Yıl: 2011

Garanti Bankası Adana Yatırım Şubesi

Garanti Bankası Adana Yatırım Şubesi Garanti Bankası Adana Yatırım Şube Kodu : 859 Garanti Bankası Adana Yatırım Şubesi İletişim Adresi : ABİDİNPAŞA CADDESİ  NO: 19/2    1010 Garanti Bankası Adana Yatırım Şubesi Telefon Numarası : 0 (322) 3551040 Garanti Bankası Adana Yatırım Şubesi Faks Numarası : 0 (322) 3594222 Şube Tipi : Yatırım Merkezi Banka şubesinin bilgilerinde herhangi bir değişiklik ya da yanlışlık olması durumunda lütfen yorum yazarak bilgi veriniz. Yazılan yorumlar dikkate alınarak gereken düzenlemeler yapılacaktır. *** Garanti Bankası Şubeleri ** Garanti Bankası Adana Şubeleri * Garanti Bankası Adana Şubesi * Garanti Bankası Adana Organize Sanayi Şubesi * Garanti Bankası Adana Yatırım Şubesi * Garanti Bankası Adana Atatürk Caddesi Şubesi * Garanti Bankası Adana Atikop Şubesi * Garanti Bankası Adana Baraj Yolu Şubesi * Garanti Bankası Adana Barkal Şubesi * Garanti Bankası Adana Cemalpaşa Şubesi * Garanti Bankası Adana Ceyhan Şubesi * Garanti Bankası Adana Gazipaşa Şubesi * Garanti Bankası Adana Hal Şubesi * Garanti Bankası Adana İnönü Şubesi * Garanti Bankası Adana Bağlı / İnönü Şubesi * Garanti Bankası Adana Kozan Şubesi * Garanti Bankası Adana Kozan Yolu Şubesi * Garanti Bankası Adana Kurttepe Şubesi * Garanti Bankası Adana Kuruköprü Şubesi * Garanti Bankası Adana Mobilyacılar Sitesi Şubesi * Garanti Bankası Adana Saydam Caddesi Şubesi * Garanti Bankası Adana Toros Şubesi * Garanti Bankası Adana Yüreğir Şubesi * Garanti Bankası Yeni Adana Şubesi Kaynak: www.garanti.com.tr Önemli: yenimakale.com...

Devamını Oku

Garanti Bankası Adana Organize Sanayi Şubesi

Garanti Bankası Adana Organize Sanayi Şubesi Garanti Bankası Adana Organize Sanayi Şube Kodu : 1219 Garanti Bankası Adana Organize Sanayi Şubesi İletişim Adresi : ADANA HACI SABANCI ORG.  SANAYİ BÖLGESİ TURGUT  ÖZAL BLV. NO:11  1310 Garanti Bankası Adana Organize Sanayi Şubesi Telefon Numarası : 0 (322) 3555350 Garanti Bankası Adana Organize Sanayi Şubesi Faks Numarası : 0 (322) 3555370 Şube Tipi : Şube Banka şubesinin bilgilerinde herhangi bir değişiklik ya da yanlışlık olması durumunda lütfen yorum yazarak bilgi veriniz. Yazılan yorumlar dikkate alınarak gereken düzenlemeler yapılacaktır. *** Garanti Bankası Şubeleri ** Garanti Bankası Adana Şubeleri * Garanti Bankası Adana Şubesi * Garanti Bankası Adana Organize Sanayi Şubesi * Garanti Bankası Adana Yatırım Şubesi * Garanti Bankası Adana Atatürk Caddesi Şubesi * Garanti Bankası Adana Atikop Şubesi * Garanti Bankası Adana Baraj Yolu Şubesi * Garanti Bankası Adana Barkal Şubesi * Garanti Bankası Adana Cemalpaşa Şubesi * Garanti Bankası Adana Ceyhan Şubesi * Garanti Bankası Adana Gazipaşa Şubesi * Garanti Bankası Adana Hal Şubesi * Garanti Bankası Adana İnönü Şubesi * Garanti Bankası Adana Bağlı / İnönü Şubesi * Garanti Bankası Adana Kozan Şubesi * Garanti Bankası Adana Kozan Yolu Şubesi * Garanti Bankası Adana Kurttepe Şubesi * Garanti Bankası Adana Kuruköprü Şubesi * Garanti Bankası Adana Mobilyacılar Sitesi Şubesi * Garanti Bankası Adana Saydam Caddesi Şubesi * Garanti Bankası Adana Toros Şubesi * Garanti Bankası Adana Yüreğir Şubesi *...

Devamını Oku

Garanti Bankası Adana Şubeleri

* Garanti Bankası Adana Merkez Şubesi* Garanti Bankası Adana Organize Sanayi Şubesi* Garanti Bankası Adana Yatırım Şubesi* Garanti Bankası Adana Atatürk Caddesi Şubesi* Garanti Bankası Adana Atikop Şubesi * Garanti Bankası Adana Baraj Yolu Şubesi* Garanti Bankası Adana Barkal Şubesi* Garanti Bankası Adana Cemalpaşa Şubesi* Garanti Bankası Adana Ceyhan Şubesi* Garanti Bankası Adana Gazipaşa Şubesi* Garanti Bankası Adana Hal Şubesi* Garanti Bankası Adana İnönü Şubesi* Garanti Bankası Adana Bağlı / İnönü Şubesi* Garanti Bankası Adana Kozan Şubesi* Garanti Bankası Adana Kozan Yolu Şubesi* Garanti Bankası Adana Kurttepe Şubesi* Garanti Bankası Adana Kuruköprü Şubesi* Garanti Bankası Adana Mobilyacılar Sitesi Şubesi* Garanti Bankası Adana Saydam Caddesi Şubesi* Garanti Bankası Adana Toros Şubesi* Garanti Bankası Adana Yüreğir Şubesi* Garanti Bankası Yeni Adana Şubesi *** Garanti Bankası Şubeleri TÜM...

Devamını Oku

Garanti Bankası Şubeleri

* Garanti Bankası Adana Şubeleri* Garanti Bankası Adıyaman Şubeleri* Garanti Bankası Afyon Şubeleri* Garanti Bankası Ağrı Şubeleri* Garanti Bankası Aksaray Şubeleri* Garanti Bankası Amasya Şubeleri* Garanti Bankası Ankara Şubeleri* Garanti Bankası Antalya Şubeleri* Garanti Bankası Artvin Şubeleri* Garanti Bankası Aydın Şubeleri* Garanti Bankası Balıkesir Şubeleri* Garanti Bankası Bartın Şubeleri* Garanti Bankası Batman Şubeleri* Garanti Bankası Bilecik Şubeleri* Garanti Bankası Bingöl Şubeleri* Garanti Bankası Bitlis Şubeleri* Garanti Bankası Bolu Şubeleri* Garanti Bankası Burdur Şubeleri* Garanti Bankası Bursa Şubeleri* Garanti Bankası Çanakkale Şubeleri* Garanti Bankası Çankırı Şubeleri* Garanti Bankası Çorum Şubeleri* Garanti Bankası Denizli Şubeleri* Garanti Bankası Diyarbakır Şubeleri* Garanti Bankası Düzce Şubeleri* Garanti Bankası Edirne Şubeleri* Garanti Bankası Elazığ Şubeleri* Garanti Bankası Erzincan Şubeleri* Garanti Bankası Erzurum Şubeleri* Garanti Bankası Eskişehir Şubeleri* Garanti Bankası Gaziantep Şubeleri* Garanti Bankası Giresun Şubeleri* Garanti Bankası Gümüşhane Şubeleri* Garanti Bankası Hatay Şubeleri* Garanti Bankası Iğdır Şubeleri* Garanti Bankası Isparta Şubeleri* Garanti Bankası İstanbul Şubeleri* Garanti Bankası İzmir Şubeleri* Garanti Bankası Kahramanmaraş Şubeleri* Garanti Bankası Karabük Şubeleri* Garanti Bankası Karaman Şubeleri* Garanti Bankası Kars Şubeleri* Garanti Bankası Kastamonu Şubeleri* Garanti Bankası Kayseri Şubeleri* Garanti Bankası Kilis Şubeleri* Garanti Bankası Kırıkkale Şubeleri* Garanti Bankası Kırklareli Şubeleri* Garanti Bankası Kırşehir Şubeleri* Garanti Bankası Kocaeli Şubeleri* Garanti Bankası Konya Şubeleri* Garanti Bankası Kütahya Şubeleri* Garanti Bankası Malatya Şubeleri* Garanti Bankası Manisa Şubeleri* Garanti Bankası Mardin Şubeleri* Garanti Bankası Mersin Şubeleri* Garanti Bankası Muğla Şubeleri* Garanti Bankası Muş Şubeleri*...

Devamını Oku

Garanti Bankası Adana Şubesi

Garanti Bankası Adana Şubesi Garanti Bankası Adana Şube Kodu : 1 Garanti Bankası Adana Şubesi İletişim Adresi : ABİDİN PAŞA CADDESİ  NO: 34 1010 Garanti Bankası Adana Şubesi Telefon Numarası : 0 (322) 3552900 Garanti Bankası Adana Şubesi Faks Numarası : 0 (322) 3593919 Şube Tipi : Şube Banka şubesinin bilgilerinde herhangi bir değişiklik ya da yanlışlık olması durumunda lütfen yorum yazarak bilgi veriniz. Yazılan yorumlar dikkate alınarak gereken düzenlemeler yapılacaktır. *** Garanti Bankası Şubeleri ** Garanti Bankası Adana Şubeleri * Garanti Bankası Adana Şubesi* Garanti Bankası Adana Organize Sanayi Şubesi* Garanti Bankası Adana Yatırım Şubesi* Garanti Bankası Adana Atatürk Caddesi Şubesi* Garanti Bankası Adana Atikop Şubesi* Garanti Bankası Adana Baraj Yolu Şubesi* Garanti Bankası Adana Barkal Şubesi* Garanti Bankası Adana Cemalpaşa Şubesi* Garanti Bankası Adana Ceyhan Şubesi* Garanti Bankası Adana Gazipaşa Şubesi* Garanti Bankası Adana Hal Şubesi* Garanti Bankası Adana İnönü Şubesi* Garanti Bankası Adana Bağlı / İnönü Şubesi* Garanti Bankası Adana Kozan Şubesi* Garanti Bankası Adana Kozan Yolu Şubesi* Garanti Bankası Adana Kurttepe Şubesi* Garanti Bankası Adana Kuruköprü Şubesi* Garanti Bankası Adana Mobilyacılar Sitesi Şubesi* Garanti Bankası Adana Saydam Caddesi Şubesi* Garanti Bankası Adana Toros Şubesi* Garanti Bankası Adana Yüreğir Şubesi* Garanti Bankası Yeni Adana Şubesi Kaynak: www.garanti.com.tr Önemli: yenimakale.com bu sayfada yer alan bilgilerin tutarlılığından sorumlu tutulamaz. yenimakale.com’un Garanti Bankası ile herhangi bir bağlantısı...

Devamını Oku

Neden Mevlana Son Olsun?; Terakki mi? Tenzilat mı? (9. Kısım)

Kitabımızın buraya kadar olan bölümünde aslında, tamamının isimlerini zikretmediklerimiz varsa bile, nefsin kötü ahlakından temizlenme merhaleleri olan, nefsi emmare, nefsi levvame, nefsi mülhime, nefsi mutmaine, nefsi raziye, nefsi marziye ve nefsi safiyeden çok yüzeysel olarak bahsetmiş olduk. Tabi kitabi anlamda, hakiki terakkiyi inşallah bizlere de nasip eder. Nefsi emmareden başlayarak, Allah’a ulaşmak amacı ile nefs tezkiyesine, temizlenerek nefsinin güzel olması yoluna girip, nefsi safiye ye kadar ulaşmak, yükselmek, bu yolda azmeden talibin isteğidir. Aslında bize bir sırat-ı müstakim emri verildiğine göre, içinde bulunduğumuz deni dünya bağlarından sıyrılarak, Allah’a ulaşma çabaları hepimize bir görevdir. Bu yola, yani güzel ahlak sahibi olmaya niyetlenip de, nefsin basamaklarını yavaş yavaş veya hızlı hızlı tırmanarak yükselmeye, tasavvuf kitaplarında ekseri terakki denmiştir. Talip, nefs basamaklarından tırmanırken, dünyanın yani hayatın normal gidişatı, herkesin önüne çıktığı gibi, kaza ve kader olarak neşe, mutluluk, sıkıntı, problem şeklinde önüne çıkacaktır. Fakat o herkesten farklı olarak bu olayların tamamını, olgunluk ve Allah’a yaklaşma sürecinin bir fırsatı olarak değerlendirmeye çalışacaktır. Yani mutlulukları, Yüce Yaratanımızın bir nimeti olarak bilecek, bilmesinin işareti olarak da onu hiç hatırından çıkarmayarak şükür edecektir. Öte yandan, başına gelen her türlü sıkıntıyı yine aynı nimet kaynağından bilecektir. Bilhassa sıkıntıları, yükselmeye bir fırsat olarak değerlendirecektir, değerlendirmelidir. Bu değerlendirme ve biliş ise, “Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler, zannetme ki gayreyler, arif olan seyreyler” diyerek sabırla sonunu beklemek, mutlaka yardımının geleceğini ümit etmek ve sıkıntılardan kaynaklanan ateş gibi acıların, kendisini...

