Mevlana’nın asıl ismi Muhammed, lakabı ise Celaleddin’dir.
Eskiden “Diyar-ı Rum” denilen Anadolu topraklarında, Konya’da yaşayıp vefat etmesi, şahsiyetini orada kazanması ve şöhret bulması sebebiyle “Rumi” (Anadolu) nisbesi ile anılır.
“Mevla-na” ‘efendi-miz’ demektir. ve hürmet maksadıyla ulema için kullanılırdı. Şeyh Sadreddin Konevi’nin (ö. 1274), sohbetleri esnasında ona “Mevlana” şeklinde hitap etmesinin, onun Mevlana lakab-ı alisiyle şöhret bulmasına sebep olduğu da kaydedilmiştir.
Sponsor Bağlantılar
“Hüdavendigar”, “Hünkar”, “Hazret-i Mevlana”, “Mevlevi”, “Şeyh”, “Molla-yı Rumi”, “Rumi”, ve “Hazret-i Pir” lakab ve ünvanları da onun için kullanılmıştır. Hazret-i Mevlana ve Hazret-i Pir saygı hitapları, Mevlevi çevrelerinde ve Anadolu’da daha çok tercih edilmiştir. Bugün İran ve Pakistan’da Mevlevi, Batı’da Rumi lakapları, onu anmak için öncelikle kullanılmaktadır.
Babasının adı Muhammed Bahaeddin Veled’dir. Babası Sultanü’l-Ulema lakabıyla meşhurdur. Annesi ise Belh emiri Rüknüddin’in kızı Prenses Mü’mine Hatun’dur. Mevlana bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Belh şehrinde doğdu. Belh şehri, köklü bir tasavvufi geleneğe sahip coğrafyalardan biriydi. Mevlana’nın doğum tarihi, oğlu Sultan Veled’in Divan’ının sonundaki bir kayıta göre 6 Rebiülevvel 604 (30 Eylül 1207)’dir. Ancak araştırmacılar, Mevlana’nın doğum tarihini 597/1200’lü, hatta daha önceki yıllara kadar götürmektedirler.
Mevlana’nın hayatını esasen 4 döneme ayırmak mümkündür.

1. Mevlana’nın Babasının Ölümüne Kadarki Hayatı (1207-1231)
Çocukluğunun ilk yıllarını doğduğu şehirde geçiren Mevlana, Hanefi bir alim ve sufi olan babasının, sultanla arasında vuku bulan inanç ve fikir ayrılıkları yüzünden, maiyetinde akraba ve müridlerinden oluşan büyük bir kalabalık olduğu halde Belh’ten göç etmesi sebebiyle (1212 ?), ilmi ve fikri hayatında önemli izler bırakan ve Konya’da sona eren uzun bir seyahat gerçekleştirir.
Bu seyahat esnasında, Nişabur’da ünlü sufi Feridüddin Attar’ın (Ö. 1230) iltifatına mazhar olan ve ondan Esrarname adlı eserini hediye alan Mevlana, yorucu ve uzun göç boyunca uğradıkları her yerde babasına gösterilen ilgi, saygı ve yakınlık dolayısıyla, aralarında Avarifü’l-Maarif sahibi Ebu Hafs Ömer Sühreverdi’nin (ö. 1234)’de bulunduğu, iktidar ve ilmiye sınıfından devrin ileri gelen pek çok şahsiyeti ile tanışma fırsatı bulmuştur. Bahaüddin Veled’e ilgi öylesine büyüktü ki, konaklanan her şehirde sultanlar kendisini ağırlamak için araya hatırı sayılır kişileri elçi olarak koyuyorlardı. Fakat o her zaman, bir medresede konaklamayı tercih etmiştir.
Kervan her şehirde bir müddet konaklamak kaydıyla, Nişabur’dan sonra Bağdat, Küfe, Mekke, Medine, Kudüs, Şam, Halep, Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde güzergahını takip ederek Larende’ye (Karaman’a) ulaşır (1221).
Erzincan’da iken, Sühreverdiyye’den Evhadüddin Kirmani (ö. 1237) ve Necmüddin Kübra’nın halifelerinden Sadüddin Hamevi (ö. 1252) ile de görüşülür. Mevlana bu suretle, babasının nezareti altında ve onun izini takip ederek hakiki ve fikri bir seyahat alemi yaşamış, İslam medeniyetinin o zamanki en canlı fikir merkezlerini gezerek şahsiyetini kazanmıştır.
