Yıl: 2011

Ortadoğu'da Batının Sonu…

Mainz, 31.01.2011 Öncelikle bir kaç tesbit yapalım: Biz de bu tabiri kullandık ancak “Ortadoğu“ diye bir coĝrafya esasen yoktur. Bu tabir Büyük Britanya Imparatorluĝu tarafından sümmettedarik uydurulmuş bir tabirdir.Batılılar bu bölgenin sınırlarını cetvelle çizmiş ve sömürebilecekleri her sülaleye bir toprak ve sözümona “Devletçik” bırakarak çekilmişlerdir. Batılılar tarafından ödüllendirilen bu despot rejimlerin tamamı bugüne kadar sadakatte asla kusur etmemişlerdir. Batılılar, o meşhur evrensel deĝerler diye yutturdukları palavraları yani “Demokrasi”, “Serbest Piyasa” ve “Özgürlükler” i sadece kendileri için isterler. Irak ve Afganistan`da demokrasi isteyen Batı, despot Suud rejimi ile sevişmekten geri durmaz. Modernist felsefenin dimaĝlara kazıdıĝı „Hümanizma“ denen şey bir batı efsanesinden başka bir şey deĝildir. Batılılar kendi çıkarlarına olmayan hiç bir şeyi sevmezler. Irak`ta demokrasi ve özgürleştirme adına milyonlarca insanın „mülteci“ olmasına ve milyona yakın kişinin katledilmesine yol açan batılının hümanizmadan anladıĝı şey; „Sizi çok sevdiĝim için öldürüyorum“ faaliyetidir. Çok yakın bir zamanda Tunus`ta üniversite mezunu genç bir seyyar satıcının kendini yakmasıyla başlayan bu coĝrafyadaki halk ayaklanmalarını nasıl anlamak gerekir. Bu konuda etkin olan amilleri mutlak anlamda bir noktada toplamaya çalışmak kesinlikle isabetsiz sonuçlar doĝurur. Zira bu tür kalkışmalar ne ilk ne de son dur. Tunus`taki genç adamın canını şahit kılarak yaptıĝı, temmuz sıcaĝında kurutulmuş bir saman yıĝınına kibrit çalmaktan ibarettir. Tunus`ta başlayıp, Mısır ile devam eden yer yer Yemen ve Ürdün`de başgösteren bu tür ayaklanmaların adı bize ait olmayan bu coĝrafya`nın zaman içinde tamamında etkili olcaĝı çok açık. Bu...

Devamını Oku

Bir İstila Nasıl Olur

Hiç düşündünüz mü bir istila nasıl olur?Suyu uyutan sinsi bu bela nasıl olur.Bir insan hainliğe müptela nasıl olur.Sonunda ihanet Haini alnından vurur.Sorun bahanesiyle kıyıya göç; istilaÜçten den fazla doğum; en doğal güç, istila-Türk varlığına duyulan tarihi öç, istilaSonunda ihanet Haini alnından vurur. Türkiye’yi sevenler; üstüne alınmasınSessizliğim, sabırım korkuyor sanılmasınTarih bir tekerrürdür; hiç kimse yanılmasınSonunda ihanet Haini alnından vurur. Planlarında o korku, hezimet var, kaos varDenizimde bir değil, bin tane Barbaros varDünkü bir Çanakkale, bir Otuz Ağustos varSonunda ihanet Haini alnından vurur. Varlığımın önünde batı, batmaya mahkûmHoşgörüm karşısında kaşlar çatmaya mahkûmTürkiye sevdasıyla kalbim atmaya mahkûmSonunda ihaneti O’nu alnından vurur. Emperyalizm; Türkçüdür, dincidir ve solcudurSiyasetin içinde tarihi bir yolcudurİhanete teşvikte beş yıldızlı rolcüdürSonunda ihaneti O’nu alnından vurur Yeter artık, başını kuma sokmayı bırakYanındadır Filistin, Afganistan’la, IrakDönmüşsün palyocaya, ağzın elde çıngırakSonunda ihanet Haini alnından vurur. Böl, parçala, yönettir düşmanın tek amacı.Şımartır, abartırda seni yapar baş tacı.Paçavra gibi atar bittimi ihtiyacıSonunda ihanet Haini alnından vurur. Görevdir, sorumluluktur Gençliğe Hitabe.Coğrafya bir kalemdir, bana Tarih kitabeHaclı zihniyetinde İstanbul gizli KâbeOna sadakat; damarımda dolaşır, durur ORHAN...

Devamını Oku

Erzurum'da Biathlon Heyecanı Devam Ediyor

Erzurum’da yapılan 25. Universiade kış oyunlarında Biathlon müsabakaları yarın(1 Şubat 2011)  saat 10:00’da  yapılacak erkekler 10 km sprint yarışıyla devam edecek.İlk yarış olan 20 km individual’da ülkemizi başarıyla temsil eden biathlon milli takım sporcuları, bu kez de 10 km sprint mücadelesinde ter dökecek. Ülkemizde bir yıl önce yapılmaya başlanan biathlon sporunda, ülkemiz adına uluslararası mücadelelerde en iyi sonucu Torsby’de düzenlenen Gençler Dünya Şampiyonasında alan Orhangazi Civil yarın ki yarışta ay-yıldızlı formayı bir kez daha terletecek. Uluslararası Biathlon Birliği (IBU) dergisinde, Türklerin gelecek vaad eden biathlon sporcusu olarak nitelendirilen Orhangazi Civil, bu dalda yarışan en genç sporcumuz. İngiliz basını ise...

Devamını Oku

Değişim'in Özü, Öz'ün Değişimi

DEĞİŞİM’İN ÖZÜ, ÖZ’ÜN DEĞİŞİMİ HALK DANSLARIMIZIN DEĞİŞİMİ ÜZERİNE SOFİSTÇE BİR DÜŞÜNME – 1 İnsan. zihnî ve duyumsal benliğini, fizikî benliğiyle birleştirerek konuşan, anlatan, dinleyen, yani iletişim kuran varlık. İletişim kurmaya başladığı günden bu yana; “benliğini” sorgulayan, benliğinin “öz”ünü arayan varlık. Kendisinin kimi zaman “varlığına”, kimi zaman da “yokluğuna” inanan şey. Kendisini anlamaya/anlatmaya çalışırken çoğalan; çoğaldıkça da kendisiyle birlikte çevresini, yaşadığı topluluğu (doğa, evren, kabile, halk, topluluk, toplum…) anlamaya, anlamlandırmaya ve anlatmaya çalışan varlık. Herşeyden önce “gören” varlıktır insan. Sonra “duyan”dır. Önce görmeyi bildiğinden, ilk etkileşim aracı olarak bedenini seçmiştir başlangıçta. Her fiziksel iletişimi, beden hareketlerini çeşitlendirmiştir ve böylece Homo Ludens[1]( oyuncu insan ) olmuştur. “İnsan” varlığının doğasındaki farklılıklar, Homo Ludens’te bu çeşitliliği “öz”den ayırmadan, başka başka “anlatım biçimleri” yaratmıştır. Yine “insan” varlığının doğasındaki farklılıklar, ona yaşayacağı çevreyi seçme şansı yaratmış ya da zorlamış; bu da “toplum” dediğimiz, ortak değer yargılarına dayanan insan topluluklarını oluşturmuştur. Her toplum; kendi Homo Ludens’leriyle farklı bir anlatım diline ve biçimine sahip olmuş ya da yaratmıştır. Ancak bu farklılıklar, nasıl ki Homo Ludens’lerin tekil olarak birbirleriyle iletişimlerine ve etkileşimlerine engel olamadıysa; aynı iletişim ve etkileşim farklı toplumlar arasında da yaşanmaya devam etmiştir. İlkel zamanlarda en büyük korkularından birinin “yalnızlık” olması, Homo Ludens’leri; farklı toplumlar içerisinde yaşasalar da birbirlerinden yine de kopartamamıştır. Bunun sebebi ister bilişsel, ister duyumsal, ister bireysel/toplumsal çıkar, isterse de bilinçdışı olsun; Homo Ludens’ler hep “iletişmeye” ihtiyaç duymuş ve iletişerek de “etkileşmişlerdir”. Kendi...

Devamını Oku

Glamble Poker (Facebook)

Facebook’ta Glamble Poker oyunu çıktı. Oyuna 25m ile başlıyorsunuz. Texas Holdem Poker oynayanlar bunun ne kadar yüksek bir chip miktarı olduğunu bilirler. Texas Holdem Poker’ 1000k ile başlanırken 25m ile karşılaştırma bile yapılmaz.Oyunu oynayabileceğiniz facebook adresi: Glamble Poker (Facebook) Şimdi bazılarınız kızacaktır, neden böyle bir şeyi paylaşıyorsun, insanları neden kumar oynamaya sevkediyorsun diye. Merak etmeyin amacım tamamen farklı: Gördümki Texas Holdem Poker oynayanlar ben kumarbaz değilim, kumara eğilimli değilim derken tamamen kendilerini aldatıyormuş. Çünkü bir süre sonra bu oyuna alıştıkça alışıyorlar ve oynamadan duramaz hale geliyorlar. Ellerinde chip kalmayınca çok yüksek ücretler karşılığında chip satın alıyorlar. 25m için en...

Devamını Oku

İsim İstatistikleri

Ülkemizin nüfusu 70 milyonu geçiyor ve halkımız geleneklerine bağlı olduğunda atalarımızdan gelen isimler oldukça kullanılıyor. Böylece bir çok insan aynı adı ve hatta aynı soyadı taşıyabiliyor. Sizde adınızın Türkiye genelinde bir çok kişide olup olmadığını öğrenmek istiyorsanız aşağıdaki grafiği inceleyiniz.EN ÇOK KULLANILAN İLK 5 ERKEK ADI:Adı Mehmet olan toplam kişi sayısı 2.826.306Adı Mustafa olan toplam kişi sayısı 2.087.134Adı Ahmet olan toplam kişi sayısı 1.734.871Adı Ali olan toplam kişi sayısı 1.674.448Adı Hüseyin olan toplam kişi sayısı 1.345.828 EN ÇOK KULLANILAN İLK 5 KADIN ADI:Adı Fatma olan toplam kişi sayısı 4.199.600Adı Ayşe olan toplam kişi sayısı 3.184.045Adı Emine olan toplam kişi sayısı 2.509.480Adı Hatice olan toplam kişi sayısı 2.154.569Adı Zeynep olan toplam kişi sayısı 1.004.704 EN ÇOK KULLANILAN 5 SOYAD:Soyadı Yılmaz olan toplam kişi sayısı 1.508.846Soyadı Kaya olan toplam kişi sayısı 1.038.538Soyadı Demir olan toplam kişi sayısı 973.133Soyadı Şahin olan toplam kişi sayısı 875.848Soyadı Çelik olan toplam kişi sayısı 841.971 EN ÇOK KULLANILAN ORTAK İSİMLER:Adı Ayhan olan erkek sayısı: 128.903Adı Ayhan olan kadın sayısı: 14.472Adı Cihan olan erkek sayısı: 59.908Adı Cihan olan kadın sayısı: 8.823Adı Deniz olan erkek sayısı: 50.971Adı Deniz olan kadın sayısı: 61.714Adı Durdu olan erkek sayısı: 11.775Adı Durdu olan kadın sayısı: 28.910Adı Dursun olan erkek sayısı: 119.946Adı Dursun olan kadın sayısı: 24.238Adı Elvan olan erkek sayısı: 7.464Adı Elvan olan kadın sayısı: 17.878Adı Ergül olan erkek sayısı: 6.235Adı Ergül olan kadın sayısı: 8.437Adı Ferhan olan erkek sayısı: 5.720Adı Ferhan...