Devamını Oku

Neden Mevlana Son Olsun?; Haset, Kibir, Kin, Nefret, Riya (8. Kısım)

Acaba Salih baba, bize nefsi tanımamız adına başka ipuçları da vermiş olabilir mi? … Yakın olma hased kibre gurura Düşün ne götüreceksin kubura ( kabire ) Ne yüz ile varacaksın huzura Bu berzah âlemin geçmek dilersen Beka gülşanına göçmek dilersen …                              Salih baba Yine yukarıda, nefsin sıfatlarından en tehlikeli olan kin, nefret, haset, kibir ve riya’ya işaret edilmiştir. Berzah âlemi diye nitelendirilen, dünya hayatını geçmekten bahsedilmektedir. Herhalde ölen herkes dünya âleminden geçecektir. Fakat herkes beka gül şanına göçemeyebilir. Yani daima ayakta kalacak olan cennete, gül bahçelerine kavuşamayabilir. Bunun yolu, kin, nefret, haset, kibir ve riya’dan sıyrılmaktır. Reçetelerini araştırarak. Ama en önemlisi, bunların bizde olabileceğini ret etmemeliyiz, kabul etmeliyiz. Hem böylece yani bu köklü düşmanlardan kurtularak ya da zihnimize, kalbimize kustuğu zehir ve kötülükleri önemsemeyerek içini huzurlu tutan insan, dünya hayatını da kendisine cehennem yapmaktan vazgeçerek, gül bahçesine geçiş yapacaktır. Kin, nefret, haset, kibir ve riya’yı daha somut hale getirmek için gelin şöyle bir rivayeti beraberce inceleyelim: Firavunların vay firavun vay diye anılmasını sağlayan, firavun denilince de akla gelen ilk firavun hamamda banyo yapmaktadır. Her Musa’nın bir firavunu vardır derler ya bu da Hz. Musa’nın firavununudur. Hizmetliler, uşaklar, külhanbeyleri, keseciler ve kim bilir nice kaç kişilik bir ordudan oluşan muhtemel saz heyeti çalışmaktadırlar. Firavunsa bu kalabalığın arasında sessizlik ve yalnızlığı sonuna kadar ele geçirmiş ve kendine ait bir huzur içinde göz kapaklarının altında dinlenmektedir. Tabii kolay değil koca bir...

Devamını Oku

Neden Mevlana Son Olsun?; Engeller (7. Kısım)

Burada nefs, mücadele için önümüze konulan engeldir, taştır. Kim koydu bu taşı buraya diye soran olursa, o taşı oraya koyan Allahtır. Şimdi artık bize engel olmasını istemediğimiz bir nefsin farkındayız. Ama dünya tiyatrosunda kendisine düşman rolü biçilmiş nefsimizi baştan oturtulduğu kalp tahtından alaşağı ederek, yerine ruh’u geçirmemiz gerekmektedir. Ruh’u makamına geçirmek içinse dost ve düşman tarafı çok iyi tahlil etmeliyiz.Bizim tarafı olduğumuz ruh’u kendimize bakarak tanımamız, imkânsız gibidir. Çünkü üzerine ilave edilen bir nefs vardır. Böylece derinlerin derininde, en gizli yerlerde kalmıştır. Zaman, zaman güç bulup da dışarıya sızıyor olsa bile ekseri nefsin kontrolünde ki hareketlerin arasından onu seçmek zordur. Eğer sahabelerin, peygamberimizde ki kemalatı, olgunluğu, Ruh’un tasarrufunun açığa çıkışını izleme bahtiyarlığına sahip olsaydık işimiz kolaylaşabilirdi. Hem bu durumda O’da bize maddi ve manevi yardımlarda bulunarak yardımcı olurdu. Fakat bizim için şu an öyle bir ihtimal yoktur. Madem Allah dinleri onun güzel ahlakı ile süslenmemiz için göndermiştir, bu durumda cismi tecelli tur’u olmuş başka Salih kullarda hep var olacaktır. Çünkü Allah boş işlerden münezzehtir. Bir tane bile insan yetişmeyecek bir kurulu sistem her halde düşünülemez. Biz bu durumda güzel ahlaka tam tecellileri ile ulaşmış bir insanı kâmil görürsek onu örnek alabiliriz. Ama çevremizde yoksa ne yapmalıyız? Anlatıla gelen güzellikleri anlamaya çalışarak, kazanamayacak bile olsak savaşa devam etmeliyiz. Nefsi emmareyi tanımaya gelince; Salih babanın şu dörtlüğü işaret veriyor gibi duruyor. … Nefsi emmarenin bilinmez fendi Gönül şehri bahri Nil olmayınca...

Devamını Oku

Brokolinin Faydaları

Karnabaharın yeşiline benzeyen bir görünüme sahip olan brokoli, karnabahardan çok daha etkili olup gırtlak, yemek borusu, prostat ve meme kanserlerine, prostat büyümesine, menapozun yarattığı sorunlara, idrar yolları enfeksiyonlarına ve kemik erimesine karşı kullanılmakta olan oldukça faydalı bir bitkidir.C vitamini içeren yapısı sayesinde normal bir boyuttaki brokoli dahi iki günlük C vitamini gereksinimini karşılamaya yetmektedir.  Günlük A vitaminin ise %15’ini sağlar ve önemli bir antioksidan kaynağıdır. Beta karoten ve lif kaynağı da olduğu için bağırsakta sindirimde önemli bir rol oynayan flora mikroorganizması için kolaylık sağlamaktadır. İçerdiği sulforafen maddesi ile kadınların meme kanseri, erkeklerinse prostat kanseri riskini azaltan brokoli, ayrıca prostat kanserinin tedavi edilmesinde de rol oynamaktadır. Yapısnda bulunan sulforafen, vücutta kansere karşı kalkan görevi gören enzimleri uyararak harekete geçirmeyi başarır. Hormonlardaki dengesizlik, kanser oluşumu için gerekli koşulların doğmasına neden olan başlıca etmenlerden biridir. Ancak indol ve indol türevleri içeren brokolinin yapısında yer alan dihidrotestosteron hormonu, hormonlarda meydana gelen bozukluk sonucu prostata yakalanan bir erkeğin vücudunda prostatın ilerlemesini ve yayılmasını önlemektedir. Yani, kanser olmadan önce tüketildiği zaman kansere kalkan olan brokoli, prostat kanseri sırasında ise yayılımı önleyici olmaktadır. Quercetin adındaki doğal bir antibiyotiğin kaynağı olan brokoli, bu antibiyotik sayesinde prostat içi iltihaplanmalara iyi gelmektedir. İçerdiği bir diğer antibiyotik olan saracon A1 ise, quercetinden daha etkili olup idrar yolları ve prostat içi enfeksiyonlarına karşı etkilidir. Ayrıca vücuda bağışıklık kazandırır. Yapısında yer alan saracon V1 maddesi ise kolaylıkla idrara çıkmayı ve büyümüş bulunan...

Devamını Oku

Neden Mevlana Son Olsun?; Mahlukatın En Şereflisi (6.Kısım)

İçimizde bizi mahlûkatın en şereflisi olmaya aday eden bir ruh var. O ruh bize Allah’ın kendisinden bahşedilmiştir. Birde bizi kötülüklere sevk etmeye hazır bir canlı bomba tuzaklanmış ama haberdar edilerek. Bu canlı bomba, biz ölmeden önce “Ölmeden önce ölünüz” hadisi şerifiyle, ölmesi, aslında kötülüklerinden temizlenerek nefis hale getirilmesi tavsiye edilmiş nefsdir. Karşımıza bu isimlerle çıkarılmıştır. İsteyen başka isimlerde kullanabilir. Belki aşırı benlik veya uygun göreceğiniz başka bir isimde bulabilirsiniz. Fakat burada ekseriyetle genel olarak kullanılan nefs, nefsi emmare gibi sabitlenmiş isimleri kullanıyoruz, kullanacağız. Peygamber efendimiz ruhlar’dan bahsetmemiş. Rabbimin emrindedir demiş. Bu durumda bizim de ruh’u ve inceliklerini kavramamız imkânsızdır. Ancak genel olarak da bir şeyler söylenmiş.[i] “Kendi ruhumdan ruh üfledim” kutsal kelamı, bize içimizde, her insanda Yaratandan bir parça mevcut bulunduğunu göstermektedir. Nasıl bir mevcudiyetleyse? Sanırım insanın ahseni takvimdir, nüshayı kübradır diye anılarak, meleklerin secdesine layık görülmesi de buradan doğmaktadır. Bahsi geçen bu secde “Biz Âdeme esmayı öğrettik, onun için secde edin” denerek, pekiştirilmiş bir secdedir. Buradaki öğrenmeyi de iyi anlamalıyız. Bu öğrenmenin hakkıyla tüm detaylarıyla ve incelikleriyle oluşması için, Âdem tarafından Allah’ın bütün esmalarının yaşamında tecelli ediyor, açığa çıkıyor olması gerektiği zannındayım. Yoksa Allah’ın isimlerini ezberlemek bir rivayette yüz binlerce sene meleklere hocalık yaptığı söylenen şeytan için çok kolay olurdu. Üstelik hatadan münezzeh kılınmış, kurtarılmış meleklere hocalık yapabilmek için kusursuz bir ilime sahip olması gerekmektedir. Bu sebeple şeytanın da esma-ı şerifleri bildiği açıktır. Ama demek ki bu bilmeyi...

Devamını Oku

Günün Özeti (01.09.2011)

Günün Türkiye Rutinleri 1-) Adapazarı’nda Nihat Ayyıldız tartıştığı eşini çocuklarının gözleri önünde bıçakladı. 2-) Antalya’da Hortum operasyonu ardından tutuklanan akaryakıt kaçakçısı yakalandı. Oktay G.’nin bu yolla servet elde ettiği ortaya çıktı.3-) Konya’da sevgilisi tarafından öldürülüp baygın halde otobüs durağına terk edilen Meral Tahta kırk iki gün sonra tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Günün Ahlaksız Haberi: Fransız Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin uluslararası koalisyon olmadan acil müdahale etmesinin sırrı ortaya çıktı. Sarkozy’nin operasyon öncesi Libya’nın petrolünün yüzde otuz beşinin Fransa’ya verilmesi için anlaştığı ortaya çıktı. Günün Güzel Haberleri: 1-) Diyarbakır’da sokaktan çöp toplayan, mendil satan Servet’in hayatı keman dersi almasıyla değişti. Gençlik merkezinde notaları öğrenen genç şimdi konservatuara hazırlanıyor. 2-) Komada bulunan Rauf Denktaş’ın durumu iyiye gidiyor. 3-) Diyarbakır’da AB destekli proje kapsamında 120 kadın B ve E ehliyeti alarak şöför olacak. Kadın şoförler  otobüs, servis, ve makam araçlarında görev yapacak. Günün Güzel Ama İnandırıcı Olmayan Siyasi Sözü: Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz: “Türkiye iki yıl içinde kendi savaş uçağını yapacak.” Günün demagogu: Bülent Arınç “Şehit yakınlarını trafikte aşağılayan şoförleri atın” Günün Şerefli Mağlubiyeti: Işık Koşaner hakkında soruşturma açılması için suç duyurusunda bulunan Kent gazetesi köşe yazarı Necmettin İnce işinden oldu. Günün Alkışlanacak Sözü: BBP Genel Başkanı Mustafa Destici: “Terörden en çok prim yapan MHP’dir. Terör belası biterse MHP’nin siyaset arenasındaki yeri biter. Günün Sözü: Libya’dan Türkiye’ye getirilen yaralı muhalif: “Bizde Türkiye gibi demokratik Müslüman bir hukuk devleti olmak istiyoruz.” Günün İş İlanı:...

Devamını Oku

Neden Mevlana Son Olsun?; Ben Kimim? Nereden Geldim? Nereye Gidiyorum? Klasikleri (5. Kısım)

Ben kimim? Nereden geldim? Nereye gidiyorum? Klasiklerini sürekli duymaktayız. Bu sorular hep sorulur. Hep bunun ardında da gizem veya gizemler aranır durur. İsteriz ki bir babayiğit gelsin bana, benim ne kadar mükemmel olduğumu göstersin. Hemen peşinden de beni beklemekte olan mükemmel geleceğimin içine bıraksın. Biz böylece bekler dururuz ama ne gelen olur ne giden ve bir de kafamızı tahtaya vurduktan sonra bakarız ki… … Terk et seni doğru râha1 var yürü Pîr-i Sâmî gibi şaha var yürü Halâs2 ol zulmetten mâha3 var yürü Ara bul kendine bir sâdık yoldaş4 Sakın Salih gibi kalma âvâre Cân bedende iken kıl buna çâre Sonra ısırdırlar seni çok mâre5 Daha nef’i6 vermez döktüğün kan yaş …                                                                   Salih baba 1 râha = Yola 2 Halâs = Temizlenmek 3 Mâh = ay olup burada ışık olarak kullanılmıştır 4 Fatihada doğru yolda olup kendisine nimet verilenler 5 Mâr = Yılan 6 Nef’i = Çare Salih babanın ikinci dörtlükte de işaret ettiği gibi, boş ve avare beklentilerin sonunda, hayat tamam olmuş ve kabir artık içeriden de tüm ihtişamı ile görülebilmektedir. Şairin o gün dilindeki “mâr (Yılan)”  semmi mâr yani kabir yılanları olarak ya da öldükten sonraki azaplar olarak karşımıza çıkar. Artık gözümüzden yaş değil kan akıtsak bile, bize nef’i, fayda vermeyecektir. Tıpkı, ehliyet sınavına hiç çalışmadan sınava girmiş gibi. Direksiyona geçmek ve ahretin virajlı dolambaçlarında yolu takip edecek trafik levha bilgilerini ve şoförlük bilmeden, nafile yol sıkıntılarından...

