Mevlana’nın asıl ismi Muhammed, lakabı ise Celaleddin’dir.
Eskiden “Diyar-ı Rum” denilen Anadolu topraklarında, Konya’da yaşayıp vefat etmesi, şahsiyetini orada kazanması ve şöhret bulması sebebiyle “Rumi” (Anadolu) nisbesi ile anılır.
“Mevla-na” ‘efendi-miz’ demektir. ve hürmet maksadıyla ulema için kullanılırdı. Şeyh Sadreddin Konevi’nin (ö. 1274), sohbetleri esnasında ona “Mevlana” şeklinde hitap etmesinin, onun Mevlana lakab-ı alisiyle şöhret bulmasına sebep olduğu da kaydedilmiştir.
Sponsor Bağlantılar
“Hüdavendigar”, “Hünkar”, “Hazret-i Mevlana”, “Mevlevi”, “Şeyh”, “Molla-yı Rumi”, “Rumi”, ve “Hazret-i Pir” lakab ve ünvanları da onun için kullanılmıştır. Hazret-i Mevlana ve Hazret-i Pir saygı hitapları, Mevlevi çevrelerinde ve Anadolu’da daha çok tercih edilmiştir. Bugün İran ve Pakistan’da Mevlevi, Batı’da Rumi lakapları, onu anmak için öncelikle kullanılmaktadır.
Babasının adı Muhammed Bahaeddin Veled’dir. Babası Sultanü’l-Ulema lakabıyla meşhurdur. Annesi ise Belh emiri Rüknüddin’in kızı Prenses Mü’mine Hatun’dur. Mevlana bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Belh şehrinde doğdu. Belh şehri, köklü bir tasavvufi geleneğe sahip coğrafyalardan biriydi. Mevlana’nın doğum tarihi, oğlu Sultan Veled’in Divan’ının sonundaki bir kayıta göre 6 Rebiülevvel 604 (30 Eylül 1207)’dir. Ancak araştırmacılar, Mevlana’nın doğum tarihini 597/1200’lü, hatta daha önceki yıllara kadar götürmektedirler.
Mevlana’nın hayatını esasen 4 döneme ayırmak mümkündür.

1. Mevlana’nın Babasının Ölümüne Kadarki Hayatı (1207-1231)
Çocukluğunun ilk yıllarını doğduğu şehirde geçiren Mevlana, Hanefi bir alim ve sufi olan babasının, sultanla arasında vuku bulan inanç ve fikir ayrılıkları yüzünden, maiyetinde akraba ve müridlerinden oluşan büyük bir kalabalık olduğu halde Belh’ten göç etmesi sebebiyle (1212 ?), ilmi ve fikri hayatında önemli izler bırakan ve Konya’da sona eren uzun bir seyahat gerçekleştirir.
Bu seyahat esnasında, Nişabur’da ünlü sufi Feridüddin Attar’ın (Ö. 1230) iltifatına mazhar olan ve ondan Esrarname adlı eserini hediye alan Mevlana, yorucu ve uzun göç boyunca uğradıkları her yerde babasına gösterilen ilgi, saygı ve yakınlık dolayısıyla, aralarında Avarifü’l-Maarif sahibi Ebu Hafs Ömer Sühreverdi’nin (ö. 1234)’de bulunduğu, iktidar ve ilmiye sınıfından devrin ileri gelen pek çok şahsiyeti ile tanışma fırsatı bulmuştur. Bahaüddin Veled’e ilgi öylesine büyüktü ki, konaklanan her şehirde sultanlar kendisini ağırlamak için araya hatırı sayılır kişileri elçi olarak koyuyorlardı. Fakat o her zaman, bir medresede konaklamayı tercih etmiştir.
Kervan her şehirde bir müddet konaklamak kaydıyla, Nişabur’dan sonra Bağdat, Küfe, Mekke, Medine, Kudüs, Şam, Halep, Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde güzergahını takip ederek Larende’ye (Karaman’a) ulaşır (1221).
Erzincan’da iken, Sühreverdiyye’den Evhadüddin Kirmani (ö. 1237) ve Necmüddin Kübra’nın halifelerinden Sadüddin Hamevi (ö. 1252) ile de görüşülür. Mevlana bu suretle, babasının nezareti altında ve onun izini takip ederek hakiki ve fikri bir seyahat alemi yaşamış, İslam medeniyetinin o zamanki en canlı fikir merkezlerini gezerek şahsiyetini kazanmıştır.
