. Sanki yılar yılı göle açılmamış, yerinden hiç ayrılmamış gibi görünen sandal gölün üzerini kaplayan sesizlikle bütün, durgunluğun ayrılmaz bir parçası gibi. Bir “Sandal Oblomov”
Yaşlı, dudaklarının arasında yanan sigarası hiç eksilmeyen balıkçı, göze göz dolmuş fanyalı ağdan balıkları ayıklayıp, içinde kuyrukların çırpındığı plastik kasaya atıyor.
Devamını okuyun »
k…
Devamı: .yenimakale.com/wordpres/ataturkun-bilim-ile-ilgili-sozleri.html#ixz1ocZBpBbn
teşekür ederim sayenizde ödevim biti
iyiki varsı bi gün dogum gününü söle kutlayak 🙂 😀
:*
bunu yazdım öğretmen çok beğendi.Diğer sınıflarada okudum senin sayende görevlendirildim ve sosyal sınavında atatürkün bilime verdiği önemle ilgili yazılar yazılacaktı yani bunlar ve 100 aldım çok saol
çok güzel sağolun ya ödeve çok yardımınız dokundu öğr. 5 tane dedi ben birsürü yazdım çok beğendi öğr. 🙂 tşk
ciden saolsun bu siteyi açan çok işime aradı , valaha alah çıkardı karşıma bu siteyi 🙂
güzel olmuş
saolun arkadaşlar
daha kısaları yoq mu
ben yaptım ama daha hocaya okumadım eğre iyi not alırsım begenmekle kalmıcam sitenın sahıbını bulcam
bunun sayesinde tam puan aldım
son anda biten ödev ve siz sağ olun var olun ;)))
oh be buldum bu site sayesinde çok sagolun saygılar…..
Cok Guzeldi Odevime Cok Yardimci Oldu Siteyi Acana Tesekurler… Ama Biraz Uzun Olmus Sanki 🙂
ben bu sözler sayesinde 100aldım
ödev biti oh ne güzel
odevimi btirdm
süper ödev biti tam puan aldım 😀
harika bilgiler buldum
harika ödev biti.
bu ne be atatürk bu kadar laf söylediyse artık yuğ
Hepsi çok güzel ama birz daha kısa olsa ne güzel olur
vala çok sevdim bi ödev vardı 2 dakada biti hazırlayanlardan Alah razı olsun
çok teşekürler!!!
nbr irem benle sv olur musun
Elinize sağlık sos ödevi biti
vala çok güzel ödev hemen biti koptum ya
teşekürler ödevim hemen biti
böyle
bir
site
açmaları çok güzel ve yararlı olmuş yetkili kişilere teşekür ederim
bi kısa olan 2 3 tane mi vr
atatürkü çok seviyorum o çok iyi bir insan atam sonsuzakadar bizimlesin hala benim kalbimdesin çok güzel ve çok mantıklı sözlerin var iyiki doğdun atam sen olmasan biz ne yapardık
Şükran Kurdakul – Yargı Payı23 Şub 2012
Cihan Başbuğ
“Yargı Payı”, Kurdakul’un ilk öykü kitabı olan Tanığın Biri’nden.
Öykü ana hatlarıyla; adliyede yazman olan (eski adıyla zabıt katibi, daha da eskiye gidilirse katib-i adil) bir kadının, yargıcın ve kanunun söylediklerini tutanaklara geçirirkenki iç hesaplaşması üzerine kurulmuş. Yalnız öyküyü anlamlı kılan durum, kadının tutanaklara suçu ve suçluyu yazarken; kendisinin de suçun bir parçası olma gerçeğini kavrayışıdır. Yani haksızlığa ortak olma, onun bir parçası olma gerçeği vicdanın özüne oturmuş, kadını tüm varlığıyla soru sormaya, sorgulamaya itmiştir.
Öykünün karakteri “vicdan” kavramını, iş yerinde kulandığı “makine” ile “insan” arasındaki en temel fark olarak görmekte; insanın düşünme ve duyuş aracılığıyla salt vicdana, doğruya ulaşabileceğine inanmaktadır.
