Mevlana’nın asıl ismi Muhammed, lakabı ise Celaleddin’dir.
Eskiden “Diyar-ı Rum” denilen Anadolu topraklarında, Konya’da yaşayıp vefat etmesi, şahsiyetini orada kazanması ve şöhret bulması sebebiyle “Rumi” (Anadolu) nisbesi ile anılır.
“Mevla-na” ‘efendi-miz’ demektir. ve hürmet maksadıyla ulema için kullanılırdı. Şeyh Sadreddin Konevi’nin (ö. 1274), sohbetleri esnasında ona “Mevlana” şeklinde hitap etmesinin, onun Mevlana lakab-ı alisiyle şöhret bulmasına sebep olduğu da kaydedilmiştir.
Sponsor Bağlantılar
“Hüdavendigar”, “Hünkar”, “Hazret-i Mevlana”, “Mevlevi”, “Şeyh”, “Molla-yı Rumi”, “Rumi”, ve “Hazret-i Pir” lakab ve ünvanları da onun için kullanılmıştır. Hazret-i Mevlana ve Hazret-i Pir saygı hitapları, Mevlevi çevrelerinde ve Anadolu’da daha çok tercih edilmiştir. Bugün İran ve Pakistan’da Mevlevi, Batı’da Rumi lakapları, onu anmak için öncelikle kullanılmaktadır.
Babasının adı Muhammed Bahaeddin Veled’dir. Babası Sultanü’l-Ulema lakabıyla meşhurdur. Annesi ise Belh emiri Rüknüddin’in kızı Prenses Mü’mine Hatun’dur. Mevlana bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Belh şehrinde doğdu. Belh şehri, köklü bir tasavvufi geleneğe sahip coğrafyalardan biriydi. Mevlana’nın doğum tarihi, oğlu Sultan Veled’in Divan’ının sonundaki bir kayıta göre 6 Rebiülevvel 604 (30 Eylül 1207)’dir. Ancak araştırmacılar, Mevlana’nın doğum tarihini 597/1200’lü, hatta daha önceki yıllara kadar götürmektedirler.
Mevlana’nın hayatını esasen 4 döneme ayırmak mümkündür.

1. Mevlana’nın Babasının Ölümüne Kadarki Hayatı (1207-1231)
Çocukluğunun ilk yıllarını doğduğu şehirde geçiren Mevlana, Hanefi bir alim ve sufi olan babasının, sultanla arasında vuku bulan inanç ve fikir ayrılıkları yüzünden, maiyetinde akraba ve müridlerinden oluşan büyük bir kalabalık olduğu halde Belh’ten göç etmesi sebebiyle (1212 ?), ilmi ve fikri hayatında önemli izler bırakan ve Konya’da sona eren uzun bir seyahat gerçekleştirir.
Bu seyahat esnasında, Nişabur’da ünlü sufi Feridüddin Attar’ın (Ö. 1230) iltifatına mazhar olan ve ondan Esrarname adlı eserini hediye alan Mevlana, yorucu ve uzun göç boyunca uğradıkları her yerde babasına gösterilen ilgi, saygı ve yakınlık dolayısıyla, aralarında Avarifü’l-Maarif sahibi Ebu Hafs Ömer Sühreverdi’nin (ö. 1234)’de bulunduğu, iktidar ve ilmiye sınıfından devrin ileri gelen pek çok şahsiyeti ile tanışma fırsatı bulmuştur. Bahaüddin Veled’e ilgi öylesine büyüktü ki, konaklanan her şehirde sultanlar kendisini ağırlamak için araya hatırı sayılır kişileri elçi olarak koyuyorlardı. Fakat o her zaman, bir medresede konaklamayı tercih etmiştir.
Kervan her şehirde bir müddet konaklamak kaydıyla, Nişabur’dan sonra Bağdat, Küfe, Mekke, Medine, Kudüs, Şam, Halep, Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde güzergahını takip ederek Larende’ye (Karaman’a) ulaşır (1221).
Erzincan’da iken, Sühreverdiyye’den Evhadüddin Kirmani (ö. 1237) ve Necmüddin Kübra’nın halifelerinden Sadüddin Hamevi (ö. 1252) ile de görüşülür. Mevlana bu suretle, babasının nezareti altında ve onun izini takip ederek hakiki ve fikri bir seyahat alemi yaşamış, İslam medeniyetinin o zamanki en canlı fikir merkezlerini gezerek şahsiyetini kazanmıştır.