Mevlana, Larende’de yedi yıl kaldı. Hayatının kederli ve sevinçli ilk önemli olaylarını bu şehirde yaşadı. 1225 yılında, babasının müridlerindenLala Şerefüddin Semerkandi’nin kızıGevher Hatun ile evlendi. Kısa bir müddet sonra annesi vefat etti. Onun vefatını, ağabeyi Alaeddin Muhammed’in vefatı izledi. Bir süre geçince de kayınvalidesi vefat etti. Aileyikedere boğan bu üzücü olayların ardından Mevlana’nın iki oğlu oldu. İlk oğluna (Sultan Veled) babasının, ikinci oğluna da (Alaeddin Çelebi) ağabeyinin ismini verdi.
Aile, yedi yıl kaldıkları Larende’den, Selçuklu hükümdarı Alaeddin Keykubad’ın (ö. 1236) ısrarlı daveti üzerine Konya’ya göçtü. Konya’ya geleli iki yıl olmuştu ki babası Sultanü’l-Ulema hayata gözlerini yumdu (1231).

2. Mevlana’nın Babasının Ölümünden, Şems-i Tebrizi ile Konya’daki Karşılaşmasına Kadar Olan Hayatı (1231-1244)
Medresenin ve dergahın bütün yükü omuzlarına binen ve babasının ölümüyle içinde büyük bir boşluk hisseden Mevlana’nın yardımına, babasının önde gelen müridlerinden ve şeyhini ziyaret makadıyla Konya’ya gelen Seyyid Burhaneddin Muhakkık-ı Tirmizi yetişti. Kübrevi tarikatına mensup olan Seyyid Burhaneddin, babasından sonra Mevlana’ya mürşidlik yapan ve onun ilmi ve tasavvufi yönden yetişmesinde önemli rol oynayan ilk kişidir.
Mevlana, mürşidinin isteği üzerine, ilim tahsil etmek üzere önce Halep Haleviyye Medresesi’ne, sonra da Şam Makdemiyye Medresesi’ne gitti. Oralarda altı yıl kadar (iki yıl Halep’te, dört yıl Şam’da), devrin ileri gelen hocalarından ilim, bilhassa tefsir, hadis ve fıkıh tahsil etti. Bu sıralarda Şam’da ikamet etmekte olan Muhyiddin İbnu’l-Arabi (ö. 1240) ve Sadreddin Konevi (ö. 1274) ile de görüştü. Mevlana’nın Halep ve Şam’dan Konya’ya dini ilimler ile mücehhez bir şekilde dönüşünden kısa bir süre sonra Seyyid Burhaneddin vefat etti (1241).
Kendi döneminin önde gelen Hanefi alimleri arasında yer alan Mevlana, babasından olduğu kadar Seyyid Burhaneddin’den de tamamıyla zahidane telakkiler almış; ondan, Gazzali’den (ö. 1111) mülhem olan Ehl-i Sünnet akidesine bağlı bir tasavvuf öğrenmişti.
Onun ölümünden sonra Mevlana bir taraftan medresede tedris ile meşgul oluyor, diğer taraftan da müridleri irşad etmeye çalışıyordu. İşte tam bu sıralarda Mevlana’nın hayatında büyük değişiklik yapan bir hadise oldu. Konya’ya Şems-i Tebrizi (Şemseddin Muhammed b. Ali et-Tebrizi) isimli bir şahıs geldi (1244). Ders ile meşgul olan büyük bilgin, tam bir zahid ve temkin ehli bir sufi olan Mevlana’yı bu garip zat kendinden geçirdi, aşk denizine attı ve coşkun bir Halk aşığı yapıverdi.
3. Mevlana’nın Şems’in Ölümüne (Tamamen Kaybolmasına) Kadar Olan Hayatı (1244-1247)
Şems, alim olmakla beraber şiddetli ruhani bir cezbenin tesiri altında bulunmaktaydı. Mevlana’yı dolu ve yanmaya hazırlanmış bir lamba gibi telakki eden kimseler, Şems’in mevkiini de bir kibritin yaptığı işe benzetirler. Asıl yanan ve nurlanan Mevlana idi. Onu uyandırmak ve ziya saçar bir hale getirmek için kibrit lazımdı ki buu da Şems yaptı. Başka bir görüşle: Şems Mevlana’yı ateşledi, fakat öyle bir infilak karşısında kaldı ki onun alevleri içinde kendisi de yandı.