Devamını Oku

Diş Beyazlatma Hakkındaki Sık Sorulan Sorular

Diş Beyazlatma güvenli midir yoksa dişlere zarar verir mi?Yapılan araştırmalar ve mikroskopik çalışmalar sonucunda 10% beyazlatma solüsyonu kullanımında hiçbir zarar meydana gelmeyeceği ispatlanmıştır. Tüm araştırmalar 10% solüsyon ile yapılmıştır. Yapısal bir değişiklik ve kalıcı hasarlar meydana getirdiği gözlemlenen hiçbir araştırma bulunmamaktadır.Diş Beyazlatma artık kimyasal ağartma yoluyla yapılmamaktadır. Lazer ya da Ultra violet ışığı kullanılarak işlem aktive edilmektedir. Doğru yöntem ve profesyonel olarak uygulandığında kesinlikle diş ve çevre dokulara sakıncası yoktur. Dişlerimin maksimum beyazlaması ne kadar süre alacak?Genellikle kliniğimizde 2-3 gün aralıklarla 45 dakika süren 3 seans uygulanmaktadır. İlk seans sonunda gözle görülür beyazlamayı hissedersiniz. Bazı hastalarımızda tek seans bile yeterli olurken bazı hastalarımızda ilave seanslar gerekmektedir. Antibiyotik kullanım sebebi ile oluşan dişlerdeki grileşmenin beyazlatılması biraz daha zordur ve sonuca ulaşmak için daha uzun bir süre gereklidir. Diş Beyazlatması ne kadar süre etkisini korur?Diş beyazlamanın süresi hastanın beslenme alışkanlıkları ve ağız bakımıyla orantılıdır.Eğer sigara ,şarap ve aşırı kahve tüketimi yok ise çok uzun seneler beyazlık korunur.Aksi durumda 2 senede bir tek seanslık takviyeler gerekebilir. Diş Beyazlatma işlemi ile porselen kuronlarım da beyazlar mı?Tüm diş beyazlatma maddeleri doğal diş yapısı üzerinde çalışırlar. Bu demek olur ki porselen kaplama kuron ve köprüler beyazlamazlar. Yeni beyazlamış dişinizin rengine uyması için ağzınızda bulunan eski protezlerin değişmesi gerekebilir. Diş Beyazlatma sonrası kahveden ne kadar uzak kalmalıyım?Diş beyazlatma işlemi süresince ve sonraki haftada kahve tüketiminizi aza indirmenizin faydası olacaktır.Her 6 ayda bir dişhekimi kontrolüne gitmeniz, gerek...

Devamını Oku

Diş İmplantı Hakkında Sık Sorulan Sorular

* Diş implantı yerleştirirken ağrım olacak mı? Diş implantları hasta ağzına local anestezi yapılarak hastanın çene kemiğine yerleştirilirler. Bu sebeple operasyon esnasında hasta herhangi bir ağrı hissetmez. Operasyon sonrasında bir ya da iki gün hekiminiz tarafından önerilen basit ağrı kesici ilaçlar alınabilir.* Diş implantını her diş hekimi yapabilir mi? Kliniğimizde diş implantı operasyonunu, diş implantı konusunda üniversitede eğitim almış uzman çene cerrahı diş hekimlerimiz yaparlar. Diş implantı konusu çok titizlenilmesi gereken ve detayları olan bir konudur. Diş implantı yaptırmayı planladığınız zaman bir diğer dikkat etmeniz gereken husus ise sterilizasyonun tam olarak sağlanmasıdır. Başarılı bir dental ekiple ve steril bir ortamda yaptıracağınız diş implantlarınızı çok uzun yıllar kullanacağınızdan herhangi bir endişeniz olmasın. * Diş implantının yerleştirilmesi ne kadar zaman alıyor? Diş implantının yerleştirilmesi süresi hastanın durumuna, ihtiyaçlarına ve yapılacak olan işlere bağlı olarak değişebilir. Bir tek diş implantı operasyonu ortalama yarım saat  sürebilir. * Diş implantları ile tedavi güvenli ve uzun ömürlü müdür? Günümüz sağlık sektöründe mükemmele yakın, yaklaşık 30 ila 35 yıllık klinik takipleri yapılan diş implantları olduğu gibi yeni implant markaları da bulunmaktadır. Kliniğimizde de kullandığımız diş implantlarımız uzun yıllardır vakalarının takip edilmesi sebebi ile hem kalitesini hem de güvenilirliğini ispatlamış markalardan temin edilmektedir. * Diş implantı her vaka da uygulanabilir mi? Hasta ağzında İster tek diş, isterse birden fazla diş eksikliği olsun diş implantı yerleştirilebilecek miktarda kemik varsa, her vaka için diş implantı uygulanabilir. * Her hastaya...

Devamını Oku

Kar Tanesi

“Kar tanesi eroininin içindeerimiş tüm insanlara…”   Hava soğuktu. Hem de fazlasıyla. İnsanın iliklerine işleyen, kanını donduran ve sıcacık peteklerinin yanına koşuşturan bu soğuk havanın hâkimiyeti aslında olağan bir şeydi. Sonuçta aylardan Kasım idi Güneşe nispet edercesine her geçen zaman da kuvvetini artırıp, sözlü beddualar alıyordu ya, o da işin başka bir kısmıydı.Ünlü Arnavut Pasajı’nın karşısındaki tahta evlerinde oturan insanlar da havanın soğukluğundan yakınan canlılar kervanına katılanlardandı. Bir genç kız dışında. Çiçek Güçlü. Sosyal hayatını bir anda kilitleyen, temel ihtiyaçlarının önüne geçen ve daha bir sürü olumsuz getirisi olan test kitaplarından başını kaldırabildiği anlarda penceresinde gördüğü görüntü onu mutlu ediyordu. Rüzgârla birlikte belli bir düzen ve ahenk ile savrulan minik kar parçaları ona bir çikolata parçasını anında mideye indirmek gibi zevk ile mutluluk veriyordu. Arada sırada cama yapışıp saniyeler içinde eriyen kar parçacıkları ise gülümsemesini sağlıyordu. Çiçek, sessiz ve zararsız bir kız olmuştu hep. Okuluna düzenli bir şekilde gidip gelirdi, notlarını yüksek tutmaya özen gösterirdi. Üniversitenin, hayatının her şeyi olacağını biliyordu. Daha on ikinci sınıfın başında olmasına karşın şimdiden deli gibi test çözmesine arkadaşları pek hoşnut bir şekilde bakmamak ile birlikte öğretmenleri de çok onaylamıyordu. Biraz nefes almalı, diye düşünüp bilmeden hem fikir oluyorlardı. Ama bütün bu çalışmalarına, kendisini sıkmasına karşın iki senelik ilişkisini mükemmel bir şekilde yürütüyordu. Oğlanı seviyordu, belki de âşıktı. Diğer yaşıtları gibi gelecek hakkında hayalleri kurmayı seviyordu ve sık sık sevgilisiyle evlendiğini düşlerdi. Basit ve...

Devamını Oku

The Nine Days Queen Lady Jane Grey (d.1536/1537-ö.12 Şubat 1554)

Lady Jane Grey 16. yy’da yaşamış olup 16 yaşında idam edilmiştir. Ailesinin çıkarları ve açgözlülüğü yüzünde genç yaşta -hatta çocuk denebilecek yaşta- vatana hiyanetten idam edilmiş bir insandır.Lady Jane Grey İngiliz kraliyet ailesinin bir üyesi olup 9 gün boyunca kraliçelik yapmıştır. Jane Grey doğduğu zaman tahtta dayısı Henry Tudor bulunmaktaydı. Jane Grey doğduğu zaman babası erkek olmadığı için çok mutsuzdu ama daha sonrada aklına gelen fikir onu mutlu etmişti. Niyeti şuydu: Jane Grey’i onunla aynı zamanda doğan dayısının oğlu yani veliaht ile evlendirmekti. Jane Grey büyüyene , 10-12 yaşlarına kadar, annesinden aşırı derecede şiddet görmüştür aslında kraliçe olana kadar devam ediyor dayak. Lady Jane veliaht ile evlendirilmeye çalışılırken, veliaht ingiltere kralı iken ağır hastalanıyor. Haliyle babasının planı alt üst oluyor. Fakat kralın yardımcısı Northumberland dükü, Jane Grey’in babası Henry Grey’e bir plandan bahseder. Plan söyledir; Henry Tudor’un veraset sistemine göre oğlu Edvard babasının ölümünden sonra tahtta geçecek. Edvard ölürse ve varisi olmazsa tahtta kızı Mary Tudor geçecek. Eğer Mary de varis bırakmadan ölürse Elizabeth o da aynı şekilde ölürse Henry Tudor’un kız kardeşinin kızı yani Lady Jane Grey’in annesi tahtta geçecekti. Bu yazıyı okuyanlar Jane Grey’in annesinin tahtta geçme olasılığının imkansız olacağını düşünecekler. Bu konuda çok haklılar çünkü Northumberland dükünün planına göre tahtta Jane Grey çıkacaktı. Kraliçe yapma planı söyleydi: kral çok hastaydı, kral öldüğü zaman bu haber gizlenecek hemen Mary ve Elizabeth tutuklanacak taht hakkı Jane Grey’in annesine...

Devamını Oku

Hrant Dink, Balyoz, Medya, Başbakan ve Liberallere Yönelik Eleştiriler

Bu hafta ülke gündemi yine dopdoluydu. Tabii tartışmalar da… 15 Ocak Cumartesi günü, Türk Telekom Arena Stadının açılış maçında Başbakan Tayyip Erdoğan, taraftarlar tarafından ıslıklanarak stadı terk etmek zorunda kaldı. Ardından Başbakan “Galatasaray Kulübünün bir Allah kuruş hesabı yoktur.600 trilyonu bulan yatırımın karşılığı bu olmamalıydı. Ama biz ‘At denize balık bilmezse Halık bilir’ diyoruz” açıklamasını yaptı ve protestoların ‘organize’ olduğunu söyledi.   17 Ocak Pazartesi günü, Taraf gazetesi şok bir manşetle okurlarının karşısına çıktı: “Savcı şüpheli bilirkişi tutuklu” Emre Uslu’nun haberine göre ordudaki bir Ergenekon soruşturmasına bakan askeri savcı Balyoz şüphelisi olurken, o soruşturmada bilirkişilik yapan binbaşı ise Gölcük soruşturmasında tutuklanmıştı. Sonuç: Sanık, savcı ve bilirkişi Ergenekon’la ilişkili davalardan sanık olarak yargılanıyor! Aynı günkü Taraf’ta Mehmet Baransu köşesinde şunları yazıyordu: “Önümüzdeki 6 aylık süreçte kamuoyunu meşgul edecek bir dizi eylem planı sahneye konulmaya çalışılıyor. Hedefte 2011 genel seçimleri ve ardından yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi var… 2011 planıyla ilgili düğmeye Deniz Baykal’ın kasetinin servise konulmasıyla basıldı. Planın bir bölümünü ilk fark eden isim, arkasından hançerlenen Baykal oldu. Aday değilim diyen Kemal Kılıçdaroğlu, 24 saat sonra CHP Genel Başkanlığı’na adaylığını açıkladı. Ankara planı devreye sokmuş ancak referandum sonucu istediği gibi olmamıştı. Yaşanan tam bir hayal kırıklığıydı. Ankara uzun bir süre bu şoku üzerinden atamadı. Ta ki Fenerbahçe’nin emekli sakinleri devreye girene kadar. Yeni bir plan için eldeki tüm kartlar açıldı. CHP- MHP koalisyonunun kurulması için bazı stratejik planlamalar yapılacaktı. Bu arada beklenmeyen...

Devamını Oku

Adını Feriha Koydum Dizisi Üzerine Bir Düşünce

Yeni başlayan dizi dikkatimi çekti, zavallı kızı ilk bölümden itibaren günah keçisi yaptılar, Dilerim sonu iyi gelir. 2. bölümünü de izledim, fikrim daha belirgin şimdi. Gördüm ki zenginlerin çocukları da mutsuz, sahte bir mutluluk arkasına gizlenmişler, lakin her şey yolunda değildi.Para, unvan, iş, tam anlamıyla insanları mutlu ve huzurlu kılmıyor, her zaman bunu savundun ve savunuyorum, bütün bunlar bireylerin başarısına bağlı, kendimizi dünya varlıkları ve yokluklarından ayrı tutmalıyız, mutlulugu kendi içimizde arayalım, bir başarı elde edilecekse başardığımız bu olmalı. Bir zamanlar buna benzer olayları yeşil çam konu yapardı, bizde o gençleri bazen haklı bulur bazen suçlu bulurduk. Acaba gerçekten o gençler ve bu yeni nesil suçlumu, gerçek suçlu kimdir, hiç düşündük mü? Neden bir genç insan kendi başarısıyla iftihar etmezde, ailesinin yoksul oluşundan utanır veya çalıştığı işinden neden utanır. Oysa utanılması gereken ne çok kirli iş vardır, şu dünyada. Mesela, yetim hakkı yiyenler, rüşfet alanlar, ihaleye fesat karıştıranlar, yaptığı işe hile yapanlar, kendi zimmetine mal geçirenler. Neden bir kapıcı, veya çöpçü, düşük gelirli bir memur, çocukları ailelerinden utanç duysun ki, bilen var mı. Bunlar düşünülmesi mutlak olan konular, ama suçlu aramak ve bulmak kolay gözükse de, suçun kaynağını bulmak zordur. Ben yukarda bahsettiğim, suçlu olarak tayin ettiğim gurubun çocuklarını da suçlayamam, çünkü ana babanın vebali kendinden sorulur, bu çocuğunu suçlu yapmamalı. İyi bir işe sahip olamamış, ailenin başarılı çocuklar yetiştirmesi mükemmel bir olaydır. İmkânları kıt aileler, başarılı bir çocuk...

