Tarihsel Ardalan Babil yaratilis söyleni, gökyüzünde iken anlamina gelen baslangiç sözlüklerinden Enuma Elis olarak bilinen destandir. Ingiliz Arkeologlarin,1845’te simdiki Irak topraklarindaki Ninova’da baslattiklari kazilar sirasinda bulduklari yedi adet kil tablet üzerine çivi yazisi ile kaydedilmistir. Bu tabletler IÖ 688 ile 627 yillari arasinda hüküm süren Kral Asurbanipal’in kütüphanesine aittir. Ninova’dan pek uzak olmayan Ashur’daki Alman kazilari 1902 de baslamis ve bunun sonucunda Babillerin ulusal tanrisi Marduk’un adinin yerine Asurlularin ulusal tanrisi Ashur’un adinin bulunmasi disinda tamamen ayni olan Enuma Elis’in bir baska degiskesi bulunmustur.

Sponsor Bağlantılar

Böylelikle, bu destanin, Babiller için oldugu kadar, Asurlular için de önemli oldugu anlasilmaktadir. Bu tabletlerin tahminen IÖ 1000 yillarina kadar dayanmasina ragmen,içerikleri ve biçimleri, üzerlerine kayitli olan hikayenin IÖ 1900’ler kadar eski yillarda var olabilecegini ortaya koyar. Babil’i IÖ 1728’den IÖ 1686 yilina dek yöneten Hammurabi’nin ünlü yasalar toplulugunun girisinde hem Enuma Elis, hem de Marduk’tan söz edilir. Giris kismindaki Ifade söyledir:

“Tanrilarin Krali Enum ile göklerin ve yeryüzünün efendisi ve ülkenin kaderini belirleyen tanri olan Enlil’in, Marduk’u tanrilar arasinda üstün kildiklari, daha sonra ona Enlil’in tüm insanlar üzerindeki krallk görevini verdikleri ve sonunda Babil’i dünya devletleri arasinda üstün kildiklari zaman Enum ve Enlil beni, dindar ve tanridan korkan Hammurabi’yi, ülkenin üzerinde adaletin bir günes gibi parlamasini saglayarak ve böylece kötü olan herseyi yok ederek insanlarin hayatlarini zenginlestirmek için seçtikleri zaman.”

Babil’de her sene sonbaharin baslangicini simgleyen on günlük Yeni Yil festivalinin bir parçasi olarak, Enum Elis, husu içinde ezbere okunur ve dramatize edilirdi. Tatil, evrendeki düzenin yeniden kurulmasi, hayatin yenilenmesi ve gelecek yil için tüm insanlarin kederlerinin belirlenmesini vurgulayan ciddi bir olaydi. Bilim adamlari, Babillerin, Enuma Elis’te anlatilan kaos güçleri ile düzen güçleri arasindaki savasi pandomimle temsil ettiklerine inanmaktadir. Marduk mahkumiyetten kurtulana dek Babil sokaklarinda düzensizlik hüküm sürecektir.