Şems ile karşılaştıktan sonra Mevlana’nın hayatına tamamıyla o yön vermeye başladı. ki Hak aşığı halvete çekiliyorlar ve Hakk’ı anlama birbirlerine ayna oluyorlardı. Mevlana kendisini tamamen Şems’in sohbetine verdi, onda adeta kendisini kaybetti. Artık medreseye, dergaha çıkmaz oldu. Aslında Şems de Mevlana ile talebelerinin ve müridlerinin buluşmaması için elinden gelen gayreti sarf ediyordu. Ne var ki bu durum Mevlana’nın etrafındakilerin hiç de hoşuna gitmedi. İnsanlar arasında Şems’e karşı haset, kin ve nefret başladı. Belli bir zaman sonra dedikodular ve eleştiriler açıktan açığa yapılmaya başlandı. Şems, işin çığırından çıktığını, herkesin kendisine düşman olduğunu görünce, bir gün ansızın ortadan kayboluverdi (1246).
Şems’in ayrılışına Mevlana çok üzüldü. Divaneler gibi gazeller söylüyor, yüreğindeki ayrılık acısını dile getiriyordu. Etrafındakilerle ilgilenmesi bir yana, Şems zamanındaki hali de kayboldu. Hatta Şems’in gidişine sebep olanlara kızgın ve kırgındı. Onların yüzüne bile bakmıyordu.
Şems’in Şam’da olduğunu öğrenince Mevlana, oğlu Sultan Veled’i, hediyelerle birlikte ona elçi olarak gönderdi. Şems Konya’ya tekrar geldi (Mayıs 1247). Mevlana adeta bayram etti. Kırgın olduğu kimseleri bağışladı. Eski günlerdeki coşkun haline döndü. Fakat çok geçmeden, aralarında oğlu Alaeddin Çelebi’nin de olduğu bir grup, Şems’e karşı eski davranışlarını tekrar sergilemeye, onu ve Mevlana’yı üzmeye başladılar. Sonunda Şems ortadan büsbütün kayboldu.; veya öldürüldü (Aralık 1247). Mevlana onu her yerde aradı, hatta Şam’a bile gitti, ama nafile.
Ahmet Eflaki’nin Menakıbu’l-Arifin’de kaybettiği bir rivayete bakılırsa; düşmanları Şems’i öldürdükten sonra bir kuyuya attı. Sultan Veled onu rüyasında görerek buradan çıkartıp teçhiz ve Tekfin ettikten sonra, yine Tebrizli mimar Emir Bedreddin’in binası olan türbenin yanına defnettirdi. Mevlana, ıstırabının şiddetinden, yalnız başına bahçede dolaştı ve cenaze merasiminde bulunmadı. Adeta Şems’in öldüğüne inanmaktan kaçındı. Mevlana, oğlu Alaeddin Çelebi’ye karşı bu yüzden şiddetli nefret duydu. Alaeddin çok geçmeden şiddetli bir humma neticesinde vefat etti.
4. Mevlana’nın Şems’in Ölümünden Sonraki Hayatı (1247-1273)
Artık Mevlana gece gündüz sema ediyor, gazeller, şiirler söylüyordu. Ağlayışı ve feryadı herkesi yürekten yaralıyordu. Şems’i gönül dünyasında arıyordu. Nitekim onu orada buldu da… Bundan sonra kendini ilim tedrisine ve irşada verdi. Bir yandan da gönlü bir dost arayışı içerisindeydi.
Mevlana’nın can aynası olarak bulduğu diğer bir kişi Konyalı Selahaddin-i Zerkubi oldu. (Kuyumcu, altın dövücü Selahaddin). Aslında Kuyumcu Selahaddin, Seyyid Burhaneddin’in dervişi idi ve okuma yazması yoktu. Fakat Mevlana’nın coşkunluğu onunla tatlı bir sükunete erdi, gönül dünyası onunla huzuru yakaladı. Artık sema meclisleri zevk ve neşe ile kuruluyor, günler birer düğün havasında geçiyordu. Mevlana bütün gönlüyle ona yöneldi. Onunla iki bedende yaşayan bir can gibi yakınlaştılar. Onu, yerine halife ve şeyh ilan etti. Müridlerin irşadını ona havale etti. On yıl kadar süren mutlu bir dostluğun ardından, Selahaddin-i Zerkubi de Hakk’ın rahmetine kavuştu (1258).