Devamını Oku

Adını Feriha Koydum Ürün Sponsoru yenimakale.com/wordpress

  ADINI FERİHA KOYDUM DİZİSİ ÜRÜN SPONSORLUĞU KONUSUNDA DİZİNİN SANAT YÖNETMENİYLE ANLAŞILAMADIĞI İÇİN SPONSORLUK İPTAL EDİLMİŞTİR. ÜRÜN SPONSORU OLARAK HERKES TARAFINDAN BİLİNEN VE SEVİLEN “YAHŞİ CAZİBE” DİZİSİYLE ANLAŞILMIŞTIR. HER İKİ TARAF İÇİNDE HAYIRLI OLMASINI DİLİYORUZ. Saygılarımızla. ESKİ HABER Yeni Makale Yönetimi olarak 2011 yılında ki çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. “Sözlük” ve “Url Kısaltma Servisi” çalışmalarımızın ardından ödüllü bir makale yarışması yapacağımızın duyurusunu da gerçekleştirdik. Bütün bu çalışmalarımızı desteklemesi amacıyla sizlere bir süpriz daha yapıyoruz: “Adını Feriha Koydum” Ürün Sponsoru yenimakale.com Show TV’de yeni yayınlanmaya başlanan ve bir Türkiye gerçeğinin anlatıldığı dizide, pırıltılı Etiler dünyasının gölgesinde yaşayan bir kapıcı...

Devamını Oku

Engel'in Hayata Dökülüşü

Yaşıtların parasına göre, rahatlığına göre meslek düşünüp; üniversite tercihlerini yaparken senin ruhunun dinginliğini düşünmen, içsel huzurdan yana olman gibi birşey benim bu mesleğe olan tutkum. İnsanlar elindekinin değerini bilmez ona ulaşamayana kıymetli gelir değil bendeki…Bendeki bu ona kavuşabilceğin bir günü hep düşünüp huzur bulmak. Eğer ulaşamazsam da belki elimden geldiğince onlar için birşeyler yapmak, yapabilmek için çabalamak, kimbilir belkide bu konuda sesimi duyurmak, sürekli onları vurgulamak. Belki evet ben genç ekonomistlerdenim. Ama ne benim vicdanımı ne de içimden gelen isteği değiştirir mesleğim. Kategorize etmek bahane değil, isteyen herkes her konuda bilgilenebilir. hobi edinebilir. Onlara olan hayranlığım, belki başarabildiğim sene okuduğum üniversiteyi, bırakıp onların öğretmeni olabilmeye kadar gidebilir. Çünkü kiminin benim gibi hissettiği, kiminin yadırgadığı O’nlar; engelleriyle, normal insanların bi kısmının başaramadığı başarıları sahiplenirken. bir başarıya adım atmamış sadece hayat sürdüreni bile kutlanası bir başarıya sahiptir. zor bir hayatı omuzlanmış hayata 1-0 geride başlamış gibi gözükselerde aslında bizden başarılı olarak adım atmışlardır. Onlar engel aşmışlardır, onlar engellere çabalamış, onlar çevrelerindeki karaktersiz insanlara katlanmışlardır… Her engel zordur ya işitme, görme, konuşamama… hepsine sonsuz saygı hissederken zihin engelliler heran daha fazla ilgimi çekmişlerdir. “Beden eğitimi öğretmeni olarak özel bir eğitim merkezinde görev yapan Erkan Özdemir Özel eğitim öğrencilerinden zihinsel engelliler bowling takımını oluşturdu.” Haberini okuduğumda öyle sevinçten ağlayanlardan değilim ancak yürekten kat kat kutlayanlardanım. İşte bravo. Hem eğitmek sabır ister hem engelleriyle bu hayatta ne çok çabalamak. Ve öğretmenın söylediği söz, haberin...

Devamını Oku

Topyekun Taarruz… Tek Hedef Ak Parti…

Mainz, 23.01.2011 Evvela bir yumrukla başladı bu olaylar… Meczubun biri dedik geçiştirdik. Sonra Muhtemelen “Ergenekon” kümesinden bir kaç yumurta…Aman canım, üç beş yumurtadan ne olacakki demeye başladık. Fakat ardı arkası kesilmek bilmedi. Mevcut hükumet sadece kendisi deĝil bütün bürokrat kadroları ile beraber seçilmiş öĝrencilerin problemlerini dinlemesine raĝmen bir türlü durmak bilmeyen öĝrenci olayları. Bunlar gerçekten de öĝrenci olayları mı? Seçim zamanı yaklaştıkça benzer eylemleri çok daha sık göreceĝimizden kimsenin kuşkusu olmasın. Mevcut hükumeti seçim yoluyla deviremiyeceĝini anlamış olan „Beyaz Güçler“ ellerindeki bütün kartları masaya süreceklerdir. AD Medyasının uzun bir süredir itibarsızlaştırma ve kafa karıştırma yayınlarını hatırlayalım. Bir zamanlar „Malezyalılaşma“ sendromuna kaptırmıştık kendimizi. Bu plan tutmayınca ortaya „Mahalle Baskısı“ adı verilen bir garip teori atılmıştı. Bu teori de iflas edince, yeri geldiĝinde hükümeti „Amerikancı“ olmakla suçlayan malum kadro bu defa koro halinde Amerika`ya raĝmen Iran`dan yana tavır almak ülkemize ancak kaybettirir demeye başladılar. Dahası yanıbaşımızdaki komşularımızla „Merhaba“ etmeye başladık diye “Eksen Kayması“ adı altında bir paranoya ortaya attılar. Yetmedi… Bir kaset skandalı ile „Hizipçi“ ve küçük olsun ama mutlaka benim olsun diyen Baykal`ı alaşaĝı ederek yerine  „Memur Kemal“ yahut namı- diĝer „Benim adım Kemal, Ben bulurum dersem Bulurum“ diyen hatta „Kar“ bile yaĝdırabileceĝine inandırılmış kerameti kendinden menkul bir zat-ı işbaşına getirdiler. Ancak ilgili çevreler bunun bile yeterli olmayacaĝını düşünmüş olsalar gerekki, tamamen işi bitmiş bir tabela partisi olan Demokrat partiye bile müdahale ettiler. O kadar ki eski Genel Başkan fosil...

Devamını Oku

İki Yüzük…

Bir çok şehirde nikah dairelerinin kapısında vardır iki yüzük simgesi en azından bir İzmirli olarak Karşıyaka nikah dairesinin önünden geçmemiş veya bir yakını o yüzüklerin içinden geçmemiş kimse yoktur eminim.Ve herkes mutludur, hepimiz sevinmişizdir bu iki yüzük görüntüsüne her daim. Güzeldir aslında iki yüzük, beyaz bir gelinlik ve her genç kızın hayalidir. Bu iki yüzüğün içinde “bir aşk hikayesi” yazılı olmalıdır aslında ama biraz bu mutluluğun dışına çıkıp iki yüzüğe bakmaya ne dersiniz ?? “Evlilik belediye tarafından onaylanmış bir birlikteliktir.” Robert Louis Stevenson böyle demiş. Aslında günümüz bakış açısında evliliğin geldiği son nokta olarak görebiliriz de bu cümleyi. Aslında...

Devamını Oku

Farkımız: Türk Genci Olmamız!

Bakıyorumda şöyle gerçekten diğer milletlerden farklı gibiyiz sanki. Yaşama tarzımız, yaptığımız davranışlar, sözlerimiz,  yaşadıklarımız.. kendi içimizde bizi aynılaştırıyor. 🙂 Bunlar belkide temelimizi oluşturuyor. Belki degil evet hatta! Türk olmayı seviyorum ben.Bayramlarda el öpmeyi, sofrada konuşmamayı ..vs büyüklerimizden hepimiz ögreniyoruz 🙂Yabancılarda da böyle kurallar var mıdır acaba? Biri sofrada siz konuştuğunuzda kızıyor mudur veya onlarında çeşitli hurafeleri var mıdır?Elbetteki vardır. Büyüklerimizden böyle gördük böyle devam ettiriyoruz. Her çocuğun annesi çocuk bakkala gitmediğinde “sen varken ben mi gideyim?” diyordur. Genel olarak aynı şeyleri yaşıyoruz ama farklı görüntümüz var. Türk genci olmak; Genç olupta otobüsün en arkasına oturmak,Ebeveynlerden izin almak için eve...

Devamını Oku

Neye Göre Yaşıyoruz?

En önemli sorudur insan hayatında neye göre yaşadığı ve tarih içinde en zor hatta zorluktan da öte cevap bulmamış bir sorudur neye göre yaşadığı insanın…İnsan ya çok yalnız kaldığı zamanlarda, ya çok büyük kalabalıklar içinde yalnız kaldığı zamanlarda veya mutsuz olduğu zamanlarda düşünür hep “Neye Göre Yaşıyorum” sorusunu. Öyle sıradan bir günde düşünürsek neler çıkar diye merak ettim doğrusu ve aslında hiçbir özelliği olmayan bugün düşünmeye karar verdim. Hayata ilk gözlerini açtığında büyümek ve hayatta kalabilmek için yaşar insan ve temel insanı gereksinimlere göre yaşar; yavaş yavaş büyür gelişir ve hayatta kalmayı başarır işte bundan sonra düşünceleri şekil vermeye başlar ve bu süreç o kadar değişkendir ki, insan kendi bile hızından korkabilir ne kadar kararsız bir insanım diye. Fakat insanlık kendi gelişimini bu değişimlerle gerçekleştirmektedir. Değişimler ardı ardına devam eder bu arada insan büyür büyüdükçe ihtiyaçlar değişir. Okul hayatı ile birlikte eğitimi için yaşar. Sınavlar için günlerce uykusuz kalıp, kahve tiryakisi olmayı göze alır çünkü eğitimi için yaşar. Tabii eğitim uzun bir süreçtir. Bu arada duygularda gelişmiştir. Bu sefer ilişkiler başlar ve bazen arkadaşları bazen sevgilisi için yaşamaya başlar. Bireyin arkadaşları veya sevgilisi için yaşamaya başlaması bir süre sonra kendinden vazgeçmeyi getirir beraberinde. Ve sonuç olarak insan büyür. Büyümekle beraber tek bir şey odaklı yaşama dönemi de kapanmaya başlar. Böyle olmak zorundadır. İş, eş, çocuk, arkadaşlar, aile bağları ve kendi evet hemen hemen sıralamada yeri hiç değişmeyen maddemizse “kendimiz”...

Devamını Oku

Dava Adamı ve Koltuk Sevdası

Ülkücü harekete gönül  vermiş. Merhum Alparslan Türkeş’le yan yana mücadelesini ortaya koymuş. Ülkü Ocaklarını kurmuş.MHP tabanında çok sevilen ve rağbet gören bir kişi. Ramiz Ongun Bu aralar gündemde… Gündemde olmasının nedeni de MHP’den ayrılıp AKP transfer dedikoduları.Gerçi dedikodudan çıktı sanırım çünkü AKP resmen teklif götürdü. Acaba Ramiz Ongun bunun kabul edecek mi? Kendi davasını bırakıp gidecek mi? Giderse milletvekilliği hatta bakanlık bile garanti. Aynı Ertuğrul Günay gibi Ama bu arada davası ne olacak.Yıllarca çilesini çektiği davayı lideriyle anlaşamadığı için bırakacak mı? Referandum da 12 Eylül’cülerini yargılayacağız diyen ama bir tek bir adım bile adım atmayan AKP’yi Ramiz reis ne kadar içine sindirecek? Evet!MHP’de çalışma imkanı bulayamayabilir.Devlet Bahçeli’yle de anlaşamayabilir.Ama davadan dönmenin ne gerektirdiğini bilir mi? Bu kutsal davadan dönen ben bile olursam çekip vurun diyen merhum Alparslan Türkeş’in sözünü hatırlar mı? ‘’Kafatasçı, ırkçı, bunların eli bile sıkılmaz’’ diyen Tayyip Erdoğan’ın eline Ramiz Ongun’un eli nasıl uzanacak? Ramiz Ongun Bahçeli’yi haklı çıkaracak sanırım. Bahçeli son zamanlarda MHP’yi bitirmek istiyorlar.MHP’yi bölecekler diye bağırıyor ya konuşmaların da demek ki haklı. Belki biraz ağır olacak ama Ramiz Ongun önünde iki yol var. Birincisi AKP’ye geçip milletvekilliği ve bakanlık alıp Tayyip Erdoğan’ın otur dediği yerde oturup, her gösterdiği haritaya alkışlayıp, el kaldırıp el indiren biri olur. İkinci yol MHP’den ihraç edilirse bile mahkemeye gidip  hakkını arar ve zaten tabanın beğenisi kazanan bir insan olarak tam bir dava adamı olarak...