Daha sonra Marduk, Tiamat ve onun seytani güçlerine karsi tanrilarin gücünü temsil eden bir tören alayina önderlik edecektir. Marduk’un, Tiamat’i ve onun isyankar güçlerini alayci bir savastan sonra yenmesi ve evrende düzeni kurmasindan sonra Babiller onun suretini; babil sokaklarinda gösterisli bir resmi törenle karsilayacaktir. Bu büyülü yöntemle insanlar, kaderlerini kontrol eden tanrilari etkilemeyi ve bereket, bolluk ve iyi talihle dolu bir yil getirmeleri için ikna etmeyi ummuslardir. Ayrica Babil halki, bu söylemin Dicle ve Firat nehirleri üzerinde sihir gücüne sahip oldugunu da düsünmüs olabilirler. Bu nehirler her yil kiyilarini basmis ve sik sik yasadiklari yerlerin sert tufanlarla harap etmislerdir. Insanlar dramatizasyon ve büyü gücünü bu korkunç bahar tufanlarinin tahribine karsi topluluklarini koruyabilmek amaciyla kullanadilar. Marduk, söylen tarafindan onurlandirildiginda, ayni zamanda evreni yaratan ve kaostan bir düzen çikaran Babil’in koruyucusu tanrisi ve tanrilarin yeryüzündeki evi olarak Marduk Tapinagi’nin kuruldugu Bail sehri de onurlandirilmis oluyordu. Böylece söylen, hem dini bir görüsü hemde dünyevi ve siyasal bir görüsü birlestirmektedir. eni Yil Tatili sirasinda insanlarin kaderi belirlendigi kadar; Babil’in siyasal kaderide belirleniyordu. Böylece Enuma Elis, bir yaratilis söyleninden daha fazlasini ifade eder. Babiller Sümerlerin geleneksel yaratilis söylenini almislar ve onu, yeni ulusal, dini ve siyasal amaçlar için kullanmak amaciyla yeniden sekillendirmislerdir. Evrenin yaratilisi’nin açiklamasi, yildirim tanrisi Marduk’un yüce iktidara ulasmasi ve onun yeryüzündeki sehri olan Babil’in methedilmesi hikayesine dönüsmüstür.

Başlıca Tanrılar

Sümer ve Babil Tanrılarının Karşılaştırılması:

Tiamat (Babil): Ulu Tanriça veya Ana Tanriça, yasami besleyen, Apsu’nun karisi, Anisar ve Kiasari’in annesi, tuzlu sularin efendisi. Toprak Ana
Tiamat (Sümer): Nintu(Ki)nin karsiligi
Apsu (Babil): Tiamat’in kocasi, Ansar ve Kisar’in babasi, tüm tanrilarin ve tatli sularin efendisi.
Apsu (Sümer): Anu(An)’in karsiligi
Mummu (Babil): Tiamat ve Apsu’nun oglu,sislerin tanrisi.
Mumnu (Sümer): Karsiligi yok.
Ansar (Babil): Tiamat ve Apsu’nun oglu, Kisar’in agabeyi ve kocasi.
Ansar (Sümer) Karsiligi yok
Kisar (Babil): Tiamat ve Apsu’nun kizi, Ansar’in kizkardesi ve karisi
Kisar (Apsu): Karsiligi yok.
Anu [An](Babil): Ansar ve Kisar’in oglu.
Anu (Sümer): Nintu’nun kocasi, tüm tanrilarin babasi ve efendisi. Her ikisinde de Gökyüzü tanrisi.
Nintu [Ki](Babil): Erkek egemenligindeki yaratilis söyleninde yer almamistir. Burada Anu’nun karisi ve Enlil’in akrabalari yoktur.
Nintu (Sümer): Tiamat gibi Ulu Tanriça veya Ana Tanriça, Anu’nun karisi, tüm tanrilarin anasi, ilk insani çamurdan yaratmistir.
Enlil (Babil): Yeryüzü ve gökyüzü arasindaki havanin tanrisi.
Enlil (Sümer): Anun ve Nintu’nun oglu, Hava ve Tarim tanrisi. Anu ile beraber tanrilarin efendisi olmustur.
Istar (Babil): Nintu gibi,erkek egemenligindeki yaratilis söyleninde yer almamistir. Istar(Sümer):Önce Anu’nun sonra Sin’in kizi, Ulu tanriça veya Ana Tanriça, Ask ve Savas Tanriçasi.
Ea (Babil): Anu’nun oglu, Damnika’nin kocasi, Marduk’un babasi ve Apsu’dan sonra tüm tanrilarin ve tatli sularin efendisi.
Ea (Sümer): Ana,Nintu,yeryüzünün efendisi.Her ikisininde de yaratici zekanin, aklin, tüm sanat ve zennatlarin tanrisi.
Damninka (Babil): Ea’nin karisi ve Marduk’un annesi.
Damninka (Sümer): Karsiligi yok.
Marduk (Babil): Ea ve Damninka’nin oglu, en akilli ve yetenekli tanri, tüm tanrilarin efendisi oldu.
Marduk (Sümer): Anu ve Enlil’in karsiligi.
Kingu (Babil): Marduk’a karsi Tiamat’in güçlerini yönetir.
Kingu (Sümer): Karsiligi yok.
Sini (Babil ve Sümer): AY Tanrisi, Samas’in Babasi.
Samas (Babil ve Sümer): Sin’in oglu. Günes tanrisi, zayiflari,haksizlik yapilanlari ve gezginleri korur.