Mevlana, daha sonra “kendisine içindeki nur hazinelerini keşfettiren” Çelebi Hüsameddin b. Muhammed b Hasan’ı (ö. 1284) dost, hemdem, yar ve halife seçti. Hüsameddin Çelebi, mensupları Ahi şeyhliği yapmış bir sülaleden geliyordu. Bu ahbablık ve sohbet on yıl kadar sürdü. Bu on yılın en güzel meyvesi ise Mesnevi oldu. Gönülbaşı ve halifesinin ricası üzerine Mevlana Mesnevi beyitlerini söylemeye başladı ve böylece muhteşem bir edebiyat ve tasavvuf klasiği olan Mesnevi telif edildi.
Uzun ve yorucu bir hayatın ardından ansızın ateşli bir hastalığın pençesine düşen Mevlana, dostlarının bütün tedavi çabalarına rağmen hastalıktan kurtulamadı ve 5 Cemaziyelahir 672 (17 Aralık 1273)’de vefat ederek Sevgilisine kavuştu.
Cenaze alayında Sadreddin Konevi ki Mevlana’nın vasiyetine rağmen, kendinden geçmesi sebebiyle cenaze namazını kıldıramadı, Selçuklu veziri Muinüddin Pervane, bütün Selçuklu emirleri, müderrisler, talebeler, her dinden ve mezhepten insan bulundu. Oğlu Sultan Veled’in İbtidaname’sine kaydettiğine göre, sadece Müslümanlar değil Hıristiyanlar ve Museviler de bu vefattan son derece üzüntü içindeydiler.
Mevlana’nın cenazesi Konya’da, babasının ve Selahaddin-i Zerkubi’nin de defnedildiği yere defnedildi. Sultan Veled zamanında sandukanın üzerine bir türbe yaptırıldı.
Mevlana’nın sevenleri, onun bir gazalinde de belirttiği üzere, vefat gecesinin bir ayrılık gecesi değil, bi visal gecesi olduğunu söylediler. Bunun için de o geceye Şeb-i Arus (Düğün Gecesi) adını verdiler ve ayinlerle ihya ettiler.
İki oğlunun annesi Gevher Hatun öldükten sonra Kira Hatun isminde dul bir kadınla evlenmiş olan Mevlana’nın, bu hanımından da Emir Alim Çelebi isminde bir oğlu ve Melike Hatun isminde bir kız çocuğu olmuş, fakat Emir Alim Çelebi pek genç yaşta iken vefat etmiştir. Mevlana’nın vefatında ancak oğlu Sultan Veled ile kızı Melike Hatun sağdı.
Hz. Mevlana’nın yazılı eserleri şunlardır:
1. Mesnevi,
2. Divan-ı Kebir
3. Fihi Ma Fih
4. Mecalis-i Seb’a
5. Mektuplar.
Eserlerinin orijinal dili Farsça’dır.
Mevlana ve Mevlevilikle ilgili Türkçe en geniş neşriyat Abdülbaki Gölpınarlı (ö. 1982) ve Şefik Can’a (ö. 2005) aittir.
Esasen Mevlana, Mevleviliğin şimdiki ayin ve kaidelerini vaz’ ve Mevleviliği bir tarikat halinde tesis etmemişti. O böyle kayıtlardan tamamıyla uzak bir zattı. Sema etmesi dahi vecd ve hal neticesiydi. Manevi terakkinin vasıtası ise aşk ve sohbetten ibaretti. Onun fikirlerinin intişarında ve tarikatının sistemleşmesinde oğlu Sultan Veled’in (623-712 / 1226-1312) payı büyüktür.