Devamını Oku

Yalnızlığın Ortası

Yalnızlığın ortası, sağı, solu olur mu? diye sormayın. Eğer yinede benim uyarımı dikkate almayıp sorduysanız söylim, evet olur. Nerden mi biliyorum tam orda duruyorum da ondan. Ama siz nerdesiniz bilemem eğer anlattıklarım size de tanıdık geliyorsa belkide komşu bile olabiliriz.Yalnızım diyemedim hiç bir zaman ailem, beni sevdiğini söyleyen bir sevgilim, yanımda olduğunu düşündüğüm bir kaç dostum bide içimden eksiltmediğim çocuksu bir yanım var ama en önemlisi içimde bir inancım var. Eee ben şimdi nasıl yalnızım deyim valla okuyanın gücüne gider sen mi yalnızsın diye. İşte bundandır ki ortasındayım. Kendimi kimselere açamıyorum ki kendime bile. Sevmek istiyorum sevemiyorum, güvenmek istiyorum güvenemiyorum daha neler neler istiyorum ama tık yok. Sahte geliyor her şey acaba bu dünyanın yanıltıcı yanı bu mu ki yok gibi gerçekte sevgi yok inanç yok güven yok sadakat yok yok ta yok ama dünya var. Peki bu nasıl oluyor nasıl yokluktan var oluyor. Hani yok olan bişey var edilemez olan bir şeyde yok edilemezdi fizik de enerjide hep bundan bahsedilirdi yalan mı yani şimdi! Gitmek istiyorum ama yanlış anlaşılmasın kilometre bazında değil. Gitmek demek beni ben yapan şeylerden kaçmak demek. İçinde olduğum boşluklardan neden sevdiğimi bile bilmediğim insanlardan, çalışmak zorunda olduğum sınavlardan, üst kat komşundan ve daha nice şeyden kurtulmak. Peki yapabilir miyim tabikide hayır çünkü ben yalnızlığın ortasındayım kıyıya istesem de vuramam buraya çakılıyım. Orta ne demek 3 yani ne 5 nede 1. Ne 5 gibi parlarsın...

Devamını Oku

Yeni Makale Yarışması (Sponsorluk ve Katılım)

  Türkiye’nin en iyi makale sitesi yenimakale.com , çok büyük bir makale yarışması düzenliyor. “En iyi makale” değil, “En faydalı makale” ödül alacaktır. Şubat ayı içinde başlatmayı düşündüğümüz makale yarışması için şuana kadar kesinleşmiş olan ödüller:ÖDÜLLER 1. Tablet PC2. Compeq Multitouch 4G Cep Telefonu3. Fotoğraf Makinesi Bu ürünlerin yaklaşık olarak piyasa değeri 1.000 TL. Ürünlerle ilgili ayrıntılı bilgi yarışma duyurusunda verilecektir. YARIŞMA NE ZAMAN BAŞLAYACAK?Makale yarışmamızın başlama tarihi kesin olmamakla birlikte Şubat ortası ya da Şubat sonu yarışmanın başlaması ve bir ay sürmesi hedeflenmektedir. Kesin bilgiler sponsor ürünleri elimize ulaştıktan sonra yapılacak olan yarışma duyurusunda verilecektir. YARIŞMANIN AMACIYarışmanın amacı...

Devamını Oku

Medal of Honor Pacific Assault inceleme

Son yıllarda kuşkusuz oynanırlık açısından kendini en çok geliştiren oyun türü savaş oyunlarıdır. Bu tarzda sayabileceğiniz en iyi 10 oyundan birisi de Medal Of Honor serisidir.Medal Of Honor oyun serisi, dünyaca tanınmış ve kült oyunlar listesine adını altın harflerle yazdırabilmeyi başarmış bir video oyunudur.Oyun esasında konusunu “Er Ryan’ı Kurtarmak” filminden almaktadır.Filmi izleyenler eğer oyunu da oynamışlarsa bir mana da oyunu oynarken dejavu diyebilirler.Çünkü oyunla filmin başlangıcı bire bir aynıdır.Film de oyun da sahile çıkarma ile başlamaktadır.Ayrıca tüm savaş sahneleri ve mekanlar filmdeki gibidir oyunda da. Medal Of Honor Pacific Assault oyununun her zaman “Call Of Duty” serisinin gerisinde kaldığı düşünülmüştür.Fakat gerçek anlamda bu böyle değildir.Bu durum elma sevenler ve muz sevenler gibidir.İki oyunun da kendine has bir tadı vardır ve zevkler ve renkler tartışılmaz.Zaten bu iki oyunun da sürekli karşılaştırılması bu sektördeki en iyi oyunlar olduklarına işarettir., Pacific Assault oyununda Electronic Arts firmasının ikinci dünya savaşını konu alan savaş oyunudur.Oyun ikinci dünya savaşını konu aldığı için kullanacağınız silahlar da o zamanın teknolojisinin sahip olduğu silahlardır.Ama bu sizin canınızı sıkmasın, çünkü oldukça çeşitlilik hakim ve düşmanınızda da F-16 lar bulunmuyor.Ayrıca savaş tahmin edilebileceği gibi açık cephelerde ve ordular halinde oluyor ki bu çoğu savaş oyununda kolay rastlayamayacağınız bir özellik.Oyunu en cazip kılan noktalardan birisi ise oyundaki film gibi ilerleme özelliği.Aralara sıkıştırılmış video jenerikler ile senaryo kusursuz planlanmış.Ama siz senaryoda ilerledikçe bir yandan oyun oynamanın diğer bir yandan da müthiş bir...

Devamını Oku

Muhteşem Süleyman

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN Ey benim şanlı ecdadım bizler senin zamanında yaşayıp, senin askerin ve hizmetkarın olamadık, ama sen bize bu cennet vatanı bıraktın, senin şan ve şöhretinle biz hala gururlanmaktayız.Önce şu gerçeğin bilinmesi gerek. Osmanlı Padişahları tahta çıkmadan önce Eyüp Sultan Hz. Huzurun da Kılıç kuşanır Kur’ana ve Resülüne bağlı kalacağına, Doğruluk , dürüstlük ve adaletle yöneteceğine dair toplum huzurunda yemin ederek başlardı. Kanuni, babasından aldığı 6.5 milyon kilometrekarelik ülke sınırını, 46 yıllık padişahlığında sınırları toplamda 14.8 milyon kilometrekareye ulaştırdı. Avrupa ‘Muhteşem’ dedi biz ‘Kanuni’ dediç Osmanlı’yı bir ‘kanun devleti’ haline getirdi. Özellikle ceza ve arazi düzenlemelerinde tüm dünyada ses getiren ciddi kanunlar çıkarmıştır. Askeri alanda yaptığı çalışmalar ve devlet adamlığındaki başarıları nedeniyle Batı, ona ‘Muhteşem Süleyman’ dedi; bizler ise ‘Kanuni’ sıfatını vermekle yetindik. Bugün Avrupa ülkelerinin çoğu eski saray ve yapıtlarında Kanuni heykelleri vardır. İslamı yönden İmanı kuvvetliydi ibadete düşkündü Kanuni Sultan Süleyman tarih, edebiyat ve dini bilgilerin yanında askeri alanda da yoğun bir eğitim dönemi geçirdi. Şebinkarahisar, Kefe ve Manisa’da valilik yaptı. Bilim ve sanat onun döneminde zirve yaptı. Çok az uyuyan, geceleri ibadetle geçiren, gündüzleri meydanlarda olan bir padişah… Ölümü de savaş meydanında olmuştur. Dünya döndük çe de gururlanacağız. Şanlı Hünkarım Biz senin Şehzade olarak yetiştiğin Manisa de ikame etmekteyiz, senin eserlerin ve yaşadığın her günü bilebildiğimiz kadarıyla yaşamaya ve yaşatmaya çalışıyoruz. Senede bir gün de olsa Mesir şenliklerinde seni anıyor ve sana layık bir torun...

Devamını Oku

Mümin Karakteri

İçinde yaşadığımız toplumda birbirinden farklı karakterlere sahip yüzlerce insan yaşar. Kimi kıskanç, kimi hırslı, kimi hoşgörülü kimi sinirli, kimi kavgacı… saymakla bitmeyecek kadar çok karaktere ve huya sahip milyonlarca insan.İyilerin ve kötülerin bir arada yaşadığı dünyamızda, müminler, münafıklar, müşrikler ve küfür de bir arada yaşar ve gösterdikleri ahlakla birbirlerinden keskin bir bıçak gibi ayrılırlar. Günlük hayatta yaşanan olaylara bakış açıları ve gösterdikleri tepkilerle müminler, farklı bir güzelliğe ve asalete sahiptirler. Allah’ın kendileri için takdir ettiği kaderi büyük bir nezaketle izleyerek en güzel davranışı sergiler ve Allah’ın rızasını kazanmayı amaçlarlar. İş yerinde, okulda, trafikte ya da herhangi bir ortamda yaşanan olumsuzluklarda, Allah’ı unutan insanların verdiği tepkilerle, müminlerin sabırlı ve sakin tavırları arasında büyük bir fark vardır. Müminler nefislerini tatmin etmek yerine Allah’ın hoşnut olacağı tavrı göstermeyi hedefledikleri için hırs ve öfkeye kapılmazlar. Cahiliye insanları gibi ani tepkiler vererek geri dönüşü olmayan hatalara düşmezler. Müminler sahip oldukları herşeyin tek sahibinin Allah olduğunu çok iyi bilirler. Zenginlikleriyle övünen ve gücü kendilerinde gören insanlardan farklı olarak mallarını, Allah yolunda harcar ve israfa meyletmezler. Kazandıklarıyla sevinen ve onlarla dünyada oynayıp oylananların karşılaşacakları sonu bilirler ve bu hataya düşmekten sakınırlar. İnkar edenlerin ülke ülke dönüp-dolaşmaları seni aldatmasın. (Bu) Az bir yarar(lanma)dır. Sonra bunların barınma yerleri cehennemdir. Ne kötü bir yataktır o! (Ali İmran Suresi, 197) Müminler yeryüzünde yaşayan en güvenilir insanlardır. Çıkarları uğruna yalana dolana ve çirkin oyunlara asla başvurmazlar. Adaleti ve hakkı gözetirler. Her...

Devamını Oku

Hiç Gelmezmi, Beklenen Aşk!

Beni sensiz bıraktın, gidiyorum yaBahaneler artı, umurumda değilBir görünüp, bir yok olursun yaGeç kalmış oluşun, umurumda değil. Tek bir cümle, sana aşığım deseHer günümü şen edecek, o tek kelimeUmmadığım bir gün çıkıp da, gelsenBoşa geçmiş yıllar, umurumda değil. İncitir yokluğun, günlerim hüzünHızlandı yıllarım, geçiyor ömrümLal olmuş dillerim, gülmüyor yüzümGelmeyiş sebebi, umurumda değil. Umut ettim, gece gündüz her saatHuzurum kalmadı, nede bir rahatArtık benim değil, umarsız hayatGelmiyorsun, ama umurumda değil. Hey aşk, yorgun artık, bu yürekElimi uzattıkça, kaçıyorsun senHüzünlü günlerim, oldu durağımGelme Bundan sonra, umurumda değil....