Mevlana, Larende’de yedi yıl kaldı. Hayatının kederli ve sevinçli ilk önemli olaylarını bu şehirde yaşadı. 1225 yılında, babasının müridlerindenLala Şerefüddin Semerkandi’nin kızıGevher Hatun ile evlendi. Kısa bir müddet sonra annesi vefat etti. Onun vefatını, ağabeyi Alaeddin Muhammed’in vefatı izledi. Bir süre geçince de kayınvalidesi vefat etti. Aileyikedere boğan bu üzücü olayların ardından Mevlana’nın iki oğlu oldu. İlk oğluna (Sultan Veled) babasının, ikinci oğluna da (Alaeddin Çelebi) ağabeyinin ismini verdi.
Aile, yedi yıl kaldıkları Larende’den, Selçuklu hükümdarı Alaeddin Keykubad’ın (ö. 1236) ısrarlı daveti üzerine Konya’ya göçtü. Konya’ya geleli iki yıl olmuştu ki babası Sultanü’l-Ulema hayata gözlerini yumdu (1231).

2. Mevlana’nın Babasının Ölümünden, Şems-i Tebrizi ile Konya’daki Karşılaşmasına Kadar Olan Hayatı (1231-1244)
Medresenin ve dergahın bütün yükü omuzlarına binen ve babasının ölümüyle içinde büyük bir boşluk hisseden Mevlana’nın yardımına, babasının önde gelen müridlerinden ve şeyhini ziyaret makadıyla Konya’ya gelen Seyyid Burhaneddin Muhakkık-ı Tirmizi yetişti. Kübrevi tarikatına mensup olan Seyyid Burhaneddin, babasından sonra Mevlana’ya mürşidlik yapan ve onun ilmi ve tasavvufi yönden yetişmesinde önemli rol oynayan ilk kişidir.
Mevlana, mürşidinin isteği üzerine, ilim tahsil etmek üzere önce Halep Haleviyye Medresesi’ne, sonra da Şam Makdemiyye Medresesi’ne gitti. Oralarda altı yıl kadar (iki yıl Halep’te, dört yıl Şam’da), devrin ileri gelen hocalarından ilim, bilhassa tefsir, hadis ve fıkıh tahsil etti. Bu sıralarda Şam’da ikamet etmekte olan Muhyiddin İbnu’l-Arabi (ö. 1240) ve Sadreddin Konevi (ö. 1274) ile de görüştü. Mevlana’nın Halep ve Şam’dan Konya’ya dini ilimler ile mücehhez bir şekilde dönüşünden kısa bir süre sonra Seyyid Burhaneddin vefat etti (1241).
Kendi döneminin önde gelen Hanefi alimleri arasında yer alan Mevlana, babasından olduğu kadar Seyyid Burhaneddin’den de tamamıyla zahidane telakkiler almış; ondan, Gazzali’den (ö. 1111) mülhem olan Ehl-i Sünnet akidesine bağlı bir tasavvuf öğrenmişti.
Onun ölümünden sonra Mevlana bir taraftan medresede tedris ile meşgul oluyor, diğer taraftan da müridleri irşad etmeye çalışıyordu. İşte tam bu sıralarda Mevlana’nın hayatında büyük değişiklik yapan bir hadise oldu. Konya’ya Şems-i Tebrizi (Şemseddin Muhammed b. Ali et-Tebrizi) isimli bir şahıs geldi (1244). Ders ile meşgul olan büyük bilgin, tam bir zahid ve temkin ehli bir sufi olan Mevlana’yı bu garip zat kendinden geçirdi, aşk denizine attı ve coşkun bir Halk aşığı yapıverdi.
3. Mevlana’nın Şems’in Ölümüne (Tamamen Kaybolmasına) Kadar Olan Hayatı (1244-1247)
Şems, alim olmakla beraber şiddetli ruhani bir cezbenin tesiri altında bulunmaktaydı. Mevlana’yı dolu ve yanmaya hazırlanmış bir lamba gibi telakki eden kimseler, Şems’in mevkiini de bir kibritin yaptığı işe benzetirler. Asıl yanan ve nurlanan Mevlana idi. Onu uyandırmak ve ziya saçar bir hale getirmek için kibrit lazımdı ki buu da Şems yaptı. Başka bir görüşle: Şems Mevlana’yı ateşledi, fakat öyle bir infilak karşısında kaldı ki onun alevleri içinde kendisi de yandı.