Evrenin, Tanrı ve İnsanların Yaratılışı

Baslangiçta sadece su ve onun üzerinde salinip duran sis mevcuttu. Baba apsu ortaya çikti ve tatli sularin efendisi oldu. Ana Taimat ortaya çikti ve tutlu sulari yönetti ve her iki su birlikte aktilar. Onlarin oglu Mumnu, sulari kaplayan sislerin içindeydi. Ne en yukaridaki gökler ne de yeryüzü heniz ortaya çikmamisti. Sularin üstünde henüz ne bataklik ne de otlak araziler vardi. Ve henüz kamislardan örülmüs barinaklar yapilmamisti.

Daha sonra, Apsu’nun tatli, Tiamat’in tuzlu sularin içinde Ansar ve Kisar sekillenmis ve sulardan disari çikmislardi. Amani gelince, Ansar ve Kisar, göklerin tanrisi olan Anu’nun ana babasi oldular. Buna karsilik Anu, Ea’nin babasi oldu. Onlardan daha akilli, daha anlayisli ve güçlü oldugu ve sihir kullanamada çok yetenekli oldugundan, Ea, hem babasini hemde büyükbabasini geçti. Yeryüzü tanrisi oldu ve büyük tanrilar arasinda rakibi yoktu. Genç tanrilar biraraya geldiler ve çok güzel zamanlar geçirdiler. O kadar basina buyruk idiler ki, bu, Tiamat’i rahatsiz etti ve taskinliklari onu gücendirdi.

Zaman geçtikçe Ana Tanriça onlarin davranislarindan nefret etmeye basladi, fakat onlara nasil davranmasi gerektigi de bilemedi. Apsu’dan onlarla konusmasini istedi, fakat bunu denediginde onu dikkate almadilar. Apsu, Tiamat ve Mumnu sorunu tartismak için biraraya geldiler. Apsu söyle konustu:
“Tanrilarin davranislarina tahammül edemiyorum ! Gece ve gündüz hiç durmadan yaygara yapiyolar ve hiç uyuyamiyorum. Umutsuzca huzura ve sessizlige ihtiyacim var. Eger benim ricalarimi dinlemezlerse, gürültülerini yapabilecegim tek sekilde, yani onlari yok ederek durdurmak zorunda kalacagim”. Kocasini sözleri Tiamat’i sinirlendirmisti, söyle cevap verdi: “Apsu, neler hissettigini çok iyi anliyorum. Biliyorsun ben de ayni sorundan yakinmistim. Ama yine de senin çözümün çok zalimce ! Kendi yarattigimiz çocuklarimi yok edecegiz ? Davranislari kaba ve oyunlari çok can  yakıcı, fakat yinede anlayisli olmayi denemeliymisiz.”

Bununla beraber Mumnu,Apsu’yu destekledi ve “Tiamat’in bu konudaki fikirlerini dikkate almamanizi öneriyorum” diye tavsiyede bulundu. “Planinizi uygulayin ve otorotinize karsi geldikleri için tanrilari yok edin. Gece ve gündüz, emirlerinize karsi itaatsizlik ediyorlar ve davranislari sizde huzurzuluk birakmiyor.” Mumnu’nun düsüncesini duydugu zaman, kafasindaki seytani plani begendigi için,Apsi’nun Yüzü Sevkle doldu. Apsu ve Mumnu’nun kendilerine karsi olan komplosunu tanrilar çabucak ögrendier.