Devamını Oku

Türkiye'nin Gündemi ve Gündeme İlişkin Liberal Yazarların Değerlendirmeleri

Son yazımda “yoğun gündemli 2010”dan “yoğun gündemli 2011”e girdiğimizi belirtmiştim. Yoğun gündemimiz gittikçe daha da yoğunlaşıyor ve tartışmalar da şiddetleniyor. İşte son günlerdeki “nur topu” gibi tartışmalarımız…Başbakan Recep Tayip Erdoğan, Mehmet Aksoy’un Kars sınırındaki İnsanlık Anıtı’na “Ucube bir yapı, yıkılmalı” dedi ve ortalık karıştı. 11 Ocak günü Taraf gazetesi genel yayın yönetmeni Ahmet Altan bu konuyla ilgili “Ucube” başlıklı yazısında şunları yazdı: “ Saygısızlık genellikle bilgisizlikten ve derin bir cehaletin verdiği güvenden kaynaklanır. Kenan Evren de bir vakitler Picasso’yu beğenmemişti,   “onun resimlerini kendisinin de yapabileceğini” söylemişti. İktidar koltuğuna oturan allame-i cihan kesiliyor başımıza. Hangi konuda olursa olsun en iyisini onlar biliyor. Heykel biliyorlar, mimari biliyorlar, edebiyat biliyorlar, bale biliyorlar. Oturdukları iktidar koltuğu sanırsın koltuk değil de her şeyi öğreten bir akademi, akşamları oturup koltuklarıyla mı konuşuyorlar, ne yapıyorlar, bilmiyorum. Belki de “iktidar çarpması” diye bir şey vardır, bir süre sonra iktidar, sahiplerini çarpıp birer entelektüel ucubeye çeviriyordur, her şeyi bildiklerine inandırıyordur onları. “Heykeli beğenmedim devirin, resmi beğenmedim parçalayın, binayı beğenmedim yıkın, kitabı beğenmedim yakın.” Başbakanın “beğenmediği” heykeli doğrusu ben de sevmedim. Ama benim o heykelle ilgili söyleyebileceğim bu kadardır, “ben sevmedim”. Ne o heykelin yıkılmasını isteyebilirim, ne de o heykele “ucube” gibi sıfatlar takabilirim. Çünkü Erdoğan’ın duymadığı, duyduysa da unuttuğu laf benim hala kulağımda. “İslam’ın şartı beş, altıncısı haddini bilmek.” Aynı günkü Taraf’ın sürmanşetindeki “Kadınları bilerek yaktılar” haberinde ise “Taraf, 32 kişinin öldüğü Hayata Dönüş Operasyonunda Bayrampaşa’da görevli askerle...

Devamını Oku

Barışçı Küresel Güç Türkiye

Türkiye coğrafik konumuyla yer altı kaynakları bakımından dünya menfaatlerinin kesiştiği noktada bulunması ona dış politikada diğer güçlü devletlere nispeten daha ayrıcalıklı kılmaktadır. Türkiye’nin bu konumu onun uluslar arası arenada ağırlığını arttırırken devletlerden gelecek tehlikelerle de karşı karşıya getirmektedir. Türkiye‘nin bu durumu onu uluslararası politikada görüşmelerde ve oyunculukta aktif olmaya mecbur kılmaktadır.Eski Türkiye’nin güvensizlik nedeniyle sırtını komşularına dönememe si ve bunu önlemek için sürekli güvenlik politikaları izlemesi, askeri harcamalar yapması, Türkiye’nin gücünü tüketiyordu. Türkiye son zamanlarda bu durumun farkına vararak dış politikada birçok hamle yapmıştır. Başbakanımız, Cumhurbaşkanımız ve Dış İşleri Bakanımızın olağanüstü çabaları sonucunda Türkiye bütün ülkelere küresel güç olma yolundaki ağırlığını hissettirmiştir. İsrail’in sınır tanımaz işgalci saldırılarına karşı tavır almaş, Balkan devletleriyle iyi ilişkiler kurmuş, Azeri-Ermeni gerginliklerini bitirme çabalarına girmiş, İran’la ilişkilerini geliştirmiş, Suriye, Ürdün ve Lübnan başta olmak üzere birçok devletle de ortak sağlık ekonomik işbirliği içerisinde değerlendirmek üzere yeni yatırımlar yapılmıştır . Türkiye’nin bu başarıları onu komşularının gözünde öne çıkarmaktadır. Bunun nedeni; Türkiye’nin sürekli aktif ve başarılı dış siyaseti, komşuları arasındaki gerginlikleri ılımlı bir zeminde konuşma imkanı sunmuş bunun sonucunda komşularıyla sıfır problem amacı kısmen de olsa gerçekleşmiştir. Türkiye artık orta seviyeli ülkeler arasında sıyrılıp gelişmiş ülkelere yakınlaşmaktadır. Türkiye’nin sürekli artan gücü, atalarından aldığı iyileştirici rolü ile dün olduğu gibi bugün de Doğu-Batı arasında ilişkileri sağlayan önemli bir barış köprüsü durumundadır. Türkiye, Doğu-Batı arasında gerçek bir iletişim köprüsüne dönüşmüştür. Nitekim iran ile Avrupa devletleri ve Amerika arasında...

Devamını Oku

Büyük Dünyadaki “Biri”nin Küçük Dünyası

Sabah kalkmışsındır, bugün her şey mükemmel olacaktır… – En azından öyle umut ediyorsundur. Önce pencereyi açıp derin bir nefes alırken yan taraftaki inşaat çalışmalarına gözün takılır, o kadar sesli bir çalışmadır ki bugün çalıştığınıza şükredersin neredeyse… Ve o neşe ile kahvaltını yapar, aceleyle çıkarsın dışarıya…Hava sen dışarı çıkıncaya kadar bozmuştur, bir koşu gidip telaşla şemsiyeni almaya gidersin. Dilinde bir nakarat az ötedeki otobüs durağına başlarsın yürümeye. Yolda yamanması unutulmuş çukurlara birikmiş suların oluşturduğu minik göletleri bir bir atlayarak sabah sporunu da yapmış olursun bir anlamda da… Aklında ise bir endişe: “Ya şimdi bir araba gelirde hızla yanımdan geçerse!” Ne hikmetse daha o anda dileğin gerçek olur. Hızla geçen arabanın ardından kıyafetlerin perişan… Önünde iki seçenek; ya eve gidip yeni bir şeyler giymek, geç kalma uğruna da olsa… Ya da “ne gerek var bugün geç kalmamalıyım, iş yerinde üstümü temizlerim”… En kolayı ikinci seçenek olduğu için devam edersin ikinci seçenekten… Otobüse binmişsindir; herkes balık istifi, ıslak saçlar, ıslak kıyafetler üstüne üstlük otobüsün tavanından ŞIP! ŞIP! Düşen yağmur damlaları… Ve ardından bir ses: “Beyefendi, ilerleyelim lütfen!”… Henüz otobüse yeni binmiş ve üzeriniz o halde iken o beyefendinin söylediği “ilerleyin lütfen” sözünden sonra her ne kadar ilerleyecek yer bulunmamasına rağmen ilerlemeye çalışmak ve kendi derdin yetmiyormuş gibi otobüs ücretlerini elden ele dolaştırmak… Öyle zor gelir ki… Otobüsten ininceye kadar kendini bir şekilde motive ediyorsun; şuan yine çok iyisin, neşelisin, olanların hepsi küçük...

Devamını Oku

Hayat Akıp Gidiyor

Hayat akıp gidiyorBir an düşündüm kiAğlamak güzel bir şey mi?Ya sessiz kalmak…Bazen insanın içine güzel hisler gelerek gülmek ister. Ama bir türlü isteğini yerine getiremez. Nedeni yok! Onun için insanlarımız her zaman güzel bir şeyler yapmak ister. Ama yapamaz. Önüne bin bir türlü engel çıkabilir. Bazen en sevdiğin kişiyi bile anlık kaybedebilirsin. Aslında her şey sana bağlı… Bazende hiç sevmediğin kişiyle dost olursun. Ben çok darbe yedim çok sevdiğim kişi kardeşim olarak saydığım bizi görmüyor. Nedenini bir bilsem. Aslında nedeni: çok değer vermek bence. Hiç düşünmezler ki yanındaki kişiler senin için neler yapıyor. Sadece düşündükleri şey menfaat, benim hiç sevmediğim şey ve o lanet kelime… Bunun için ağlamak istiyorum ama bazende aklıma ‘onun için değmez diyor şeytan’ insanın eli ayağı birbirine dolanıyor. Hep sessiz kalmayı istedim.. Ağlamayı ve sevdiğim kişi için ağlamayı hatta Allah rızası için ağlamayı düşündüm… ve becerebildim… İşte hayat böyle acılarla dolu. Ama sen bu hayat imtihan için geldin ve bu imtihanı kazanacaksın. Benim istediğim: kimse üzülmesin, kimse kırılmasın. İnsanların yanlışlıkları kendinedir. Sen kendi hayatını yaşayacaksın. Farklı olman dileğimle… Ramazan BAŞKARAHallederiz insan...

Devamını Oku

Yağmur

Aşk kadar özel ve güzeldir yağmurSevgiliye duyulan özlem kadar çokSevdiğini gördüğün o ilk an kadar değerliSevgiliye duyulan aşk kadar saf ve temiz Yağmur her bir tanesi gökyüzünden gelen hazineYağmur allahın bize bahşettiğ bir lütüfYağmur sevgilin gözünden akan bir damla yaşYağmur sevgiliye duyulan özlemYER YÜZÜNE GELEN HER BİR YAĞMUR TANESİNİ GETİREN MELEĞE SORUYORUM SENİ NE ZAMAN GELECEK...

Devamını Oku

Gözler Kalbin Aynasıdır

“Gözler kalbin aynasıdır” derler ama benim küçüklüğümde bir çok ayna yalan söylemişti bana. Birisini gözlerine bakınca ne kadar iyi ne kadar kötü anlaması zor gelirdi bana.Küçük iken aynalara baktığımda sadece yansıyan görüntümü görürdüm  ya da görmek istediğimi görürdüm hep. Yıllar geçtikçe değişmeye başladı, aynalara küser oldum. Neden mi çok basit; Bana yıllara karşı olan yorgunluğumu göstermeye beni olduğumdan farklı biri olarak göstermeye kafamdaki mutlu insanı öldürmeye başladı içimde. “Gözler kalbin aynasıdır derler yaaa yalanmış meğer” Kalp güzelliği gözde değil özdedir. Kalbi güzel olan insan özeldir. Kalbi güzel olanın özü de sözüde birdir. Hayat ne kadar değiştirmek istesede kalbi güzel olan her zaman galip gelir. Gözler kalbin aynasıdır derler yaaa boşmuş meğer. Rüyalarımda gözlerine bakıyorum dokunmaya çalışıyor ellerine uzanıyorum sonsuzlukta. Bakıyor göremiyorum, özlüyorum tutamıyorum. Ne kadar çabalasam da ben kalbine inmeye çalıştıkça kayboluyorum. Gözler kalbin aynasıdır derler yaaa hayalmiş meğer. Şimdi dipsiz bir karanlıkta arıyorum gözlerimi. Çünkü dipsiz bir kuyuda bulmaya çalıştım kalbini. Derinlere indikçe biraz daha kayboldum. Çıkmaya çalıştıkça daha da kayboldum. Kalbini görüyorum ama tutamıyorum. Artık tamamen yok oluyorum. Fakat bir gerçek varki yok olsamda hep söylüyorum <==============SENİ ÇOK AMA ÇOK...