Şems ile karşılaştıktan sonra Mevlana’nın hayatına tamamıyla o yön vermeye başladı. ki Hak aşığı halvete çekiliyorlar ve Hakk’ı anlama birbirlerine ayna oluyorlardı. Mevlana kendisini tamamen Şems’in sohbetine verdi, onda adeta kendisini kaybetti. Artık medreseye, dergaha çıkmaz oldu. Aslında Şems de Mevlana ile talebelerinin ve müridlerinin buluşmaması için elinden gelen gayreti sarf ediyordu. Ne var ki bu durum Mevlana’nın etrafındakilerin hiç de hoşuna gitmedi. İnsanlar arasında Şems’e karşı haset, kin ve nefret başladı. Belli bir zaman sonra dedikodular ve eleştiriler açıktan açığa yapılmaya başlandı. Şems, işin çığırından çıktığını, herkesin kendisine düşman olduğunu görünce, bir gün ansızın ortadan kayboluverdi (1246).
Şems’in ayrılışına Mevlana çok üzüldü. Divaneler gibi gazeller söylüyor, yüreğindeki ayrılık acısını dile getiriyordu. Etrafındakilerle ilgilenmesi bir yana, Şems zamanındaki hali de kayboldu. Hatta Şems’in gidişine sebep olanlara kızgın ve kırgındı. Onların yüzüne bile bakmıyordu.
Şems’in Şam’da olduğunu öğrenince Mevlana, oğlu Sultan Veled’i, hediyelerle birlikte ona elçi olarak gönderdi. Şems Konya’ya tekrar geldi (Mayıs 1247). Mevlana adeta bayram etti. Kırgın olduğu kimseleri bağışladı. Eski günlerdeki coşkun haline döndü. Fakat çok geçmeden, aralarında oğlu Alaeddin Çelebi’nin de olduğu bir grup, Şems’e karşı eski davranışlarını tekrar sergilemeye, onu ve Mevlana’yı üzmeye başladılar. Sonunda Şems ortadan büsbütün kayboldu.; veya öldürüldü (Aralık 1247). Mevlana onu her yerde aradı, hatta Şam’a bile gitti, ama nafile.
Ahmet Eflaki’nin Menakıbu’l-Arifin’de kaybettiği bir rivayete bakılırsa; düşmanları Şems’i öldürdükten sonra bir kuyuya attı. Sultan Veled onu rüyasında görerek buradan çıkartıp teçhiz ve Tekfin ettikten sonra, yine Tebrizli mimar Emir Bedreddin’in binası olan türbenin yanına defnettirdi. Mevlana, ıstırabının şiddetinden, yalnız başına bahçede dolaştı ve cenaze merasiminde bulunmadı. Adeta Şems’in öldüğüne inanmaktan kaçındı. Mevlana, oğlu Alaeddin Çelebi’ye karşı bu yüzden şiddetli nefret duydu. Alaeddin çok geçmeden şiddetli bir humma neticesinde vefat etti.
4. Mevlana’nın Şems’in Ölümünden Sonraki Hayatı (1247-1273)
Artık Mevlana gece gündüz sema ediyor, gazeller, şiirler söylüyordu. Ağlayışı ve feryadı herkesi yürekten yaralıyordu. Şems’i gönül dünyasında arıyordu. Nitekim onu orada buldu da… Bundan sonra kendini ilim tedrisine ve irşada verdi. Bir yandan da gönlü bir dost arayışı içerisindeydi.
Mevlana’nın can aynası olarak bulduğu diğer bir kişi Konyalı Selahaddin-i Zerkubi oldu. (Kuyumcu, altın dövücü Selahaddin). Aslında Kuyumcu Selahaddin, Seyyid Burhaneddin’in dervişi idi ve okuma yazması yoktu. Fakat Mevlana’nın coşkunluğu onunla tatlı bir sükunete erdi, gönül dünyası onunla huzuru yakaladı. Artık sema meclisleri zevk ve neşe ile kuruluyor, günler birer düğün havasında geçiyordu. Mevlana bütün gönlüyle ona yöneldi. Onunla iki bedende yaşayan bir can gibi yakınlaştılar. Onu, yerine halife ve şeyh ilan etti. Müridlerin irşadını ona havale etti. On yıl kadar süren mutlu bir dostluğun ardından, Selahaddin-i Zerkubi de Hakk’ın rahmetine kavuştu (1258).