Devamını okuyun »
kategori:şükran kurdakul
2 yorum
Onlar (Kardeşim Deniz 4)19 Şub 2012
Mehmet Sürücü
Ama yeri titreten güçlü tanrı
gözleri kapalı durmuyordu nöbete.
oturmuş gözlüyordu savaşı, dövüşü,
ta yukarılarda, ormanlık Semendireğin en sivri doruğunda.
İlyada, Homeros
Onlar
Uyandım. Hafif bir motor sesi geliyor bir yerlerden. Giyindim. Kamaradan çıktım.
Orta kamaranın etrafı demir borulardan bir korkulukla çevrelenmiş. Kıç tarafındaki geniş bölmeye doğru yürüdüm. Kenarda, istiflenmiş tahta balık kasaları iplerle korkuluklara bağlanmışlar. Korkuluk boyunca dolanıyorum.
Ege Denizindeyiz. Korkuluğa dayanıp bakıyorum. Sesizce masmavi sularda süzülüyoruz. Uzaklarda beli belirsiz, mavimsi karaltılar, güneş bulutların ardında. Hafif kıyılar esiyor.
Tekne ağır yola ilerliyor. Satime baktım, 6.30.
Üst güverte kamarasında reis, ufka dalgın dalgın bakıyor.
Devamını okuyun »
kategori:her dem edebiyat
4 yorum
Şükran Kurdakul – Giderken16 Şub 2012
eren
Şükran Kurdakul hapishaneyle erken tanışan yazarlarımızdan. 1946 tevkifatında, henüz 19 yaşındayken tutuklanıyor. Tanığın Biri’nde bu erken tutukluluğun etkilerini olanca yoğunluğuyla hisediyoruz. Kitabın ilk öyküsü olan “Giderken”, bir işkence öyküsü. Daha doğrusu, iç içe kurgulanmış bir “işkenceler” öyküsü. Bu nedenle, öyküye işkenceler penceresinden bakmayı denemek istiyorum.
“Giderken”deki iç içe geçmiş işkencelerden en belirgin olanı hasta yatağında ölümü beklemekte olan işkencecinin 1946 ve 1951 tevkifatlarında tutuklananlara uyguladıkları. İşkenceye maruz kalan TKP’lilerin haykırışları, işkencecinin hafızasında yankılanıp duruyor. Öykü boyunca bölük pörçük kâbuslar gibi gelip giden bu anılar işkence “seans”larından kesitler sunuyor. Kurdakul, işkencenin ağırlığını hisetiriyor, ama işkenceyi suistimal etmiyor. İki unsurun öykünün dengesinde önemli olduğunu düşünüyorum.
Devamını okuyun »
kategori:şükran kurdakul
9 yorum
Göl13 Şub 2012
Mehmet Sürücü
Pelikan, durgun suda yası gagasını boynuna doğru eğip, gözlerini kapatmış. Kimi anlar, hafif bir rüzgâr kırıntısı, bulanık suyun yüzeyini tülendiriyor. Tahtaları yıların izleriyle kararmış sandalın suyun oynaştığı seviyelerinde yeşil yosunlar dalgalanıyor. Sanki yılar yılı göle açılmamış, yerinden hiç ayrılmamış gibi görünen sandal gölün üzerini kaplayan sesizlikle bütün, durgunluğun ayrılmaz bir parçası gibi. Bir “Sandal Oblomov”
Yaşlı, dudaklarının arasında yanan sigarası hiç eksilmeyen balıkçı, göze göz dolmuş fanyalı ağdan balıkları ayıklayıp, içinde kuyrukların çırpındığı plastik kasaya atıyor.
Devamını okuyun »
kategori:çay ocağı
2 yorum
Şükran Kurdakul – Onların Çocukları10 Şub 2012
eren
Onların Çocukları (1975), Mili Mücadele yılarını yaşayan kuşağın çocuklarının hayatından kesitler sunar. Bu hayatın çelişkilerine, henüz anıları taze olan Mili Mücadele’yi de hesaba katarak, “mücadele” perspektifinden bakar. Kurdakul, öykü kişilerini ülkeyi daha yaşanılır bir yer haline getirmeye çalışan işçilerden, memurlardan, sendikacı ve sosyalistlerden seçer. Onların mücadelesine ve bu mücadelenin politik hesaplar peşindeki kesimlerce bastırılmasına eğilir. İktidar sahipleri, tıpkı mütareke yılarının Ali Kemal’leri gibi, direnişi örgütlemeye çalışanları tutuklatmakta, sarı sendikacılığı palazlandırmakta, sosyalistlere işkence yapmaktadır.