Mevlana, Larende’de yedi yıl kaldı. Hayatının kederli ve sevinçli ilk önemli olaylarını bu şehirde yaşadı. 1225 yılında, babasının müridlerindenLala Şerefüddin Semerkandi’nin kızıGevher Hatun ile evlendi. Kısa bir müddet sonra annesi vefat etti. Onun vefatını, ağabeyi Alaeddin Muhammed’in vefatı izledi. Bir süre geçince de kayınvalidesi vefat etti. Aileyikedere boğan bu üzücü olayların ardından Mevlana’nın iki oğlu oldu. İlk oğluna (Sultan Veled) babasının, ikinci oğluna da (Alaeddin Çelebi) ağabeyinin ismini verdi.
Aile, yedi yıl kaldıkları Larende’den, Selçuklu hükümdarı Alaeddin Keykubad’ın (ö. 1236) ısrarlı daveti üzerine Konya’ya göçtü. Konya’ya geleli iki yıl olmuştu ki babası Sultanü’l-Ulema hayata gözlerini yumdu (1231).

2. Mevlana’nın Babasının Ölümünden, Şems-i Tebrizi ile Konya’daki Karşılaşmasına Kadar Olan Hayatı (1231-1244)
Medresenin ve dergahın bütün yükü omuzlarına binen ve babasının ölümüyle içinde büyük bir boşluk hisseden Mevlana’nın yardımına, babasının önde gelen müridlerinden ve şeyhini ziyaret makadıyla Konya’ya gelen Seyyid Burhaneddin Muhakkık-ı Tirmizi yetişti. Kübrevi tarikatına mensup olan Seyyid Burhaneddin, babasından sonra Mevlana’ya mürşidlik yapan ve onun ilmi ve tasavvufi yönden yetişmesinde önemli rol oynayan ilk kişidir.
Mevlana, mürşidinin isteği üzerine, ilim tahsil etmek üzere önce Halep Haleviyye Medresesi’ne, sonra da Şam Makdemiyye Medresesi’ne gitti. Oralarda altı yıl kadar (iki yıl Halep’te, dört yıl Şam’da), devrin ileri gelen hocalarından ilim, bilhassa tefsir, hadis ve fıkıh tahsil etti. Bu sıralarda Şam’da ikamet etmekte olan Muhyiddin İbnu’l-Arabi (ö. 1240) ve Sadreddin Konevi (ö. 1274) ile de görüştü. Mevlana’nın Halep ve Şam’dan Konya’ya dini ilimler ile mücehhez bir şekilde dönüşünden kısa bir süre sonra Seyyid Burhaneddin vefat etti (1241).
Kendi döneminin önde gelen Hanefi alimleri arasında yer alan Mevlana, babasından olduğu kadar Seyyid Burhaneddin’den de tamamıyla zahidane telakkiler almış; ondan, Gazzali’den (ö. 1111) mülhem olan Ehl-i Sünnet akidesine bağlı bir tasavvuf öğrenmişti.
Onun ölümünden sonra Mevlana bir taraftan medresede tedris ile meşgul oluyor, diğer taraftan da müridleri irşad etmeye çalışıyordu. İşte tam bu sıralarda Mevlana’nın hayatında büyük değişiklik yapan bir hadise oldu. Konya’ya Şems-i Tebrizi (Şemseddin Muhammed b. Ali et-Tebrizi) isimli bir şahıs geldi (1244). Ders ile meşgul olan büyük bilgin, tam bir zahid ve temkin ehli bir sufi olan Mevlana’yı bu garip zat kendinden geçirdi, aşk denizine attı ve coşkun bir Halk aşığı yapıverdi.
3. Mevlana’nın Şems’in Ölümüne (Tamamen Kaybolmasına) Kadar Olan Hayatı (1244-1247)
Şems, alim olmakla beraber şiddetli ruhani bir cezbenin tesiri altında bulunmaktaydı. Mevlana’yı dolu ve yanmaya hazırlanmış bir lamba gibi telakki eden kimseler, Şems’in mevkiini de bir kibritin yaptığı işe benzetirler. Asıl yanan ve nurlanan Mevlana idi. Onu uyandırmak ve ziya saçar bir hale getirmek için kibrit lazımdı ki buu da Şems yaptı. Başka bir görüşle: Şems Mevlana’yı ateşledi, fakat öyle bir infilak karşısında kaldı ki onun alevleri içinde kendisi de yandı.