Haberi ilk duyduklarinda agladilar daha sonra kaderlerine karsi gelmenin bir yolunu bulamamanin çaresizligi ile sustular. Ancak en akilllari, en zekileri ve tanrilarin en hünerlisi olan Ea, Apsu ve Mumnu’nun planlarini bozmanin bir yolunu buldu. Önce tanrilari koruyacak büyülü bir daire olusturdu ve onlari güvenli bir sekilde içine yerlestirdi. Sonra Apsu’nun derin sularina dogru, onu derin bir uykuya daldiracak, Mumnu’ya güçsüz birakacak bir büyü okudu. Daha sonra Ea, Apsu’yu zincirlere bagladi, basindaki taci ve isik halkasini aldi ve kendi basina yerlestirdi.

Orada, sularin derinliklerinde karsi Damninka ile huzur içinde yasadi. Görkemli evi, kaderlerin evi haline gelirken, kutsal odasida talihin odasi olmustu. Nihayet Ea ve Damninka, bütün tanrilarin en yeteneklisi ve akillisi olan marduk’un anababasi oldular. Tam bir yetiskin olarak dogmus olsa da, tanriçalar dogdugu günden itibaren, en bastan beri Marduk, bir önder görüntüsündeydi ve Ea oglunu görür görmez baba yüregi memnuniyetle doldu. Ea, Marduk’u, görünüs ve güç bakimindan deger bütün tanrilardan üstün olacak sekilde çifte tanri yapti.

Marduk’un yüzünden isiklar saçan dört adet göz, herseyi görmesini sagliyor ve dört adet genis kulak herseyi duymasina yardimci oluyordu. Marduk dudaklarini ne zaman oynatsa agzindan atesler saçiliyordu. Ea,”Oglumuz göklerin günesidir”diye bagiriyordu. Gerçekten de Marduk’un basindaki on tane tanri hanesi öylesine parildiyordu ki, isimlarin parlakligi korkunç bir görüntü arzediyordu. Kendisine bakanlara dehset kadar da huzur veriyordu.

… Anu kuzey, güney, doğu ve batı rüzgarlarını yarattı ve bu şiddetli rüzgarlar Tiamat’ın sularını şiddetle karıştırdı.

Bazi tanrilar bu firtinadan aci çekip huzur bulamayinca, kalplerinde kötülük duygulari olustu. Kingu’nun önderliginde annelerine söyle dediler: “Ea ve ona yardim eden tanrilar babamiz Apsu’yu öldürdügünde, sen onlara bunu yapmalari için izin verdim. Simdi de Anu, seni rahatsiz eden ve bizi hiç uyutmayan bu korkunç rüzgarlari yaratti ve sen yine ona izin verdin. Uykusuzluktan gözlerimiz yorgun düstü. Hiçbirsey yapmadigina göre, görünen o ki bizleri sevmiyorsun ! Biraz o tanrilarimiz yok ettigini kocani ve Mumnu’yu düsün ! Tamamen yapayanliz kaldin. Neden kendine gelmiyor ve onlara saldirarak Apsu ve Mumnu’nun Intikamini almiyorsun ? Biz seni destekleyecegiz.”

Tiamat bu cesaret verici sözleri duymaktan çok memnun olmustu. “Siz bana iyi bir tavsiyede bulundunuz” diye cevap verdi. “Bize yardim etmeleri için canavarlara yaratacagim ve o tanrilara karsi savasacagiz.” Isyankar tanrilar simdi kizginliklarini ifade etmek için kendilerini özgür hissetmislerdi. Ayaklanmalarini anlamak için gece gündüz biraraya gelerek görüstüler. Bu arada Tiamat yenilmez silahlar olarak canavar yilanlarini yaratti. Gövdeleri kan yerine zehirle doldurdu ve onlarca keskin dislerle uzun zehir disleri verdi. Çok korkunç ejdarhalar yaratti ve bakanlarin dehsetten ölmeleri için, tipki tanrilar gibi onlarin da basina isik haleleri takti. Yilanlar bir kere ayaga kalti mi kimse onlara karsi ayakta duramazdi. Toplam 11 canavar yaratti: Engerek yilani, ejderha, fenks, büyük aslan, çilgin köpek, akrep-adam, üç tane kuvvetli firtina canavari, kir böcegi ve kentaur.