Kurdakul’un Mili Mücadele’yle sosyalizm mücadelesi arasında kurduğu paralelik daha kitabın adından başla***** bütününe yayılır.
Devamını okuyun »
kategori:şükran kurdakul
2 yorum
Jorge Luis Borges – Babil Kitaplığı08 Şub 2012
Mehmet Sürücü
“Babil Kitaplığı” 1941’de yazılmış. O dönemde Borges Arjantinde, Sur dergisinde kitap tanıtımları yapıyor, bir yandan da okuduğu kitapların üzerinden, eğlenceli, farklı metinler türetiyordu. Hep, yazar yanından önce, okur kimliğini ön plana çıkaran birisiydi. Öykülerinin felsefi derinliği, günlük yaşamın, Arjantin’deki kenar mahale söylencelerinin masalsı, mitolojik anlatımları, onun ayırıcı özeliğidir.
Dünyanın en çok tanınan körlerinden birisidir Borges. 1955’te, Arjantin Ulusal Kitaplık müdürlüğüne atandığında, 900.000 kitabın ortasındaki bir kördür.
Devamını okuyun »
kategori:bir nefeslik ara
11 yorum
Meyhane (Kardeşim Deniz 3)04 Şub 2012
Mehmet Sürücü
Onlar balık kasalarını kamyona yüklerken, tekneye bindim. “Hoş geldin” dileklerini tuhaf bir ürkeklik ve heyecanla yanıtladım.
Sarışın bir genç, beni demir bir merdivenden çıkarıp, orta kamarada yatacağım yeri gösterdi. İki yatak, bir sehpa, televizyon, iplerle duvara bağlanmış küçük bir buzdolabı sığacak kadar genişçe bir yerdi. Yanları, belirli bir yüksekliğe kadar verniklenmiş lambrilerle kaplanmıştı. Karşılıklı monte edilmiş iki kalorifer peteği, beli belirsiz bir ahşap ve balık kokusunun sindiği kamarayı sıcacık yapmıştı. Sırt çantamı, fotoğraf makinemi yatağın üzerine bırakıp alt kamaraya indim.
Tanışma
Alt güvertedeki, kamaraların en geniş olanı. Dinlenme, televizyon izleme, yemekhane olarak kulanılıyor. Bitişik, küçük bölme mutfak.
Devamını okuyun »
kategori:her dem edebiyat
5 yorum
Şükran Kurdakul – Kurtuluştan Sonra03 Şub 2012
eren
Adnan Özyalçıner, Şükran Kurdakul’un Evrensel Basım Yayın’dan çıkan toplu öykülerinin önsözünde şöyle söylüyor: “Kurdakul’un kitaplarını yayımlanış sırasına göre değil de dönemsel açıdan ele almak gerekir.” Yayınevi de Özyalçıner’in bu tavsiyesine u***** kitapları kronolojik sırayla değil, ele aldıkları dönem sırasına göre düzenlemiş. Kitaplar bu nedenle benim ilk bakışta yadırgadığım bir sırayla okura sunuluyor: Kurtuluştan Sonra (1973), Onların Çocukları (1975), Beyaz Yakalılar (1972), Tanığın Biri (1970).
Kurtuluştan Sonra, adından da anlaşılacağı gibi Kurtuluş Savaşı’nın hemen sonrasındaki dönemi ele alıyor.
Devamını okuyun »
kategori:şükran kurdakul
1 yorum
Theodoros Angelopoulos31 Oca 2012
Mehmet Sürücü
Onun hakında çok yazıldı, konuşuldu. Bütün dünyada tutkulu, azımsanamayacak çoklukta sevenleri olduğunu biliyoruz. Onunla tanışmam, muhacir kökenim, Balkanlarla ilgili her türlü sanatsal yapıta daha duyarlı oluşum nedeniyleydi. Yönetmenler vardır, bir filmini izlersiniz. O yönetmeni, sinemasal anlatımı, fikirleri, daha pek çok farklılığıyla kendinize daha yakın bulursunuz. Okuduğunuz ilk kitabında, o yazarın sizin yazarınız olduğunu anladığınızdaki duygulara benzer şeyleri yönetmene karşı hisedersiniz. Tüm kitaplarını okuma tutkusu gibi, tüm filmlerini izleme isteği duyarsınız. O, böyle bir yönetmen oldu benim için.