Şems ile karşılaştıktan sonra Mevlana’nın hayatına tamamıyla o yön vermeye başladı. ki Hak aşığı halvete çekiliyorlar ve Hakk’ı anlama birbirlerine ayna oluyorlardı. Mevlana kendisini tamamen Şems’in sohbetine verdi, onda adeta kendisini kaybetti. Artık medreseye, dergaha çıkmaz oldu. Aslında Şems de Mevlana ile talebelerinin ve müridlerinin buluşmaması için elinden gelen gayreti sarf ediyordu. Ne var ki bu durum Mevlana’nın etrafındakilerin hiç de hoşuna gitmedi. İnsanlar arasında Şems’e karşı haset, kin ve nefret başladı. Belli bir zaman sonra dedikodular ve eleştiriler açıktan açığa yapılmaya başlandı. Şems, işin çığırından çıktığını, herkesin kendisine düşman olduğunu görünce, bir gün ansızın ortadan kayboluverdi (1246).
Şems’in ayrılışına Mevlana çok üzüldü. Divaneler gibi gazeller söylüyor, yüreğindeki ayrılık acısını dile getiriyordu. Etrafındakilerle ilgilenmesi bir yana, Şems zamanındaki hali de kayboldu. Hatta Şems’in gidişine sebep olanlara kızgın ve kırgındı. Onların yüzüne bile bakmıyordu.
Şems’in Şam’da olduğunu öğrenince Mevlana, oğlu Sultan Veled’i, hediyelerle birlikte ona elçi olarak gönderdi. Şems Konya’ya tekrar geldi (Mayıs 1247). Mevlana adeta bayram etti. Kırgın olduğu kimseleri bağışladı. Eski günlerdeki coşkun haline döndü. Fakat çok geçmeden, aralarında oğlu Alaeddin Çelebi’nin de olduğu bir grup, Şems’e karşı eski davranışlarını tekrar sergilemeye, onu ve Mevlana’yı üzmeye başladılar. Sonunda Şems ortadan büsbütün kayboldu.; veya öldürüldü (Aralık 1247). Mevlana onu her yerde aradı, hatta Şam’a bile gitti, ama nafile.
Ahmet Eflaki’nin Menakıbu’l-Arifin’de kaybettiği bir rivayete bakılırsa; düşmanları Şems’i öldürdükten sonra bir kuyuya attı. Sultan Veled onu rüyasında görerek buradan çıkartıp teçhiz ve Tekfin ettikten sonra, yine Tebrizli mimar Emir Bedreddin’in binası olan türbenin yanına defnettirdi. Mevlana, ıstırabının şiddetinden, yalnız başına bahçede dolaştı ve cenaze merasiminde bulunmadı. Adeta Şems’in öldüğüne inanmaktan kaçındı. Mevlana, oğlu Alaeddin Çelebi’ye karşı bu yüzden şiddetli nefret duydu. Alaeddin çok geçmeden şiddetli bir humma neticesinde vefat etti.
4. Mevlana’nın Şems’in Ölümünden Sonraki Hayatı (1247-1273)
Artık Mevlana gece gündüz sema ediyor, gazeller, şiirler söylüyordu. Ağlayışı ve feryadı herkesi yürekten yaralıyordu. Şems’i gönül dünyasında arıyordu. Nitekim onu orada buldu da… Bundan sonra kendini ilim tedrisine ve irşada verdi. Bir yandan da gönlü bir dost arayışı içerisindeydi.
Mevlana’nın can aynası olarak bulduğu diğer bir kişi Konyalı Selahaddin-i Zerkubi oldu. (Kuyumcu, altın dövücü Selahaddin). Aslında Kuyumcu Selahaddin, Seyyid Burhaneddin’in dervişi idi ve okuma yazması yoktu. Fakat Mevlana’nın coşkunluğu onunla tatlı bir sükunete erdi, gönül dünyası onunla huzuru yakaladı. Artık sema meclisleri zevk ve neşe ile kuruluyor, günler birer düğün havasında geçiyordu. Mevlana bütün gönlüyle ona yöneldi. Onunla iki bedende yaşayan bir can gibi yakınlaştılar. Onu, yerine halife ve şeyh ilan etti. Müridlerin irşadını ona havale etti. On yıl kadar süren mutlu bir dostluğun ardından, Selahaddin-i Zerkubi de Hakk’ın rahmetine kavuştu (1258).