Mevlana, daha sonra “kendisine içindeki nur hazinelerini keşfettiren” Çelebi Hüsameddin b. Muhammed b Hasan’ı (ö. 1284) dost, hemdem, yar ve halife seçti. Hüsameddin Çelebi, mensupları Ahi şeyhliği yapmış bir sülaleden geliyordu. Bu ahbablık ve sohbet on yıl kadar sürdü. Bu on yılın en güzel meyvesi ise Mesnevi oldu. Gönülbaşı ve halifesinin ricası üzerine Mevlana Mesnevi beyitlerini söylemeye başladı ve böylece muhteşem bir edebiyat ve tasavvuf klasiği olan Mesnevi telif edildi.
Uzun ve yorucu bir hayatın ardından ansızın ateşli bir hastalığın pençesine düşen Mevlana, dostlarının bütün tedavi çabalarına rağmen hastalıktan kurtulamadı ve 5 Cemaziyelahir 672 (17 Aralık 1273)’de vefat ederek Sevgilisine kavuştu.
Cenaze alayında Sadreddin Konevi ki Mevlana’nın vasiyetine rağmen, kendinden geçmesi sebebiyle cenaze namazını kıldıramadı, Selçuklu veziri Muinüddin Pervane, bütün Selçuklu emirleri, müderrisler, talebeler, her dinden ve mezhepten insan bulundu. Oğlu Sultan Veled’in İbtidaname’sine kaydettiğine göre, sadece Müslümanlar değil Hıristiyanlar ve Museviler de bu vefattan son derece üzüntü içindeydiler.
Mevlana’nın cenazesi Konya’da, babasının ve Selahaddin-i Zerkubi’nin de defnedildiği yere defnedildi. Sultan Veled zamanında sandukanın üzerine bir türbe yaptırıldı.
Mevlana’nın sevenleri, onun bir gazalinde de belirttiği üzere, vefat gecesinin bir ayrılık gecesi değil, bi visal gecesi olduğunu söylediler. Bunun için de o geceye Şeb-i Arus (Düğün Gecesi) adını verdiler ve ayinlerle ihya ettiler.
İki oğlunun annesi Gevher Hatun öldükten sonra Kira Hatun isminde dul bir kadınla evlenmiş olan Mevlana’nın, bu hanımından da Emir Alim Çelebi isminde bir oğlu ve Melike Hatun isminde bir kız çocuğu olmuş, fakat Emir Alim Çelebi pek genç yaşta iken vefat etmiştir. Mevlana’nın vefatında ancak oğlu Sultan Veled ile kızı Melike Hatun sağdı.
Hz. Mevlana’nın yazılı eserleri şunlardır:
1. Mesnevi,
2. Divan-ı Kebir
3. Fihi Ma Fih
4. Mecalis-i Seb’a
5. Mektuplar.
Eserlerinin orijinal dili Farsça’dır.
Mevlana ve Mevlevilikle ilgili Türkçe en geniş neşriyat Abdülbaki Gölpınarlı (ö. 1982) ve Şefik Can’a (ö. 2005) aittir.
Esasen Mevlana, Mevleviliğin şimdiki ayin ve kaidelerini vaz’ ve Mevleviliği bir tarikat halinde tesis etmemişti. O böyle kayıtlardan tamamıyla uzak bir zattı. Sema etmesi dahi vecd ve hal neticesiydi. Manevi terakkinin vasıtası ise aşk ve sohbetten ibaretti. Onun fikirlerinin intişarında ve tarikatının sistemleşmesinde oğlu Sultan Veled’in (623-712 / 1226-1312) payı büyüktür.