1935’te Atina’da doğdu. İkinci dünya savaşı, ülkedeki siyasal karışıklıklar, savaş sırasında başlayıp sonrasında da süre giden iç savalarla sürekli kaynayan bir ülkede büyüdü.
Devamını okuyun »
kategori:film odası
yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
Şükran Kurdakul – Beyaz Yakalılar (Kitap)27 Oca 2012
eren
Beyaz Yakalılar (1970), Şükran Kurdakul’un ikinci öykü kitabı. Adından da anlaşılacağı gibi beyaz yakalıların dünyasını merkezine alan öykülerden oluşuyor. Beli ki Kurdakul öykülerini belirli bir konu/ tema çerçevesinde kurmayı, bir konuya çeşitlemelerle yaklaşmayı seviyor. Bunun güzel bir tarafı var: kitaptaki farklı isimli memurlar bir araya gelip belirli bir Memur karakteri oluşturuyor. Memur, duygulu bir insan. Yürümeyi, yürüyerek düşünmeyi çok seviyor. İş hayatının ilk yılarında hayaleri, idealeri olan fakat yılar geçtikçe bunları gerçekleştirememenin ağırlığıyla kendine yabancılaşan biri. Bir de geçim sıkıntısı çekiyor. O yüzden rüşvet almış yürümüş. Beyaz Yakalılar bu Memur’u değişik yönleriyle, hayatının değişik dönemlerinden kesitler sunarak anlatıyor. “Kiralık Kasalar”daki şu pasaj Memur’un hayatının özeti gibi:
“”
“O da böyle başlamamış mıydı yılar önce.. O da şimdikiler gibi tüm bankanın küçük hanımlarını kendine hayran sanarak coşku içinde..
Devamını okuyun »
kategori:şükran kurdakul
3 yorum
1 2 3 4 5 … sonraki › son »
çok güzeldi beğendim
çok güzeldi beğendim
çok güzeldi beğendim
çok güzeldi beğendim
bunuda yazsalardı daha iyMustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik’te Kocakasım Mahalesi, Islâhâne Cadesi’ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Bai olurdu
bası Ali Rıza Efendi, anesi Zübeyde Hanım’dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyılarda Konya ve Aydın’dan Makedonya’ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Anesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım’la evlendi. Atatürk’ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.
Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi’nin mahale mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi’ne geçti. Bu sırada babasını kaybeti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği’nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik’e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye’ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına “Kemal” i ilave eti. 1896-1899 yılarında Manastır Askeri İdâdi’sini bitirip, İstanbul’da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi’ne devam eti. 11 Ocak 1905’te yüzbaşı rütbesiyle Akademi’yi tamamladı. 1905-1907 yıları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907’de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır’a I. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909’da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa’ya gönderildi. Picardie Manevraları’na katıldı. 1911 yılında İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.
1911 yılında İtalyanların Trablusgarp’a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911’de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912’de Derne Komutanlığına getirildi.
Ekim 1912’de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır’daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne’nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915’te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ’da görevlendirildi.
1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı’nda, Mustafa Kemal Çanakale’de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine “Çanakale geçilmez! ” dedirti. 18 Mart 1915’te Çanakale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası’na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915’te Arıburnu’na çıkan düşman kuvetlerini, Mustafa Kemal’in komuta etiği 19. Tümen Conkbayırı’nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915’te Arıburnu’nda tekrar taruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos’ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos’ta K****tepe, 21 Ağustos’ta I. Anafartalar zaferleri takip eti. Çanakale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal’in askerlerine “Ben size taruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!” emri cephenin kaderini değiştirmiştir.
Mustafa Kemal Çanakale Savaşları’dan sonra 1916’da Edirne ve Diyarbakır’da görev aldı. 1 Nisan 1916’da tümgeneraliğe yükseldi. Rus kuvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis’in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep’teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917’de İstanbul’a geldi. Velihat Vahidetin Efendi’yle Almanya’ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyahaten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad’a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918’de Halep’e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918’de İstanbul’a gelip Harbiye Nezâreti’nde (Bakanlığında) göreve başladı.