Sonra Tiamat Kingu’yu, isyankar tanrilarin ve canavarlarin basina kumandan olarak seçti. Ona “Sana büyü yaptim Kingu”dedi. “Sana topluluktaki bütün tanrilara ögüt verme gücü verim. Sen simdi üstünlerin efendisi ve benim tek arkadasimsin. Emirlerin ebedi ve sözlerin daim olacaktir. “Bu sözlerle Tiamat Kingu’nun gögsüne Kader tabletini asti. Böylelikle Tiamat, Apsu’nun intikamini almak için, kendi çocuklarina karsi savasmak üzere hazirlandi. Hiçbir seyde korkmayan canavarlar onun çevresinde toplandilar ve yaninda yürüdüler.. Öfkeliydiler ve savasa hazirdilar. Tiamat “Zehiriniz düsmanalarinin üstesinden gelsin.”diye bagirdi. Ea, Tiamat ve Kingu’nun Tanrilara karsi isyan hazirliklarini duyar duymaz büyükbabasi Ansar’a gitti ve onu savas hazirliklari konusunda uyardi. Ansar oldukça endiselendi: “Ea, Apsu’yu öldürdün, simdi de Tiamat’in kuvvetlerini önünde yürüyen Kingu’yu öldürmelisin.” Ea,büyükbabasini hosnut edebilmek için elinden geleni yapti.

Ancak Tiamat’i ve kuvvetlerini görür görmez, kalbi dehsetle doldu ve onlari karsilayacak cesareti kendinde bulmadi. Korkakligindan utanarak geri çekildi ve Ansar’a geri döndü. “Tiamat, Kingu ve Tiamat’in canavar yilanalari asla büyülerine karsilik vermeyecekler” diye bagirdi, “onlar benden çok daha güçlüler.” Bunun üzerine Ansar, Anu’ya döndü ve “Sen hem cesur, hemde güçlüsün. Tiamat’a karsi çik. Eminim ki Kingu’nun saldirisina karsi koyabilirsin”dedi. Anu, babasinin emrine itaat etti ve Tiamat’a karsi yola çikti. Bununla beraber onun dehsetli güçlerini görünce, ona karsi koyacak cesareti gösteremedi. Ea gibi, Ansar’a utanç içinde geri dödü. “Isteklerinizi yerine getirecek kadar güçlü degilim” diye itirafta bulundu. Ansar, Anu ve Ea sessizlik içinde oturdular. “Hiçbir tanri Tiamat ve kuvetlerine karsi savasamaz ve hayatta kalamaz” diye düsündüler. En sonunda Ansar nese içinde bagirdi, “Kahraman Marduk intikamizi alacaktir. O çok güçlü ve savasta çok büyüktür. Ea, oglunu getir.”

Marduk onlarin huzuruna çiktiginda, “Endiselenmeyin, ben gider kalbinizin isteklerini yerine getirebilirim. Herseyden önce, size karsi gelen bir erkek degil. Tiamat, tüm silahlarina ragmen, bir kadin ! Öyleyse tanrilarin babasi, neselen ve mutlu ol. Yakinda Tiamat’in boynunu ayaklar altina alabileceksin.” Ansar söyle cevap verdi: “Oglum ! Sen tanrilarin en akillisisin. Tiamat’i kutsal sözcüklerinle sakinlestirir. Firtina arabani al ve hemen git. Kingu ve Tiamat’in canavar yilanlarini seni durduramayacaklardir. Yok et onlari !” Marduk, Ansar’in sözlerini duymaktan çok mutlu oldu.” Ansar, eger intikamimi alacak, Tiamat’i yenecek ve tanrilarin hayatini kurtaracaksam, bütün tanrilari meclise çagir ve üstün kaderini ilan et ! Kaderleri benim sözlerim tayin etsin. Yarattigim herseyin daim olmasini sagla…Emirlerim ebedi kalsin ve sözlerim daima yasasin ! ” Ansar, danismanini yanina çagirdi ve söyle dedi:

“Bütün tanrilarla Tiamat’in bize karsi olan isyanindan bahset ve onlara, Ea ve Anu’nun basarisizliga ugradigi yerde Marduk’un nasil basarili olacagini anlat. Onlara burada toplanmalarini söyle. Iyi sarap ve ekmekle kendimize bir ziyafet çektikten sonra, intikamcimiz Marduk’un kaderine kara vercegiz. “Böylece tanrilar mecliste görüstüler ve Marduk’u yücelttiler. Önce ona,
üzerinde oturarak baskanlik yapacagi, soylu bir taht insa ettiler. Sonra “Sen Marduk, sen yüce tanrilarin en önemlisisin. Senin yönetiminin rakibi yoktur ve gökyüzü tanrisi Anu’nun otorotisine sahipsin. Bugünden itibaren mecliste toplandigimizda senin sözlerin en üstün olacaktir. Senin kararlarin ebedi olacaktir. Tanrilar arasinda hiçbiri senin hükmüne karsi gelmeyecek. Sana tüm evrenin kralligini bagisliyoruz. Yücelme veya alçalma, yaratma veya yoketme senin elinde olacak”dediler.

Sonra tanrilar Marduk’un önüne bir giysi getirdiler ve “Gücünü kanitlamak için bu giysiyi gözden kaybet ve tekrar ortaya çikar. Simdi gücünün büyüklügünü ortaya koy”dediler. O zaman Marduk giysiye emretti: “Kaybol” ve giysi kayboldu. Tekrar emretti:”Orataya çik!” ve giysi tek parça halinde ortaya çikti. Tanrilar, onun sözlerinin gücünü gördüklerinde çoskuyla bagirdilar: “Marduk kraldir” Ona tahtini, asasini ve tören kiyafetlerini verdiler. Sonunda da düsmanlarina karsi kullanmasi için benzeri olmayan silahlar verdiler. “Silahlar basarisiz olmayacaktir; düsmanlarini gerçekten de yok edeceksin” dediler.

 
‘Sana güvenenlerin hayatlarini bagisla,ama kötü olan tanrilarin yasamalarina izin verme. Simdi git ve Tiamat’in hayatina son ver.’

Rüzgarlar onun kanini gizli yerlere tasisin. Basarili ve amacina ulasmis olarak geri dön!” Marduk kendine bir yay yapti, ona bir ok takti ve omuzuna asti. Sag elinde asasini tutuyordu. Sol elinde ise zehiri yok eden bir bitki vardi. Yaninda Tiamat’i yakaladiginda içine sokmak için ag tasyordu. Önünde yildirimlar vardi. Gövdesini yakici ateslerle doldurdu. Sonra, Tiamat’in kaçamamasi için, çevresine dört farkli yöndeki rüzgarlari yerlestirdi. Daha sonra Marduk, kötü rüzgari, hortumu, kasirgayi, dört katli rüzgari, yedi katli rüzgari, siklonu ve benzeri olmayan rüzgari getirdi ve yedisini birden tuzlu sularin tanrisi olan Tiamat’in içini karistirmak için gönderdi. Yenilmez firtina arabasini dört canavardan -Tahrip Edici, Acimasiz, Ezici ve Uçucu-olusan yabanil hayvanlar çekiyordu ve görenlerin yüregi dehsetle doluyordu. Marduk arfabasina çikti ve savasta koku salan Vurucu saginda, atesli savasçilari defedebilecek dögüs ise sol tarafinda yer aldi.