Devamını Oku

Ant İçmek

12 Eylül’de tüm hapishanelerde tutuklular beş vakit ezan okur gibi, ant içip İstiklal Marşı okuyordu. Diyarbakır Cezaevi’nde bu iş daha da abartılmıştı. Tutukluların çoğu Kürt olduğu için Jandarmalar ne kadar dayak atsa da dilleri dönmüyordu.Dayakla, bok çukuruyla bu işin olmayacağını anlayan cezaevi yönetimi yeni bir yöntem uygulamaya karar verdi. Gardiyanlar, tüm tutukluları avluda toplayıp bir yarışma yapılacağını açıkladı. Türküm, doğruyum, andını en iyi okuyan kişiye her hafta görüş olanağı sağlanacak ve tuvalet temizleme gibi işler yaptırılmayacaktı. Yarışma günü geldi. Komutanlar bir masaya dizildi. Tutuklular teker teker “Türküm” dese bile “doğruyumu”, “dogriem” diye okuyordu. Komutanların yüzü asılmaya başladı. Sinirleri gerildi. Belli ki yarışmadan sonra ufukta yeni bir dayak vardı. Tam o sırada, bir mahkum, bir tiyatrocu edasıyla, kelimeleri tek tek tonlayarak gür ve net bir sesle “Türküm, doğruyum, çalışkanım. Varlığım Türk varlığına armağan olsun” dedi. Komutanlar bu güzel ant içme karşısında yerlerinden fırladı. Ayakta alkışlıyorlardı tutukluyu. Sonuçta onu birinci ilan ettiler. Komutan birinciyi tebrik edip, diğer tutuklulara döndü. “işte Türküm, çalışkanım, böyle yürekten söylenir. Kürt, Mürt yoktur. Sadece Türk vardır. Herkes bu arkadaş gibi okuyacak. Göğsünü gere gere “Türküm” diyecek. Sıraya dizilmiş tutuklular kaçamak bakışlarla birbirlerine bakıyor ve kendilerini tutamayıp kıs kıs gülüyordu. Birinci seçilen tutuklu gözlerini kocaman kocaman açmış yanında duran komutanın ne dediğini anlamaya çalışıyordu. Çünkü o uyuşturucu kaçakçılığı nedeniyle tutuklanmış bir Alman vatandaşıydı. Kaynak: Zordur Zorda GülmekYazar: Oğuz...

Devamını Oku

Günün Özeti (31.08.2011)

Günün Türkiye Rutinleri: 1-) Çocuk yaşta amca oğluyla evlendirildi. Şiddete dayanamayıp boşanma davası açtı. Dava sürerken kocası kazada öldü. İki çocuğu eşinin ailesi tarafından zorla elinden alındı. Şimdi “kocan öldü ve şimdi sen de öleceksin” telefonları geliyor.2-) İki çocuk annesi kadın; nikahsız yaşadığı adamın babası ve kardeşi tarafından bayram temizliği yapmadığı gerekçesiyle dövüldü. Kanlar içindeki kadın polislere “Beni onlara teslim etmeyin” diyerek yalvardı. 2-) Samsun’da Avni Uludoğan pide yaptırmak için anlaşmazlığa düştüğü kişiye korkutma maksatlı tetiğe bastı. Kurşun sırada bekleyen Murat Sipan’a geldi. Sipan’ın hayati tehlikesi devam ediyor. 3-Bayram her yıl olduğu gibi bu yılda kanlı geldi. Üçgünde seksen dört ölü ve üç yüzden fazla yaralı var. 4-) Antalya’da oturan Perihan A. Boşanmayı kabul etmeyince kocası tarafından bıçaklandı. Günün Amerikan Rutini: ABD başkanı Obama’nın kurduğu komisyon kırklı yıllarda Guatemalala’da bulunan seksen dört yetim ve tutuklunun tıbbi deneylerde kobay olarak kullanıldığı ve öldüğünü açıkladı. Asrın Fotoğrafı: Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in  törenin ev sahibi Gül’ü selamlaması Günün “konuşurken bir kez daha düşünün” haberi: Survivor Türkiye-Yunanistan yarışmasında birinci olan Derya Büyükuncu trafik kazasında hayatını kaybetti. Deryalar karışınca nette olanlar oldu. Bir kişi yanlış haberin düzeltilmesine “Oh şükürler olsun o değil başkasıymış” diyerek yorum yapması büyük tepki topladı. Günün Tuhaf Haberi: Aşıklı Höyük de bulunan onbin beş yüz yıllık çocuk iskeleti. Günün Kapitalist Uşağı: Zenginlere ek vergi getirerek ekonomide ki sıkıntıları aşma konusunu gündemden çıkaran Berlusconi Günün En Güzel Köşe Yazısı: Şükrü Kızılot-İngiltere’de...

Devamını Oku

Neden Mevlana Son Olsun?; Neden Çeşitlilik (4. Kısım)

İlahiyatçıların bile bir noktada buluşamadıkları geniş bir konudur, Müslümanlık. İlahiyatçılar bugün değil, ilk günden beri neden ortak bir noktaya ulaşamamaktadırlar? Belki de dinler sadece ilahiyatçılara inmediği içindir. Ya da her bir ferde ayrı ayrı nimetler bahşedeceği için, anlayışlarında ayrı ayrı olması doğaldır. Bana bu düşünce çok güzel göründü. Ne güzel değil mi? Samimiyetle, iyi niyetle, başkalarını çekiştirmeden çeşit çeşit düşüncelere erişmek. Gelişen düşüncelerden oluşan çiçek bahçelerinde özgürce dolaşıp hoş kokular salan bu güzellikleri temaşa etmek. Ama birde farklı düşüncelerin oluşturduğu çeşitliliğin, değişik alanlarda gelişen farklılıklara sebebiyet vermesi vardır. Farklılıklardan kastımız toplumun o bölümü içindeki tartışmalara sebebiyet veren değişik görüşlerdir. Daha çok fikri, düşünsel meseleler üzerinde farklılıklar oluşmuştur. Dolayısıyla ibadet şekli üzerinde bu tarz farklılıklar fazlaca olmamıştır. Son cümle okurlarınca şüpheli bulunacak gibi dursa da, geniş toplumlarda ortak benimsenmiş ibadet biçimleri kabul görmüştür.  Buna rağmen kırk kişilik camide cemaatle namaz kılanlar, aynı sayıda tespih çekip, aynı anda âmin dedikten sonra, daha caminin avlusunda bazen tartışmalara kadar varabilen ama ekseri keyifli sohbetlere dalmaktadırlar. Sohbetlerde çeşitlilikler olmasaydı, farz olmayan bu davranış tarzı sıkar ve devam edilemezdi, her gün aynı şeyleri konuşmak belli ki bıktırırdı. Fikri meseleler üzerindeki farklılıklar aslında cümlelerin, olayların değişik algılanmasından kaynaklana gelmiştir. Detaylara inebilme fırsatı yakalayabildiğimiz zamanlarda, ayrı noktalarda bulunan başlangıç farklılıklarının, ortak bir yol kavşağında buluşarak aynı hedefe doğru yol aldıklarını görebilirdik. Gaye Allahtır. Gayesi Allah olan bir düşüncede ise bütün kavga ve tartışmalar son bulacaktır. Çünkü O’nun...

Devamını Oku

Günün Özeti (29.08.2011)

Günün Kaybedenleri: TFF: Bir türlü şike soruşturmasında cesur adım atamayan TFF “ligleri ertelemiyoruz”, “iddianameler elimize geçinceye kadar bir karar vermeyeceğiz” ve etik kurulun incelemesinden sonra “yeterince ikna olamadık” tavrı Türk futboluna bir belirsizlik daha kazandırdı.Dünya: Norveç’te düzenlenen terör saldırısında çok sayıda kişiyi öldüren Andres Behring Breivik’e dünyanın dört bir yanından aşk mektupları geldiği ortaya çıktı. Günün Kazananları: Karadeniz Bölgesi: Hidrojen enerjileri üzerine ar-ge çalışmaları yapan Mükerrem Şahin ve ekibi Karadeniz’de dip sularında yoğun olarak bulunan hidrojen-sülfürlü suyu geliştirdiği bir katalizör sistemi üzerinden geçirerek ekonomik koşullarda hidrojen gazı elde etmeyi başardı. Kadınlar: Bir türlü Türkiye de hak ettiği yeri bulamayan kadınlar sonunda Yalova’dan ikinci valisini de çıkarmış oldu. Yalova’ya atanan Esengül Civelek görevine başladı. Demokrasi: 27 Nisan e-muhtırası tsk’nın sitesinden kaldırıldı Günün Kraldan Çok Kralcıları: Abdullah Gül: “EsadA olan güvenimiz kaybolmuş vaziyette” Tansel Çölaşan: Işık Koşaner’in “basın anasını bile satar” sözüne hak vermekten geri duramadı. Günün Yılmaz Savaşçısı: FBBir türlü uslanmayan FB bu sefer de CAS’a gitmeye karar verdi. Günün Mazlumu: FB taraftarıFB’ye destek  mitinglerine katılan 6 FB taraftarı gözaltına alındı Günün İtirafı: Eski ABD başkan yardımcısı Dick Cheeney: “2007′ de Suriye bobalayalım dedim fakat dinletemedim” dedi. Günün Yıllık Gerçekleşen Rutini:TSK, Irak’ın kuzeyi ve Kandil Dağı bölgesinde gerçekleştirilen operasyonlarda 140-160 arası teröristin öldürüldüğünü, yaralı sayısının 100 olduğunu açıkladı. Günün Can Yakan Sözü: Hakkarili anne Cevahir Kaçar: “Yeter artık bu kan dursun. Bir oğlum asker bir oğlum dağda.” diyerek haykırdı. Günün...

Devamını Oku

Neden Mevlana Son Olsun; Kaynak Delil midir? (3. Kısım)

Herkes’in rahatlıkla yalan söyleyebildiği dünyamızda, bazılarının yalan gibi gerçeklerini anlatabilme yolu var mıdır acaba? Pek görünmüyor, bu direk olarak dinleyenlerin kalbine gönlüne kalmış bir mesele gibi duruyor. Kalp terazisinde tartarsınız, bakarsınız anlatılanın letafetine, zarafetine tasdikler veya ret edersiniz. Ret etmek için eğer kesin bir delil bulamazsak beklemeye almak ne kadar hoş olur, kalbimizde, gönlümüzde. Hele bir de o konunun bir hazzı varsa damağımızda, doyasıya koklamalıyız. Delil bile olsa aleyhinde, içinde olabilecek hak kırıntılarını aramalıyız. Elbette davranışlarımızı ona göre yapmamalıyız. Ama dalalım geniş hülyalara, içindeki gizin bizi taşıyacağı muhtemel gerçeklere uzanmaya çalışalım. Tarih en başından beri ilim, bilim kayıtları ile doludur aslında. Fakat bu bilim delilleri ekseri elit azınlığın elinde olmuş. Şimdilerde, matbaa, bilgisayar, internet gibi icatlar sayesinde derinlere nüfuz etme fırsatı bulmuş, kayıtlar ve beraberinde ki deliller. Geçmişte pozitif ilim ile bilgi aktarımına pek fazla rastlanmadığını düşünürüz.  En azından böyle olduğu zamanlar ve mekânlar olmuştur. Oysa şimdilerde insanlar bilgiyi beyin referanslarından geçirmeden kabullenememektedirler. Bu durumda da aktarmak istediğimiz bilgileri kortekste yani beynin üst zarında şekillendirdikten sonra, pozitif ilim yaklaşımları ile anlatmak zorundayız. Şu anda tam arkamdan “Ya nasıl olacaktı içinden geldiği gibi sallayacak mıydın? ” Diyen bir sürü ses duyuyor gibiyim. Tabi başka bir yol da öğrenmedik. Ne güzel ki Fatih fetih yapmış, kilise baskısı yumuşamış, orta çağdan yeniçağa geçilmiş, Avrupa bilimde atağa kalkmış. Newton gibi bilim adamları ile beraber, sanayi çağı derken bilgi çağı ve sonuçta beyin, korteks...