Mondros Mütarekesi’nden sonra İtilaf Devletleri’nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfetişi olarak 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. 22 Haziran 1919’da Amasya’da yayımladığı genelgeyle “Miletin istiklâlini yine miletin azim ve kararının kurtaracağını ” ilan edip Sivas Kongresi’ni toplantıya çağırdı. 23 Temuz – 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 – 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi’ni topla***** vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919’da Ankara’da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Milet Meclisi’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi Türkiye Büyük Milet Meclisi, Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.
Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’I işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması’nı imzala***** aralarında Osmanlı İmparatorluğu’nu paylaşan I. Dünya Savaşı’nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Miliye adı verilen milis kuvetleriyle savaşıldı. Türkiye Büyük Milet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Miliye – ordu bütünleşmesini sağla***** savaşı zaferle sonuçlandırdı.
ödew için işime çok yaradı bu siteyi açana çk tşklr
ödew için işime çk yaradı bu siteyi yapanlarara çk tşklr
xcrazboyx nereden bildin 5. sınıfa gitiğimizi…
Yazanın elerine sağlık çok güzel olmuş.Ama Atatürkün ne kadar güzel sözleri var değil mi arkadaşlar?
Çok teşekür ederim çok yardımcı oldunuz artık ödevlerimi hep buradan yapacağım bir de ben bir kıza AŞIĞIM NASIL AÇILIRIM NOLUR SOLEYİN N 🙂 😀
Atatürk’ün çok güzel sözleri var
vala cok guzel yazanın ayagını yalayacam 😀
çok güzel çünkü öğretmenden dayak yemeyeceğim
bu site ye bakanlar kesin 5. sınıfta+++++***********************
her salı 19.45te trt 1 de bi dizi war çok güzel lo
lan nbr!!
çok ama çok güzel güzel olduğu kadarda uzun
çok güzel yazarın elerine sağlık.
Bunu öğretmene gösterdim ve bana 100 verdi
SaYgIlArIm Ve SeVgİlErİmLe
Asİ sTyLa
bunları bilmek çok güzel bişiey
ya çok uzunlar yaz yaz bitmiyo pek güzel değildi…
elerinize sağlık çok güzel olmuş sizin sayenizde performantan 100 aldım
ya keşke kısa cümleler yazsaydın yaz yaz bitmedi.sen bizi eşek sandın heralde baby!!!
****** çok güzel
tşk
eyw bilader sayende ödev biti yazanın elerine sağlık 🙂
eyw bilader sayende ödev biti yazanın elerine sağlık 🙂
hiç bişi anlamadım
odev biti
===SaoL cok tesekur ederim
SayqiLaR KoPuq CoCuK
vay canına süper sözler hepsine bayıldım hele hele 1. sayfadaki son söze tam benlik süper
oh ödev biti
bak eleman dedim yapma dedim sakalım yok ki beni dinleyesin
bak eleman dedim yapma dedim sakalım yok ki beni dinleyesin
güzel olmuş
*****k şeylrer paylaşıyorsunuz oros********************p********************u****************************************l********************a****************************************r
çok guzel oluş çok işime yaradı cnm saol!!!
🙂
muck
😉
oruspi ata
SAAOLUN
ODEW
BİTİ
SAAOLUN
çok sağolun ödevimi sizin sayenizde yaptım !!!!…:D
çok guzelödev biti 🙂 😀
tht h
ödevimi kolaylıkla bitirdi çok güzel idi,teşekürler
bütün yazılar çok uzun daha kısa yapın
Ç********************OK İĞRENÇ
Çok işime yaradı . Sağolun
güzel
Sayfası çok güzel tavsiye ederim
teşekürler işime çok yrdı
teşekürler işime çok yrdı
ödevim biti teşekür
odevim biti
nale aleyu
gerçekten çok güzel lmuş ödevimi yapmamda çok işime yaradı teşekür ederim.
Çok saolun ödev biti
mşl************************************************************h……nazar deymesinmuck tık tık..
sen o
sen o
sen o
ohjcgb
bu sözler çok güzel ve ödevimi bitirmeme yardımcı oldu