Mevlana, daha sonra “kendisine içindeki nur hazinelerini keşfettiren” Çelebi Hüsameddin b. Muhammed b Hasan’ı (ö. 1284) dost, hemdem, yar ve halife seçti. Hüsameddin Çelebi, mensupları Ahi şeyhliği yapmış bir sülaleden geliyordu. Bu ahbablık ve sohbet on yıl kadar sürdü. Bu on yılın en güzel meyvesi ise Mesnevi oldu. Gönülbaşı ve halifesinin ricası üzerine Mevlana Mesnevi beyitlerini söylemeye başladı ve böylece muhteşem bir edebiyat ve tasavvuf klasiği olan Mesnevi telif edildi.
Uzun ve yorucu bir hayatın ardından ansızın ateşli bir hastalığın pençesine düşen Mevlana, dostlarının bütün tedavi çabalarına rağmen hastalıktan kurtulamadı ve 5 Cemaziyelahir 672 (17 Aralık 1273)’de vefat ederek Sevgilisine kavuştu.
Cenaze alayında Sadreddin Konevi ki Mevlana’nın vasiyetine rağmen, kendinden geçmesi sebebiyle cenaze namazını kıldıramadı, Selçuklu veziri Muinüddin Pervane, bütün Selçuklu emirleri, müderrisler, talebeler, her dinden ve mezhepten insan bulundu. Oğlu Sultan Veled’in İbtidaname’sine kaydettiğine göre, sadece Müslümanlar değil Hıristiyanlar ve Museviler de bu vefattan son derece üzüntü içindeydiler.
Mevlana’nın cenazesi Konya’da, babasının ve Selahaddin-i Zerkubi’nin de defnedildiği yere defnedildi. Sultan Veled zamanında sandukanın üzerine bir türbe yaptırıldı.
Mevlana’nın sevenleri, onun bir gazalinde de belirttiği üzere, vefat gecesinin bir ayrılık gecesi değil, bi visal gecesi olduğunu söylediler. Bunun için de o geceye Şeb-i Arus (Düğün Gecesi) adını verdiler ve ayinlerle ihya ettiler.
İki oğlunun annesi Gevher Hatun öldükten sonra Kira Hatun isminde dul bir kadınla evlenmiş olan Mevlana’nın, bu hanımından da Emir Alim Çelebi isminde bir oğlu ve Melike Hatun isminde bir kız çocuğu olmuş, fakat Emir Alim Çelebi pek genç yaşta iken vefat etmiştir. Mevlana’nın vefatında ancak oğlu Sultan Veled ile kızı Melike Hatun sağdı.
Hz. Mevlana’nın yazılı eserleri şunlardır:
1. Mesnevi,
2. Divan-ı Kebir
3. Fihi Ma Fih
4. Mecalis-i Seb’a
5. Mektuplar.
Eserlerinin orijinal dili Farsça’dır.
Mevlana ve Mevlevilikle ilgili Türkçe en geniş neşriyat Abdülbaki Gölpınarlı (ö. 1982) ve Şefik Can’a (ö. 2005) aittir.
Esasen Mevlana, Mevleviliğin şimdiki ayin ve kaidelerini vaz’ ve Mevleviliği bir tarikat halinde tesis etmemişti. O böyle kayıtlardan tamamıyla uzak bir zattı. Sema etmesi dahi vecd ve hal neticesiydi. Manevi terakkinin vasıtası ise aşk ve sohbetten ibaretti. Onun fikirlerinin intişarında ve tarikatının sistemleşmesinde oğlu Sultan Veled’in (623-712 / 1226-1312) payı büyüktür.