Devamını Oku

Aşkta 8'de 7 Suçluyum

Aşk’ta 8 de 7 suçluyum Gülüyorum sebepsizce gülüyorum insanların garip bakışlarına anlamsız sözlerine aldırmadan gülüyorum çünkü insanları seviyorum. Çünkü yaşamayı seviyorum.Aşk’ta 8 de 7 suçluyum Kendimi bir tiyatro sahnesinde görüyorum hiç kimsenin beni izlemediğini bile bile aptal aşık rolünü oynuyorum. Oyun bitiyor ve ben kendimi alkışlıyorum. Çünkü sadece rol yapıyorum ve rolümün hakkını veriyorum. Aşk’ta 8 de 7 suçluyum Büyük bir orkestranın çaldığı sessizlik senfenisini dinliyorum. Bağırmak çağırmak istiyorum ama sesimi duyuramıyorum. Çünkü kendi sessizliğimde kayboluyorum. Aşk’ta 8 de 7 suçluyum Bu hayatı ben yaşıyorum. İyi veya kötü güzel veya çirkin bu hayatı ben yaşıyorum. Çünkü göz yaşlarımda kaybolmayı basitlik saymıyorum. Olan her şeyin bir sebebi olduğunu biliyorum. Aşk’ta 8 de 7 suçluyum Adı aşk denen bir sarhoşluğun içindeyim içtikçe daha çok kapılıyorum rüzgarlara. İçtikçe daha çok kapanıyorum kendi dünyama. Çünkü aşkın bir büyü olduğunu biliyorum ve bu büyüden uyanmak istemiyorum. Aşk’ta 8 de 7 suçluyum Aşkta neden suçlu olur ki insan sevemediği için mi yoksa göremediğim için mi??? Neden neden neden… NEDEN Mİ? AŞKTA 8’DE 7 SUÇLUYUM AMA SEVEMEDİĞİM YADA GÖREMEDİĞİM İÇİN DEĞİL. GÖRÜPTE SEVDİĞİM SEVİPTE ÖLDÜĞÜM İÇİN SUÇLUYUM CEZAM MI! ÖLÜLERİN CEZASI OLMAZ...

Devamını Oku

Yargı Vesayeti

Mainz, 13.01.2011 Önce hemen herkesin diline „pelesenk“ olmuş bazı tespitlere yer verelim: „Geciken Adalet Adalet Deĝildir.“ Türkiye`de adalet çok hantal işlemektedir.Türkiye´de ciddi anlamda Hakim ve Savcı açıĝı bulunmaktadır. Tebligat yasasından kaynaklanan sıkıntılar mevcuttur. Adliye personeli yetersizdir. Bütçeden Adalete ayrılan pay gelişmiş ülkelerin çok uzaĝındadır. Adli Tıp kurumunda ciddi anlamda personel eksikliĝi ve sıkıntılar bulunmaktadır. Ayrıca bir “Adli Kolluk Kuvveti” olmaması gecikmelere davetiye çıkarmaktadır. Son tahliyelerden sonra “Kamu Vicdanı” yaralanmıştır. Bir kere yargıda dosyaların yıĝılıp sayısının milyon bandını aşması yeni deĝil. ”Tutukluluk” halinin bir tedbir olduĝunu herkes söylemesine raĝmen cezaevlerimizde her zaman hükümlüden fazla tutuklu olduĝu da yadsınamaz bir gerçek. Ancak canib-dikkat bir konu da bütün tahliyelerin “Hizbullah” davası sanıklarının üzerine yoĝunlaştırılmış olmasıdır. Bu konuyu habire işleyen “malum medya” diĝer katil ve canileri görmezden gelmektedir. Dahası bugüne kadar nice mazlum ve mazbut insanlar 10 yıl 15 yıl hapislerde haklarında hüküm tesis edilmeden tutulmuş olmalarına raĝmen haber olmayı bile başaramamışlardır. Malum medya ve malum yargı çevrelerinin CMK 102. maddede yapılan süreleri sınırlayan deĝişiklikle bu sürelerin bile çok uzun olduĝundan dem vurmaya başlaması tam bir çifte standart halidir. Hizbullah sanıklarına yaramasın diye Yargıtay aĝır cezalarda süreyi ikiyle çarpıp süreyi 10 yıl olarak açıklamış ancak bu durum “Beyaz Türkler” in yargılandıĝı Ergenekon davası sanıklarının aleyhine olduĝu için bir bardak suda fırtınalar koparılmaktadır. Ak Parti hükümetinin Avrupa uyum yasaları baĝlamında yaptıĝı “Demokratik” iyileştirmeler asker vesayetine sınırlı da olsa bir mevzi kaybettirmiş ancak 27 Mayıs...

Devamını Oku

Köyümüzün Adı?

Geçenlerde köyümüzün sitesinden haberi olan var mı diye sordum birkaç kişiye: – O da ne? Ben hayatımda bilgisayar görmedim, dedi bazıları… Bal gibi haklılar. Gençler bizim kuşağa da bir şeyler öğretsinler…Ben yine de sizlerle bazı sorunları paylaşmayı seviyorum. Birbirimizden bir kelime öğrensek, kime ne zararı var. Gençliğimde (ve halen) fazla yazı ya da kitap okumadım, yazmadım. Maalesef bize ters geliyor bu işler… Yine de, zamanın gerisinde kalan bazı şeyleri sizlerle paylaşmakta ısrarlıyım. Bugün yine sizinle bir şey paylaşmak istiyorum. Köyümüz ne zaman nasıl kuruldu? Tayakadın; köyümüzün ilk adı mıydı? İlk adı başka idi de değiştirildi mi? Değiştirildi ise ne zaman değiştirildi? Hiç merak ettiniz mi?  Ülkemizde zaman zaman yerleşim birimlerinin (köylerin, kasabaların) adları değiştirilir. En yoğun değiştirmeler cumhuriyetin ilk yıllarında yapılmıştır. Bu dönemde il adları ile de ilgilenilmiştir. Örneğin, Kırkilise’nin adı Kırklareli olarak değiştirilmiştir. Bir araştırmaya göre cumhuriyet döneminde ülkemizde yaklaşık on iki bin köy adı değiştirilmiştir. Söz konusu araştırmaya göre Edirne’de adı değiştirilen köy sayısı yirmidir. Acaba bu yirmi köyden biri Tayakadın köyü müdür? Meralar konulu bir makalede Tayakadın köyünden parantez içinde İtalyan Çiftliği olarak söz edilmektedir: “Tayakadın Köyü (İtalyan Çiftliği) de aynı durumda iken 1940’lı yıllarda istimlak edilerek ırgat olan köy halkına 4753 sayılı yasa kapsamında iskan (tevzi) edilmiştir” Sorularımıza dönersek: Köyümüz ne zaman nasıl kuruldu? Tayakadın; köyümüzün ilk adı mıydı? İlk adı başka idi de değiştirildi mi? Değiştirildi ise ne zaman değiştirildi? Hiç merak ettiniz mi?...

Devamını Oku

Pişmanlık Sarmaşıkları

Pişmanlılık gece gibi çöktü üzerimeKarardı dünyam sensizliğinleBilmezdim pişmanlık nedir senden önceHer sabah tekrar uyanıyorum sensizliğe Değer bilemez insan eldekini kaybetmedenİnan bu pişmanlık duygusu gelir kalbimdenPişmanlık bir sarmaşıktır örülmüş keşkelerdenKes de kurtar bedenimi sarmış bu esaretten…...

Devamını Oku

Yeni Link (Url) Kısaltma Servisi

URL KISALTMA SERVİSİMİZ İPTAL EDİLMİŞTİR… Yeni Makale, 2011 yılındaki çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. yeniSözlük çalışmamızdan sonra Link (Url) Kısaltma Servisimiz de hizmete girmiştir.Yeni Makale kullanıcıları çok uzun linkleri bu servis sayesinde kısaltarak kullanabilirler. Örnek vermek gerekirse; Google ait şu linki:http://www.google.com.tr/search?q=yeni+makale&ie=utf-8&oe=utf-8&aq=t&rls=org.mozilla:tr:official&client=firefox-a Link (Url) Kısaltma Servisimizde kısalttık:http://url.yenimakale.com/61 Bu linki nerede paylaşırsanız paylaşın, linke tıklayanlar ilgili Google aramasına yönleneceklerdir. Yeni Makale’ye destek olmak amacıyla forumlarda, bloglarda vb. sitelerinizde Link Kısaltma Servisimizi kullanarak bize destek olabilirsiniz. Link (Url) Kısaltma Servisi’ni Nasıl Kullanacaksınız? Link Kısaltma Servisimize giriş yaptıktan sonra “Link:” karşısında yer alan boşluğa kısaltmak istediğiniz linki yazın ve hemen altında bulunan “Kısalt!”...

Devamını Oku

yeniSözlük Beta Sürümü Yayında…

Yeni Makale, 2011 yılına yepyeni bir hizmet ile giriş yapıyor. Yeni Makale 2011 yazımızda bahsettiğimiz üç projeden ilkini hayata geçiriyoruz: Nedir, Ne demek : http://nedirnedemek.nethttp://nedirnedemek.net, dünyanın en büyük sözlüğü 🙂 Çünkü, yeniSözlük anasayfasında yeralan “yeniSözlük” kelimesi şuan dünyada internet ortamındaki en büyük sözlük kelimesi. Küçük bir espri ile başladığımız yeniSözlük projemiz zamanla Türkiye’nin en iyi ve en kapsamlı sözlüğü haline gelecektir. Şuan beta sürümü yayınlanmaya başlandı… http://nedirnedemek.net içeriği şuan itibariyle otomatik olarak oluşturulmaktadır. Arayacağınız kelime daha önce hiç aratılmamışsa sayfanın oluşturulması biraz zaman almaktadır. Ancak sayfa bir defa oluşturulduktan sonra hızlı bir şekilde görüntülenebilmektedir. yeniSözlük’te arama sonucunda oluşturulan sayfalara yorum yazarak içeriğe ve yeniSözlük’e katkıda bulunabilirsiniz. http://nedirnedemek.net inanıyorumki Türkiye’de fark yaratan, aranan ve örnek alınacak bir sözlük haline gelecektir. Bu nedenle yeniSözlük ile ilgili her türlü olumlu ve olumsuz eleştirinizi bizimle paylaşmanızı rica ediyoruz. yeniSözlük’e zamanla birçok özellik eklenecektir. Bu özellikleri şuanda açıklamıyacağız. yeniSözlük’ü sık sık ziyaret ederek sizde gelişmeleri takip edebilirsiniz. http://nedirnedemek.net, sizlerin desteği ile Türkiye’nin en iyi sözlüğü haline gelecektir. Saygılarımızla. Yeni Makale...

Devamını Oku

Aşk'ı Esrarım

Garip bir his var yüreğimdeKimliksiz, Aşk’ı esrarım,İzin vermez, terk edeyimTanıdık değil ki, sancılarım Bir an, yükseliyor feryatDuygularım, bendini, aşıyorSel oluyor, ağzın bulanıkCanımı yakıyor, acılarım Nedir bu hey, Tanrım nedirOlamam, sevdalıyım, esiri!Kimdir, yolumdan alıkoyanAman vermez, duygularım Rüzgâra set örüyorumGüneşi balçıkla sıvıyorumBulutun altına, saklıyorumYok, olmuyor, acılarım Bu benzemiyor, hiçbirineNe de, haksız bir, can acısıMahşerin Davası mı, bu ne!Ruhumu kemiren,...

Devamını Oku

"Muhteşem Yüzyıl"da Üniversitede P*** Film Çekimi, Kazılarda Çıkan Kemikler ve Hizbullahçıların Tahliyeleriyle Başlayan Yeni Bir Yıl!

Acısıyla tatlısıyla bir yılı daha geride bıraktık ve umut dolu yepyeni bir yıla, 2011’e, girdik. Yeni yıla insanlar hayaller kurarak, planlar yaparak girerken, ülke olarak yeni yıla yoğun gündem ve tartışmalarla girdik. Gündem çok yoğun olduğundan gündemi özet geçeceğim ama önce 2010’un önemli olaylarını hatırlayalım.– 18 Ocak: Gazeteci Abdi İpekçi cinayeti ve iki ayrı gasp suçundan hükümlü Mehmet Ali Ağca, Sincan F Tipi Cezaevinden tahliye edildi. – 20 Ocak: Mehmet Baransu, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur imzalı Taraf Gazetesinde birkaç gün boyunca devam eden Balyoz planı iddiaları: “1. Ordu Komutanı Çetin Doğan cuntasının 2003 yılındaki darbe planlarını Taraf ele geçirdi. “Fatih camii bombalanacaktı”, “Kendi jetimizi düşürecektik”, “200 bin kişiye tutuklama”, “Dış tehdide karşı tatbikat denen Balyoz planında iç tehdit AKP’nin devrilmesinden sonra kurulacak hükümet de var: Balyoz hükümeti” – 1 Mayıs: Taksim Meydanı, 1978’den sonra ilk kez “ İşçi ve Emekçi Bayramı” için halka açıldı ve insanlar bayramı coşkuyla kutladı. – 10 Mayıs: Deniz Baykal’a ait olduğu öne sürülen ‘yatak odası’ görüntülerinin ardından Baykal istifa etti ve ardından Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanı oldu. – 18 Haziran: Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker, Ergenekon’a üyelikle suçlanan ve Erzincan Ergenekonu’nun 2 numaralı sanığı Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’i dava dosyasının aslını görmeden, fotokopi üzerinden tahliye etti. – 19 Haziran: Hakkâri’nin Şemdinli ilçesine bağlı Gediktepe Sınır Karakoluna teröristlerce düzenlenen saldırıda 9 asker şehit oldu, 14 asker yaralandı. Saldırının ardından sürdürülen operasyonlarda...