Her iki canavarin da ucundan zehir damlayan keskin disleri ve dilleri vardi. Sonunda Marduk dehsetli bir zirha büründü ve kafasina korkunç isik halelerini yerlestirdi. Dudaklarina, seytani kuvvetlere karsi büyülü bir koruma saglayan kirmizi bir macun sürdü. En sonunda da en güçlü silahi olan tahrip edici yagmur firtinasini çagirdi. Artik kudurmus Tiamat’i karsilamak için hersey hazirdi. Marduk’un görüntüsünü Kingu’nun kalbine dehset saldi ve aklini karistirdi. Kingu’nun güçleri Marduk’un parlakligina karsi gelemedi ve dehsete düstüler. Sonra Marduk, güçlü silahi tahrip edigi yagmur firtinasini, kizginliktan kuduran Tiamat’a karsi kaldirdi ve “Neden böylesine kötü bir savas baslattin ? Kendi çocuklarina saldiriyosun Onlari sevmiyor musun ? Ogullar babalarina karsi savasiyolar ve onlardan nefret etmek için bir sebebin yok ! Kingu’ya gerçekten haketmedigi bir rütbe bagisladin. Silahlarla donanmis ve güçlerinle sarili olsan da,seni benimle teke tek savasmaya çagiriyorum.”

Bu sözler üzerine Tiamat bilincini kaybetti. Basaklari titredi ve bütün sihirlerini kullanarak yüksek sesle bagirdi. Sonra Tiamat ve Marduk teke tek savastilar. Marduk, Tiamat’i etkisiz hale getirmek için agini firlatti. Tiamat, Marduk yakip yoketmek için agzini açtiginda Marduk onun agzini açik tutmasi için kötü rüzgari yolladi. Diger rüzgarlar Tiamat’in gövdesine girdi ve onu iyice genisletip açti. Daha sonra Marduk yayiyla onu vurdu. Ok midesine girdi, gövdesini yirtip kalbini parçalayarak onu öldürdü. Marduk,Tiamat’in cesedini yere firlatti ve üzerine çikti. Tiamat ölünce, onun yaninda yer alan tanrilar ikendi canlarini kurtarmak için dehset içinde kaçtilar. Ancak Marduk’un güçleri onlari çembere aldi ve kaçmalarina izin vermedi. Marduk, isyanci tanrilari tutsak etti, silahlarini parçaladi ve onlari aginin içine aldi. Sonra onlari hücrelere kapatti. Marduk, Tiamat’in yaninda on bir canavari zincirlerle bagladi ve vücutlarini ezdi. Kingu’yu esir aldi, gerçekte haketmedigi Kader Tabletini ondan aldi, mühürledi ve kendi gögsüne bagladi.

Marduk tüm düsmanlarina boyun egdirdikten sonra. Tiamat’a döndü, bacaklarina basti ve asasiyla kafatasini ezdi. Kan damarlarini parçaladiktan sonra, kuzey rüzgari kanini gizli yerlere götürdü. Sonra Marduk, Tiamat’in cesedini kabuklu bir hayvan gibi iki parçaya ayirdi. Tiamat’in yarisiyla gökyüzünü kurdu, diger parçasiylada yeryüzünü olusturdu. Tiamat’in yarisiyla gökyüzünü kurdu, diger parçasiylada yeryüzünü olusturdu. Tiamat’in tükürügüyle bulutlari yaratti ve onlari suyla doldurdu, ancak rüzgarlarin, yagmurlarin ve sogugun sorumlulugunu kendisi aldi. Tiamat’in basini yeryüzündeki daglari olusturacak sekilde yerlestirdi ve Dicle ile Firat nehirlerinin Tiamat’in gözlerinden akmasini sagladi. Sonra Marduk, gökleri yönetmesi için Anu’ya, yeryüzünü yönetmesi için Ea’ya ve gök ile yeryüzü arasindaki havayi yönetmesi için Enlil’e emir verdi. Yili, aylara ve günlere böldü.

Ayin, Yani Sin’in,geceleri ayin degisik günlerini isaret edecek sekilde parlamasini sagladi. Geceleri Sin’e vedigi gibi, günesi yaratarak gündüzleri de Samas’a verdi. Evrende düzeni sagladiktan sonra Marduk, yarattigi emanetleri Ea’ya verdi. Kader Tableti’ni Anu’ya verdi ve Tiamat’a yardim eden tanrilari babalarina karsi ayaklanmanin bosuna oldupunu hatirlatacak heykeller haline getirdi.