Devamını Oku

Neden Mevlana Son Olsun? Yol (2. Kısım)

Bütün dillerde aktif bir kelimedir, yol. Yani hatırlatılmadan hemen hatırlanan anne, baba, ekmek, su gibi en kolay kelimelerin ardından gelir. İster tek dil bilsin konuşmacı, isterse birçok dil konuşsun, en zayıf konuştuğu dilde “yol” kelimesini mutlaka bilir. Yolunu bulamaz, bilmezse. Anadolu’nun dağları ardında, yollara çok uzak kalmış, bilemediğimiz köyleri vardır. Ve o şirin köyünden çıkma fırsatı bulamamış insanlar yaşar, bize ulaşamayan yollarda. Köyünden dışarı çıkma imkânı bulamamış, dil kültürü gelişme gösterememiş, iki yüz kelimeye sahip insanımızın dilini süsler, yol. O küçücük köyünün içinde, o kadar çok yol vardır ki, sayamazsınız. Anne, baba, ekmek, su gibi dedik. Hepsine ulaşmanın uzun ya da kısa yolları vardır, çünkü. Çeşit çeşittir, yollar. Soyut ve somut yollar vardır. Bulunmayı ve aşılmayı beklerler. Derdini anlatmanın yolunu arar insan. Bazen de anlamanın, güzel anlayabilmenin yollarını araştırır. Bazen dermanına gitmenin yollarını bulur. Bazen de sevgiliye, sevdiklerine, özlediklerinin yanına gitmenin yollarını arar. Bazen, yollar uzaklaştırır, sizi sıladan, yolunu gözlersiniz sevdiklerinizin. Kara tren gecikir ve şarkılara konu olur. Ve yollar, şarkılarda uzun, ince, dar olarak karşınıza çıkar. Koca Veysel baba’nın, doğumla başladığını belirttiği yollar, kabirlere kadar uzanır. Uzun, kısa, kestirme, dolambaçlı olanları vardır. Dedik ya çeşit çeşittir, sonsuzluğa. Hatıralarınızda, mutlaka çok keyif aldığınız seyahatler vardır. Sıkıntıyla bitmek bilmeyenlerini de saklarız anılarımızda ve şiir olur defterlerimizde, anlamsız olsa da başkalarına. SARIKAMIŞTAN GELMİŞTİM Kaç defa Sarıkamış’tan, kan vermeye gelmiştim sana Günü tüketemeyen saatler, bitmek bilmeyen yollar Gönülde hasret, acı ve tasa...

Devamını Oku

Günün Özeti (28.8.2011)

Günün Kaybedenleri Usai Bolt: En hızlı adam Güney Kore’de hatalı çıkıştan diskalifiye oldu Hilal Cebeci: İç çamaşırı kadrosunu halkla bütünleştiren Cebeci’ye olan ilgi kısa sürdü. Temmuz’da ilgi üç bin iki yüz birken, Ağustos ayında altı yüz doksan dört oldu.Deniz Feneri: Davadan kurtulmak için bütün kayıtları (savcılar da dahil silen) Deniz Feneri bir kaydı silmeyi unutunca olanlar oldu. Atlas adlı şirketteki kayıtlar silinmeyince yakayı ele verdi. Günün Kazananları Deniz Feneri Eski Savcısı Mehmet Tamöz: “Mesleğimi kimseye yaranmak için yapmıyorum. Limon satmayı tercih ederim” CHP Milletvekili Turgut Dibek: 27 Nisan 2011’de okulda zorla gebelik testi yapılmaya çalışılan kızı meclise taşıdı ve beş yıl hapis istemiyle dava açılmasını sağladı. Çeşmeli Çevreciler: “Başka Ilıca Plajı Yok” sloganıyla harekete geçti ve yüzlerce kişi plajı temizledi.. Günün Akıllısı: Gsm şirketleriSomali’ye kısa mesaj gönderenlerden yardımlara ek olarak ücret alındığı ortaya çıktı. Günün İtirafı: İsrailli Büyükelçi Ron Prosor. Filistin Devleti’nin Eylül Ayında BM Genelkurulu tarafından tanınmasını önleme konusunda İsrail’in hiç şansı olmadığını açıkladı. Günün Safı: FBTFF Binası önünde temizlik malzemeleri dökerek fıçalarla sembolik süpüren FB taraftarı “Kirli olan sizsiniz, Fenerbahçe değil” diye mesaj gönderdi. Günün Polyannası: Abdullah Gül“Fenerbahçe sıkıntılı günleri geride bırakacak” Günün Felsefesi: Nihatdoğanizm Günün Rutini: Hakkari Şemdinli İlçesi Övenç Bölgesi’nde askeri konvoyun geçişi sırasında mayın patladı: 3 asker şehit, 3 asker yaralı Günün Reformu: Beşar Esad yeni bir reforma imza atarak gazetecilerin hapse atılmasını yasaklayacağını...

Devamını Oku

Neden Mevlana Son Olsun; Giriş (1. Kısım)

Önsöz Bundan önce yayımlanan “Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe” isimli kitabım, ülke ve manevi değerlerimiz üzerine yazılmış bir denemeydi. Bu sebeple de kitabımı “Ülkemiz” ve “Dinimiz İslam” ana başlıkları altında iki bölüme ayırmıştım. Ancak temel meselenin, Ülkemizin içinde bulunduğu sorunlar ve bu sorunlarda Ülke nüfusunun bütününe yakın bir çoğunluğuna ait inanç sisteminin de rol aldığını düşündüğümden, “Dinimiz İslam” bölümünde ayrıntılı bir içerikten ziyade farklı bir bakış tarzına dikkat çekerek doğruda daha rahat birlik olma özlemini satırlarım arasına gizlemiştim.“Dinimiz İslam” bölümünde; Başka düşünceleri sert bir şekilde eleştirmenin yıkıcı sonuçlarından bir nebze olsun kaçınmak için katkıda bulunmaya çalıştım. Konusu, uzmanlık alanı ilahiyat olmayan bizlerin, her şeyde bir hak kırıntısı mevcut olabileceğini bilerek itirazdan çok düşünmeye sevk eden davranışlarımızı ön plana çıkarmak ve gerçek yükselişin ise kendi noksanlarımızı aramak, bulmak ve tamamlamak olduğuna dikkatleri bir kez daha çekmek istedim. Yine, konusu, uzmanlık alanı ilahiyat olmayan bizlerin, aldanmamak ve kullanılmamak için ilmihal bilgilerinde yetersiz olsak bile temelde özü kavramak ve bu sayede öze ters gelebileceğini düşündüğümüz şeyleri araştırmaya sevk olabilecek kadar donanım sahibi olmamız gerektiğini düşündüm. Hatta bu maksatla kitabımda bu işin gerçek âlimlerinden olan insanlara, mesken olan Diyanet kurumunun yayınlarında anlayamadığım yerleri öğrenebilmek için cesaretle sordum. Bu soruların arkasına, onlara ait satırları okuduğumda bende oluşan şüphe ve şuğullerin dışında muhtemel cevap olabileceğini düşündüğüm cümlelerimi ilave ettim, tabii asla ısrarcı ve fetvacı bir tavır takınmamaya özen göstererek. Kitabın temel amacı doğrultusunda bakıldığında...

Devamını Oku

Kanlı mı, Kansız mı?

“Bir yerin şerefi üzerinde yaşayanlardan gelir” sözünü seviyorum. Ülkemizin de bütün şeref ve haysiyetinin üzerinde yaşayan herkesle alakalı olduğunu düşünüyorum. Bu ülkede daha önce yaşayanlar yirminci yüzyılın başlarında, üzerine çıkan tüm şerefsiz çizmeleri ve dünyayı kasıp kavuran emperyalizmi alaşağı ederek çok şerefli bir yaşamın yolunu açmışlar bize. Şairin “Kimi yamyam, kimi Hindu, kimi bilmem ne bela” diyerek emellerine ulaşamayan aç kurtların yurttan aşağılık bir şekilde sökülerek atılmaları bütün mazlum milletlere de örnek ve umut kaynağı olmuştur.Yurdumuzun üzerinde, kadınlarımızın tozundan gözlerine sürme çektikleri çizmelerin sahiplerinden başka kimse kalmamıştır. Peki, bu ülkede askerden başka hiç kimse kalmamış mıydı? Kalan herkes askerdir. Erkek, kadın, çocuk, sağlam, hasta bilfiil yüksek vatan savunmasına katılmışlardır. Şerefleriyle üzerinde yaşayarak şeref kattıkları ülkemizde maddi hiçbir güç kalmamış son yüzyılı fakir ve zayıf olarak geçiren millet artık yokluk içindedir. Ama paha biçilemeyen değerleri vardır. Şeref, haysiyet, özgürlük, namus ve hiçbir karşılık beklemeden yapılabilen fedakârlık yeteneği! Aldatılması çok basit bir millet. Bütün dünya bir araya gelse kandıramaz. Ama iyi niyetli bir tebessümle derhal sofrasını kurup misafirine biz az önce yemiştik diyebilen insanlar. Komşuyu komşuya neredeyse mirasçı kılacak bir anlayışın âşıkları olmuşlar. Bütün yokluklarına rağmen bir ülke var etmişlerdir. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz anlayışının devleri nerde yanlış yapmışlardı? Yoksa değişik maskelerle tekrar, tekrar önlerine gelen kurtlar bu defa hiç beklenmedik kostümleriyle acı miras bırakmadıkları evlatlarının kan damarlarına mı sızdılar. Elbet damarlarındaki kutsal kan, atalarından kalıtsal yollarla geçen ulvi miraslar bu...

Devamını Oku

Büyükler ve Sözleri

“Globalleşme devletin iktidarsızlığı anlamına gelmiyor. Devlet hakim güçlerin lehine olacak şekilde sosyal fonksiyonlarından sıyrılıyor ve demokratik hakları tırpanlıyor”   Rus Ekonomist Ve Muhalif: Barış Kagarlitsy “Bana göre itiraf etmem gerekirse, ülkeler, dünya hakimiyetine yönelik büyük bir oyunun oynandığı satranç tahtasının üzerindeki piyonlardan başka bir şey değildir.”   Hindistan Genel Valisi: Lord Curzon   “Dünya zenginliğinin yüzde ellisi elimizde olmasına rağmen dünya nüfusunun sadece yüzde 6.3 ünü oluşturuyoruz. Bu durumda önümüzdeki dönemde asil görevimiz bu eşitsizlik tablosunun devamını sağlamak olacaktır. Bunu yapmak için duygusallıktan tamamen feragat etmeliyiz. İnsan hakları, yaşam standartları ve demokratikleşmenin genişletilmesi gibi konulara kafa yormayı bırakmalıyız.” George Kennan (Amerika Strateji Uzmanı)   “Mcdonalds F-15 savaş uçaklarını üreten Mcdonnel Dougles olmadan bu kadar ilerleyemez”   Kaynak: Dünyanın Yeni Efendileri   “Tanrı adına yağmalayarak, katlederek iki yüz yıl Kutsal Topraklarda kaldılar. Müslüman Dünya’nın kalbine Batı’nın bu barbar istilası uzun bir yozlaşmışlık ve cehalet döneminin başlangıcıdır.   Amin Maalouf   Cezayir’deki “Strateji Ve Güvenlik Araştırmalar Merkezi’nde” düzenlenen konferasta bir general: “Magrip bu gün eski sömürgeci güçlerin halklarını özgürleştirmek bahanesiyle bölgeye dönüşlerine sahne oluyor. Bir zamanlar batı bizi medenileştirmek için işgal ettiğini söylüyordu. Bugün ise diktatörlerden kurtarmak bahanesiyle mahvediyorlar. Batılılar bize yani Araplara karşı tuhaf bir mantık yürütüyor. Sizi yeniden inşa etmek için yıkıyoruz. Bir Amerikalı subay gazetelerin önünde itiraf etti: 2001 yılında İslam Coğrafyasıyla planlar hazırladık. Bu plan yedi ülkenin yeniden yapılandırılmasıdır, ABD’nin koruması altına girmesini hedefliyor. Bu ülkeler Lübnan,...