güzelde birazkısa ce özolsa daha güzel olur
ya ok yak ayıp etin ya vala yamsn si olan
çok güzel teşekür adarim ya vala pazar . 3 tane araştırma gidecek
t
çok uzun yazılmış ama genede işime çok yaradı :cher:
:cher: genede çok uzun ama bişeler buldum
:angry: :angry: :angry: 🙂 😛 😉 muhteşem yh keşke hp böle olsa
tşkrler güzel olmuş :cher: 🙂 🙂
abi alah ne muradınız varsa versin çok güsel olmus
dersimi sizin sayenizde yaptım.teşekürler…… : 🙂 🙂 🙂
:dry: aradıklarımın hiçbiri yok ama yinede sağolun
EH İDARE EDEVERİR GARİ ❓ :woho: 😉 :s :pinch:
mal öküz salak :angry: :0 :confused: 👿 :kis: :woho:
Ne DiYiM YhA AfEriMmMmMmM :angry: :0 :confused: :cher: B) 👿 :sily: :dry: 😆 :kis: 😀 :pinch: 🙁 😯 :X :side: 🙂 😛 :unsure: :woho: :whistle: 😉 :s ❗ ❓ 💡 :arow:
Ha bide yine uğraşmışlar teşekür ederim yani saolun :woho: :whistle: B) B) B) :kis: 😀
ya bu sayfa çok uzun ama yinede bişiler buldum 👿 :angry:
:angry: aradığımı bile bulamadım ****** bir site bu güzel dienler utansın
:arow: facede tüm arkadaşlarımla paylaştım :sily:
herkezin bu kadar işine yaradına göre bu siteyi açana tebrikler :whistle: 🙂 :X 👿 😯 :dry: :sily: :kis: 😆 :whistle: 😉 :s :pinch: 😀
super konya ve yölesi 😀 😀 :woho: B) B)
aferin.
tebiyesiz çaça hiç komik değilsin.
dersimi yapmama yardım etiniz.hemde milyonlarca kişiyi mevlana hakında bilgilendirdiniz teşekürler ailem ve komşumuz da destekledi umarım arkadaşlarımda bu siteye rastlamaışlardır.
yha öğretmen o kadar harika bi ödev vermişki mevl*****n hayatı yazmak isterdim ama üzgünüm o kadar uzunki anlatamam. :X 👿 :woho: 😆 :s 😉 :whistle: 🙁 :angry: :0 :confused: ❓ 💡 :arow: ❗
:side: :side: :side: ❓ 🙁 😯 :X
👿
😯 :woho: güzel fena değil
çok güzel facebokta paylaşıyorum tüm arkadaşlarımla 😀
bence süpr brşeyben katılıyotum bence haketen çokiyidr konya yöresinden geririlen halk oyunları mevanalar ben mühteşem:D
Mevlan yöresin koyan gelir konyadan gelmek üzre 😀
Mevlana süer bir konya yörsideir kona yöresinden ol mevlansüper 😀
terbiyesizler
uzun diosanız yazmayın yha
teşekürler
ben atlayarak yazdım öneri olarak sizede söylerim :woho:
ay bune 100 sene yapsan bitmez bide müzik defterini saysası biter :pinch:
Bence çok güzel yazmışsınız hata kısa bile buldum.Şems’in Konya’ya nasıl geldiğini zaten Mevlanayı aradığı ile ilgili ısımları merak ediyorum.
B) çok güzel ben bunu yazdım ama sizin gibi ah çok demedim çünkü o kadar kısa ki bebek bile yazar :woho:
ONLAR KISALTICAĞINA SEN KISALTSAYDIN BİR KAÇ YERİNİ YAZMAZDIN HEM ONLAR DAHA ÇOK BİLGİ İÇİN UZUN YAZIYOR
BENCE MEVLANA`NIN HAYATINI ÇOK GÜZEL YAZMIŞSINIZ.ÇOK UZUN DİYENLER KENDİLERİNE BAKSIN!!!