Anu, Evlil ve Ea’ya döndügünde, Marduk söyle dedi, “Çok lüks bir ev siz, göklerden inip meclise katilacaginizda geeyi geçirebileceginiz bir tapinak insa edebilecek sekilde topragi saglamlastirdim. Tapinagima “Büyük tanrilarin Evi” anlamina gelen Babil adini verecegim. Tapinagi Yetenekli isçiler insa edecek.” Tanrilar Marduk’a sordular, “Insa edecegin tapinakta kim yetki sahibi olacak ? Yarattigin yeryüzünde kim senin iktidarina, sahip olacak ? Babil’I sonsuza dek evimiz olacak sekilde olusturur ! Birilerinin bizim günlük ihtiyaçalimi getirmesini sagla ve biz de daha önce yaptigimiz isleri yapmaya devam edelim. Her iste yetenekli olan Ea’nin Babil klanlarini hazirlamasini sagla ve bizde isçi olalim.” Marduk’un kalbi, bu cevabi duyunca neseyle oldu. Ea’ya “Kan toplayacagim ve kemikler yaratacagim ve onlardan bir vahsi yaratip, ona ‘insan’ adini verecegim” dedi. “Onun görevi tanrilarin rahat içinde yasamalari için onlara hizmet etmek olacak.” Bilge Ea cevap verdi:”Tanrilari meclise çagir. Tiamat’a isyan etme fikrini veren tanriyi bize vermelerini söyle. Bu tanrinin ölmesini sagla ve onun kanindan insanlar ortaya çiksin.”

 
Marduk, tanriları topladiginda söyle dedi: “Aranızdan kimin isyani tasarladigini ve Tiamat’i ayaklanmaya yönelttigini yemin ederek açiklayin.Sorumlulugu,utanci ve cezayi üstlenmesi için onu bana teslim edin.O zaman geri kalanlariniz bundan sonra huzur içinde yasayacak.” Isyankar tanrilar kendilerini ayaklanmaya tesvik edenin Kingu oldugunu açikladilar.Sonra onu baglayarak Marduk ve Ea’nin huzuruna çikardilar. Ea,Kingu’yu öldürdü,kan damarlarini parçalara ayirdi ve onun kanindan ilk insani yapti.Sonra Ea onlara,amaçlarinin sadece tanrilara hizmet etmek oldugunu anlatti. Tanrilar ,böylece huzurlu bir hayat sürmek için özgür kalmislardi.
 
Ama önce Marduk’u sereflendirmek ve ona kendilerini kurtardigi için tesekkür etmek için, yeryüzündeki evleri olan Babil’i kurtarmak üzere iki yil boyunca çalistilar. Tapinak tamamlaninca tanrilar
duvarlarin arasinda toplanip olayi kutladilar. Sonra Marduk’un kaderi için iyi dileklerde bulunup onu övdüler. “Marduk, tanrilar arasinda en üstün olsun ve onlari yönetsin”diye bagirdilar. “Yarattigi insan irkina çobanlik etsin. Onlar için ibadet ayinleri olustursun: Kurban edilecek yiyecekler, koklanacak tütsüler ve hatmedilecek kutsal sözcükler. Bütün insanlar,günlein sonu gelene dek Marduk’u övmeyi ve ona saygi göstermeyi unutmasinlar. Tanrilarina hizmet etsinler ve beslesinler, tapinaklarina kusursuz baksinlar. Ülkelerini kalkindirsinlar, türbelerini insa etsinler ve Ana Tanriça’yi hatirlasinlar.”

Tanrilar,kutlamalarini sonunda görkeli basarilari ve islerinden dolayi onurlandirmak için,ulu tanri Marduk’un sahip oldugu 50 ad ve niteligi ikna ettiler. Son olarak söyle konustular:”önder ve çoban, Marduk’u sevindirsnler ki, ülkeleri verimli, kendileri zengin olsun. Marduk’un emirleri sabittir, söylediklerini hiç bir tanri degistiremez. Akli çok sevgisi zengindir. Ama emirleri. Tiamat’i yendigi ve sonsuza kadar sürecek kralligi elde ettigi için hem üstümüzdeki göklerde hem de yeryüzünde herseyden üstün olsun.”