Devamını Oku

Ramazan Halleri (Trabzon)

19.17 Akşam ezanı okunuyor. Sokakta ne in var ne de cin. İnsanlar evlerde iftar keyfini yaşıyor. Daha sonra sokağa çıkıyor. Arkadaşlarına bir selam çakıyor. Hep beraber bir kahveye gidiyorlar. Kahveye gitmeden önce de karılarından izni koparıyorlar. “Boş duranı Allah sevmez”  öğretisine uygun davranıyorlar.Hemencecik bir masaya oturuyor ve okey malzemelerini  kahveciden istiyorlar. Yanında da en demlisinden dört çay. Beyler masanın üstünde sanki dünyayı kurtarıyorlar. Birbirlerine küfürler sallıyor şiddetli bir biçimde masaya vuruyorlar. Masanın tadı kaçtığı anlarda ise caddeden geçen kadınları süzüyor erkeksi şakalarla eğleniyorlar. Okey mesaisine bazen küçük bir ara veriyor, Fenerbahçe’den bahsediyor onun haklarını tartışıyorlar. 20.00 Teravi namazı geliyor, hoca ezanı okuyor fakat kimsenin masadan kalkmaya niyeti yok. Ezan yüksek sesle okunurken bizimkiler Fenerbahçe’den daha fazla bahsetmeye başlıyorlar, sanki ezanın sesini susturmak istermişçesine. İçlerinden teraviye gitmek isteyen olursa kandırmak için her türlü baskıyı yapıyorlar. O da çok niyetli olmadığı için hemencecik çöküyor sandalyesine. 21.00 İkinci çaylar geldiğinde muhabbet koyulaşmış oluyor. Saatler hızla ilerliyor. “Sahura daha çok var” diyen Ahmet zamanı geçirmek için daha fazla ne yapmaları gerektiğini düşünüyor. Diğer okeyci Mustafa biraz önce yanından geçen kadının güzelliğini düşünüyor. Şükrü ise hepsinden bihaber, kendini oyuna vermiş gırla şansına küfür ediyor. Ali (camiye gitmek isteyen): “Keşke camiye gitseydim. Ne için gitmedim ki sanki? Şimdi kalksam yetişirim fakat bizimkiler gülecekler bana. Dalgaya alacaklar. Oyunbozanlıkla suçlayacaklar. En iyisi kazaya bırakmak”  diyerek sessizce vicdanıyla hesaplaşmaya çalışıyor. 22.00 Mustafa karısı arayınca kalkmak istiyor, diğerleri dalga...

Devamını Oku

… ve İnsanlık Muhtacın Ellerinden Tuttu!

Doludizgin yaşıyorsun hayatı. Her nimet senin için var edildi ya, tadını çıkarıyorsun kendince ama tadında bırakmadan… Yıllar hiç geçmeyecekmiş, ömür tükenmeyecekmiş gibi davranarak kimi kandırıyorsun bilmem ki? Nimet içinde yüzüyor ama yüzü verenden, yüzsüzce astarını sorguluyorsun.Akşamları gittiğin iki saatlik kendini bulma seanslarında; öyle çok yiyor, konuşuyor ve öyle çok gülüyorsun ki, kendini kaybettiğinden bihaber rahatladım diyebiliyorsun. Kıyafetlerini, spor aletlerini, ayakkabılarını vs. sığdıramadığından, evinin küçük olmasına o kadar isyan ediyorsun ki; sığdıramadığın onca şeyi sana verene şükretmek aklına gelmiyor nedense… Kumandayı elinde tuttuğun zamanın onda biri kadar tutmuyorsun, Rabbinin sana hediye eylediği rehberi. Oysa unuttuğun bir şeyler var, beyninin ücra köşelerine sürgün ettiğin. Gözlerin görmez, kulakların işitmez oldu ya, yüreciğinde hissetmez mi oldu bilinmez… Sen tüm bunları yapar ve yaşarken; dünyanın bir yerlerinde açlık ve susuzluktan ölen insanlar var ey kalbine merhamet nakşedilen insan! Bir lokma ekmeğin kırk parçaya bölünüp, tüm aile bireylerinin boş olan midelerine tın tınnn tınlayarak gönderilişi var. Sen işkemben çatlayana kadar tıkınırken, ağzından bir susam tanesi geçtiğinde şükreden kullar var. Formda kalmak adına; yürüyüşten, koşmalara kadar yaptığın aktivitelerin işe yaramadığına veryansın edeceğine, açlıktan eti kemiğine yapışan insanları gör de şükret haline… Aç artık gözlerini ne olur? Kulaklarını tıkama yaşanan gerçek dramlara. Bir anne ağlıyor beslenemediğinden, yavrusunu emzirecek sütünün dahi kalmadığına. Çok uzaklarda değil, bak işte orada. Diğeri ise; dilinde en acı dualar ve yüzünde bitkin gözyaşları, salıverdi daha tazecik kuzusunu buz gibi toprağa. Durumlar zor, gönüller...

Devamını Oku

1. Sınıf Tüm Dosyalar

1. Sınıf öğretmenlerinin ihtiyaç duyabileceği tüm dosyalar ekte bulunmaktadır. İçindekiler * 2011-2012 Eğitim Öğretim Yılı İşgünü Takvimi * Plan Dosyası * Belirli Gün ve Haftalar * Haftalık Ders Programı * 2011-2012 Öğretim Yılı Yıllık Genel Çalışma Programı * Öğrenci Kulüpleri Çizelgesi * Sosyal Etkinlikler Yıllık Çalışma Programı * Sosyal Etkinlikler Proje Öneri Formu * Veli İzin Belgesi * Gezi Planı * Öğretmen Gezi Kontrol Listesi * Veli Toplantısı Dilekçe Örneği * Toplantıya Katılan Velilerin İmza Çizelgesi * Veli Toplantı Tutanağı * Sınıf Öğretmeninin Teftiş Alanı 1. SINIF TÜM DOSYALAR * 1. Sınıf Tüm Dosyalar Veli KAPLAN 1. SINIF TÜM DERSLER YILLIK PLANLAR * 2012-2013 1. Sınıf Tüm Dersler Yıllık Plan Veli KAPLAN İlgili Dosyalar * MEB İş Günü Takvimi, Çalışma Takvimi * 1. Sınıf Yıllık Planlar * 1. Sınıf Günlük Planlar * Yıllık Planlar * Günlük...

Devamını Oku

1. Sınıf Serbest Etkinlikler Dersi Günlük Planları

1. sınıf serbest etkinlikler günlük planları, 1. sınıf planlar, 1. sınıf serbest etkinlikler dersi günlük planları, 1. sınıf yıllık planları, 1. sınıf günlük planları indir… Arkadaşlar aşağıdaki linkten 1. sınıf serbest etkinlikler dersi günlük planlarını (2011-2012) indirebilirsiniz. Dosyalar kendi sunucumuzda bulunmaktadır. Sorunla karşılaşmanız durumunda lütfen sorunu belirten bir yorum yazınız. Editör arkadaşlarımız en kısa sürede sorunu düzelteceklerdir. 1. SINIF SERBEST ETKİNLİKLER DERSİ GÜNLÜK PLANLARI * 2011-2012 1. Sınıf Serbest Etkinlikler Dersi Günlük Planları Veli KAPLAN İlgili yazılar: * MEB İş Günü Takvimi, Çalışma Takvimi * 1. Sınıf Tüm Dosyalar * 1. Sınıf Günlük Planları * Günlük...

Devamını Oku

Destekleyenler & Desteklenenler

yenimakale.com öğretmen ve öğrencilere verdiği desteği her yıl katlayarak arttırmaktadır. Günlük tekil 50.000 ziyaretçi sayısı ile yenimakale.com Türkiye’nin önde gelen sitelerinden biridir. Her yıl sadece tavsiye üzerine onbinlerce öğretmen arkadaşımız yenimakale.com ile tanışmaktadır. Şimdi öğretmen arkadaşlarımızdan ricamız link olarakta bizlere destek olmalarıdır.Nasıl Destek Verebilirim? * Okulunuzun sitesinden yenimakale.com ‘a link verebilirsiniz.* Forumlarda yenimakale.com ‘a link verebilirsiniz.* Kendi özel sitelerinizden yenimakale.com ‘a link verebilirsiniz.* Kendi bloğunuzdan yenimakale.com ‘a link verebilirsiniz.* Öğretmen arkadaşlarınızı yenimakale.com ‘u tavsiye edebilirsiniz. Destek Vermek Size Ne Yarar Sağlayacak? * yenimakale.com ‘a verdiğiniz destek eğitime destek olarak size geri dönecektir.* Sitemize destek verenlerle birebir iletişim halinde olacağız. Onların istek ve görüşlerini dinleyeceğiz. Gerektiğinde yapmış oldukları çalışmaları yenimakale.com olarak destekleyeceğiz.* Destek verenlerin isimlerini ve sitelerini bu sayfadan bu sayfadan duyuracağız.* Bazı öğretmen arkadaşlarımızla birebir iletişim kurarak yeni bir eğitim sitesi projesine aktif katılımlarını rica edeceğiz. Her yıl yüzbinlerce öğretmen ve öğrenciye üyelik şartı koşmadan, ücretsiz olarak yıllık plan, günlük plan, zümre toplantı tunakları ve ders notları sunmaktayız. Şimdi destek zamanı öğretmenlerimizde… DESTEKLEYENLER & DESTEKLENENLER * SİZDE DESTEK OLUN, burada siz yeralın…   * http://www.egitimekrani.com * http://www.egitimsiteleri.net * http://www.habersinerji.com * http://www.ogretmenlerforumu.com * http://www.e-dersnotlari.com * http://www.netegitim.org * http://www.egitimhaane.blogcu.com * http://www.bilgiyuvasi.com * http://www.ogrencik.net * http://www.tarihbilinci.com * http://www.sondurumhaber.com * http://www.pdrcihaber.com * http://www.bilgisayarbilisim.net * http://www.egitimsistem.com* http://www.sahbeyit.com – Fatih Şahin Işık Şahbeyit* http://www.ekyerlestirme.com – Steve* http://www.esmekaya.k12.tr – Osman Uğur* http://hukukiyorum.blogspot.com – Sinem Saçkan* Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Merkezi* DMOZ Open Directory* T.C. Orman ve...

Devamını Oku

Kürtler-4 (Hikayeler-3 *** Yedirme Olayı)

Yıl: 14-15 Ocak 1989 Yer: Yeşilyurt Köyü Müşteki: Kamil Müştak, Abdullah Gündoğan, Abdurrahman Müştak, Bahattin Müştak Sanıklar: 14-15 Ocak 1989 günü Yeşilyurt köyüne gelen güvenlik kuvvetleri Suç: Efrada suimuamele, işkenceOlay: 1- 14-15 Ocak 1989 gecesi saat 02:02’de Cizre’ye bağlı Yeşilyurt köyümüz, jandarma, komando, özel tim ve diğer güvenlik güçlerince sarılmıştır. Sabaha doğru köy yakınında bir eşek ve iki sıpa karaltı olarak görülmüştür. Açılan ateş üzerine eşek yaralanmıştır. 2- Köye giren güvenlik kuvvetleri ise köyden üç kişinin kaçtığını söyleyerek,tüm köylüleri kadın-erkek yüzükoyun yere yatırılmıştır. Burada sürekli olarak ‘siz PKK’yı besliyorsunuz, düşmansınız, bu köyü yakacağız’ diyerek her türlü küfür edilmiştir. Yeşilyurt köyü merkez olup, Kömürlü, Üzümlü, Fıstıklı, Yukarıçeşme ve Aşağıçeşme mezraları vardır. Bu mezralardaki göçebelerin iki gün içinde terk edilmesini muhtara emir vermiştir. Köy muhtarına, sen devletin değil PKK’nın muhtarısın denilmiş, yere yatırılan köylünün sırtında, karda kışta saatlerce güvenlik güçleri gezmiş, kabadayak atılmıştır. 3- Muhtar Abdurrahman Müştak, amcası Kamil Müştak, Abdullah Gündoğan ve Bahattin Müştak soruşturmaya alınmış saatlerce dayak atılarak yaralanmışlardır. 4- Çevreden insan pisliği toplatılarak Muhtar’ın amcası Kamil Müştak’a zorla,tek tek yaşlı-genç demeden pislik ağızlarına verilmiştir. Daha sonra bu insan pisliğini Kamil Müştak’ın oğlu Bahattin Müştak’ın zorla babasının ağzına vermesi sağlanmıştır. Yaşlı olan Kamil Müştak, Abdurrahman Müştak ve Abdullah Gündoğan yaralanmıştır. 5- 15 Ocak günü köylü bırakılmamış, şikayet etmeleri önlenmiş, Kamil Müştak ve Ahmet Kaya yalınayak karda yedi km ötedeki Cizre ilçesine götürülmüştür. 6- Köyde hiçbir suç unsuru bulunmadığı halde,her...

Devamını Oku

Hukukiyorum

Hukukseverlere… “Hukukiyorum.blogspot.com” adresi hukuk camiasına kapılarını yeni açmış bulunan ve bunun en derin sevincini, gururunu yaşayan bir blog sitesidir. “Hukukiyorum.blogspot” kapılarını sadece hukukçulara değil, hukuka ilgi duyan tüm ‘hukukseverlere’ açmıştır. Çünkü “hukuk, hayatımızın her alanındadır.““Hukukiyorum.blogspot” bunun bilinci ile hazırlanılmış bulunan bir blog sitesidir. “Hukukiyorum.blogspot” sadece gördüklerinizle sınırlı kalmayacak olup daima kendini yenileyecek ve güncellğini koruyacaktır.Gün geçtikçe daha zengin, kapsamlı bir içeriğe sahip olacaktır. Belirtmek gerekir ki, bir eser elinizden çıktıktan sonra o esere dönüp baktığınızda ‘çok farklı olabilirdi.’ dememek mümkün değil. Bu bloğun hazırlayıcısı olarak bunun bilinci ile her türlü eleştiriye açık olduğumu belirtir, “Hukukiyorum.blogspot”un beklentilerinizi karşılamasını ümit ederim… Saygılarımla; Sinem...