Devamını Oku

Beni Siz Delirttiniz…

Sakın kendinizde denemeyin, tehlikeli ve sakıncalıdır… Ne gariptir ki bir işkence yöntemi gibi yavaş, yavaş denediğiniz delirtme işlemi bende hızlı, hızlı gelişti. Birçok diğer meczup gibi yavaşça delirmeden, kimseye fark ettirmeden delirmektense ben hızlı, hızlı, kimseden gizlemeden, bağıra, bağıra delirdim.Duygularımı hiç gizlemedim, saklamanın anlamı yok, utanılacak şeyler değildi çünkü bildiğim her şey insana dair… Herkesin şikâyet ettiği gibi, parasızlıktan, pahallılıktan, siyasi saçmalıklardan ve daha birçok saçmalıkdan da değil üstelik… Siz daha iyi bilirsiniz, şikâyet edilecek çok şey var, ama hiçbiri beni delirtmeye yetmedi. Bukadarıyla kalsa iyi, siz mutlaka bilirsiniz, hayal kırıklıkları, aşk yaraları bendede var, üstelik en az sizdeki kadar… Ama onlarda geçti, gitti, bitti içimdeki yaşama arzusu hiç bitmedi, beni onlarda delirtemedi. Beni siz delirttiniz, siz insanlar bana olmam gerekenlerle olmamam gerekenleri öğretip sonra tüm bildiklerimden vazgeçmemi istediniz. Bunu insanlık adına bir öğreti diye yapıp yasak elmayı hep biz delilere denettiniz. Herkes gibi bir anadan, babadan doğma ve sonradan deli olma lütfuna sahip biz, sizin riske ettikleriniz, yani elmayı yedikten sonra damağımıza işleyen tadı unutamayanlar, sizin bilerek seçtikleriniziz. Öyle büyük suçlarım olmadı hiç benim, komşunun bahçesinden aşırdığım elmaları saymazsak hiç çalmadım örneğin. Ve yazın kanımı emmek için iştahla etrafımda dolanan sinekleri saymazsak hiç öldürmedim. Okuduğum bir kitap hakkında yazarın arkasından söylediklerimide saymazsak eğer dedikoduda yapmadım, iftirada atmadım. İstem dışı aklımdan geçirdiğim kötü fikirleride saymazsak eğer düşünmekten öte büyük günahlar işlemedim. Ama galiba öyle bir halt ettimki suçların en...

Devamını Oku

Dış Politikada İçe Kapanıklığın Zararları

Türkiye dış politikası Ak Parti Hükümetleri zamanında güzel gelişmeler kaydetmiştir. Sayın Başbakanımızın yerinde söylemleri ve hükümetin üyelerininde aynı duruşu sergilemeleri Türk dış politikasına ivme kazandırdı ve bu duruşları devam ederse başarılarımız katlanacaktır.Son yüzyıldaki gelişmelere bakarsak bu gelişmeyi daha da fark edeceğiz ama şunuda unutmamamız gerekiyor, dış politikanın başarısı içerideki kuvvetle ve başarı ile mümkündür. Ak Parti Hükümeti dış politikada hiçbir zaman taraf olmamıştır, her zaman merkezde yani ortada olmuştur en son örnek ise İsrail deki yangına müdahele, İsrail le aramız bu kadar buz gibi iken bu hareket insanlık namına yaplmış bir harekettir. Bunu dünya ülkeleri tarafından nasıl algılandığını görür gibiyiz, evet Türkiye dış politikada onurlu duruşuyla takdir toplamaya devam ediyor. Ak Parti Hükümetimiz dış politikada bütün dünya ülkeleri ile arasını iyi tutuyor. İlkokula gittiğimiz zamanlar bize söylenen etrafımız düşmanlarla çevriliydi ne olduda bu düşmanlar dost oldu, evet sayın okuyucular içe kapanıklılık ülkemize hiçbir zaman hiçbirşey getirmemiştir, ben milliyetçiyim demeyle milliyetçi olunmuyor, ben ulusalcıyım demeyle ulusalcı olunmuyor, ben Atatürk çüyüm demeye bu temiz milletimiz kanmıyor binlerce yıldır kardeşçe yaşadığımız Suriye ile bu günkü münasebetimizle milliyetçi olunuyor, yine binlerce yıldır aynı coğrayada kardeş gibi yaşadığımız İran, tüm dünya İran ı cephe almışken bizim burada barışçıl bir rol almamız ilericilik ve Atatürk çülük oluyor. ”Burası İran mı” demeyle modernlik olmuyor. Bir aileden örnek verelim aile komşuları ile devamlı hır,gür içinde olacak,devamlı kavga içerisinde olacak bu durum bugünkü gibi aile bireylerinden biri büyüklük...

Devamını Oku

Muhazakar Yazarlık

Son dönemlerin modası artık devlet-i malumunuz muhafazakar yazarlık. Özelliklede bayan muhafazakar yazarlar birçok gazete yazıyor ve televizyonlarda boy gösteriyor. Tabi bu tür yazarların son dönemlerde ortaya çıkması iktidar partisinin oturduğu zeminden kaynaklanıyor.Başta aralarında çok iyi anlaştıkları görünen bu yazar kesimi özellikle son birkaç yıldır kendi aralarında bir anlaşmazlık olduğunu hissetmemekte elde değil. Anlaşmazlıkların nedenin temeli aslında siyasi olamamakla beraber asıl neden temsil ettiği muhafazakarlığın ne kadar içindeler ve ne kadar yaşıyorlar sorusuna verilecek cevaptadır. Bu tip yazarlar genelde Müslümanlık, Filistin konusunda ve özelliklede başörtü mevzusunda kılıçlarını çekerler ve özgürlük havarisi kesilirler. Filistin’i önemsedikleri kadar acaba Çeçenistan’ı, Doğu Türkistan’ı ve Darfuru önemserler mi? Başörtü konusunda da tam bir özgürlük savaşçısıdırlar. Ama taktıkları başörtü ne kadar Müslümanlıkla örtüşüyor. Özellikle bayan muhafazakar yazarlar başlarındaki başörtüsünü sadece bir simge olarak görmeyi yeğliyorlar. Sadece iktidar partisiyle arasını iyi tutmakta en büyük amaçları. Bir bayan yazar çıktı ‘’Muhafazakâr görünümlü aşk kadınlarına hitabe’’ diye başlayan yazısında muhafazakarlığı sanki bir oyuncak sanarak onunla beş yaşındaki bir çocuğun zekası ile oynamaya başladı. Acaba kendi hiç aynaya bakıp bu hitaptaki kadınlara benziyor muyum diye düşünüyor mu? Başka bir yazarda o kadar Filistin’i o kadar başörtüyü savunuyor ki dersiniz ki savunduğu kriterleri dört dörtlük yaşayan bir kişi. Ama sonra çıkıp bir röportaj için bir bayanla olmadık pozlar vererek savunduğu kesmin prensiplerini alt üst eden ve muhafazakarlığın temeli sarsacak işler yapıyor. Bu arada başta söylediğimiz gibi arada sırada kavga etmeyi de...

Devamını Oku

Eskiyen Bir Gün Daha Geçti…

Eskiyen bir gün daha geçti, hala üzerimde kokusu, kulağımda sesi, gözlerimde rengi olan. Bir gün daha kendini bıraktı tarihin derinliğine, bilinmezliğine. Bilinen neydi peki? Yaşayamadığım, toz tutmuş hayallerim mi? Yutulmuş özlemlerim mi? Neydi peki bilinen, ama bilinmeyen zannına giren…Şimdiyi düşün, anı yaşa desek de hayatın, geçirdiğim dakikaların ardından hep bir hüzün kaplar ruhumu, bazen de serzeniş. Hele şu son günlerde, ne yaptım hayat sana ben, sundun bana böyle bilinmez bilmeceler. Çözemiyorum seni, oysa ellerim hep üstünde, çözüyorum diyorum, yine meçhule gidiyor her bir hecen. Her ne kadar el sallamama izin verse de, arkasından içim burkuluyor, ateş düşüyor yüreğime, korkarım ben de gideceğim diye o bilinmeze. Korkuyorum hem de en derininden. Faili olmuş yüreğim, girecek hayatın köhne zindanlarına, bir dalabilse yaşamın coşkun ırmağına. Her bir çağrı sesinde, annenin yerinde mi diye merak ettiği çocuğuna seslendiği gibi bakıyorum sana ben, içimdeki öfkeyi uyutarak, sessiz ve ta derinden. Seninle bakışırken konuşuyor muşum, seslenişlerine cevap arıyormuşçasına kendimi arıyorum, biliyorum ki konuştuğum aslında yüreğim, dudaklarımdan dökülen sandığım suskunluğum. İçimdeki deruni konuşmamın, düşüncelerim olduğunu sonra anlıyorum, birbirine giren seslerden. Dinliyorum sadece, dinledikçe yüreğim konuşur oldu, durduramaz oldum içimdeki hezeyanları. Taze bir başlangıç misali her bir günüm; umutla, özlemle, merakla ve tutkuyla karşılıyorum her halini. Bir yerde okumuştum ve okuduğum yazı yaşamımdaki deneyimlerimi sorgulamamı sağladı. Yorgunlukları ve sorumlulukları biz seçmişsek eğer, bunlara katlanmamız daha kolay olur diyordu. Ben kendim mi seçiyorum, seçmek zorunda mı kalıyorum yoksa...

Devamını Oku

Öcalan'ın Dışarı Çıkma Zamanı

Türkiye’ye ‘’Şartlı mı iade edildi?’’, ‘’İadeyi Amerikan gizli servisi mi yaptı’’, ‘’İadenin şartı asmamak mı’’ gibi büyük soru işaretleri arasında gönderilen Abdullah Öcalan İmralı’dan büyük mesajlar ve tehditler yollamaya devam ediyor.Kürt sorunu diye başlayan Kürt açılımı adı altında devam ve en sonunda demokratik açılım olarak bilenen olaylar zincirinde sanki ipin ucu kaçtı. DPT’nin kapatılıp BDP olarak karşımıza biraz daha güçlü çıkması Abdullah Öcalan’ı ve PKK sempatizanlarını birazda cüretkar konuşmaya itiyor. Siyasal kanat olarak BDP’nin açık açık özerlik ve çift dillilik isteği ortamı gererken; İmralı’dan mesajlar ve tehditler geliyor. Abdullah Öcalan’ın avukatları aracılığıyla bakın en son açıklamasında neler söylüyor; ‘’Benim burada ölümüm sonsuz bir savaş nedeni olur, sonsuz bir savaşı başlatır. Sonuçta nasıl ölürsem öleyim öldürülmüş olurum, çünkü burası cezaevi. Dolayısıyla yarın ne gelişeceği belli değil, hatta Başbakan’a da yönelebilirler. Çünkü ben kendi tecrübelerimden biliyorum. Öylesi bir süreçte Özal öldürüldü, yarın Erdoğan da öldürülebilir, yarın darbe de olabilir ülkede her an her şey olabilir. Bu nedenle Mart diyorum. Çözüm için acele edilmelidir. ’’ Bu açıklamada ‘’ben burada nasıl ölürsem öleyim her türlü Türkiye karışır ve zararlı çıkarsınız.’’ tehdidini ve bazı odaklara da ‘’artık beni buradan söz verdiğiniz gibi çıkarın’’ mesajını vermeye çalışıyor. Bu tehdidi iktidar ve TSK ne kadar ciddiye ve önemser önümüzdeki süreçte belli olacak. Büyük mesajını da Abdullah Öcalan’ı Türkiye yukarıda sıraladığımız soru işaretleri arasında teslim eden o yapı ve BDP bu mesajı ne kadar hayata geçirebilecek. Önümüzdeki...