ben bitim bukadar ödevi nasıl yapcam bilmiyorum gerçekten
banda çok yardımcı oldu
KEŞKE ÖNCE OKUSAYMIŞIM MÜTİŞ BİR ŞEY
çok iyi ödevimi yapmada yardımcı oldu; en çok ta kendi şahsıma ve bu ödevi araştıran örencilere sevgilerimle mevlanayı araştırıp bilgi edindiginiz için :):):):):)
this site is very god but l do not know Türkish but my sister read to me siting in turkey
baya ayrıntılı bir bilgi helal hoş olsun! 🙂 MevLana’nın eserleri de cok güzel. h ah ! O devirde mevlana’yı görcektim vary!:)
gerçekten çok hoş .Mevlananın mektuplar adlı eserini okudum
çok begendim . herkese tavsiye ederim
ÇOK UZUN BEN BU SİYEYİ BEGENMEDİM
yazana öncelikle teşekür ederim ödevime yarım eti
çok ama çok teşekürler ödevime çok yardım eti
bence herkez araştırmalı çok güzel uzun ama okumaktan bıkmayın
Bunca yıldır kitap okuyorum,fakat hiçbiri bu kitap kadar eğitmedi beni sanki bu kitapla hz.Mevlana’yı tanıdım.Mevlana’nın hayatını bilmemenin büyük bir kayıp olduğunu düşünüyorum.Sayın Şefik Can sizden böyle mübarek zatların hayatını yazmanızı istiyorum.Alah razı olsun.
bu kitap hayatımda çok şeyi değiştirdi.Hem hz.mevlana’ya hem peygamberime hemde alah’ıma tam anlamıyla aşık oldum.Sayın şefik CAN bu tür kitapları sizden bekliyoruz.Alah razı olsun.Böyle bir eseri meydana getirdiğiniz için.
amada uzunmuş
tam ödevlik yazı
çok güzel elma vişt elmas vişt nesds
çok uzun ama çok güzel
bu site çok güzel keşke çok türkçe bilsem ama yabancıyım
KEŞKE DAHA ÖNCE ARAŞTIRSAYDIM SÜPER BİŞEY :)))
vala ya cok uzun kısaltın ya perpormans yapcaz sizin yaptığınıza bakınya kızaltın bari şikayetciyim bu siteden
mevlana gibi olmalıyız ve onun yaptığı hareketlere dikat etmeliyiz. Onu hep dikate alıp onun sözlerini hiçbir zaman unutmamalıyız
:):):):):):):):D:D:D:D:D!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
mevlana gibi olmalıyız ve onun yaptığı hareketlere dikat etmeliyiz. Onu hep dikate alıp onun sözlerini hiçbir zaman unutmamalıyız
arkadaşlar bu şey çok güzel bunu bilgisayarda yazana varmı
ben yazıcam
dersimiz mevlana görsel sanatlar dersinde mevlana ile ilgili resim yapacağız
Gerçekten de çok beğendim. Mevlananın tüm eserleri çok güzeldir. Herkesin okumasını öneriyorum
Gerçekten de çok beğendim. Mevlananın tüm eserleri çok güzeldir. Herkesin okumasını öneriyorum
gerçekten çok uzun.ama çok güzeldi.teşekürler…….
ya çok güzel olmuş…Ama biraz daha kısa olsaymış i olurmuş
muhteşem!! bunu yazan kim ise çok güzel yazmış.. ona teşekür!!
hahahahahahahahahaha
ÇOK GÜZEL AMA BAYA UZUN…)
cok guzelde baya uzun nolur kısaltın
merhaba 🙂 biz konuları verirken malesef öğrencileri düşünmüyoruz. en iyi bilgiyi en iyi şekilde sunmaya çalışıyoruz. bunun için kusura bakmayın lütfen. kızınıza da okulunda başarılar dileriz.
bune ya buni=@
yaz yaz bitmiyö yav elerim köptu
ben natya. mevlananın hayatı çok güzel. kızım yazaeken ben de okudum . biraz kısa olsaydı. kızım ema için biraz zor oldu.