Devamını Oku

Müdürlük & Müdür Yardımcılığı Sınavı Ders Notları

Müdürlük sınavı ders notları ve müdür yardımcılığı ders notlarını bu sayfadan indirebilirsiniz. Dosya içinde sorular ve ders notları bir arada verilmiştir.Özel olarak istediğiniz herhangi bir ders notu varsa yorum yazarak bize iletebilirsiniz. İstek dosyalarınız da bu sayfadan yayınlanacaktır. MÜDÜRLÜK & MÜDÜR YARDIMCILIĞI SINAVI DERS NOTLARI * Müdürlük ve Müdür Yardımcılığı Sınavı Ders Notları Anahtar Sözcükler: ders notları, müdürlük ders notları, müdür yardımcılığı ders notları, müdürlük sınavı ders notları, müdür yardımcılığı sınavı ders notları, müdürlük sınav soruları, müdür yardımcılığı sınav...

Devamını Oku

Kadına, Erkeğe, Devlete

YAZAR: SİNEM SAÇKAN “Bu yazının kaleme alınmasında ‘kadına şiddet’ haberlerinin artış göstermesi ve devletin bu şiddet olaylarına karşı yeterli hassasiyeti gösterememesi etkili olmuştur.” Aile içi şiddet hem ülkemiz de hem de dünya da görülen, aile içinde en sık ve en yaygın olarak rastlanan bir durumdur. Aile, toplumun en temel yapıtaşıdır. Nitekim, 1982 T.C. ’Ana’yasasının üçüncü bölümünde “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı I. kısmında düzenlenen 41. maddede “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ‘ana’nın ve çocukların korunması… için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.” demektedir. Görülen o ki, ‘ana’nın korunması devletin ‘Ana’yasal bir vazifesidir. Peki, devlet ‘ana’ bu vazifesini yerine getiriyor mu? Ne yazık ki, devlet ‘ana’ kadına şiddet haberlerinin üvey ‘ana’sı vazifesini üstleniyordu. Şiddete maruz kalan, şiddet haberlerinin mağduru olan kadına ‘koruma’ vermiyordu. Dolayısıyla devlet vazifesini yerine getirmiyordu. TMK’nın boşanma sebepleri arasında düzenlediği 162. maddesinde “Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.” demektedir. Bu kanun maddesinde dikkati çeken husus aile içindeki şiddetin boşanma sebebi olarak düzenlenmiş olmasıdır. Kanun maddesinde düzenlenmiş olmakla beraber çoğu kadınlarımız bu haklarını eşlerinin baskıları nedeniyle kullanamamaktadırlar. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) şiddeti, “fiziksel güç veya iktidarın kasıtlı bir tehdit veya gerçeklik biçiminde bir başkasına uygulanması sonucunda maruz kalan kişide yaralanma, ölüm ve psikolojik zarara yol açması ya da...

Devamını Oku

Dost Renk

Hangi diyarda doğmuşum,Hangi diyarda ölmüşüm kime ne?Kimin pençesinde kalmışım,Kimin damarında atmışım kime ne?Gözler arar ufku, gece gündüzSen arama demişsin kime ne?Ömre bir kere gelmişimBenim dalımda ötmek ne haddine? Bacasında duman tüten evler içinAh dersin ne mutlu yuva,Bazı dumanlar zift gibidirSen ne dersen tantana. Gökyüzü kapkaranlıkYağmur mu yağacak ne?Sen dersin ah gene mi çamur olacak,Ben derim yeryüzü bereketle canlanacak! Herkesin derdi, dünyası farklı manzaraO manzarayı seyret ki, şükürlerin uçussun havadaSen kendine en bedbahtsında,Senden bedbaht yok mu acaba? Rüzgardır düşmanın; uçuşturduğu için saçları,Tenine serinlik verende kim peki?Senin gözlüklerin bana pek yabancı,Ah pembe renk, dost renk,Herkesin gönlüne uçuşta...

Devamını Oku

Zaman'e Saçmalıkları

Yüz terörist öldürülmüş. Seksen tane de yaralı kaçmış. Bir hesaplama yapamlım bakalım bu duruma göre terör ne zaman biter. Bu adamlar çok çiftleşmiyorlar mı? Dağda ne yapacak garibim, malum iş dışında. Her birinin altışar tane çocuğu olsa. Eee by adamlar çocuklarını da erken evledirdiğine göre, onların da tahmini altışar çocuğu olsun. Altı çocuk çarpı yüz altı yüz etti mi? Bu çocukların çocuklarının çocukları da var. Bak şimdi ben karıştırdım hesabı. Siz, buna göre hesaplayın bakalım terör kaç göstermelik operasyonla bitirilir?Işık Koşaner biraz şımarınca, ses kayıtları hemencecik video sitesinde çıkıvermiş. Allah allah. Bizim istihbarat çok kuvvetli o yüzden bu ses kayıtları hemencecik ortaya çıkıyor. Neyse bu söylediğime ben de inanmadım. Işık Koşaner terör konusunda ki zaafiyetlerden yakınıyormuş. Bir nevi terörü askerin çözemeyeceğini itiraf ediyormuş. Eee bizim ışıkçılar rahat durur mu? Hemen atlamışlar haberi üstüne. Zaman’e gazetesi özellikle çok ilgi göstermiş. Şimdi bunlar askeri çok seviyor ya, ondan olsa gerek. Terör ne zaman biter. Teröri bitirmek için ilk önce teröre karşı canını ortaya koyan şehitlerin hakkını vermek lazım. İlk önce “şehit cenazesi bulundu” dendi. Sonra “yanlış tespit” dendi. Daha sonra “şehide ceset” dendi. Sonunda İçişleri Bakanı düzeltme yaptı. “Evet bu ceset uzuvları doğru kişinin” dedi. Kendi şehidinin cenazesini bulmaktan aciz bir hükümet, sizce terör sorununu ne zaman bitirir ya da şöyle söyleyelim: “Terörün yarattığı kaosta halkını sindirmeyi başaran bir devlet sorunu çözmek ister...

Devamını Oku

10. Sınıf Demokrasi ve İnsan Hakları Dersi Yıllık Planı

2011-2012 10. Sınıfdemokrasi ve insan hakları dersi yıllık planı indir, 2011-2012 yıllık planları, 10. sınıf demokrasi ve insan hakları yıllık planı indir, 10. sınıf demokrasi ve insan hakları ünitelendirilmiş yıllık plan download, en yeni yıllık planlar yenimakale.com farkıyla sizlerle…* Planlarla ilgili herhangi bir sorun yaşarsanız yorum yazarak bize bilgi verebilirsiniz. Editör arkadaşlar en kısa zamanda sorunu çözecektir. * 10. Sınıf demokrasi ve insan hakları yıllık planları her sene yeni planlarla değiştirilecek ve yine bu sayfadan planlara ulaşabileceksiniz. 10. SINIF DEMOKRASİ ve İNSAN HAKLARI DERSİ YILLIK PLANLARI * 10. Sınıf Demokrasi ve İnsan Hakları Dersi Yıllık Planı Ekrem Tok İlgili...

Devamını Oku

Kürtler-4 (Hikayeler-2)

Tarih: Aralık 1986Yer: Mardin’in İdil İlçesi Pınarbaşı Köyü “Abdurrahman Motor Türk-Irak petrol boruhattına yönelik sabotaj girişimine karışmış, aranıyor. Babası Ramazan Motor, yetmiş yaşlarında. Sabotaja adı karışan oğlunu başlangıçta kendi eliyle Jandarma’ya teslim etmiş. Ama on üç gün sonra hapisten kaçmış oğlu. Abdurrahman aranmakta.Babası Ramazan’a jandarma baskısı: ya oğlunu bulup yeniden teslim edersin ya da yirmi bir kişilik aile efradınla birlikte köyden atılır gidersin. Ya kaçak bulunacaktı ya da Motor ailesi bir sabah vakti kamyona doldurulup Pınarbaşı köyünden sürgün edilecekti. Yetmişlik Ramazan Motor tedirgindi. Küçük oğlunun bebeleri, sekiz yaşında Beytullah ve Medine’yi kucağına çekmiş anlatıyordu: Abdurrahman kaçtığında Medine daha bir kaç aylıktı. Kimsemiz yok. Hayvanımız buğdayımız var. Kışta kıyamette nereye gideriz. Devlet bana bir yer versin, ben giderim. Şimdi bizi yirmi bir nüfus orta yerde bırakmak istiyorlar. Abdurrahman bizi terkettiyse ailenin suçu ne? Aradan bir kaç gün geçti. Pınarbaşı köyünde kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Korku vardı. Herkes sinmişti. Köye varıldığında Ramazan Motor’un yeri sorulduğunda kimse cevap vermek istememişti. Yetmiş yaşındaki Ramazan Motor iki gün önce beş köylüyle birlikte gözleri bağlanarak götürülmüştür.” Yazar: Hasan CemalKaynak: KürtlerSay: 85 Kürtler-1Kürtler-2Kürtler-3Kürtler-4 (Hikayeler)Kürtler-4...

Devamını Oku

Kötüler Cezalarını Her Zaman Çeker mi? Yoksa Kaybedenler İyiler mi?

Son zamanlarda aklımda hep aynı konu, hep aynı konu. Hepimiz kendimize göre iyiyiz, düzgün insanız, dürüstüz. Kendimizi yere göğe sığdıramıyor muyuz? Öyle miyiz gerçekten? Allah bilir dini vecibelerimizi de yerine getiriyoruz. Dışarıdan öyle mi gözükmek istiyoruz? Yoksa gerçekten vicdanlı mıyız? Gerçekten hak yemiyor muyuz?Yalan söylemiyor muyuz? İnsanlara hak ettiklerini verebiliyor muyuz? Tamamen düzgün insan, doğru insan var mı? Yoksa genel olarak iyi ama ufak tefek hata fireleri veren insanlar mı var? Gerçekten kötü, fesat, kendini kurtarmak için her türlü yalanı söyleyecek, iftiralar atabilecek ve bunu yaparken ruhu hiç sıkılmayan insanlar var, o kesin. Bazen insanların nasıl bu kadar vicdansız olduğunu anlamak özel bir çaba gerektiriyor. Bazen düşünüyorum, kötü olmakta, yalan söylemeyi becerebilmekte bir yetenek. Bazen bende bu yeteneğe sahip olabilmeyi istiyorum. Bu yetenek ile hayata tutunmak daha kolay. Kendini daha kolay kurtarabiliyor insan sanırım. Öteki tarafı hiç düşünmeyeceksin. Belki de yok da zaten, öyle ya… Ama eğer var diyorsak, düşünmeyeceksin. Hayattasın ve o anı yaşayacaksın. Yalanını söyleyecek, iftiranı atacak, kendini kurtaracaksın. Tabi burada kastim, doğru düzgün insanım diyenlere… Yoksa ne cinayet işleyenler, ne tecavüz edenler, ne toplu katliamlar, neler neler neler … Kendimizi mi bilmiyoruz? Yoksa iyi insanım diyerek kötülük yaptığımızın, hak yediğimizin farkına mı varmıyoruz? Belki de yanlışı bile bile kendimizi inandırıyoruz. Yani öyle bir yalan atıyoruz ki en sonunda kendimizde mi inanıyoruz? Bazen de yanlış anlıyoruz karşımızdakini ve yapmadığı şey konusunda ısrarcı davranarak kırıyoruz çok. Gerçek anlaşıldığında...

Devamını Oku

Bir Kulüp Uğruna!!!

Mainz, 18.08.2011   Hepimiz kabul etmeliyiz ki, 12 eylül referandumundan itibaren adalet sistemimizde bayaĝı bir kıpırdanma meydana geldi. En azından savcılarımıza bir güven geldi. Daha önceleri „Güçlü“ olanların işledikleri fiillere deĝil güçlerinin oranına bakılır; güçsüzse üzerine gidilir, güçlü ise kulak ardı edilirdi. Nisan ayında çıkartılan ve hemen herkesin memnun olup sabırsızlıkla beklediĝi 6222 sayılı „Sporda Düzensizlik ve Şiddeti Önleme Yasası“ şimdilerde birilerinin canını fena halde acıtacaĝa benziyor.3 temmuz 2011 tarihinde ülkede meydana gelen topyekün temizlik dalgasına spordaki kirlenmelerin de dahil edildiĝi zehabına kapılarak sevinmiştik. Bu defa adalet mekanizmasının sadece zayıflara deĝil güçlülere de dokunacaĝına dair bir kanaat hepimizde uyandı. Nitekim bu konudaki beklentilerimiz halen devam ediyor. En azından savcılık iddianamesi hazırlanana kadar umudumuzu korumak istiyoruz. Denebilir ki devam eden bir dava sözkonusu iken bu pesimist yaklaşım da neyin nesi. İnsanların yahut kulüplerin suçları sabit olmadan cezalandırılmasını mı istiyorsun? Elbetteki böyle bir arzu içinde olmamız düşünülemez. Ancak davayı yakından takip edenler ve özellikle de adalet özlemi içinde olanlar için iyimser olmayı zorlaştıran bazı olaylar oldu. Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak meselesi takip edilirken „Şike ve Teşvik“ konusu işin içine girmiş oldu. Bu konularla ilgili olarak adı en çok öne çıkan takım Fenerbahçe deĝil de sözümona Antalyaspor olmuş olsaydı acaba biz bu süreçleri yaşar mıydık? Şike ve teşvik konusunda Fener yerine bir başka takım öne çıkmış olsaydı şimdiye kadar çoktan bileti kesilir ve en aĝır cezaya çarptırılırdı. Bana göre adli makamlar...