Devamını Oku

Ölümden Dirilişe…

Gönül vuslatına hasret yanıp kavrulurken; davet ettin, konuk etmeyi lütfeyledin ve sana cevabım zaten belliydi; ”Lebbeyk Allahümme Lebbeyk” (Buyur Allah’ım buyur…)Geldim ikram evinin kerim olan sahibi. Tokmağına sürmeye nasıl cesaret ettim bu günahkar elleri bilmem ama; Beyti gümüş, kapısı pırlanta olan güzeller güzeli, sen duydun bakırdan tıklamalarımı. Ve o An… Güneşin altın vuruşlarıyla parlayan dere misali yüzüme pişmanlığımı çizgi çizgi resmetti gözyaşlarım. Şimdi ateş böceği gibi; elimde tespih, yüzümde bir mahzun sel, üzerimde kefenim, ardımda ise tren vagonu gibi ahlarla-vahlarım… Nurunun etrafında dört dönüyor cesedim… Her bir şavtta kalbim damarlarıma kan yerine bin bir pişmanlık pompalıyor. Pişmanlığımın yuhalamalarıyla bedenim kaskatı dikiliyor. “Affetmeyi seven olmanın” verdiği ümitle; bu derbeder halet-i ruhiyeden sıyrılan gönlüm, tekrar tekrar sana sevda kesiliyor. O ana kadar gelmiş geçmiş bütün vakitlerimi, şimdiki zamanımla harmanlayıp, tadına doyulmaz bir zaman bileşiminde buluyorum kendimi. Cismim döndükçe, gönlüm mantığıma daha net temas ediyor. İşte o vakit idrak ediyorum ki; kahrı da lütfu da hoş olan seni sevmek,  tüm dünya zorluklarına meydan okumak oluyor. Beytine yönelip de açtığım el, ya uzun uzadıya bir sessizlik, ya da çenesi düşük bir çaresizlik gibi… Derken; Çaremin, ilacımın hemen yanı başımda olduğunu görüp, yüreğime imkansız bir huzur serpiliyor. Senden dilemesine nasıl utanmadım, isminle süslemediğim dili bilmem lakin; her “Aman Yarab!” dediğim niyazımın sonunda büktüğüm boynum gibi, cümleler öksüz kalıp, kelimelerin boynu bükülüveriyor. Ve ben söyledikçe sesim bağrı yanık bir köşeye çekilip içli içli ağlıyor. Secdeye...

Devamını Oku

Yeni Makale 2011

Her yıl olduğu gibi bu yılda Yeni Makale ekibi olarak geçen yıl koyduğumuz hedefleri ne derece gerçekleştirdiğimizi ve bu yıl için neler planladığımızı sizlere açıklamak istiyorum. Geçen yılki hedeflerimizi büyük oranda başarmanın mutluluğu içindeyiz. Bu yıl çok daha büyük hedefler koyacak ve bunlara ulaşmak için çok daha fazla çalışacağız.Öncelikle 2010 yılı için hedeflerimizi sitede arama yaparak görüntüleyebilirsiniz (Hedefler üzerinde kesinle oynama yapılmamıştır. Makale sonunda yer alan son güncelleme tarihi bunun bir kanıtıdır ve sistem son güncelleme tarihini otomatik görüntülemektedir.) Merak edenler içinde 2010 makalesi içinde 2009 yılı hedeflerinin yeraldığı makalenin linki de bulunmaktadır. 2011 yılını, Yeni Makale için bir “Devrim” olarak görüyoruz ve bu Devrim’i gerçekleştirmek için her zamankinden daha çok çalışacağız. Bu yolda en büyük destekçilerimiz her zaman olduğu gibi yine Değerli yazarlarımız, üye ve hayranlarımız olacaktır. Ziyaretçi Sayıları Ziyaretçi sayısı olarak günlük 35.000 gibi bir hedef belirlemiştik. Şuanda son bir aylık dönemde günlük 45.000 ziyaretçinin üzerinde bir ortalama yakaladık. Dolayısıyla da hosting firmamız “Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz?” şeklinde bir soru yöneltti bize 🙂 Bizde “Ziyaretçi geliyor, kapıdan mı kovalım?” diye karşılık verdik. “O zaman başka yerde misafir edin” dediler. Bizde sizler için en iyisini yapmaya çalıştık. Günlük 300.000 ziyaretçiyi kaldırabilecek www.ni.net.tr (Net İnternet)’den bir sunucu kiraladık. Sunucunun avantajlarından sizlere kısaca bahsetmek istiyorum. Sunucu sayesinde site sayfaları daha hızlı görüntülenmektedir, aşırı ziyaretçiden dolayı sorun çıkarma ihtimali çok düşüktür, siteden dosya, resim ve program paylaşmaya yetecek kadar alana sahiptir...

Devamını Oku

Aşkın Büyüğü Küçüğü Yoktur

Aşk, kendi içinde çözümlenmemiş, tanımlanmamış ve değer biçilememiş bir şeydir. Yaşa bakmaz, kalp kalbe çarptı mı tutamazsın bir daha istesen bile. Bir de buna sevgi eklendi mi vay haline! Çok zordur aşk! Yaşanması ve yaşatılması çaba ister.Eli eline değdi mi sevdiğinin, bir şey mi oldu diye eline masaj yapmaya kalkışırsın. Çünkü kıyamazsın âşık olduğuna. Koruma hissi tusunami dalgasını bile durdururcasına yüksek ve bir o kadar da sadık. Ondan uzak geçen bir gün sanki hiç geçmeyecek gibi gelir insana. Bir gün olur bin yıl âşık olana. Bu nasıl bir duygudur diye bakma, âşık olmadıysan anlayamazsın! Onunla geçen her günün tarifsiz, onsuz geçen günler cehennem azabı! Merak ettiğin bir kitabı okurken ya da en sevdiğin dizi filmi izlerken birden elektriğin kesilmesiyle şok olur ya insan, işte aşk bundan da öte bir şey. Katlanılması güç bir şeydir aşk. Aile, akraba, arkadaş çevren yok oluverir birden. Seni doğuran ve her türlü sıkıntılarına göğüs gelmiş biricik annen bile o an arka planda kalır. Aşk işte, insanı mecnun da eder, rezilde! Aşk, yarını düşünmez, bugün varsan o gün bitmeyecekmiş gibi gelir insana. Yarının gelmesini istemez âşık insan. Öyle bir duygu ki sadakat kelimesi zirve yapar. Aldatamazsın! Kıramazsın! Ama ağlarsın! Bu yaşta aşk mı olur kardeşim deme! Yaşa bakmaz aşk,  okyanustaki bir girdap gibi dolar seni kendine bırakmaz. Dönersin, dönersin bıraktı mı sonu belli olmayan bir uçuruma yuvarlanıveririsin. Seni anlayan olmaz, zaten anlamalarını da beklemezsin. Boşlukta...

Devamını Oku

Merhamet ve Şefkat

Mutlu ve huzurlu bir toplumun oluşabilmesi için Kuran’da tarif edilen gerçek merhamet anlayışının, o toplumun insanları tarafından yaşanması gerekir. Merhamet ve şefkat anlayışı yaşanmadığı sürece kargaşa ve huzursuzluk o toplumdan eksik olmaz. Çünkü merhametin ve sevginin  olmadığı yerde sevgisizlik ve zulüm vardır.Merhamet edenlerin en merhametlisi, sonsuz şefkat sahibi Yüce Rabbimiz, Kuran ahlakına uyan kullarının üzerinde “Rauf” (pek esirgeyen, çok acıyan) ve “Rahman-Rahim” (Merhamet eden, verdiği nimetleri iyi kullananları daha büyük ve ebedi nimetler vermek suretiyle mükafatlandıran, ezelde bütün yaratılmışlar hakkında hayır, rahmet ve irade buyuran, sevdiğini sevmediğini ayırt etmeyerek sayısız nimetlere kavuşturan) isimlerini tecelli ettirir. İnananlar, “Eğer Allah’ın sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı ve Allah gerçekten Rauf (şefkat eden ve) Rahim olmasaydı (ne yapardınız)?” (Nur Suresi, 20) ayetiyle bildirildiği gibi, Allah’ın kendilerine olan merhametine muhtaçtırlar. İnanan insanların sahip olduğu Kuran’i merhamet, beraberinde fedakarlığı, sevgiyi, saygıyı, affediciliği ve ince düşünceliliği getirir. Merhamet sahibi inananlar, insanlara karşı duydukları derin şefkat sebebiyle, maddi manevi her konuda  onlara yardımcı olmaya çalışırlar. Bu yardımların karşılığında da herhangi bir beklenti içine girmezler. Toplumda huzur ve güven ortamı sağlayan merhamet anlayışının insanlar arasında yayılması, güzel ahlakın yerleşmesi ve yaygınlaşması ile gerçekleşir. İyiliği emreden ve kötülüğe güzel bir tavırla karşılık veren insanların oluşturduğu bir toplumda şiddet, kavga ve kargaşa olmaz. Yüce Allah insanlara, kötülüğe karşı en güzel tavırla karşılık verdikleri takdirde hayırlı bir sonuç elde edeceklerini vaat etmiştir. “İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, güzel olan bir...

Devamını Oku

Eskişehirspor Büyüyor

ES ES ES Kİ Kİ Kİ ESKİ ESKİ ES… KIRMIZI ŞİMŞEKLER… ESKİŞEHİRSPOR. Tam 3 Sene önce ANADOLU EFSANESİNİN SPOR TOTO SÜPER LİG’E Geri Dönüşü.Geri döner dönmez de klüp olarak akılcı yatırımlar, davranışlar. Tesislerin yenilenmesi işleminin tamamlanması, ESSTORE online alışveriş sitesinin açılması, Altyapıya verdikleri önem ve son kongrede alınan her sene mali kongre yapılması gibi yine tutarlı ve duyarlı davranışlar. Ve eğer duyumlarımız doğruysa yeni senede Eskişehirspor Basketbol Takımı ile tanışacağımız. Protokol işlemleri tamamlanan Muttalıp bölgesindeki bir stad projesi. Eskişehirspor büyük düşünüyor, tam Anadolu Efsanesine yakışan tarzda düşünüyor, yavaş yavaş gerçekleştiriyor. Eskişehirspor taraftar grupları kendi adlarını kaybetmeden Eskişehirspor Taraftarlar Birliği adı altında birleşti (ETB). Eskişehir halkının Eskişehir’in her değerine olduğu gibi Eskişehirspor’a da büyük desteği var. Sn. Mehmet KILIÇLAR, Sn. Yılmaz BÜYÜKERŞEN uyumlu bir koordinasyon içindeler Eskişehirspor için. Sn. Başkan Halil ÜNAL’da yönetimi ile birlikte Eskişehirspor’u her yönden öne çıkartmak için çok çalışmaktalar. Dikkat etmeleri gereken bazı noktalar var. Onları zamanla düzelteceklerdir eminiz. Bu arada dikkatinizi çekmek istediğim bir nokta var. İstiyoruz ki Eskişehirspor logolu kravatları artık SARAR firması üretsin ve bizlerde tüketelim. Anadolu Efsanesinin gerçek bir efsaneye yakışır yükselişini de hep beraber seyredelim,...

Devamını Oku

Bekle Dediler Güneşe

Bekle dediler güneşe,Sakın doğma,Uyandırma uyuyanları,Uyumazlar, bir daha,Kara bulutlar yükseldi, Doğudan batıya!Ve ışığı göremediler. Bekle dediler güneşe,Sakın doğma!Uyanmasın uyuyanlar,Bir kısmımız uyanırkenBir kısmımız uyurgezer hala!Uyan ey mazlum!Neler oluyor, bir bak etrafına. Günü geldi doğdu güneş!Çıplak, ayaklı kadınlara!Ve çıplak çocuklar, üstüneGöçtüler, büyük şehirlere,Şaşkındılar, bu hale,Ne yapacaklar, bilmeden,Savrulup gittiler poyrazla,Şehrin karanlık sokaklarına,Onlar, Güneşi göremediler. Fırsat bildi, açık gözlülerTutuşturdu ellerine silahı,Vur dediler, kardeşini akrabanıOnlar boş sözlere, inandılar,Göremedi gerçekleri,Karaydı, dünyaları!Kör olmuştu gözleri,Güneşleri, asla doğmadı. Uzun zaman, haykırdılar sokaklardaUlaşmak istediler, aydınlık yarınlaraHer günün sabahında, beklediler,Yarınlardan, umutları vardı!Güneş ufuktan, ha doğdu, ha doğacaktı. 11 MAYIS /...

Devamını Oku