çok güzel tenk you
bu siteyi çok behendim
I like M evlana
bu siteyi odev oldugu icin actim ama guzel seyler okudum yani mevlananin hayatini okumak guzeldi tesekur ederiz bu siteyi bizlere tanitiginiz icin:):):)
ben mevlana hazretlerini çok seviyorm
arkadaslar Mevlana”yi anlaya bilmeniz icin onun gibi olmaniz lazim…….
onun gibi olmanizda bazi sirlari öyrenmeniz lazim
O sirlari öyrenirseniz sayet sizlerde bir yunus veya Mevlana olabilirsiniz
istiyorumki herkes bi yunus veya Mevlana olsun
zor deyil bilinmediyinden dolayi zor saniliyor ASLINDA cok basit
bana ulasin size onlarin hakinda bilgiler vereyim insalah
msn adresim
Cabar33@hotmail.de
mevlana hakında kısa ve öz olarak çok güzel bilgiler vermişsiniz sitenize teşekür ederiz….
mevlanayı çok seviyoruz
RESMİ NİE YOK MEVLANANİN NİE NİE NİE NİE NİE NİE
mevlanayı çok seviorum!!! araştırıorum ödev olarak xdxd
😆 :kis: :cher: 😛 🙂 ben mevlananın sözlerini çok beyendiğim için güzel diyorum
uzun ,karışık ama güzel
bence güzel ama dahada güzel olabilir sanki biraz karışık
metin çok güzel mevlananın sözlerini beğeniyorum çok güzel ?
mevlananın sözlerini çok beğeniyorum
resimleri mükemel
cok uzun ama yazmaya deger bır sey
bencede Yüksel
bence çok güzel ben çok beğendim ama çok da uzunmuş.AMA yinede işime yarayacak bir şeymiş.eğer siz de beyendiyseniz sizde not yazın.
bence çok güzel olmuş çok beyendim süper
MEVLANA NIN SÖZLERİNİ ÇOK SEVİYORUM
bence guzl olmus ısıme yaradı fakat çok uzun ama genede guzl
her şey çok güzel anlatılmış
çok güzel olmuş çok beğendim 😀
bence çok güzel ben çok sevdim ya siz sevdinizmi??*??????????*?*??=00*?*??*???
çok güzel olmuş çok işime yaradı
çok uzun olmuş ama vaktim olmadığından yazamadım ama güzele benziyo
bence çok uzun olmuş benim bunu yazacak kadar vaktim olmadığı için yazamadım ama görüntüde güzel olmamışa benzio o ne o *** gibi
bnce çok ama çok uzun
çok iyiçok uzun)
cok güzel
çok güzel çok işime yaradı:)))
çok güzel çok işime yaradı:)))
ben çok beğendim uzun olsa bile çok beğendim anonim gerçekten
çok ***** uzun diyo uzun olması daha yararlı
çok işime yaradı bu mevlananın hayatı
BNCE ÇOK UZUN AMA 5 GÜNDE YAZDIM DEVAMI YOK MU
BENİM DE ÇOK MU ÇOK İŞİME YARADI TEŞEKÜR EDERİM
çok uzun
ben bunu ödev için yazıyorum ama çok uzun yarısını yazıcam
çok güzel çok beyendim ve işime yaradı ve çok güzel bişey me
vlananı olmasıbence hiç silinmesin hayata insan sevgisi ve mevlana olsun bu kadar
cok guzel olmus 😀 ama daha gucuk yas bı daha 😛
ya cok kısa olmus tabi tabi yazana kdr ananam agladı 😛 (ama cok guzel olmus caktırma :D)
yha o kdr gzl olmuskı anlatamam :D:):P
gerçekten çok kısa olmuş benim günlerdir süren yazılarım var lütfen siteyi yapan arkadaşımızdan daha uzun yapmasını istiyorum ama çok iyi bilgiler…Şimdiden çok teşekür ederim =)
Cok isime yaradi.
Saolun
mevlanayı sev
BENCE ÇOK HEMDE ÇOK UZUN,AMA ÇOK TEŞEKÜRLER İŞİME ÇOK YARADI.
bence mevlananın hayatı çok uzun.Bu yüzden yazamam asl
SENDEN İYİSİNİ GÖRMEDİM SAĞOLq!……
YAZMAA SANA YAZ DİYEN Mİ OLDU YA!!!!!!!!!………………..