Devamını Oku

Boş Yıllık Plan Örneği

2011-2012 Boş yıllık plan örneklerini sitemizden indirebilirsiniz. Bir sonraki senenin boş yıllık plan örnekleri yine bu sayfada olacak. Eğitime verdiğimiz destek katlanarak devam edecek.Boş yıllık plan, yıllık plan örneği, boş yıllık plan örneği, boş yıllık plan indir, boş yıllık plan download, ücretsiz boş yıllık plan örneği… BOŞ YILLIK PLAN ÖRNEĞİ * Boş Yıllık Plan Örnekleri Mesut Büyük İlgili Dosyalar: * MEB İş Günü Takvimi, Çalışma Takvimi * Yıllık Planlar * Zümre Toplantı...

Devamını Oku

Kandil Bombalanınca Ne Olacak (Cevaplar)

“Kandil bombalanırsa koltuklar sağlama alınacak” “Kandil bombalanırsa çingene usulü yeni bir döneme başlanacak” “Kandil bombalanırsa şehitler huzur bulmayacak… Çünkü kanın kanla temizlenmesi huzur değil yeni savaş tam tamlarını ortaya çıkarır.”“Kandil bombalanınca bombalar bitecek. Biten bombaların yerine yenileri alınacak. Alınan bombalar için yeni vergiler konacak. Yani yine olan halka olacak” “Kandil bombalanınca toplumsal günlük huzur gelecek. Sorun bombaların gölgesinde çözülecek. Sonrasında ise yeni isyanlar ortaya çıkacak” “Amerika ile anlaşarak Suriye’ye ultimatom veren devlet PKK’ ya yerel seçimler öncesi göstermelik kabadayılıklar yapmış olacak.” “Kandil bombalanırsa yeni kandiller çıkacak. Önemli olan zaten Kandil değil ki. Sorun kesinlikle dışarıda da değil. Sorun içeride. İstanbul’un merkezi yeni Kandil olacak.” “Güneydoğu sözde savunucuları bunu fırsat bilerek yeni sloganlar üretecek. Ürettikleriyle, yeni militanlar yaratacak. Halkını halkına kırdıracak” “Paranoyak savaşcıklar savaşlara, demokrasi uzaklara ve bizim çocuklar kara topraklara gidecek” “Umut yarınlara ve yarınlar çok uzaklara gidecek” “PKK  kozunu kullanan hükümet  yeni yaptırımlarla halkını düşman ilan edecek.” “Belki; yeni iskan politikaları veya işkencehaneler ortaya çıkarılacak” “Türk faşizmi ve Kürt faşizmi sokaklarda cirit atacak. Attıkları ciritler ülkeyi karanlığa götürecek” “Şimdi destek verdiklerimiz, bunları görünce de bizim barbarlığımızdan bahsedecek ve Libya, Suriye ve Mısır usulü bizleri bizlerle yok edecek” “Kürt ve Türk çocukları görünmez Berlin Duvarı’yla ayrı dünyalarda yetiştirilecek. Nitekim, yeni düşmanlıklar ortaya çıkacak” “Unutulmaması gereken demokrasi zihniyeti yerini kin ve nefretle beslenen zihniyetlere bırakacak” Sonuç: En büyük sorunumuz nedir bilir misiniz? Bizler Kürt sorununu çözmek istemiyoruz. İstediğimiz tek şey...

Devamını Oku

Somalililer ile Sanatçıların Dans Etmeleri ve Cenneti Cehenneme Çevirmek

Erden ÖZKANT Somali’ye giden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a eşlik eden sanatçılar arasında yer alan Ajda Pekkan ve Sertab Erener’in, ziyaret ettikleri mülteci kampındakilerle dans ettiklerini gösteren videoyu gördünüz mü? Ortaya renkli görüntüler çıkmış… Somalililer çalıyor, Pekkan ile Erener diğer Somalililer ile dans ediyorlar, oynuyorlar… Sanki bu durum bir şeyler anlatıyor bizlere…Peki ama bu ne? Ben bu videoyu “ne güzel, harika” diyerek izledim. Harika gerçekten… O zor durumdaki, açlıkla, susuzlukla o güvenliğin olmadığı yerde imtihan olan insanların, içlerindeki yaşama sevincini ortaya koyuyordu aslında bu video. İnsanlar, dans edip oynuyorlar. Hâlbuki açlar… Hâlbuki susuzlar… Buna rağmen bu hayatta yaşamak veyahut da yaşamaya çalışmak… Üstüne üstlük bu şekilde yaşayabilmek… Gülerek, eğlenerek… İşte bu video en başta bize bunu anlatıyor sanki. Bu arada oraya giden Radikal yazarı Oral Çalışlar ile Star yazarı Mehmet Altan, izlenimlerini yazmışlar 20 Ağustos Cumartesi günü gazetelerinde. Altan’ın yazdığı şu cümleler dikkatimi çekti: Bu canım ülke neden bu durumda? Kesinlikle kuraklıktan değil… Akılsızlıktan. Kabilelerin buralara egemen olma savaşı ülkeyi ve halkı bitirmiş… Böylesine geri bir siyasetin kabile düzeyindeki akıl almaz iktidar dövüşü, hem halkı hem de ülkeyi mahvetmiş… Bir cennet cehenneme dönmüş. Bir cenneti cehenneme dönüştürmek… Maalesef aslında biz insanlar böyle değil miyiz? Güzelliklerin içine eden, güzellikleri görmezden gelen ve hayatımızı zehir ederek cehenneme çeviren bizler değil miyiz? Cennet gibi vatanımızı cehenneme çevirerek savaş eşliğinde yaşayan bizler değil miyiz? Türk- Kürt- Laz- Çerkes, Alevi- Sünni, Dindar veya değil… Tüm...

Devamını Oku

The Stonning Of Soraya (Bir Taşlama Hikayesi)

Süreyya İran’da bağnaz bir sistem de hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlardan sadece birisidir. Bir gün, Ali (kocası) onu boşamak ister. Ali başka bir kadını sevmektedir. Daha doğrusu kadının paralarını sevmektedir. Bakar ki Süreyya çetin ceviz çıktı, İran sisteminin kör noktalarından yararlanmak için Molla ile anlaşma yapar. Kadını zinadan suçlamaya karar verirler. İran yasalarına göre; eğer iki Müslüman kadının zina yaptığına şahitlik ederse kadın taşlanarak öldürülecektir. Birinci kişi, tabii ki Süreyya’nın kocası olur. İkinci  tanığı bulmak için çok çabalarlar.Sonun da Süreyya’ya iftira atmak için adını kullandıkları Hasan’ı şahit olarak seçerler. Hasan, başlangıçta böyle bir şeyi kabul etmeyi reddeder, fakat çocuğunun önünde tehdit edilince mecburi kabul etmek zorunda kalır. Hasan’ın ve Ali’nin şahitliği ve bir avuç Sözde Müslüman’ın kışkırtmalarıyla Süreyya recme edilir. Süreyya’nın taşlanmasına tanık olan halası bunun sır olarak kalmayacağına  yemin eder. Bütün dünyaya anlatmaktır amacı. Günlerden bir gün köye İran asıllı Fransız gazeteci-yazar  Freidoune gelir. Yazar, arabasını tamirciye götürür ve bu arada da kısa bir mola vermek için kahveye gider. Mahalle ahalisi bu adamdan rahatsız olmuştur. Gazetecinin olayı öğrenmesinden çok korkarlar. Gazeteciyi sıkı bir izlemeye alırlar. Alırlar almasına da Zehra aklına koymuştur bir kez dünyaya bu pisliği anlatmayı. Gazeteciye gizlice evinin  krokisini gönderir Freidoune, krokiyi alır almaz gazetecilik merakıyla harekete geçer. Neyse konuyu uzatmayalım. Adam eve gelir ve Zehra ona olayı tüm şeffaflığıyla anlatır. Freidoune de anlattıklarını kaydeder. Şimdi en büyük sorun köyden bu bilgileri nasıl çıkaracaklarıdır. Zehra bunu...

Devamını Oku

Bu Ülkeye de Taraf ile Aydınlık'ı Aynı Kefeye Koyan AKP'ye de Bravo!!!

Erden ÖZKANT AKP, kuruluşunun 10. yılını kutluyor bu aralar… Televizyonlara reklam verilmiş… Gazetelere reklam verilmiş… Ama birkaç gazete istisna…Bakın AKP, hangi gazetelere reklam vermiş? AKP’yi sarıkızlarla, ayışıklarıyla devirmeye çalışan ordunun yanında duran gazetelere verilmiş… AKP’yi ve AKP’ye oy verenleri her fırsatta eleştiren ve hatta hakaret eden gazetelere verilmiş… Ordu’yu, AKP’ye karşı her fırsatta kışkırtan gazetelere verilmiş…   Erdoğan için “muhtar bile olamaz” diyen gazetelere verilmiş… Darbecilerin şimdiye kadarki yapıp ettiklerinde bilgileri olmasına rağmen bunları saklayan ve hatta ortaya çıkanları görmezden gelen gazetelere verilmiş… Ama kime vermemiş? İrtica ile Mücadele Eylem Planını yayınlayan, Balyoz’u ortaya çıkaran, AKP’yi devirme planlarını korkusuzca yayınlayan, Ordu’ya karşı cesur yayıncılık yapan, ülkenin demokratikleşmesi için, darbecilerin ortaya çıkarılıp yargılanmaları için elinden geleni yapan Taraf’a reklam verilmemiş… Taraf’ı, Aydınlık ve Sözcü gazeteleriyle aynı kefeye koymuş AKP… Çünkü Taraf’ın haricinde bir de Aydınlık ve Sözcü’ye ilan vermemiş… Doğu Perinçek’in Aydınlık’ını ve Çölaşan’ın Sözcü’sünü Taraf ile aynı kefeye koyan AKP’ye tek kelimeyle bravo!!! … Bir bravo da halka… Bana büyüklerim anlatırlardı “eğer bu halk Menderes’in arkasında sapasağlam dursaydı Menderes asılmazdı, eğer bu ülke siyasetin arkasında sapasağlam dursaydı asker darbe yapamazdı. Hadi ordu birinci darbeyi yaptı, halk eğer bu darbeye karşı ses çıkarsaydı ordu diğer darbeleri yapamazdı.” Bugün bu durumu yaşıyoruz yeniden. Halkın büyük bir kısmını, bu ülkede olup bitenler ilgilendirmiyor. Ergenekon Davasının yürütülmesi, darbecilerin ordudan temizlenmesi, şimdiye kadar yapılan pisliklerin ortaya çıkarılması, ülkenin çetelerden arındırılması, bir daha bu ülkede...

Devamını Oku

Ne İçin?

“Ne için halka bunu yaptınız?”“Ne için bunalımın içinde yeşeren insanlar yarattınız?”“Ne için eğitim sisteminin kirli çarklarında binlerce zeki öğrenci aptallaştırdınız?”“Ne için eğitimi paraya endeksleyipkız çocuklarını fuhuş bahçelerine sürüklediniz?”“Ne için işinize gelmeyen insanları terörist,işinize gelenleri aydın ilan ettiniz?”“Ne için Kürtleri cahil, düşman olarak gösterip beni onlara karşı kışkırttınız?”“Ne için bu sistemin yok olması gerektiğini söyleyenleri idam sehpasına çıkardınız?”“Ne için şekille ideoloji belirleyip ona göre arkadaş seçmeyi bana öğrettiniz?”“Ne için beni bana düşman ettiniz?”“Ne için Türkiye de PKK sorunu olmadığını, sorunu karanlık zihniyet sorunu olduğunu bana öğretmediniz?”“Ne için cemaatmiş,dernekmiş,solculukmuş falan filanlabeni kandırıp parçalara ayırdınız?”“Ne için kutsal değerlerin arkasına sığınan yalaka zihniyetler yaratarak halkınızı iç savaşa sürüklediniz?”“Ne için sorunu sadece dış güçler olarak gösterip bizleri kandırdınız”“Ne için sorunları çözmek isteyenleri öldürüp,sorunları büyütmek isteyenleri tahtalara oturttunuz?”“Ne için Müslüman ülke yaftasını halka yapıştırıp gözlerini bağladınız ve zengini daha zengin,fakiri daha fakir yaptınız?”“Ne için tuvaletleri bile paralı olan Sözde Müslümanlar yarattınız?”“Ne için hakkını arayanı komünist, namaz kılanı cemaatçi ve ülkesini seveni ırkçı olarak fişlediniz?”“Ne için doğrunun değil kralcıların zenginleşmesine fırsat tanıdınız?”“Ne için halkınızıasker olarak yetiştirmek yerine aydın olarak yetiştirmeyi tercih etmediniz?”“Ne için sosyal adalet yerine plütokrasi sistemini uygulamayı tercih ettiniz?”“Ne için dini, bayrağı ve Atatürk’ü koltukta biraz daha fazla kalabilmek için kullandınız” Not: Paranoyak bir sistem de paranoyak bir yaşama mahkum edilmek ağrıma gidiyor. Halkına kin ve nefret aşılayan bu sistemi kabul edemiyorum. Bir grubu Kürtçü,diğer grubu Türkçü ya da birini x, diğerini y olarak...