mevlana çok güzel bir ödev
ben mevlananın hayatını araştırdım
keşke bizde mevlanagibi olsak
MEVLANA CELALEDİN RUMİ NİN HAYATI HEP GÜZELİKLERLE GEÇMİŞTİR ENKÖTÜ ANLARINDA BİLE AALALHINSIĞINMIŞTIR
SEVİYORUZ SENİ
GÖNLÜMÜN PINARINDA
ANIYORUZ SENİ
GÖNLÜNÜN SULARINDA
TeşekürLer ama daha kısa oLsaydı iyi oLurdu =)
mevlana çok gzl bri ödevden 5 alırım ! ? 🙂
yaw ben mvlanayı çok seviyorum.Hata onun mesnevi diye bir hikayesivar.O çok güzel ve halada okuyom
🙂 yani
bana yardım eti
mevlana akarsugibidir..tadabilene
mevlana çok iyi bir insan nazik bibrde hede çok
ya ne kadar süper şarkılar aslında murat boz ve eylemi çok seviyorum
çok güzel örmek mevlananın hayatı:)
yha burasu ödevim içn çok i oldu yha teşekürler…)
çok güzel şeyler var
çok güzel
ÇOK GÜZEL DAha hala yaşıyor gibi bizim için öyle
çok seviyorum mevlanayı.
ÇOK SÜPERYA SANKİ DAHA HALA YAŞIYOR GİBİ BENİM İÇİN ÖYLE YANİ
spr
çok qüseL.. çoq beqendim öqretmen 85 verdi 😀 xDé
Evet arkadaşlar nasıl beğendinizmi mevlananın hayatını bu arada 100 aldınıza sevindim (===(Editör)..
Hz.Mevlana çok iyi bir insan öğretmenim Kim olduĞunu anlatı içim huzurla doldu ya
bence çok ama çok güzelmiş ya herkesin okumasını tavsiye ederim ben tarihi çok sevdiğim için eskileri çok merak ederim teşekürler…..?????!!!!
ya çok ve çok güzel
ödevden 100 aldım hemde karneye geçecekti çok mutluyum xD
çok uzun olduğu için kısaltım saçma bir yazı olduğundan hoca koca bir 5 verdi.
okulda okudum hoca 0 verdi
şeyleri hiç güzel değil
okumadım ama güzele benziyor
bence çok güzel herkesin okumasını isterim bence çok güzel bir hayat hikayesi ben çok begendim gerçekten çok güzel hakikaten
çok uzunmuş ama çok güzelmiş hakikaten
çok güzel bir hayat hikayesi
bence çok güzel
çok güzel bunu okudum öğrendim sınav ve sözlüden 100 aldım bununh için çok mutluyum
hepsini okudum harika
çok süper
bende
OKUDUM ÇOK GÜZEL TEŞEKÜRLER
çok thank odewimden 100 aldım saolun…….
bravo
çok
tgüzel
bunu kopyaladım.hiç uğraşmadan 100 aldım
çok qüzl tek kelim eile
ey yüce mevlana senin derdin nedir
yazmak cok uzun sürer bunu şimdi
cok güzel 100 aldım hepsını yazdım
oretmen odev verdi bende bu siteden buldum ve 100 aldım ::))
çok güzel
oley buldum istedimi
öbür *****ların dediği gibi ç********************ok uzun ama çok güzel ha birde teşekür ederim çünki ögretmen 100 verdi
çok güzl ama çok uzun hayatı yazmam 1 sat 10 dakika sürdü
çok güzelmiş ödevimden 100 aldım
çok güzel ama çok uzun bakalım ödevimin notu kaç çıkacak
yarın haberimi yazarım
ya benim bunu yazdıma inanamıyorum ya
vaybe ne güzel bir hayat hikayesi
öğretmenim beğemdi ve bana 100 verdi
mevlanacok iyi biridir
çok iyi birisiydiya
ço********************k uzun ama ödevimden 100 aldım teşekürler
Çok teşekür ederim bende ödev için bu yazıyı yazıyorum inşalah öğretmen 100 verir.Yarın notumu alayım size haber yazıcam baybay 🙂 Pai-Pai ßß
çok güzel
ÇOK GÜZEL çok şey öğrendim bunları yazan kişiyre çok teşekür ederim!!
Mevlananın hayatını cok iyi anlatmışsınız. Sayenizde öğretmen 100 verdi.
çok güzel ya bayıldım şahane bir şey….
Mevlananın çok iyi hoşgörülü olduğunu şimdi anladım
ÇOK GÜZEL VALAH NADEM ASDIR
YAZANDAN VALAH ÇOK TEŞEKÜR ÇOK ŞEY ÖGRENDİM