Yine engel olamadım kendime. Dizginleyemedim içimden geçenleri. Lanet olası kalem ve şu defter. Ruhumu dökmek istemiyorum işte. Anlasanıza; bir yerlerde, belki ta içimde henüz keşfine çıkmaya hazır olmadığım bir öfke var. Kaynağı ya da sonu yok. Uçsuz bucaksız… Anlaşılmaz… Beni içine çekerse yok olacakmışım gibi hissediyorum. Ve yazarsam beni içine çekeceğini… Ne de olsa varoluştan beri yazıya dökülen her şey daha kıymetli olmuş insanoğlu için. İstemiyorum yazmayı. Konuşmasam içimde tutarım belki. Binmem içime doğru yol alan trene. Ama yazarsam engel olamam kendime.

Keşfederim başını da sonunu da öfkemin. Anlarım kimin ne olduğunu. Peki o zaman nasıl dur derim kendime? Nasıl öfkemi kusmadan rahat edebilirim? Bundandır şimdinin hırçınlığı. Yakar geçer dokunduğu yerleri sözlerim, bilirim. Sanırlar ki benim içim kavrulmuyor söylerken. Ama kimseye anlatamam ki öfkemi. Ben bile anlamada, anlamak istemeden. Gözlerimin içi gülse de bazen hafıza kaybının bir türüdür bu. Henüz nedenini keşfetmediğim bir hüznün unutkanlığıdır. Bazen alev alev olur gözlerim. Sanki baktığı yerde canlı belirtisi kalmayacak, her şeyi kül edebilecek gibi davranır herkese. Bu anlarsa içimdeki sızının kor gibi benliğimi tümüyle yaraladığı anlardır.

Sponsor Bağlantılar

Önceleri merak ederdim her şeyi. Öğrenmek isterdim bir an önce. Kimse söylememişti ki bazı şeylerin bilinmediği zaman insanı daha çok mutlu ettiğini. Ama artık biliyorum. İçimdeki sızının peşinde koşmayacağım bu yüzden.

Neyin acısıdır bilmem. Kim yaralamıştır, ne zaman tuz ekilir üzerine bilmem. İstemem zaten. Kalsın orada. Bir gün, belki, aniden binerim o trene haberim olmadan. Ama bilirim ki bu yolculuk yalnız olacak. Issız ve karanlık…

Korkarım karanlıktan. Belki yalnızlıktanda… Kendime yalan söylesem de bir sebebi vardır her şeyin; bir zamanı olduğu gibi. Bırakın kanasın o yara inceden inceden. Bir gün gelir ya tamamen öldürür beni kan kaybından ya da hayatıma öyle biri girer ki ben farkına varmadan. Beklemek lazım o güne kadar bu yoldaşı, arkadaşı. Öyle biri olur ki, sen keşfetmeden o keşfetmiştir hüznünü. Bir tek onu yakmaz sözlerin de gözlerin de. Sen kendi ateşinle kavrulurken bir o, su dökmüştür sön diye. Belki çok beklersin o güne kadar. Hiç bulamazsın belki de. Bir gün gelir, yalnızlık onun yerini alır. Hüznün bir olur yalnızlıkla. Bir sen varsın bir yalnızlık. O gün anlarsın öğrenmekten kaçamayacağını. Görülmesi gereken bir hesap vardır. Ya tamamen yok olursun o sonsuz boşlukta ya da yenersin kendi öfkeni. Yalnızlığı da terk edersin o zaman. Ben o günü bekliyorum. Uzak değildir o gün. Ama dolup taşmasın içim. Şimdi değildir zamanı!!!