Devamını Oku

İstanbul ve Sen

Sen eğer İstanbulsan,Beni gelip bulsan.Ben zaten sendeyim, sende İstanbul olup beni sarsan…Sen benim düğümlenen gözyaşlarımın sebebiysen,Yine İstanbul olsan,Ben senin boğazında düğümlensem.İstanbul aşık olunası yer olsa,Herkes ona aşık olsa,Herkes oraya yol alsa.Ama sen eğer İstanbulsan,Ben İstanbul diye sana koşsam…İstanbulda buldugumu ya da aradığımı bana versen.Eğer İstanbulsan sen…Giderken ben, akar yaşlar gözlerimden.Akıyorsa eğer.Ben İstanbulumu bulmuşum meğer.İstanbulum beni arıyor hala.Ve böylesine gökyüzünün ağladığı bi günde,Yağmur damlalarının herşeyi sldiği bir günde,Sen yine İstanbul olmayı seçmişsen eğer,Önce yağmur damlaları olur,Gözlerimden geçersin.Sonra İstanbulum olur kalbime inersin…Ve ben seni şu an yağmurdan daha çok,Daha şiddetli hissediyorsam eğer,Sen İstanbul olmuşsan zaten,Ve sen…Bana geldin...

Devamını Oku

Siyaset Her Yere Yakışmıyor

Ne garip, siyaset denilen şeyi bu kadar abartmamız. Ne garip görüş farklılıkları yüzünden bu kadar bölünmemiz. Ve en garip olanı en alakasız konularda bile siyaseti araya sokmamız. Çok mu lazım bir şey ki bu? Tarih boyunca bu konu yüzünden canından olan isimler varken, biz neden sanata dahi siyaseti karıştırmışız ki? Siyaset farklıdır, sanat farklıdır.SİYASET SANATI KİRLETMESİN ! Evet bir de bu var. Siyaseti sanata karıştımak. Bir oyuncunun filmlerini karşıt görüş diye izlememk, bir şair satırlarını okumamak. Bunlar kötü durumlar. Örnek mi? Nazım Hikmet’i okurken görüldüğüm zaman sorulan soru ‘Solcu musun?’, Mustafa Armağan okurken aynı soru şöyle değişyor ‘Sağcı mısın?’ Bunun örnekleri çok fazla. Bu kadar önemli mi? Solcu veya Sağcı olmak? Bir film adı söylemeye korkar olduk eğer ki baş rollerinde siyasi görüşünü bildiğimiz bir oyuncu varsa. Ya sanatçılarımızdan rica edicez siyasi görüşlerini belirtmesinler yada biz karşı görüşümüzden öcü görmüş kaçıcaz. Bu kadar basit olmasın. Sanat dediğin şey siyasete benzemez her insanın aynı salonda izlediği film varken bunu neden bölmeye çalışıyorsunuz ki? OKUMAYALIM, ÖĞRENMEYELİM ! Solcu kişiliğiyle tanınan Deniz Gezmiş’in hayatını merak edip kitabını okumaya kalkma sakın! Karşı görüşte ki kişilerden alacağınız tepkiler belli ‘Deniz Gezmiş solcu okuma! ‘ Bu durumda Adnan Menderes gibi sağcı bir kişiliğiyle okuma, bu seferde solcular kızar! Öğrenmeyelim nolmuşsa olmuş işte karşı görüşse bizi ilgilendirmez. Hayır! Beni ilgilendirir. Öbür önyargısız okuduğum kitaplar gibi onuda okumak isterim. Veya bir filmi izlemek istediğim için izliyorsam her...

Devamını Oku

Kürtler-4 (Hikayeler)

Yıl: 1987Yer: Mazıdağı “Mardin’in Ömerli İlçesine bağlı Pınarcık mezrasındaki vahşetin tablosu; 16’sı çocuk, 8’i kadın Türkiye vatandaşı otuz Kürt’ün bir gece baskınıyla öldürülmesi, yani PKK’nın insanlığa karşı işlediği suçlardan biri” Başbakan Özal: “Yaraları saracağız. Devletten güçlü olamaz kimse. Burası örnek köy yapılacak. Yollar  asfaltlanacak. Evler yeniden yapılacak. Telsiz telefon konacak. Yetimlere devlet elini  uzatacak. Üç buçuk eşkiyadan kimsenin korkusu olmasın.” Orta yaşlı bir köylü bir Kürt yanıma yaklaşır: “Zordur Beyim” diye söze başlıyor. “Ne zaman nereden gelecekleri belli değil ki. Gece vakti hangi köye, hangi mezraya nasıl gelirler bilemeyiz ki.” Tarih: 1986Yer: Tunceli-Pülümür Necla Yücel, lokantacılık yapan kayınpederinin yanına sığınmış yaşıyor. Kocası iki yıldır  kaçak. PKK üyeliğinden va bazı bölücü eylemlerden dolayı aranıyor. Necla Yücel sürekli  gözaltında. Kocasıyla gizliden gizliye buluştuğuna dair dedikodular var. Evine güvenlik güçleri tarafından sık sık baskın düzenleniyor. Genç kadın bir gün Jandarma  tarafından gözaltına alınıyor. İlk durak: Pülümür Sağlık Ocağı. Güvenlik güçlerinin  yanıtını aradıkları soru: acaba Necla Yücel son günlerde cinsel temasta bulundu mu? Eğer bulunursa genç kadının kaçak kocasıyla gizliden buluştuğunun, kocasına yataklık ettiğinin bir kanıtı ele geçirilmiş olabilir. Sağlık ocağı genç kadını cinsel temas muayenesinden geçirir. Önce “cinsel temas var” diye verir raporunu. Sonra kuşkuya düşer. Elindeki olanakla kontrol sonucundan emin  olamayacağını söyler. Artık Pülümür de yapacak bir şey yoktur. Ama güvenlik güçleri iz sürmekte karalıdır. PKK’lı kocayla cinsel temas oldu mu olmadı mı? Necla Yücel bu sefer Tunceli Devlet Hastanesi’ne sevk edilir. Muayene...

Devamını Oku

Aşka Dair

Kitaplardır, aşka dair sorularıma tatmin edici cevaplar bulamadığım. Aşka dair ne yazılmış ne çizilmişse ya kıyısından geçiyor hissiyatımın ya da derinlerine uğrayıp ziyaret kısa olur hesabı gidiveriyor geldiği yönden… Aşkın anlamı öyle ağırdır ki bende, ne sözcükler taşıyabilir onu ne de kitaplar…Bugünlerde her aşk kokusu duyanın aşka Âlim kesilmesinden midir bilmem aşka zalim diyesim geliyor. Aşk zulmediyor… Aşk inanca hükmediyor, aşk değerlerini içine hapsediyor… Parça parça esiri oluyorsun aşkın… Aşksa sana Yaradan’ı zikrettiren, eğer aşksa defalarca şükrettiren o zaman aşk senin efendindir sen de onun en sadık kölesi… Aşkın bir ucu beşeriyet diğer ucu ilahiyat, sen ise bu yolda kervancısın. Ya tabelalara dikkat eder yolculuğunu tamamlarsın ya da nefsine yenik yolundan saparsın.. Aşk, sevgiliye sayıyla verilmiş o emanet uzuvlarının beğenisi değil; sevgiliyi suale götürecek sayısız değerlerinin kabul edilmesidir. Aşkı daim kılan da budur zaten. Aşk aşkı doğurduğu müddetçe güzeldir… Aşk sana kul olduğunu hatırlattığı müddetçe...

Devamını Oku

İnsanoğlu Noksan ve Acizdir

Noksanları acizlik katar insana.Noksan ve aciz olduğu için de kuldur zaten.Hata yapmak da kula özgüdür; suç, günah ve kusur da… Gaflete de düşen insandır.Yanına gözleri görmeyen biri geldiği için abese ve tevellâ eden de Peygamber değil midir? Adem ve Havva’dan beri böyledir işte insanoğlu. Her şey ham haliyle yaratılır. Toprağa atılan tohum da hamdır güneşi ve suyu görmeden; toprakla yoğrulan insan da hamdır hata nedir bilmeden. Allah kullarının hata yapmasını istemeseydi şayet hiç yaratır mıydı Şeytan denen mahlukatı? Şeytan ki bizi gaflete düşürüp cool hissettiren de odur, pişman olduktan sonra bizimle cebelleşip kul olduğumuzu hissettiren de. Mühim olan suç işlemek değil suç işledikten sonra suçu yüklenmek ve sırtına yükleyip tevbe ile kapısını çalmaktır Rabbin. “O” ki gafletin lekelediği kalbini nuruyla temizleyendir. “O” ki işlemiş olduğun ve sonunda kahrolduğun günahını affedendir. Eşrefi Mahlukat dediğimiz insan gönülden seslenmedikçe Rabbine isterse günlerce zikretsin, karabasan geldiğindeki duyuramadığı çığlıklarından ne farkı kalır tevbesinin. Üç yanlışın bir doğruyu götürdüğü bir sınavda bile sınavı en az hatayla bitirip de hedefine ulaşmak isteyen insan, Allah’ın üç kez tevbe etme hakkı verdiği bir suç için neden ısrar edip de emeline ulaşmaktan vazgeçsin. Bilmez mi ki her günah kendine olan saygısını, dostarının hediye ettiği güveni emiyor içine. Allah’ın kuluna sevgisinden hiç bahsetmiyorum bile. O mübarek sevgiyi kaybetmeyi istemek için nankör olmak gerekir ki, o da bizde promilini aşmış durumda. Doğurduğu yavrusunu bile bir anne bu denli sahipleniyor, esirgeyip koruyorken...

Devamını Oku

Masum Aşk Kırıntısı

Elveda! Demiştin giderken… Ve hemen öncesinde eklemiştin: “Ben seni çocuksu kalbimle sevdim”Evet sen beni bir çocuğun kalbiyle sevdin… Her çarşamba sana aldığım çikolatayı yemeyi sevdin, Her hafta sonu gittiğimiz sinemalardaki filmleri sevdin, Her akşam attığım mesajlardaki sevgi sözcüklerini sevdin, Gittiğimiz lunaparklarda eğlenmeyi sevdin. Bense yediğin her çikolatadan sonra “sen de bu çikolata kadar tatlısın” demeni bekliyordum; Sense, “bu çikolata çok tatlı” diyordun en “tatlı” halinle… Sinemadan çıktığımızda “sen de bu kadar güzel, seyirliksin” demeni bekliyordum; Sense “bu film çok güzelmiş” diyordun en “güzel” halinle… İçine sana aşkımı gizlediğim mesajları attığımda, senin de bana aşkını haykırmanı bekliyordum; Sense “çok beğendim” demekle yetiniyordun en “aşksız” duygularınla… Lunaparktan ayrıldığımızda “seninle vakit geçirmek çok eğlenceli” demeni bekliyordum; Sense “lunaparkta olmak çok eğlenceli” diyordun en “eğlenceli” halinle… Her şey açık ve netti! Ben seni seviyordum “en yetişkin” halimle… Sen de beni seviyordun ama “en çocuksu yüreğinle…” Şimdi sana vermeyi cüret edemediğim “aşk” mektuplarını yakıyorum teker teker; Bir yandan da bana attığın mesajı okuyorum hiç ara vermeden… “Elveda” dan hemen sonra demişsin ki: “Anladım ki ben seni seviyorum. Hayır bu kez çocuksu değil. Seni gerçekten seviyorum. Sanırım sana alıştım ve aşık oldum…” Ardından bir de benim sana attığım mesajı açıp okuyorum tekrar tekrar: Telefonun ekranına akan yaş damlalarıyla: “Ben senin çocuksu yüreğinin sadece bir oyuncağıydım ve sen o oyuncağı o kadar çok yere düşürdün ki, artık oynanacak yeri kalmadı…...

Devamını Oku

Sağ El-Sol El Muhabbeti

“Sağ Elin Verdiğini Sol El Görmesin”“Somali İçin Gösteriş Vakti” Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı: 500 bin Müge Anlı: 20 bin Koç Holding: 2 MilyonSabancı Holding: 1 Milyon Sinpaş Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Çelik: 1 Milyon Ali Ağaoğlu: 2.5 Milyon Sırma Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Davut Dişli: 80 Bin Acun Ilıcalı: 50 bin Avrupa Konutları İcra Kurulu Başkanı Süleyman Çetinsaya: 1 Milyon Atasay Yönetim Kurulu Başkanı Cihan Kamer: 500 BinSur Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Altan Elmas: 500 BinÖzdilek Yönetim Kurulu  Başkanı: Hüseyin Özdilek: 500 BinVs….. “Sağ elin verdiğini sol el...

Devamını Oku