🙂 neresi uzun bunun
ya ne kadar uzun olmuş kardeşim yani bunu yaz yaz bitmez dimi kızlar
🙂 neresi uzun bunun
o şaştım bu ne
o çok uzun yazmıcam B)
harikaydı daha olsa büyük zevkle okurdum aşk kitabını oku duktan sonra ilgi duydum 🙂
bır bune ya en iyisi bunu kısaltim hahahah 👿 :woho: 😆 :kis: bida uzun yazılar koymayın
o çok uzun 👿 nasıl yazıcam
uf ya çok uzun ödevm var nasıl yazcm hepsini :s
merhaba kim hazırladıysa eline ruhun asağlık
çok uzun ama çok güzel :dry:
ya ne uzunu çok kısa
çok güzeler
çok uzun ya bi doğumu bi ölümü yetiodu :unsure: :s
😆 ne uzun ama kısaltırım :kis: 😉 :kis: B) :cher:
ds
sizi çok seviorm
ne kadar açıkgöz sün sen öyle 🙂
DÜzeltiorum ceyda gibi benimde odevimvar aferin ceyda kısalt kısalt xD ama çok uzun :((((((((((((
bu çok uzun ödev var babam ısrarlar dududr bıktım yav su dar dar dar kısalt şunu kanka yazamam hepsini
bence çok kısa herkes uzun dio
ödev var hepsini yazamam çok uzun 🙁
güzel yazılmaz süper yazılır
çok güzel elerine saglık
süper ama çok uzun
şimdi mevlananın hayatını tanıdım
herkese okumasınıtavsiye ederim
çok güzel ama uzun elerine saglık
hem yazdım hem okudum
güzel
kısalt o zaman
çok uzun y
süper ama uzun
mükemel ama çok uzun
SÜPER…DERMİŞİM İDARE EDER..
GÜZEL AMAA ÇOK UZUN
çok uzun yazmadım ama okudum süper yazılmış elerinize sağlık
güsel..
:side: biras uzun mu ne ben okuyana kadar okumayı da geçtim yasması var bu işin 😛
bence süper okuyalım kendimiz özetini çıkaralım çok sağol :cher: B) 👿 :sily: :kis: 😀 :pinch: :side: 🙂 😛 :woho: 😉 ❗ ❓ 💡 :arow: 😀
rica ederiz dostum.
cok tskler.
çok süper olmuş, yararlı çalışmanızdan dolayı tebrikler.
😀 😀 😀 mükemel. çok teşekür ederim hazırlayanlara.
çok süper olmus 😛 😛 😛
çok güzel ama çak uzun 🙁 ❗ ❓ 💡 :arow:
😀 S çok teşekür ederimsami o hediyeni çok beğendim 😀
😀 😀 😀 🙂 🙂 🙂 🙂 😈 😈 😈 😈 gerçekten çok güzel elerinize sağlık o kadar işime yaradıki wala cok güzel süper tşk ederim………… 😛 😛 😛 😛 😛 😛 😛
Bu da çok süper olmuş elinize sağlık
:rol: 💡 😆 😛 süper çok işime yaradı ama işte çok uzun o ayrı mesele ama olsun sorun yok çünkü sadce komposizyon yazıcam ben 😀 🙂 :ops: 😥 😆 :rol:
çok güzel ödevim çin çok yardımcı 😀 😀 😀 😀
😀 gerçekten çok güzel olmuş resimlerldede canlardırmışsınız çok teşekürtler 😀
😀 🙂 çok güzel olmuş elerinize sağlık gerçekten çok işime yaradı…… ❗ ❗ ❗
çok güzel olmuş zaten ödevim vardı büyük yardımcı oldunuz teşekürler 🙂
ödevimde çok faydanız oldu teşekürler
Gerçekten çok güzel olmuş ama çok uzun bunu yazmakta çok güçlük çektim. Ama iş mevlana olunca tabiki de yazdım teşekür ederim çok sağolun…. 🙂
gerçekten güzel olmuş.Kutluyorum sizi gerçekten bana çok yardımcı oldu teşekür lerimi borç bilirim taksit taksit öderim:)
çok güzel bir yazı olmuş
bunu begendim ama biraz daha kısa bir yazı plsaydı çok daha i olurdu
çok güzel olmuş buna ihtiyacım var dı hemde ödevimdi
gercektewn güzel olmuş canım m
çok güzel buna ihtiyac?m vard?
Mevlana ?u an ya??yor olsayd? ülkemizde hiç bir sorun olmazd?. Bir arada yasamay? beceremeyen insanlar olarak Mevlanan?n izinden gitmeliyiz
Çok güzel bir makale olmu? elinize sa?l?k.
Harika bir çal??ma olmu? te?ekürlerim gönülden…
Mevlana celaletin rumi…
Çok zaman sadece turizm amaçl? gösterilere veshile olan eren..
Asl?nda farkl? bir görü? ve gerçek gönül ereni, çok iyi anlat?lmas? gere?i var.
Yeni makaleye ?ükranlar?m? yoluyorum…