mevlana hakında doğru konuş ***** bunu bulduğuna şükret töbe töbe sen mevlanaya şükretmezsen hayatın güzel gitmez salak
süpersiniz yani yani ama çok uzun ya neyse sağolun yinede
bence olmuş süpersiniz by
begüşe çok çok çok katılıyorum
su yazanlar tarkanın hayatı olsa böle laf etmezsınız ne kadar gereksiz ozurlu ınsanlarsınız ama uzun hayatı varmıs ta nedemek arkadaşım karşındakı ınsan HZ MEVLANA doğru konus ne konustuğunu bıl
bundan daha kısası lazım yazanlara sölüom nasıl yazdınız
yuh çok uzun be yazana kadar elerim koptu
kim yazdıysa nasıl yazdı bunu günler alır
y yazmıcam ben
bu ne yha yazamiyom_^-^_ ırmak aynen katılıyorum
mevlananın hayatıda ne uzunmuş be yaz yaz öldüm ya
yuh ama kardeşim bu kadar da olmaz. Destan yazmışsınız valahi. elerim perişan halde ama gene de teşkr ederim. en azından ödevi bitirdim.
kim yazdıysa sağolsun da bu kadar da uzun olmaz.
be çok sevdim teşekür ederim
BENCEDE ÇOK GÜZEL OLMUŞ…
emın olun mevlana nın yasadıkları okadar zordukı yazmaktan yorulduk dıye sılanmamalıyız bıraz saygı ve sabır herseyı yazmayın özetleyin
bu nu yazan kimse ona çok teşekür ediyorum ama bunu biraz daha kısa
yazabilirdiniz ya elerim koptu yaz yaz ya
ama 100 aldım olsun
mevlana çok güzel bir mevlana
Arkafaşlar kim bunu yazdıysa ”ALAH” onun mekenını cenet eylesin amin diyenlerine elim okpmadı benim çok rahat yazdım. yazmıyanlar için ”ALAH” RAZI olsun daha çok yazabilirdin kardeş çok TEŞEKÜRLER
of çk uzun yha dah kısası ykmu
Bencede çok güzel ama uzun napalım mecbur yazıcaz
çok güzel
çok uzun
bence cok guzel olmus bendede cıktı var ben cıkardım uzun olması daha iyi cunku daha coq bıgı alıyoruz ama sız hepınız coq uzun dıe itiraz etmısınız ne bu arkadasımız sayesınde coq bılgıler ogrendınız …
arkadaslar size iyi yazmalar bizde çıktı var ben çıkarıp goturcem ben ceylan
anonim sana diyom ya sence mevlana niye ölmüş ya? niye bakim bak söylüyim nie bilion mu? öl demişler de o yüzden ölmüş ne komik dime ya anonim benim seni seven gamze
katılıyorum sana süper her yerde aynı canım bak y
bu nu yazan kimse ona çok teşekür ediyorum ama bunu biraz daha kısa yazabilirdiniz ya elerim koptu yaz yaz ya ama 100 aldım olsun 😀
ben cede cok süper len
BENİM DE ÇOK İŞİME YARADI İYİKİ ELİMLE YAZMAMIŞIM ŞİMDİYE PARMAKLARIM KOPMUŞTU
mevlanayı
sevenler
ve
bilenler
çok uzun olması benim için çok iyi çünkü ozaman değeri artar
çok içinde bilgi dolu çok güzel ve en kötüsü çok uzun olması yani za xd
evet çok güzel ama çok uzun biraz kısa olamazmıydı yazana kadar parmagım koptu
çok güze çok işime yaradı ama çok uzun
uzun olduğu daha i ne güzel işte daha çok bilgi öğreniyorsunuz ben böyle çalıştığım ve düşündüğüm için devamlı yüz alırım siz yazmaktan üşeniyorsunuz çünkü siz üşengeçsiniz
ah hiçde uzun değil sizlerin de hayatınız yazılsa bundan uzun olurdu canlarım lafı yediniz oturur kalırsınız artık
GÜZELKIZ
uzun ma olsun çünkü işime yaradı saolun teşkür
çok güzel süpır
uzunmus ama işime yaradı
uzunmus biraz ama işime yaradı::)
çok uzun ama işime yarar çok thanks yha
evet cok uzun
yha arkadaslar hpsini yazmanıza ne gerek war en üstekini yazın gerisi işe yaramaz zaten ama öğr. sormadıktan sonra
lionel_mesi_95@hotmail.com
valaha mevlananın sözleri çok güzel
seni seviyorum zeliha
çok işime yaradı ama uzun işte…
hiç gzl değl bi kere salama
ben kısa arıom ama yinde sağlun araştrdğnz içn ama of ksa ykmu
hayır ya
BY BY BY